Capital'e abone olun.
7'NCİ DALGA ŞİRKETLERE NE GETİRECEK?

7'nci dalga şirketlere ne getirecek?

KSS kavramı, Türk iş dünyasının gözünde nereden nereye geldi?

Son Güncelleme: 01.03.2012

40-50 yıl önce "hayırseverlik" olarak görülen sosyal sorumluluk, son 10 yılda adeta evrim geçirdi. Artık KSS kavramı şirketlerin temel iş stratejilerinin içine girdi. CEO'lar bizzat işin başına geçti. KSS'ye ayrılan bütçeler her yıl yükseliyor, kamu ve STK'larla olan işbirlikleri artıyor. Taahhütler ve yapılanlar yıllık raporlarla açıklanıyor. Zaten uzmanlara göre de olması gereken bu. Peki yıllar önce hayır işi olarak algılanan, bugün ise rekabetin ana unsurlarından birine dönüşen KSS kavramı, Türk iş dünyasının gözünde nereden nereye geldi? Yeni dönemde neler olacak,stratejilerde ne var? Uzmanlar ve CEO'lar bu soruların yanıtını 7 başlık altında anlattı. İşadamlarının izleyecekleri politikalar, alacakları kararlar ve yapacakları uygulamalarda toplumsal yaşamın amaçlarına ve toplumun değerlerine paralel hareket etmesi zorunludur." Sosyal sorumluluğun babası olarak bilinen profesör Howard Bowen, bu sözleri söylediğinde takvimler 1950'li yılları gösteriyordu. O dönemde Türkiye'de ise "bağış-hayır işleri" ekseninde ilerleyen bir anlayış hakimdi. Bugünlere gelindiğinde, kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) artık şirketlerin ve rekabetin olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Sponsorluk destekleri ve dönemsel kampanyalann ötesine geçen kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetleri, büyük grup ve holdinglerin uluslararası standartlarda benimsediği bir yol haritasına dönüştü. Capital olarak bu dönüşüme ışık tutmak amacıyla Türk iş dünyasının KSS anlayışının nereden nereye geldiğini araştırdık. Ortaya çıkan sonuçlar çarpıcı... Uzmanlar da CEO'lar da gelişimin büyük olduğu görüşünde... 1950'li yıllarda hayır işleriyle başlayıp önce vakıflaşan, daha sonra şirketlerin kendi bünyesinde süren KSS faaliyetleri, artık bizzat CEO'ların dahil olduğu süreçlere dönüşmüş durumda. Türk iş dünyasının sosyal sorumlukta kat ettiği o uzun yolu konunun uzmanları ve duayen işadamlarına sorduk. Sonuçta KSS'nin yaşadığı çarpıcı yolculuk ve yeni nesil sosyal sorumluluk anlayışına dair önemli bir analiz ortaya çıktı.

1- HAYIR İŞLERİYLE BAŞLADI

Aslında "toplumdan aldığını topluma verme" felsefesi, Osmanlı'ya kadar dayanıyor. Bundan 40-50 yıl önce bu tarz faaliyetlerin daha çok yoksullara yardım ve hayır işleri ekseninde döndüğünü görüyoruz. O dönemin öne çıkan trendleri ise aile adına okul, hastane, öğrenci yurdu gibi sosyal tesisler açmaktı. İş adamları bu sayede hem sosyal yardımlar yapıyor, hem aile isminin devamını sağlayabiliyordu. Türkiye'nin önde gelen işadamları, o dönemde toplumsal sorunlara da uzak kalmıyor, bağışlar, yardımlar, camiler yaptırıyorlardı. Vehbi Koç. Sakıp Sabancı, Kadir Has, İzzet Baysal ve diğerleri.... Hepsi, "vefa borcu" ile bu görevlerini yerine getirmeye özen gösteriyordu. Borusan'ın kurucusu ve onursal başkanı Asım Kocabıyık ise o yılları şöyle anlatıyor: "Ben köyde doğdum. Köy hayatının sıkıntıları ve yokluklar, şehir hayatındaki dar bütçenin yetersizliği ve bilhassa üniversiteden mezun olduktan sonra dünya milletlerinin ulaştığı seviyeleri görünce memlekette gördüğüm eksikleri elimden geldiği kadar ve imkanlarımın elverdiği ölçüde karşılama gayreti içine girdim. Ben memlekete borcumu ödüyorum. Bir sosyal görüş bu. Eğer kendinizi borçlu hissediyorsanız böyle düşünürsünüz. İnsan cami yapar, çeşme yapar, ihtiyaç içinde olan insanlara bina yapar. Ben bu tür işler de yapmışımdır. Ama bunları hiçbir zaman bir 'hayır işi' olarak kabul etmedim. Görev telakki ettim."  
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6

  • Etiketler:

    İsminiz:

    Yorumunuz:


    FOTO HABER