Capital'e abone olun.
Capital'e bağlan>>
Anadolu'nun Yükselen Holdingleri

Anadolu'nun Yükselen Holdingleri

Antalya’da Güçbirliği, Konya’da Anadolu Birlik, Gaziantep’te Naksan ve Gülsan son dönemde Anadolu’nun yükselen holdingleri oldu. 2002 yılında Anadolu’daki holding sayısı 144 iken 2009’da bu sayı 20...

Güncelleme: 01.02.2010

Antalya’da Güçbirliği, Konya’da Anadolu Birlik, Gaziantep’te Naksan ve Gülsan son dönemde Anadolu’nun yükselen holdingleri oldu. 2002 yılında Anadolu’daki holding sayısı 144 iken 2009’da bu sayı 204’e çıktı. Holding sayısında yüzde 40’ın üzerinde artış yaşandı. Yeni holdinglerin çekim merkezi ise Gaziantep, Denizli, Kayseri, Konya, Bursa ve İzmir oldu. İzmir’de 44, diğerlerinde ise en az 3 tane yeni holding kuruldu. Veriler, Anadolu’daki büyük atağın devam edeceğini, önümüzdeki yıllarda holding sayısının 250’ye doğru gideceğini gösteriyor.

Kaplanlar ‘Holding’e Dönüşüyor

Türkiye’nin ilk holdingi, 4 Kasım 1963 tarihinde toplanan Koç şirketleri üst düzey yöneticileri toplantısında hayata geçirildi. Holdingleşme sürecinde merhum Vehbi Koç, yabancı danışmanlarla çalışmış, çok sayıda işadamı ve uzmanın da görüşünü almıştı. Bu toplantıda ise önerisini üst düzey yöneticilerin onayına sunmuştu.

“Hayat Hikayem” adlı kitabında bu konuyu anlatan Koç, bankacı Ahmet Dallı’nın sözlerine de yer veriyor. “Vehbi Bey bu hareketi ile birçok sahalarda olduğu gibi, bu defa da memleket iş alemine rehberlik ve örneklik yapmaktadır” diyen Dallı, holdingleşmenin 4 önemli yararını da sıralıyor:

  1. Topluluğun devamını sağlamak,
  2. Daha randımanlı bir organizasyona ulaştırmak,
  3. Müşterek hizmet ve masraflardan tasarruflar elde etmek,
  4. İş arkadaşlarını da bünyesine katarak sosyal adalet ilkelerine uymak,
  5. Topluluğun serbest kalabilecek menabiini memleket yararına olacak yeni teşebbüslere daha kuvvetle yöneltmek.
    O gün başka konuşmalar da yapıldı ve bütün yöneticilerin büyük desteği ile Koç Holding’in kurulması kararlaştırıldı. 20 Kasım 1963’de holding sözleşmesi imzalandı, 24 Şubat 1964’de ise ilk genel kurul toplandı. Artık Türkiye’nin ilk holdingi kurulmuştu. Kurucusu Vehbi Koç, “Amacımız, kuruluşumuzun, ben öldükten sonra da hayatını sürdürmesidir” diye konuşmuştu.

hedKoç Holding’in kurulduğu yıllarda dünyada benzer kuruluşlar ardı ardına hayata geçiyordu. Siemens, General Motors, Pennsylvania ve Shell Gorup gibi holdinglerden, Vehbi Koç da esinlenmişti.

Türkiye’de ise 1964’den sonra holdingleşmenin devamı Sabancı ve Eczacıbaşı ile geldi. Ardından 1970’lerde sağlanan vergi kolaylıklarıyla bunlara yenileri eklendi. Ancak, 1980’lere geldiğinde Türkiye’deki holding sayısı henüz 100’ü bulmamıştı.

1980’lerde ise ekonominin dışa açılması ve girişimciliğin artmasıyla birlikte holding sayısı da ivme kazandı. Vergi kanununda yapılan yeni düzenlemelerle holding olmanın pek bir avantajı kalmasa da “prestij” unsuru olarak görüldüğünden yeni kurulan holding sayısı artmaya devam etti.

Fakat en büyük yükseliş 1990’lardaki “girişim rüzgarı” ve şirketleşme atağı ile birlikte görülmeye başlandı. Bunu,1995’te 477’e ulaşan holding sayısından da görmek mümkün.

2000’lerde devreye Anadolu girişimcileri de girdi ve holding sayısı 500’ü aştı. 2002’de 628’e, 2009’da ise 993’e ulaştı.

Anadolu’da 1990’larda başlayan “holdingleşme atağı” hala devam ediyor. Bu atağın liderliğini ise . Gaziantep, Denizli, Kayseri, Konya, Bursa ve İzmir gibi iller üstlenmiş durumda… Üstelik bu atak, krize rağmen hızını da kesmiyor.

4 Holdingin Biri Anadolu’da
Son 7 yılda Türkiye’deki holding sayısı 628’den 993’e yükseldi. Anadolu illerinde 2002 ile 2009 arasında toplam 74 yeni holding kuruldu. Bunların 44’ü İzmir’de kurulurken, geri kalan 30’u Anadolu’nun diğer illerine dağıldı.

Böylece 8 yılda, Anadolu’da holding sayısı yüzde 40’ın üzerinde artarak 144’ten 204’e yükseldi. 14 holding ise tasfiye edildi. İstanbul ve Ankara’da ise 7 yıl zarfında tasfiye edilen holding sayısı Anadolu illerinin çok üzerinde gerçekleşti. Türkiye’nin en büyük iki ilinde bu süre zarfında toplam 89 holding tasfiye oldu.

Uzmanlara göre, Türkiye’deki holdinglerin önemli ortak özellikleri var. Çok hızlı büyüyorlar ve çok sayıda sektörde faaliyet gösteriyorlar. Örneğin, Avrupa ve ABD’de büyük gruplar 40 yılda holdingleşiyorken, bu süre Türkiye’de 15 ila 25 yıla kadar düşüyor.

“Türkiye’de holdinglerin uzmanlaşma sorunu var” diyen TOBB Üniversitesi’nden Prof Dr. Ramazan Aktaş, holdinglerin faaliyet gösterdikleri sektör sayısının ise 26’ya kadar çıktığını söylüyor. Dünyada ise holdingler ortalama en fazla 4 ila 5 sektörde faaliyet gösteriyor. Bünyelerindeki şirket sayısı ise 5 ila 10’u geçmiyor. 

Prestijli Ama Avantajı Yok
Uzmanlara göre, holding olmanın prestij ve kurumsallaşmayı hızlandırması dışında hiçbir avantajı bulunmuyor. Prof. Dr. Aktaş, holdingi minimum sermayeyle maksimum şirketi kontrol altında tutmak olarak tanımlıyor. Holding, aslında herhangi bir şirket türü olmadığından kuruluşunda sermaye ya da şirket sayısı gibi sınırlamalar da bulunmuyor. Türk Ticaret Kanunu ise holdingi ayrıca ve özellikle düzenlenmeyen bir şirketleşme şekli olarak tarif ediyor.

Çok ortaklı olduklarından genelde anonim şirketler isteğe bağlı olarak holding ismini kullanıyor. Ticari Hukuku Doçenti Dr. Korkut Özkorkut, son dönemde holding yerine şirketler topluluğu tanımlamasının sıkça kullanıldığına dikkat çekiyor. “Topluluk ve holding uygulamada aynı anlama geliyor” diyen Özkorkut, yeni ticaret kanunu tasarısına şirketler topluğu kavramının da sokulduğunu söylüyor. 

Sonuçta, holding sahibi olmak herhangi bir vergi avantajı sağlamasa da önemli bir prestij unsuru olarak görülmeye devam ediyor. Kamuoyunda “çok büyük bir şirket” imajı yaratıyor. Uzmanlara göre holdingleşmenin bir diğer avantajı da kurumsallaşma sürecini hızlandırması. Grubun amiral gemisi bilgi ve tecrübelerini holding bünyesinde diğer şirketlere kolayca aktarabiliyor.

Artışın Nedenleri
Karınca Danışmanlık’tan yeminli mali müşavir Mustafa Koç ise holdingleşmenin hem grubunun prestiji hem finans kuruluşları karşısında kredibilitesini yükselttiğini söylüyor. Dolayısıyla holdingleşen şirket diğerlerine göre daha kolay kredi imkanlarına ulaşabiliyor.

Koç, aynı zamanda holding olmanın halka açılmayı ve kurumsallaşmayı hedefleyen gruplar için ilk basamak olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Holdingleşmek güçlenen grupların vitrine çıkma hevesidir. Holding unvanı grup şirketlerinin pazarlık gücünü artırıyor.”

Sonuçta, holding sahibi olmanın vergi avantajı olmasa da prestij kaynağı olması uzmanlara göre holdingleşmeyi artırıyor. Holding kurmak için en azından anonim şirket olma şartlarını sağlamak gerekiyor. Bunun için de minimum 50 bin lira sermaye şartı arandığından, bu parayı yatıran kolayca holding unvanını kullanabiliyor.

Ancak, 2008’de başlayan ekonomik kriz diğer alanlarda olduğu gibi holdingleşme hevesini de azaltmış durumda. “Şu anda ekonomik krizden dolayı kimsede holdingleşme hevesi yok” diyen Özkorkut, İslami holdinglerin yatırımcıları zarara uğratmasının da holding imajını olumsuz etkilediğini söylüyor. Bundan dolayı da önümüzdeki günlerde holding yerine topluluk veya grup tanımlarının sıkça kullanılacağını ifade ediyor.

Yeni Nesil Holdingler
Anadolu’da holdingleşme açısından en hızlı iller arasında İzmir, Kayseri, Antalya, Afyon, Denizli, Bursa, Gaziantep ve Konya başı çekiyor. Özellikle Kayseri, Konya ve Eskişehir’de 2002’den bu yana 4’er tane yeni holding kurulmuş durumda.

hedİl bazında ise Ankara’nın yanı sıra,  İzmir Anadolu’da en çok holdingin kurulduğu yer. Köklü ticaret geçmişi olan İzmir’de 7 yılda kurulan yeni holding sayısı 44’ü buluyor. Sanayi kenti Bursa’daki toplam holding sayısı ise 15’e ulaştı. Son dönemde kurulan holdinglerin başında Gençoğlu, Türkün ve Almira bulunuyor.

Holdingleşme açısından öne çıkan bir diğer bölge de Gaziantep. Bu ilde Sanko’nun dışında Naksan, Gülsan, Kaleoğlu, Ritaş gibi önemli holdingler faaliyet gösteriyor.

Gaziantep’in dışında Kayseri, Eskişehir ve Denizli de holdinglerin önemli merkezleri arasında.

2002’de İslami holdinglerin yatırımcıları zarara uğratmasıyla gündeme gelen Konya’da da yeni kurulan holdingler dikkat çekiyor. Bunlar arasında Konya Şeker’in yerine kurulan Anadolu Birlik Holding, Kaldera, Alpek, Esra ve Tuğra ilk akla gelenler arasında.
2005 ila 2008 yılları arasında artan holding sayısı son dönemde krizden etkilendiyse de hala holdingleşme Anadolu’da önemli bir prestij unsuru olarak kabul ediliyor.

Anadolu’nun En Güçlüleri
Anadolu’nun en güçlü holdingleri arasında Gaziantep’te Sanko, Kayseri’de Boydak, İzmir’de Yaşar, Arkas ve Mazhar Zorlu, Bursa’da Yeşim ve Orhan Holding, Denizli’de ise Cafer Sadık Abalıoğlu ila Ahmet Nuri Erikoğlu Holding başı çekiyor.

Yıllık cirosu 2,3 milyar dolar olan Gaziantep merkezli Sanko ise Anadolu’daki holdinglerin en büyüğü. Toplam 14 sektörde faaliyet gösteriyor. Sadece enerji sektöründe 20 şirketi bulunuyor. Bünyesindeki 100’e yakın şirkette 15 bin kişi çalışıyor.

Son dönemde enerjiye ağırlık verdiklerini söyleyen Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Konukoğlu, “Enerjiye önümüzdeki 5 yılda 2 milyar dolar yatırım yapmayı planlıyoruz” diyor. Sanko, gibi Anadolu’da hızla büyüyen holdinglerin de önümüzdeki döneme ilişkin en önemli yatırım planları arasında enerji bulunuyor.

Sanko’yu, 2 milyar 160 milyon dolarlık cirosuyla Kayserili Boydak Holding takip ediyor. Son dönemde hızlı büyüme ve kurumsallaşma sürecine giren Boydak da Türkiye’nin en büyük holdingleri arasında ilk 10’un içinde yer alıyor. Bünyesinde İstikbal, Türkiye Finans, Boyteks gibi 24 şirketi barındırıyor. Mobilyadan demir çeliğe, lojistikten finans ve bilişime kadar 9 farklı sektörde faaliyet gösteren holdingin toplam çalışan sayısı ise 11 bin. 70’in üzerinde ülkeye ihracat yapıyor.

Yurtdışına Açıldılar
Sadece İstanbul ve Ankara’dakiler değil, Anadolu’daki holdingler de yurtdışında etkili. Merkezi Bursa’da bulunan Orhan Holding’in Türkiye’nin dışında Romanya, Slovakya, Macaristan, Fransa, İspanya, İngiltere, ABD ve Meksika’da toplam 21 üretim tesisi bulunuyor.

Başta otomotiv üzerine 4 sektörde faaliyet gösterdiklerini söyleyen Orhan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Orhan, “2009’da ciromuz 440 milyon Euro oldu. Bu yıl ise 450 milyon Euro’yu hedefliyoruz” diyor.

Merkezi Denizli’de bulunan Cafer Sadık Abalıoğlu Holding de Orhan Holding gibi hem Türkiye hem yurtdışında etkili. 2009’da 1 milyar 150 milyon lira ciro gerçekleştiren CSA Holding, bakır metal, kağıt ambalaj ve tekstil olmak üzere 3 sektörde faaliyet gösteriyor. Toplam 11 şirketi bulunuyor ve 2 binin üzerinde kişiye istihdam sağlıyor.

Uluslararası olma çerçevesinde İtalya, Romanya, Mısır’da şirket kurduklarını söyleyen CSA holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Abalıoğlu, “Kağıt alanında Türkiye ve Balkan pazarının lideri olan Dentaş Kağıt, Romanya’daki tesisiyle birkaç yıl içinde Avrupa’da da Pazar lideri olacak” diyor.

Holding Merkezi İzmir
Yaşar, Arkas, Mazhar Zorlu ve Özgörkey gibi çok sayıda köklü holdingin merkezi İzmir’de bulunuyor. Yeni dönemde İzmir’de kurulan holdinglerin başında ise Enda Enerji, Öztüre, Bakioğlu, İnci holding geliyor.

İzmir merkezli Mazhar Zorlu Holding ise bölgenin en önemli ihracatçılarından biri… Holdingin ürettiği plastik borular dünyanın dört bir tarafına ihraç ediliyor. Plastik dışında enerji, tekstil ve gayrimenkul alanlarında da faaliyet gösterdiklerini söyleyen Kemal Zorlu, “Toplam 20 şirketimizde 1250 kişi çalışıyor” diyor. 2009’da 80 milyon dolar ciro gerçekleştiren Mazhar Zorlu Holding’in 2010 hedefi 110 milyon dolar hedefini tutturmak. Zorlu, özellikle bu yıl holding olarak enerji, gayrimenkul geliştirme ve plastik tevsi yatırımlarına ağırlık vereceklerini belirtiyor.

İzmir’in en eski holdinglerinden E. Özgörkey Grubu’nun da geçmişi 1950’lilere dayanıyor. Grup, bugün dondurulmuş gıda, otomotiv, inşaat, turizm, tarım ve endüstriyel çamaşırhane olmak üzere 6 ana sektörde faaliyet gösteriyor. Grup bünyesinde bin kişinin çalıştığını söyleyen Erdoğan Özgörkey, “2009 yılını 150 milyon dolarlık bir ciro ile bitirmeyi hedefliyoruz” diyor.

Yeni Dönemin Yıldızları
Son dönemde de Anadolu’dan çok sayıda güçlü holding çıkmaya devam ediyor. Yeni dönemin holdingleri arasında hemen her sektörde faaliyet gösteriyor. Bu yıl Konya Şeker Anadolu Birlik holding oldu. Tokat’tan çıkıp Dimes meyve sularıyla markalaşan Diren Ailesi de gıda, nakliye ve pazarlama alanlarındaki şirketlerini Diren Yatırım çatısı altında topladı. 2008’de 200 milyon dolar ciro gerçekleştirdiklerini söyleyen Dimes Yönetim Kurulu Üyesi Ozan Diren, “Uluslararası marka konumumuzu güçlendirerek, ihracat yaptığımız ülke sayısını 100’e çıkarmayı hedefliyoruz” diyor.

İzmir’de akü üretimiyle özdeşleşen İnci de kurumsallaşmasını holdingleşmeyle tamamlayanlar arasında. Antalya’da son dönemde kurulan Etu Holding ve Euro Holding ise inşaat sektörlerinde faaliyet gösteriyor. Gaziantep’te Nakıpoğlu Ailesi’nin Naksan Holding’i, Royal Halı’yı önce ulusal sonra uluslararası marka haline getirdi. Naksan, tekstilin dışında enerji, teknoloji, ambalaj, madencilik ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteriyor. Ana faaliyet konusu tekstil ve iplik olan Gülsan ise 1.700 kişiye istihdam sağlıyor.

Çok Ortaklı Yeniler
Son dönemde Anadolu’da kurulan holdinglerin arasında çok ortaklı olanlar ve bölge işadamlarının güç birliğiyle kurulanlar da dikkat çekiyor. Elazığ’da Mis Holding, Antalya’da Güçbirliği Holding, Konya’da Anadolu Birlik Holding çok ortaklı yapılarıyla dikkat çekiyor. Kamyon şoförü Nihat Demirbağ’ın öncülüğünde Elazığlı girişimciler tarafından temeli 20 yıl önce atılan Mis Holding’in 730 ortağı bulunuyor. Mis Holding, hala Elazığ’ın tek holdingi olma özelliğini koruyor. Bünyesinde Aşkale Çimento’yu barındıran Er-Çimsan Holding’in ise 9 binin üzerinde ortağı var.

Çok ortaklı yapıda kurulan en yeni holding ise Konya’da kurulan Anadolu Birlik Holding. Konya Şeker’in yeniden yapılanarak Anadolu Birlik Holding ismini aldığını söyleyen Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, kurumun devasa büyümesi sonucunda böyle bir karar aldıklarını söylüyor. Konuk, “Büyük gücün muhafaza edilmesi ve daha ilerilere taşınması için holdingleştik” diyor.

Konuk, geçtiğimiz yaz kendilerini holdingleşme sürecine götüren nedenleri şöyle anlatıyor: “Konya Şeker hızla küresel bir oyuncu haline geldi. 20’ye yakın yeni tesis kuruldu. Bu büyük gücün muhafazası için gücün korunmasına ihtiyaç vardı. Şirketler topluluğu modeli arayışında  holdingleşme yapısını en doğru olarak bulduk.”

Ahmet Acar/ Topkapı İçecek Yönetim Kurulu Başkanı

“Birlikten Güç Doğar Dedik ve Holdingleştik”

Antalya’da Güçbirliği Nasıl Doğdu?
2000 yılına girerken Türkiye’nin belli başlı illerinde çok ortaklı şirketler kuruluyor ve sanayi yatırımları hızla artıyordu. Gelişen ve değişen dünya ekonomisi karşısında, Antalyalı işadamları olarak ya bu gelişime ayak uyduracak ya da seyredecektik. Bu durum Antalyalı girişimci işadamlarını olumlu yönde etkiledi. Kararlı ve emin adımlar atarak 1998 yılında Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, Antalya Ticaret Borsası, ANSİAD ve 124 müteşebbisin katılımı ve “Birlikten kuvvet doğar” ilkesiyle Antalya Güçbirliği Holding’i kurduk.

Enerji ve Alkol İşine Girdi
Topkapı İçecek ve Elda Enerji olmak üzere 2 tane büyük işletmeyi ekonomiye kazandırdık. Sanayi yatırımlarından önce ilimizin ekonomisi turizm, tarım ve ticaretten elde edilen kazanca dayanıyordu. Sonuçta Antalya Güçbirliği Holding’i hayata geçirerek misyonumuz doğrultusunda bölgesel istihdam yaratmaya ve kalkınmaya öncülük ettik. Ekonomik kriz zaman zaman bizi de olumsuz etkilese de şirketimiz yatırımlarını başarıyla tamamladı. Holdingimiz halihazırda enerji, alkol ve alkollü mamuller üretim alanında faaliyet gösteriyor.

Hızlı Büyüme
Enerji alanındaki yatırımımızla Antalya ilinin enerji ihtiyacının 7’de 1’ini karşılıyoruz. Antalya’da daha önce yaşanan elektrik kesintileri artık yaşanmıyor. Enerji şirketimiz 2009’da 110 milyon lira ciro elde etti. Alkollü İçecekler segmentinde ise Topkapı İçecek Dağıtım ve Pazarlama şirketi aracılığıyla, ilk yılımız olan 2009’da 50 milyon lira ciroyu aştık. 2010 ciro hedefimiz ise 110 milyon lira. Ürünlerimiz, Topkapı Rakı, Abbas Rakı ve Nash Votka adıyla 2009 Ocak ayından itibaren satışa sunulmaya başlandı.

“3 Holdingimiz Hızla Büyüdü”

Müjdat Keçeci / Denizli Sanayi Odası Başkanı

Prestij Unsuru
Holding, Türk Ticaret Kanunu’nda ayrıca düzenlenmeyen bir şirketleşme şekli. Sadece 466’ncı madde holdinglerden yedek akçe ayırmayan kuruluşlar olarak bahsediyor. Başka bir hüküm bulunmuyor. Ancak buna rağmen holdingler özellikle farklı konularda çalışan ve birden fazla şirketleri olan sermaye grupları tarafından tercih ediliyor.

Kurumsallaşma İçin Önemli
Holdingleşme birden fazla şirketi olan gruplar için önemli bir kurumsallaşma aracı olarak kullanılıyor. Büyük gruplara mevcut şirketlerini bir muhasebe düzeninde tutmaya, finansman bilgisi için sinerji yaratmaya ve en önemlisi de kurumsallaşmaya yarıyor. Sonuçta, holdingler, profesyonelleşmek ve şirketlerin kurumsallaşması açısından önemli bir artı değer yaratıyor.

Denizli’nin 3 Büyüğü
Denizli’de 1990’lı yıllardan sonra kurulan, hızla büyüyüp yurtdışına açılan 3 büyük holding var. Bunların Cafer Sadık Abalıoğlu (CSA) Holding, Ahmet Nuri Erikoğlu Holding ve Zeybekçi Holding. Bu 3 holding kurulduklarından sonra devamlı bir gelişme içinde oldu. Özellikle CSA ve ANE isimli holdingler holdingleşmenin tüm özelliklerini yaşıyor ve gereklerini yerine getiriyor.

Kapananların Hatası
1995 – 2000 yılları arasında kurulan birkaç holding de 2000’li yılların başında kapandı. Kapanmalarının en önemli nedeni sadece holding kurma maksadıyla kurulmalarından kaynaklandı. Holding felsefesine uygun çalışmalar yapmayıp, ekonomik krizden olumsuz etkilendiler.

“Holdinglerin Yerini Topluluklar Alacak”

Prof. Dr. Ramazan Aktaş/ Tobb Üniversitesi

Sayı Az
Türkiye’de yeterince büyük şirket olmadığı için de holding sayısı da dünyayla karşılaştırınca oldukça az kalıyor. İstanbul Sanayi Odası’nın en büyük 1.000 sanayi kuruluşu içerisinde sadece 200 civarında holding bulunuyor.Ülke olarak büyük, markalaşmış firmalara daha ihtiyacımız var.

Tabela Holdingler
1990 ve 2000 yılları arasında Türkiye’de holding enflasyonu yaşandı. Hatta 28 şubat sürecinde İslami holdingler de masaya yatırıldı. 2001’de mecliste bu konuyla ilgili bir araştırma komisyonu kuruldu ve Türkiye’de 42 holding tabela holdingi olarak tespit edildi. Sonuçta yatırımcıyı zarara uğratan tabela holdingler diğerlerine de zarar verdi. Holdinglerin prestijini olumsuz etkiledi.

Yeniden Yapılanma
2001 yılında holdingler de yeniden yapılanmaya gitti. Her alanda faaliyet göstermek yerine belli alanlarda uzmanlaşmak tercih edildi. Belli sektörlerde yoğunlaştılar. Son dönemde ise artık holding yerine topluluk ve grup ismi kullanılmaya başlandı. İslami holding imajından kurtulmak istenmesi. Yeni dönemde toplulukların sayında önemli artış olacak.

Ayçe Tarcan Aksakal
aaksakal@capital.com.tr

  



Etiketler:

İsminiz:



Yorumunuz:


ÖNE ÇIKANLAR