Capital'e abone olun.
EKONOMİDE YENİ FIRSAT

Ekonomide yeni fırsat

Yılın ikinci yarısında büyümenin yavaşlayacağı konusunda neredeyse herkes hemfikir

Son Güncelleme: 01.10.2010

Türkiye ekonomisi, yılın ilk yarısını çift haneli büyümeyle kapattı. Fakat yılın ikinci yarısında büyümenin yavaşlayacağı konusunda neredeyse herkes hemfikir. Biz de benzer yöndeki görüşümüzü, iki ay önce bu sayfalarda yazmıştık (bkz. Ekonomide Yavaşlama Zamanı, Capital Ağustos 2010, Sayı 2010/8). Bu konudaki son değerlendirmemiz de Konjonktür’ün ikinci sayfasındaki kutuda yer alıyor. Yılın ikinci yarısında ekonominin yavaşlayacak olması, ilk yarıyılda büyümeye büyük destek veren “baz etkisi”nin ortadan kalkacak olmasından kaynaklanıyor. Bu nedenle son çeyrekte büyümenin yüzde 3-4 dolayına kadar düşeceği yönünde beklentiler var. İşin kötüsü, gelecek yıla ilişkin büyüme beklentileri de genelde yüzde 4-5 arasında bulunuyor. Bu civardaki bir büyüme ise Türkiye’nin, işsizlikle mücadele ve gelişmiş ülkelerin refah seviyelerini yakalama gibi iki temel ekonomik amacına ulaşabilmesi açısından yeterli görünmüyor.

BİR İHTİMAL DAHA VAR
Fakat ülkemizde yaşanan son siyasi gelişmeler, büyümenin geleceği konusunda yeni bir fırsat ortaya çıkarmış durumda. Bildiğiniz gibi geçen ay Anayasa’nın bazı maddelerinin değiştirilmesiyle ilgili bir referandum düzenlendi ve bu referandumdan iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) istediği yönde güçlü bir sonuç çıktı. Referandumdan yüzde 58 oranında “evet” sonucunun çıkması, AKP’nin gelecek yıl yapılacak genel seçimden yine tek başına iktidar olarak çıkacağı yönünde bir algı yarattı. Siyasi ve toplumsal sonuçlarını bir tarafa bırakalım bu, ekonomi açısından mevcut politikaların devamı, yani istikrar anlamına geliyor. İstikrarın devamına yönelik beklentilerin ise ekonomiyi olumlu etkileyecek bazı sonuçlarının ortaya çıkması ihtimali bulunuyor. Genel seçim sonuçları konusunda belirsizliğin olması, hele de iktidarın el değiştirmesiyle ekonomi politikalarında köklü değişiklikler yapılabileceği beklentisi ortaya çıkarsa hemen her zaman yatırımcıların “bekle-gör” politikasına girmesine yol açar. Böyle durumlarda yeni yatırım projeleri, seçimlerin yapılıp durumun netleşmesine kadar raflara kaldırılır. Seçim sonuçları konusunda bu tür bir belirsizliğin olmaması ise yatırım eğiliminin normal seyrini takip etmesini sağlar.

YATIRIM ETKİSİ
Bu açıdan gelecek yıl yapılacak genel seçimin sonuçları konusundaki belirsizliğin azalmasının, önümüzdeki aylarda yatırım eğiliminde yaşanacak olası bir zayıflamanın önüne geçebileceğini söyleyebiliriz. Hatta istikrarın devamına yönelik beklentiler, resesyon sonrasında toparlanma eğiliminde olan yatırım eğiliminin biraz daha güçlenmesini de sağlayabilir. Önümüzdeki aylarda, resesyon sırasında ertelenen yatırım projelerinin raflardan indirilmesinin yanında tamamen yeni yatırım projeleri de hayata geçirilebilir. Türkiye’de istikrarın devamına ilişkin beklentiler sadece yerli yatırımları değil yabancı yatırımları da olumlu etkileme potansiyeline sahip. Gelişmiş ülkelerde büyümenin zayıf seyretmesi ve öyle de seyredeceğine yönelik beklentilerin olması, bu ülkelerdeki sermayenin zaten büyüme potansiyeli yüksek ülkelere doğru yönelmesine yol açmış bulunuyor. Mali göstergelerinin sağlamlığı sayesinde, bu sermayenin yönelebileceği aday ülkeler arasında Türkiye de yer alıyor. Gelecek yılki genel seçimlerin sonucu konusundaki belirsizliğin azalması, şimdi ülkemizi bu konuda daha da güçlü bir aday konumuna getirebilir. Önümüzdeki aylarda ülkemize yabancı sermaye girişlerinin arttığını görebiliriz. Hem doğrudan yabancı yatırımlarda hem de portföy yatırımlarında yükseliş olabilir.  
  • 1
  • 2

  • Etiketler:

    İsminiz:

    Yorumunuz:


    FOTO HABER