Capital'e abone olun.
HEM İHRACAT HEM İTHALAT ŞAMPİYONU!

Hem İhracat Hem İthalat Şampiyonu!

“Bugün televizyonda Avrupa’nın yüzde 50’sine hâkimiz. Ama içeride üretilen katma değer yüzde 3-15’e kadar. Yüzde 85’i ithalata bağımlı.” Rifat Hisarcıklıoğlu’nun dikkat çektiği bu gelişme aslında b...

Son Güncelleme: 01.06.2008

“Bugün televizyonda Avrupa’nın yüzde 50’sine hâkimiz. Ama içeride üretilen katma değer yüzde 3-15’e kadar. Yüzde 85’i ithalata bağımlı.” Rifat Hisarcıklıoğlu’nun dikkat çektiği bu gelişme aslında bir gerçeğe işaret ediyor: İthalattaki büyüme ihracattaki artışla ivme kazanıyor. İşte bu nedenle Türkiye’nin ihracat şampiyonu şirketleri, ithalatta da rekor kırıyor. İhracat şampiyonu Tüpraş, 12 milyar dolarlık dış alımıyla ithalatta da bir numara. Ford Otosan, Vestel Elektronik, Tofaş, Arçelik, Ereğli Demir Çelik gibi ihracatçı şirketler, yüksek ithalatlarıyla da dikkat çekiyor. Sevindirici nokta ise bu şirketlerin pek çoğunun, Türkiye’nin aksine dış ticaret fazlası vermesi. Örneğin, Arçelik 567 milyon dolar, Vestel Elektronik ise 300 milyon dolar fazla veriyor.

Türkiye’nin cari açığı 1990 yılında 2,6 milyar dolar düzeyindeydi. 2006’da 32 milyar dolara, 2007’de ise 38 milyar dolara yükseldi. Bugün de cari açıktaki büyüme eğilimi sürüyor. Ekonomi çevreleri, cari açıktaki bu artış eğilimini ithalattaki artışa bağlıyor. “İthalat patlıyor, cari açık artıyor” değerlendirmesi bu nedenle her platformda taraftar topluyor. Bütün bu değerlendirmelerin temellendiği nokta ise ekonominin, özellikle ihracatın giderek ara mallarda ithalata bağımlı olması. Yani, bir anlamda ihracat yapmak için ithalat yapılıyor. İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Tanıl Küçük, gelinen noktayı şöyle özetliyor:

"Son yıllarda Türkiye imalat sanayinin ihracata dönük sektörleri giderek artan oranlarda ithalata ve ithal girdilere bağımlı hale gelmiştir. İhracata yönelik sanayi, dış pazarını korumak ve ihracatını sürdürebilmek adına yerli girdi kullanımı azaltarak ithal girdi kullanımını artırmak zorunda kalmaktadır.''

Gerçekten de Türkiye’nin ara malı ithalatı yıllar itibariyle önemli bir artış gösterdi. 2002'de, 37,7 milyar dolar olan ara malı ithalatı, 2007’de 123,6 milyar dolara tırmandı.

İhracatçı sektörlerde ithal hammadde kullanımı arttı. İhracatta ipi göğüsleyen 5 sektörden 4’ünde ithal girdi oranı yüzde 50’yi aşıyor. Otomotivde ithal girdi oranı yüzde 44 seviyesinde. Demir çelik, demir dışı metaller, petrokimya, elektronik gibi ihracatçı sektörlerde ise ithal girdi oranı yüzde 70-80 arasında değişiyor. Tekstilde bu oran yüzde 55 civarında.

İthal girdi oranlarından da görüldüğü gibi Türkiye’nin en ihracatçı sektörleri aynı zamanda en fazla ithalat yapan sektörleri durumunda.

İhracat İçin İthalat
İMKB’de işlem gören şirketler içinde ihracat miktarı 50 milyon doları geçen ve ithalat miktarını da açıklayanlar değerlendirildiğinde fazla ihracat yapan şirketlerin ithalatının da yüksek olduğu görülüyor. Türkiye’nin en fazla ihracat yapan şirketlerinden biri olan Ford Otosan’da da bu şirketlerden biri. 2006 verilerine göre, 2 milyar 461 milyon dolarlık ihracat yapan şirketin ithalat miktarı, 2 milyar 367 milyon dolar. Yani, ihracat ve ithalat dengesi Ford Otosan’da neredeyse başa baş. Dünyanın sayılı televizyon üreticileri arasında yer alan Vestel Elektronik, 2006’da 1,8 milyar dolar ihracat yaptı. Buna karşılık şirketin ithalat miktarı ise 1,5 milyar dolar seviyesinde. Yine Türkiye’nin ihracat şampiyonlarından olan Tofaş’ta da ithalat oranı yüksek. Tofaş, aynı yıl 1,2 milyar dolarlık ihracata karşılık 1 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirirdi.

Bu duruma yol açan iki temel neden bulunuyor. Türk Lirası’nın son yıllarda kazandığı değer ve Türkiye’deki maliyetler bazı hammaddelerin dışarıdan daha uygun fiyatla alınmasına yol açıyor. Tekstil sektörü buna güzel bir örnek oluşturuyor. Elektronik, otomotiv gibi bazı sektörlerde ise bazı hammadde ve ekipmanlar Türkiye’de üretilmediği için ithal etmek dışında bir yol yok. 

Değerlendirmeye aldığımız 37 şirketin dış ticaret dengesine baktığımızda ise 24’ünün dış ticaret fazlası verdiğini görüyoruz. Örneğin, Türkiye’nin en büyük havayolu şirketi THY’de, dış ticaret fazlası 2006 verilerine göre, 940 milyon dolar seviyesinde. Bu rakam Arçelik’te 567 milyon dolar. Vestel Elektronik, İzmir Demir Çelik, Tofaş da önemli miktarda dış ticaret fazlası veren diğer şirketler. 

Tekstilde Hammadde Faktörü
TÜİK verilerine göre, ihracatçı sektörler arasında 2006'ya göre ithalatını en çok artıran ise tekstil oldu. Geçtiğimiz yılın ilk 11 ayında 2006'nın aynı dönemine göre tekstil ithalatı, yüzde 219 artışla 7,6 milyar dolar oldu. Aynı dönemde ithalat, otomotivde, yüzde 5,6 artışla 10,8 milyar dolar, demir çelikte yüzde 64,9 artışla 14,7 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. İthalat artışı makine sektöründe yüzde 18,9 ve elektronikte ise yüzde 23 oldu.

İstanbul Tekstil Hammadde İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle, “TÜİK verilerine göre, 2007’nin ilk 10 ayında 5,7 milyar dolar değerinde pamuk, yün ve sentetik suni lif, pamuk, yün ve sentetik suni iplik ve dokuma kumaş ithal edildi” diye anlatıyor.

İsmail Gülle, ayrıca, temel hammaddeler itibariyle çıkarılan ithalat istatistiklerine göre, 2007 yılının ilk 10 ayında ithalatın, yüzde 58’inin elyaf, yüzde 29’unun iplik, yüzde 13’ünün ise dokuma kumaş olduğunu belirtiyor. Gülle en dikkat çekici artışın iplikte yaşandığını söylüyor ve ekliyor:

 “Geçen yıl iplik ithalatımız miktarda yüzde 45, değerde yüzde 56 artış gösterdi. İplik ithalatımızdaki birim fiyat artışının da ciddi düzeyde olduğunu buradan anlıyoruz. Türkiye gibi muazzam büyüklükte iplik kapasitesi olan bir ülke için rakamlar dikkat çekici.”

Konfeksiyonda birçok şirketin ithalatçı olmayı tercih ettiğini söyleyen İTHİB Başkanı İsmail Gülle, “Bir noktada hakları da var. Hesap ortada. Makinelerin çalışması ve üretilen ürünün dünya rayiçleriyle satılabilmesi için bu ithalatın yapılması gerekiyor”  diye konuşuyor.

İthalat, İhracatı Destekliyor
Maliyetlerin giderek yükselmesi ve uluslararası pazardaki yıkıcı fiyat rekabeti, tekstilde ithalatı körüklüyor. İTHİB Başkanı İsmail Gülle, “Ürünlerimizde ithal elyaf, iplik kullanmakla birlikte bu girdiyi büyük oranda ihraç ediyoruz. Yapılan ithalatı bu sebeple hammadde ve ara malı ithalatı olarak değerlendirmek lazım. Bu açıdan bakıldığında ithalatımızın ihracat performansımıza önemli katkısı var” diye konuşuyor.

Örneğin, lastik takviye malzemeleri ve endüstriyel iplik üretimi yapan Kordsa dış ticaret fazlası veren şirketlerden. Kordsa, 2006’da 219 milyon dolarlık ithalata karşılık 241 milyon dolar ihracat yaptı. Böylece 22 milyon dolar dış ticaret fazlası verdi.

Sabancı Holding’in bir diğer şirketi Advansa Sasa Polyester de tekstilin en büyük ithalatçıları arasında yer alıyor. Elyaf üretim kapasitesiyle en büyük polyester üreticilerinden olan şirket, 2006’da 162 milyon dolar ithalat, 138 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. 24 milyon dolar da dış ticaret açığı verdi. İsmail Gülle, tekstildeki cari açı ile ilgili olarak şunları söylüyor:

“Fiyatla rekabet edemediğiniz alanda ürününüzün kalitesiyle, tasarımıyla, fonksiyonelliğiyle, servisinizin çabukluğuyla ve esnekliğiyle rekabet edebilirsiniz. Biz de bunu yapıyoruz.”

Otomotivde Dış Ticaret Fazlası
Otomotivde, üretimde yüzde 43,5 oranında ithal girdiye, yüzde 56,5 oranında yerli girdiye ihtiyaç var. Otomotiv Sanayicileri Derneği Başkanı Turgay Durak, üretim ihtiyacı için ithalatı yapılan aksam ve parçaların içinde en önemli ağırlığı motor, aktarma organları ve elektronik sistemlerin oluşturduğunu söylüyor. Durak, diğer ithal girdi kalemlerinin ise çelik ve plastik hammaddeler olduğunu belirtiyor. Durak, “2007 otomotiv sanayi ihracatının Türkiye’de üretilen araçlar için gereken parça ithalatını karşılamanın çok ötesinde. Otomotiv sanayi Türkiye’ye ithalat yapan 42 markanın tüm araç ve yedek parça ithalatını da karşıladı ve 3,5 milyar dolar dolayında dış ticaret fazlası verdi” diyor.

Otomotiv ihracatçılarının 2006 yılı rakamları Durak’ı doğruluyor. Örneğin, Türk Traktör’ün
2006 yılı ihracat miktarı 112 milyon 834 bin dolar. Aynı yıl şirket 67 milyon 470 bin dolar ithalat gerçekleştirdi. Şirketin ihracatının ithalatı karşılama oranı yüzde 167. Otokar’da da benzer bir tablo görülüyor. Söz konusu yıl Otokar, 112 milyon dolarlık ihracat yaparken ithalat miktarı 77 milyon dolarda kaldı. Şirket, 35 milyon dolar dış ticaret fazlası verdi. Dolayısıyla Tofaş ve Ford Otosan da eklendiğinde listemizde yer alan 4 otomotiv şirketinin de sektördeki eğilime uygun olarak dış ticaret fazlası verdiği görülüyor.

Petkim Yetersiz mi Kalıyor?
İhracatçılar fiyat rekabetinden dolayı ithalat yaptıkları gibi üretim için de ithal etmek zorunda da kalıyor. Örneğin elektronik, otomotiv, demir çelik, plastik, petrokimya gibi pek çok sektörde ya arz talebi karşılamıyor ya da arz ortada yok. Bu duruma en iyi örneklerden biri petrokimya sektörü...

Sektörün Türkiye’deki en büyük oyuncusu Petkim, ciddi oranda ithalat yapıyor. Petrokimyasal ürünler sayıları on binden fazla kimyasalın üretiminde kullanılıyor. Petrokimyasal ürünlere olan talep, Türkiye’de gelişmiş ülkeler ve dünya ortalamalarının üzerinde bir hızla artıyor. Ancak Türkiye’de petrokimyasal ürün arzı, taleple aynı hızda artmıyor. Petkim 2007 yılı sonu itibarıyla Türkiye talebinin yüzde 25’ini karşılayabiliyor. Bir başka deyişle sektörde dışa bağımlılık oranı yüzde 70-75 mertebesinde. Petkim’in 2006 rakamlarına baktığımızda şirketin dış ticaret açığının 57 milyon dolar olduğunu görüyoruz.

Petkim yetkilileri, yeterli yerli üretim olmaması, petrokimyasal hammaddelerin ülkeye sıfır gümrükle girmesi, Ortadoğu bölgesinde kurulan çok yüksek kapasitelerin devreye girmesi gibi nedenlerin Türkiye’yi petrokimyada dünyanın spot ve en çekici piyasalarından biri haline getirdiğini söylüyor.

Aksa da İthal Ediyor
Tekstil kimyasalları sektörünün önemli oyuncularında Aksa Akrilik de ithalatla besleniyor.

2006 yılında 259 milyon dolar ihracat yapan şirket, buna karşılık 312 milyon dolarlık da ithalat yaptı. 2007’de ise şirketin ithalatı artarak 329 milyon dolara ulaştı. İhracatı ise 268 milyon dolar oldu.

Aksa Akrilik Genel Müdürü Mustafa Yılmaz, 2008’de ithalatlarının 350 ile 375 milyon dolar aralığına, ihracatlarının ise 305 milyon dolara çıkacağını tahmin ediyor. Şirket, her yıl dış ticaret açığı veriyor. Şirketin dış ticaret açığı 2006’da 52,8 milyon dolar iken 2007’de 61 milyon dolara yükseldi. 2008’de de 50 ile 70 milyon dolar arasında olacağı tahmin ediliyor. Şirketin ithalatının artış oranı ihracat artışına paralel seyrediyor. Son 5 yılda ihracatlarının dolar bazında yüzde 94, ithalatlarının ise yüzde 108 arttığını söyleyen Yılmaz, ithalat artışına en önemli gerekçe olarak akrilik elyaf üretimi için ana hammaddeleri olan Akrilonitril (ACN) fiyatının yükselen petrol fiyatlarına bağlı olarak artmasını gösteriyor. ACN ihtiyaçlarının yüzde 70’ini ithal ettiklerini belirten Yılmaz, yüzde 30’unu ise tek yerel üretici olan Petkim’den tedarik ettiklerini dile getiriyor. Şirket, ayrıca akrilik elyaf üretimi için ana girdi olan Vinilasetatı da (VAM) ithal ediyor.

Yılmaz, bu iki hammaddenin yanı sıra bazı boyaları, kimyasalları, yedek parça ve işletme malzemeleri de ithal ettiklerini söylüyor. İMKB verilerine göre, şirketin 2006’da yaptığı ithalatın maliyetler içindeki payı yüzde 70. Yılmaz, bugün bu oranın yüzde 45-50 aralığında olduğunu belirtiyor.

Boruda Yerlinin Payı Artacak
Demir çeliğin alt segmenti boruda, tüm ürün grupları için ana girdi maddesi çelik rulo sac. Çelik rulo saç, özellikle Rusya, Ukrayna ve Romanya’dan ithal ediliyor. Borusan Mannesmann Boru Genel Müdürü Tayfun İşeri, sektörün ithalata bağımlı olduğunu söylüyor. Borusan da hammadde tedarikinde ağırlıklı olarak yurtdışı kaynakları kullanıyor. 2006 yılında 269 milyon dolar mal ithalat eden şirketin, aynı yıl ihracatı ise 193 milyon dolardı. İthalatı 2007’de 349 milyon dolara, ihracatı ise 2741 milyon dolara yükseldi. Borusan’ın dış ticaret açığı küçük bir düşüşle 2007’de, 74,5 milyon dolarlık oldu.

Tayfun İşeri, ithal ettikleri hammadde içinde en büyük payı çelik rulo sacın oluşturduğunu söylüyor. İşeri, “Bunun yanı sıra daha az paya sahip olmakla birlikte kaplama, işletme sarf ve imalat yardımcı malzemeleri gibi diğer hammaddeleri de ithal ediyoruz” diyor. Borusan Mannesmann’ın üretim sürecinin ana girdisi olan çelik rulo sac, şirketin toplam üretim maliyetinin yaklaşık yüzde 85’ini oluşturuyor. Ancak, yurtiçi kaynaklardan yaptıkları alımlar da bu maliyete dahil. İşeri, bu alımlar çıkarıldığında şirketin yaptığı ithalatın toplam maliyetler içindeki payının yüzde 55-60 aralığında olduğunu ifade ediyor.

İthalat bağımlılığının azalması için demir çelikte yerel üretim kapasitesinin artması gerektiğini düşünen Tayfun İşeri, “Pazara yeni oyuncuların girmesi de gerekiyor. Hammadde temininde önümüzdeki yıllarda yerel kaynakların payı artabilir” diye konuşuyor.

Demir-Çelik Üreticileri Birliği Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan da demir çeliğin dış ticaret açığını kapatabilecek sektörlerin başında geldiğini savunuyor ve ekliyor, "Önümüzdeki dönem 2 milyar doları aşkın bir dış ticaret fazlası vermeyi hedefliyoruz."

Kuyumda İthalat Çok Yüksek
Türkiye kıymetli madenlerde ithalata bağımlı. Dünyada en fazla altın talebi olan ülkeler arasında ise ilk sıralarda yer alıyor. Türkiye, zengin altın rezervlerinin olmasına karşın altın madenciliğinde yeterli gelişimin sağlanamaması nedeniyle altın talebini ithalatla karşılıyor.

Goldaş, Türkiye’nin en büyük ithalatçılarından biri. Şirket, aynı zamanda ülkenin en büyük kıymetli maden ithalatçısı. 2006’da 1 milyar 494 milyon dolarlık ithalat gerçekleştiren şirketin ihracatı ise 117 milyon dolarda kaldı. Goldaş’ın ihracatının ithalatını karşılama oranı yüzde 8. Goldaş CEO’su Sedat Yalınkaya bu rakamları şöyle değerlendiriyor:

“Goldaş, sektörde hem kıymetli maden ticareti yapıyor hem mücevherat üreticisi olarak faaliyet gösteriyor. Türkiye’nin altın ithalatının yaklaşık yüzde 50’sini, gümüş ithalatının da yaklaşık yüzde 80’ini gerçekleştiriyoruz. İthalatımızın yüksek oranda gerçekleşmesi, iştirakimiz Goldaş Kıymetli Madenler’in kıymetli maden ticareti işlemlerinden kaynaklanıyor. Kıymetli maden ticareti de yaptığımız için ithalat ve ihracat rakamlarımız arasında bir orantı kurmak doğru olmaz. Çünkü, ithalatımızın tamamını üretim için kullanmıyoruz.”

Türkiye, altın, gümüş gibi madenlerde önemli bir üretime sahip değil. Yalınkaya, bu yüzden sektör olarak üretimde kullandıkları kıymetli madenlerin tamamına yakınını ithal ettiklerini belirtiyor ve ekliyor:

 “Sektörümüzde daha çok işçilik ve tasarımla yaratılan katma değer öne çıktığı için ithalatın yüksek olmasını olumsuz bir durum olarak algılamamak gerekiyor.”

Prof. Dr. Burak Saltoğlu/ Boğaziçi Üniversitesi

Cari Açık Nasıl Azalır?

Tasarruf Açığı
Cari açık şu anki haliyle her global çalkantıda sorun olmaya devam edecek. Azaltılmasında en temel nokta tasarruf açığını azaltacak önlemler olmalı. Tabii bu ancak mevduat sahiplerinin ekonominin geleceğine güveniyle oluşabilir. Ancak özel yatırım fonları, özel emeklilik fonları gibi tasarruf olanaklarını geliştirmemiz gerekli.

Ar-Ge Yasası
Finansal yönden bunlar yapılırken üretim açısından da özellikle yerli girdi kullanımı yoğun olan sektörlerin ihracatları desteklenmeli. Ar-Ge imtiyazı sağlayan yasanın çıkması son derece önemli. Teknokentlerin gelişimi, mikro reformların önemli bir kısmını oluşturmalı. Global likidite şartları son 4-5 yılda bize önemli bir kredi açtı, ama bunun devam etmeyeceği belliydi. Daha proaktif ve uzun vadeli planlar yapmalıyız.

Brezilya Modeli
İthalatı artırmadan ihracatı artıracak yollar aramalıyız. Son finansal krizden çok olumlu çıkan ülkelerin birçoğunda, başta Brezilya’da yapılan ihracat ithalattan çok daha fazla. Bu ülkenin genel riskliliğini azaltma anlamında oldukça önemli.

Üretim Ortamı
Cari açığın artışında sadece hızlı büyüme değil, global şartlar ve sanayimizin yapısal sorunları da önemli. Özellikle finans kesiminin çok önemli bir dışlayıcılık etkisi yaptığı yıllardan bugüne sanayileşme politikalarımız ciddi şekilde geride kaldı. Faiz yükü eğer bir aşamada gerçekten azalırsa bu kaynakları dış ticaretin daha sağlıklı bir şekilde dönüşümüne kullanmalıyız. Bir başka deyişle Çin, Kore ve Brezilya gibi diğer ülkelerin sağladığı üretim ortamını ülke sanayicilerine de sunmalıyız.

Selçuk Aksoy/Pagev Yönetim Kurulu Başkanı

“20 Milyar Dolarlık Yatırım Gelebilir”
Sektörümüz bir yandan rekor ihracat rakamlarına imza atarken, diğer taraftan yerli hammadde yetersizliği nedeniyle yüksek oranda ithalat yapıyor. Hammadde konusunda yüzde 83 oranında ithalata bağımlıyız. Türkiye’nin en büyük yerli hammadde üreticisi Petkim’in mevcut kapasitesi ihtiyacın çok altında. Bu nedenle şirketler üretimlerini devam ettirebilmek için hammadde ithal etmek zorunda kalıyor.

“2007’de 8,6 Milyar Dolar Ödedik”
Sektörümüz 2007 yılında 4 milyon 32 bin ton plastik hammadde ithalatı gerçekleştirdi. Türkiye, 2007’de plastik hammadde ithalatına 6,8 milyar dolar, plastik mamul ithalatına da 1,8 milyar dolar olmak üzere toplam 8,6 milyar dolar döviz ödedi. Sektörün toplam ithalatı ton bazında yüzde 10, dolar bazında ise yüzde 26 artış gösterdi. 2007’de plastik hammadde ithalatı 2006’a oranla ton bazında yüzde 17, dolar bazında ise yüzde 28 arttı.

“Petkim’in Devri Tamamlanmalı”
 Sektörümüzün ihracatı her geçen yıl artıyor, ancak ihracat ağırlıklı büyüyen sektörün buna paralel ithalatı da artıyor. İthalatımızı azaltmak ise ancak yerli hammadde üretiminin artırılmasıyla mümkün olabilir. Bunun için de öncelikle ülkemizin en büyük hammadde üreticisi Petkim’in devri bir an önce tamamlanmalı.

“Yatırımcılar Cesaret Edemedi”
Bugüne kadar yerli ve yabancı yatırımcı devlete rakip olmaya cesaret edemediği için bu alana yatırım yapmadı. Petkim’in özelleştirilmesiyle artan hammadde ihtiyacını karşılamak için Türkiye’ye önümüzdeki 5 yıl içinde en az 20 milyar dolarlık bir yatırımın geleceğini öngörüyoruz. Gerek Petkim’deki yeni yatırımlar gerekse gelecek diğer yatırımlar, sektörümüzdeki cari açığın azalmasını sağlayacak ve daha çok katma değer yaratılmasına mümkün kılacak.

Murat Akyüz/İstanbul Kimyevi Maddeler Ve Mamülleri İhracatçıları Birliği Başkanı

“İhracatla Birlikte İthalat da Artıyor”
Türkiye’nin petrol rezervleri yeterli değil. Ayrıca, petrokimya tesislerimiz de yetersiz. Bu nedenle petrokimyada dışa bağımlıyız. Yerli hammadde kaynaklarının sınırlı oluşu nedeniyle üretim için gerekli hammaddeyi ithal etme zorunluluğu, genel anlamda tüm kimya sektörü için geçerli. Büyüme ve ihracat artışı ile birlikte ithalatın oranı da artıyor.

Yerli Kapasite Artırılmalı
Kimya sektöründe ana üretim kolları açısından büyük önem taşıyan Petkim’in özelleştirilmesinin tamamlanması, Tüpraş’a rakip olabilecek diğer petrokimya tesislerinin kurulmasının hızlanması, nükleer enerji politikasının bir ülke politikası olarak belirlenmesi, petrol boru hatları boyunca plastik hammadde ve diğer yüksek katma değerli hammadde üretimlerinin desteklenmesi gerekiyor.

Sektörün Katma Değeri Yüksek
Plastik sektöründe yaratılan katma değer oranı çok yüksek. Petrolün plastik hammaddesi olarak değerlendirilmesi hem plastik ve kimya sektörü hem ülke ekonomisi için daha faydalı olacak. Türkiye, sahip olduğu pazar potansiyeli ve büyüklüğünün yanı sıra petrol kaynaklarına yakınlığı, petrol boru hatlarının topraklarından geçmesi dolayısıyla da çok avantajlı bir konumda bulunuyor.

İlaçlar Yurtiçinde Üretilebilir
Ürün bazında ihracatın artırılmasının yolu, markalaşma ve Ar-Ge yatırımlarından geçiyor. Kozmetik ürünleri, boya ve vernikler, temizlik müstahzarları gibi alt sektörler markalaşma ve Ar-Ge ihtiyacının öncelikli olduğu gruplar arasında. Eczacılık ürünleri alanında ise Ar-Ge yatırımlarına bağlı olarak, halihazırda ithal edilen ilaçların yurtiçinde üretimine geçilmesi mevcut olan açığın kapanmasına yönelik önemli bir katkı sağlayacak.

Özlem Aydın
oaydin@capital.com.tr

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER