Capital'e abone olun.
"SERVET"TE EN SON ANALİZ

"Servet"te En Son Analiz

Kirk Hamilton / Ekonomist Ülkelerin ekonomik performansını ve refahını analiz için en çok milli gelir, dolayısıyla kişi başına milli gelir rakamları kullanılır. Servet ise göz ardı edilen bir hesa...

Son Güncelleme: 01.08.2001

Kirk Hamilton / Ekonomist

Ülkelerin ekonomik performansını ve refahını analiz için en çok milli gelir, dolayısıyla kişi başına milli gelir rakamları kullanılır. Servet ise göz ardı edilen bir hesaplama yöntemidir. Oysa, başta Dünya Bankası olmak üzere uluslararası kuruluşlar bu yöntemi, ülkelerin gerçek zenginliğini ortaya koymak için tercih etmeye başladılar. Böylece, fiziki varlıklardan insan kaynaklarına, ülkenin servetini tam olarak ortaya koymak mümkün olduğu gibi, aynı zamanda zenginlikten yararlanma oranına da ulaşılabiliyor...

Bir ülkenin ekonomisinin büyüklüğünü ve refah düzeyini ortaya koymak için “milli gelir” ve “kişi başı milli gelir” rakamları gösterge olarak kullanılır.  Oysa bunların yanı sıra, o ülkenin sahip olduğu “milli servet” ve “kişi başı servet” de önemli göstergelerdir. Ulusal servet hesabı yapmak gerçekten zorlu bir iş...Bu konuda şu anda sadece Dünya Bankası’nın araştırmaları var.  Dünya Bankası da, ulusal serveti, tahmin yöntemiyle hesaplıyor.

Servet hesabında bir ülkenin “doğal kaynakları”, “insan kaynakları” ve “üretilmiş varlıklar”ı katılıyor. “Üretilmiş varlıklar” fabrika, konut, yol ve baraj gibi altyapı yatırımlarından oluşuyor. Dünya Bankası bu hesapları belirli aralıklarla yeniliyor.

Dünya Bankası’nda servet araştırmalarını yapan ekibin başında deneyimli bir ekonomist olan Kirk Hamilton var. Dünya Bankası’nda Kirk Hamilton ve ekibi “Environment- Çevre” departmanında politika ve ekonomi konularında çalışıyor. Ekonomik refah ve ulusal servet hesapları konusunda uzman olan Hamilton’a; servet araştırmalarının nasıl yapıldığını, Türkiye’nin servet ligindeki son durumunu, gelişmekte olan ülkelerin servetlerini artırmak için ne gibi stratejiler izlemesi gerektiğini ve devaülasyonun servet üzerindeki etkilerini sorduk. İşte Hamilton’un Capital’e verdiği yanıtlar:

Servet konusunda araştırma yapmak güç bir iş. Servet araştırmaları yaparken nasıl bir yöntem kullanıyorsunuz?

Bir ülkenin servetini kesin olarak noktasına virgülüne dek hesaplayamazsınız, yaklaşık olarak tahmin edersiniz, çeşitli hesap yöntemleriyle kestirim yapabilirsiniz. Dünya Bankası’nda değişik ülkelerin toplam ulusal servetlerini hesaplamak, servet miktarlarıyla ilgili kestirimde bulunabilmek için kullandığımız iki farklı yaklaşım var.

Bu yaklaşımlardan biri “bottom-up”, yani “aşağıdan yukarıya” olarak adlandırdığımız yöntem. “Aşağıdan yukarıya” dediğimiz bu yöntemde, biz binalar, makineler ve altyapı gibi “üretilmiş sermaye”ye bakıyoruz. Bunlar genellikle ulusal sermaye kapsamında ölçülür. Biz “üretilmiş sermaye”nin yanı sıra, doğal kaynakların, yer altı kaynaklarının da değerini tahmini olarak belirliyoruz.

Bizim değer biçmeye çalıştığımız bir üçüncü servet kategorisi ise “insan kaynakları”...1997’de yayımladığımız “Expanding The Measure of Wealth” (Servet Ölçümünün Genişletilmesi) adlı makalede, biz kapsamını yukarıda anlattığım şekilde genişlettiğimiz yaklaşımı kullandık. “Aşağıdan yukarıya” dediğimiz bu metot ile “üretilmiş sermaye”, “insan kaynakları” ve “doğal kaynaklar” için ayrı ayrı değerler tespit ettikten sonra bunları topluyoruz.

Peki diğer yöntemler nasıl işliyor?

Servet tespiti ile ilgili bilimsel çalışmalarda kullanılan ikinci yaklaşımın adı ise “Top-down”, yani “yukarıdan aşağıya”...Bu yaklaşım daha çok ekonomistlerin servet tanımı göz önünde bulundurularak geliştirilmiştir. Ekonomistler servetin tüketim kapasitesini temsil ettiğini söylerler. Biz de bu ikinci yaklaşımı kullanarak, hangi ülkenin ne kadar serveti olduğunu hesaplarken, bu ülkelerin yıllar itibariyle kişi başı tüketim değerlerine bakarız. Bu şekilde hem ülkenin gelecekteki tüketim kapasitesine ilişkin doğru bir kestirim yapabiliriz hem de ülkenin servetine ilişkin sağlıklı bir tahminde de bulunabiliriz. Biz her iki yaklaşımı birden kullanarak servet hesabı yapıyoruz ve benzer sonuçlara ulaşıyoruz. Bu da bizim doğru yolda ilerlediğimizi gösteriyor.

Kişisel  servet bilgilerini bizzat bireylerin kendilerine sorarak öğrenmek hiç kolay değil. İnsanlar bu tip konularda açıklama yapmak istemiyor. Kişi başı serveti tespit ederken, tahmin ederken karşılaşılan diğer güçlükler nedir?

Evet, çok haklısınız. Bireysel servet bilgilerine anket yöntemiyle erişmek zordur.  Biz standart ulusal servet hesaplarını incelediğimizde bilanço tablolarında sadece “üretilmiş sermaye” denilen altyapı, bina ve makineler gibi unsurların göz önüne alındığını görüyoruz. Büyük olasılıkla ticari amaçlı araziler, tarım arazileri, kırsal ve kentsel alanlar da bilançoya dahil ediliyor. Ancak, doğal kaynaklara ve insan kaynaklarına ulusal bilanço hesapları yapılırken yer verilmez.

Bir ülkenin insan kaynaklarına ve doğal kaynaklarına değer biçebilmek için çok fazla bilgiye ihtiyacımız oluyor. İhtiyaç duyduğumuz bilgileri çeşitli kaynaklardan topluyoruz. Ülkenin sahip olduğu doğal kaynakları tespit ediyoruz. Bu kaynakları işlemenin, çıkarmanın maliyetini buluyoruz. Doğal kaynaklara bir değer biçebilmek için tüm bu konularla uğraşmak durumundayız. Bu anlattığım zorluklar “insan kaynakları” için değer tespit ederken de karşımıza çıkıyor. İnsan kaynaklarının değerini de direkt olarak bilmiyoruz, indirekt yollardan ulaşıyoruz.

İnsan kaynaklarının değerini ölçmek çok karmaşık olmalı. Eğitim seviyesi, nüfusun demografik yapısı, ortalama yaş gibi pek çok unsur insan kaynağının değerini etkiliyor. İnsan kaynaklarının değeri nasıl tespit ediliyor?

Kesinlikte öyle. Bir ülkenin sahip olduğu insan kaynaklarının getirisi, verimliliği de önemli. Bir çok ülkede eğitim sektörüne ayrılan kaynaklar yeterli değil, verimli biçimde kullanılmıyor. Eğitim konusunda eşitsizlikler var. Tüm bu karmaşık sorularla karşı karşıyayız. Aşağıdan yukarıya yaklaşım yöntemiyle servet hesabı yaparken tüm bu soruların yanıtların üzerine kafa yoruyoruz.

Kişi başına milli gelir ve kişi başı servet kavramları arasında nasıl bir ilişki var?

Özellikle “bottom –up” (yukarıdan aşağıya) olarak adlandırdığımız yöntemle serveti belirlemeye çalışırken şunu gördük; tüketim miktarı ile kişi başı gelir ölçümleri ve servet tahminleri arasında yüksek bir korelasyon var. Bu yüksek korelasyon bizim kullandığımız “yukarıdan aşağıya” tahmin metodolojisinden kaynaklanıyor. Oysa, “bottom-up” (aşağıdan yukarıya) tahmin metodolojisini kullandığımızda bazı istisnalar var.

Daha öncede anlattığım gibi, “bottom-up” yönteminde kıymetli şeylerin parasal değerini ayrı ayrı bulunur. Bu şekilde bir yaklaşımla biz doğal kaynaklar açısından zengin olan ülkelerin kişi başı servetinin daha yüksek olduğunu bulduk. Bu aslında çok önemli bir bulgu. Çünkü, ulusal hesaplarda asla doğal kaynaklar dikkate alınmaz. Bu nedenle, doğal kaynaklar açısından zengin ülkelerdeki kişi başı milli gelir, kişi başı tüketim gibi ekonomik göstergelerle servet arasındaki ilişki üzerinde fazla durulmaz.

Kişi başı milli gelir değeri birbirine yakın. Ancak, kişi başı servet değeri birbirinden çok farklı ülkeler var. Bu farkın sebebi nedir? Kimi ülkeler potansiyellerini yeterince iyi kullanamıyor mu?

Bu soruya yanıt verirken yine kullandığımız iki metodoloji hakkında konuşmam gerekiyor. “Aşağıdan yukarıya” yaklaşımı doğal kaynaklar açısından farkları açıklıyor. İki ülkenin kişi başı milli gelirlerinin eşit seviyede olması durumunda, kişi başı servet rakamlarındaki farklılıklar, genellikle o ülkelerin sahip olduğu yer altı ve yer üstündeki doğal kaynakların değerlerinden kaynaklanıyor.

“Top down”, yani “yukarıdan aşağıya” yaklaşımında ise kişi başı milli gelir rakamları aynı olan ülkeler arasında tüketim seviyesi yüksek olanın serveti daha yüksek hesaplanır. Milli gelir içinde tüketimin payı yükseldikçe servet için yapılan tahminde yükselir. Bu konuştuğumuz konu bu yöntemin zayıf yönlerinden biri.

Bu durum, kişi başı milli servetleri eşit olan ülkeler arasında kişi başı milli geliri düşük olan ülkelerin ellerindeki serveti iyi kullanamadıkları anlamına gelmiyor. Öyle mi?

Sanıyorum, bu konuda örnek bulmak için göreceli olarak kaynakları zengin, kişi başı milli geliri düşük ülkeleri incelemek gerek. Kaynaklarını iyi kullanıp, kullanamadıkları ayrı bir inceleme konusu. “Kaynaklarını iyi kullanamadıkları için büyüyemiyorlar. Bu nedenle, kişi başı milli gelir rakamları düşük” demek, yapılabilecek yorumlardan bir tanesi. Elbette ellerindeki serveti verimli kullanamadıkları için yüksek gelire erişemiyor olabilirler. Ancak, yüksek gelir düşeyine ulaşamamalarının pek çok değişik sebebi olabilir. Örneğin, doğal kaynaklarla ilgili güçlü bir politikanın eksikliği, savruk uygulamalar bunlar arasında sayılabilir. Yabancı şirketlerin aracılığıyla ülkenin doğal serveti sınır dışına taşınıyor da olabilir. Bu gibi durumlarda ülke kendi doğal kaynaklarından faydalanamaz.

Düşük gelirli ülkeler arasında hangilerinin kişi başı servet miktarları göreceli olarak daha yüksek?

Servet tahmini ölçümlerinin kapsamını genişletmek için nispeten fakir ülkeleri inceledim. Madagaskar, Senegal ve Honduras kişi başı servet tutarı açısından bakıldığında kişi başına düşen gelir rakamına göre daha iyi konumdalar. Bu durum sahip oldukları doğal zenginliklerden kaynaklanıyor.

Guetemala ve El Salvador gibi Orta Amerika ülkeleri de bu kategoride değerlendirilebilir.

Türkiye’nin hem kişi başı gelir hem de kişi başı zenginlik sıralamalarındaki yerini gözönüne aldığınızda yorumlarınız ne olacak?

Türkiye kesin olarak orta gelirli ülkeler arasında. Hem kişi başı gelir açısından hem de kişi başı zenginlik açısından 100 tane dünya ülkesi ile kıyaslandığında listenin ortalarında yer alıyor. İki gösterge birbiriyle uyumlu.

Türkiye’nin ekonomik durumunu ve yaşanan devalüasyonu göz önüne aldığınızda, ulusal serveti korumak isteyen hükümete ve kişisel servetini muhafaza etmek isteyen vatandaşlara önerileriniz nedir?

Ekonomist olmakla birlikte Dünya Bankası’nın “environment-çevre” departmanında görevliyim. Bu soruya Türkiye’den sorumlu uzmanlar daha kapsamlı yanıt verebilirler.

Türkiye finans sektörünü yeniden yapılandırmak için çok önemli kararlar alıyor ve bunların sancılarını çekiyor. Fakat bütün bu yapılanlar Türkiye’nin makro-ekonomik dengeleri yeniden sağlıklı bir yapıya kavuşturabilmek için mutlaka atması gereken önemli adımlar. Dünya Bankası bu yapılanların sosyal maliyetini de göz ardı etmiyor. Türkiye’ye sosyal sorunlara da çözüm üretmesi için destek veriyor.

Sizin 1998 yılında yayınladığınız makalede 1994 yılında Türkiye’nin kişi başı serveti 79 bin dolar olarak tahmin edilmiş. 2000 yılındaki makalenizde ise Türkiye’nin 1997 yılındaki kişi başı serveti 41 bin 700 dolar. Bu kadar kısa sürede kişi başı servet bu kadar çok düşebilir mi? Aradaki farkın sebebi nedir?

Bu iki rakamın farklı olması tamamen teknik sebeplerden kaynaklanıyor. Gerçek bir şeyi yansıtmıyor. 1994 yılında hesaplarımızı dolar cinsinden, “satın alma gücü paritesi”ne göre yapmıştık. Türk Lirası’nı, ABD Doları’na çevirirken uygun döviz kurunun ne olduğuna karar vermelisiniz. Ekonomistler bir para birimini diğerine çevirirken iki standart yöntem kullanır. 1994 yılı tahminlerinde biz satın alma gücü paritesi yöntemini kullandık ve 1 doların Türkiye’de ne gibi mal ve hizmetleri satın alabileceğini yansıtmaya çalıştık. 1 ABD Doları’nın ABD’de ne alabileceği açıkça bellidir.

İkinci yöntem ise pazardaki resmi kura göre Türk Lirası’nı ABD Doları’na çevirmektir. Ancak, resmi kur daha çok ticari malların fiyatını yansıtır. Bu nedenle, satın alma gücü paritesi hesap yöntemi ile resmi kuru baz alan hesap yöntemi arasında  büyük bir fark doğar. Biz 1997 yılı için yaptığımız kişi başı servet hesaplarında Türk Lirası’nı ABD Doları’na çevirirken resmi dolar kurunu kullanmıştık. Aradaki fark kullanılan yöntemlerin farklı olmasından kaynaklanıyor.

Ticari mal ve hizmetlerin göreceli fiyatlarının daha düşük olması nedeniyle 1 dolar Türkiye’de bizim düşündüğümüzden biraz daha fazlasını satın alabiliyor. Yani Türkiye’nin servetinin 3 yıl içinde azalması söz konusu değil. Bu tamamen yöntem farklılığı. Satın alma gücü paritesi yöntemi tüm mal ve hizmetleri kapsadığı için 1994 yılı sonuçları daha gerçekçi diyebilirim.

DEVALÜASYON ULUSAL SERVETİ NASIL ETKİLER?

2001 yılının başında Türkiye’de bir devalüasyon oldu ve Türk Lirası değer kaybetti. Devalüasyonun kişi başı servet üzerindeki etkisi nedir?

HESABI ÇOK ZOR: Bunun etkilerinin çok kesin bir şekilde hesaplanmasını mümkün değil. Ancak, farklı varlıkların fiyatları da göreceli olarak değişecektir. Bu da servet hesabına bir miktar yansıyabilir. Ancak, bu ekonomik şok geçtikten sonra devalüasyonun kişi başı servet tutarı üzerindeki etkisi de kaybolur.

KISA VADEDE ETKİ DAHA BELİRGİN: Özellikle uluslararası ticarete konu olan ithal edilen veya ihraç edilen mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki değişimler servet hesabında etkili olur. İç piyasaya yönelik ticari mal ve hizmet fiyatları devalüasyondan fazla etkilenmez ve servet hesabına yansımaları daha sınırlı olur.

Sonuç olarak, kısa vadede devalüasyonun servet üzerinde belirgin bir etkisi olur ama uzun dönemde büyük bir etkisi olmaz. Devalüasyonun servet üzerine etkisi zaman içinde kaybolur.

İHRACATIN ETKİSİ ÖNEM KAZANIR: ”Üretilmiş varlıklar” kapsamına sanayi üretimi ve hizmet üretiminin yanı sıra yollar, binalar, makine ve ekipman parkı da giriyor. Ancak devalüasyondan altyapı dediğimiz bina, makine – ekipman gibi yatırımlar fazla etkilenmiyor. Alım-satımı yapılan ticari mallar daha fazla etkileniyor. İhracatın servete olan etkisi önem kazanıyor.

İNSAN KAYNAĞINA NASIL YANSIR?

Bu ekonomik şok sadece rölatif fiyat değişimleri anlamına geliyorsa uzun vadede insan kaynağını etkilemez. Ancak, kalıcı bir işsizlik oluşursa bu tehlikeli olabilir. İşsiz kalan insanlar çocuklarını okula gönderemiyorsa ekonomik şok Türkiye’ye pahalıya patlar, çok zararlı etkiler doğurur. Güneydoğu Asya’daki ekonomik krizin fiyatlar üzerindeki etkisini incelerken, kısa vadede okul kayıtları üzerine olumsuz etki yaptığını görmüştük.

ÇİN VE BOTSWANA SERVETLERİNİ ARTIRMAYI NASIL BAŞARDI?

Bir ülkenin kişi başı zenginlik rakamındaki değişimler nelerden kaynaklanıyor?

SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME: Bu gerçekten ilginç bir soru. Biz bu konuyu son makalemizde mercek altına aldık, inceledik. Bir yıldan ötekine kişi başı servetinizin ne yönde ve ne kadar değiştiği, ekonominizin gücünün, sürdürülebilirliğinin bir göstergesi.

KAYNAKLARI VERİMLİ KULLANMA: Kaynakların etkin kullanımı kişi başı serveti artıran yönde etki yapar. Eğer siz petrol, mineral, orman varlığı gibi kaynaklarınızı, onların doğal artış hızından daha hızlı tüketiyorsanız, doğal servetiniz tükenmeye başlar ve kişi başı servetiniz düşer. Kaynaklarınızın bazılarından da kullanımdan dolayı amortisman düşmeniz gerek. “Üretilmiş varlıklar” (produced assets) denilen bina, makine  ve benzeri ekipmanlar da servet üretiminde kullanılır ve amortisman hesabına tabidir.

TASARRUF DA ÖNEMLİ: Servet değişiminde ülkenin tasarruf eğiliminin de önemli etkisi vardır. Tasarrufunuzu hangi alanlara yatırdığınız, nerelerde değerlendirdiğiniz de kişi başı servetinizi artıran veya azaltan bir etki yapabilir. Örneğin siz mineral ve maden zenginliği olan bir ülke olabilirsiniz ama buradan elde ettiğiniz gelirlerle insan kaynaklarınıza yatırım yaparsınız. Böylece zaman içinde azalan doğal kaynaklarınızın servet içindeki payı azalırken, insan kaynaklarınızın değeri ve toplam servetiniz içindeki payı artar. Hatta bu sayede toplam servetinizi artırabilirsiniz bile...

BOTSWANA ÖRNEĞİNE DİKKAT: Bunun en güzel örneği Botswana’dır. Zengin elmas madenlerine sahip olan Botswana’nın kişi başı serveti 89 bin dolar ama her yıl elmas rezervleri tükenmekte. Ancak, hükümet insan kaynaklarına yatırım yaparak tükenen elmas rezervlerinin yerine başka türlü bir servet yaratma çabası içinde. Eğitime yatırım yapıyorlar. Botswana’da tasarruf oranı da çok yüksek ve ülke tasarruflarını doğru yerde değerlendirerek hızlı büyümeyi başardı.

ÇİN’DEKİ BAŞARININ SIRRI: Gelişmekte olan ülkeler arasında Çin’de tasarruf çabaları çok yüksek. Çin’in bu şekilde gözle görülür bir servet artışı sağlayacağını tahmin ediyoruz. Dünya ülkeleri arasında en büyük oranda servet artışının Çin’de gerçekleşmesini bekliyoruz. 

 

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER