Capital'e abone olun.
BİSKÜVİ&KEK YENİ LANSMANLAR PAZARI BÜYÜTÜYOR

Bisküvi&Kek Yeni Lansmanlar Pazarı Büyütüyor

Türkiye bisküvi pazarının toplam büyüklüğü 280 bin ton. Bu pazar, 2005 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1,2, 2006 yılında ise yüzde 6,2’lik büyüme gösterdi. Ciro olarak 2005 yılında yüzde 8,2 büy...

Son Güncelleme: 01.09.2007

Türkiye bisküvi pazarının toplam büyüklüğü 280 bin ton. Bu pazar, 2005 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1,2, 2006 yılında ise yüzde 6,2’lik büyüme gösterdi. Ciro olarak 2005 yılında yüzde 8,2 büyüyen bisküvi pazarı 2006 yılında yüzde12 büyüdü. 2007’nin ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre tonaj bazında yüzde 3 büyüme gösterirken katma değerli ürünlerin satışlarını artırmasıyla ciro bazında yüzde 12 artış gösterdi. Bisküvi pazarının gelişmesinin ardında yatan nedeni Ülker yetkilileri yenilikçi ürün lansmanlarına bağlıyorlar ve şöyle devam ediyorlar: “Her yıl pazara 20’ye yakın yeni bisküvi çeşidi sunuyoruz. Pazarda artan rekabet ve farklı tüketici ihtiyaçlarını karşılayan yenilikçi ürünlerin çıkarılması ile bisküvi pazarının bu oranda büyümeye devam etmesini bekliyoruz.”

Kek pazarı ise 2006 yılında, bir önceki yıla oranla yüzde 30’a yakın bir büyüme gösterdi. 67 bin tonluk bir satış büyüklüğüne ulaştı. 2007 yılında ise kek pazarının 73 bin tonluk bir hacme ulaşması bekleniyor. Ülker yetkilileri pazarın daha da büyüyeceğini şu sözleri ile ifade ediyorlar: “Sektörü etkileyen en önemli gelişmeler yeni ürün ve çeşit lansmanları ile önemli markalara yapılan yoğun pazarlama iletişimi ve yatırımı. Tüketicilerin talepleri doğrultusunda geliştirilen yeni kek çeşitleri ile tüketicilere farklı alternatifler sunularak kek pazarının atıştırmalık ürünler içerisindeki payı artmaktadır.”

Her geçen yıl gelişme gösteren bisküvi ve kek pazarı 2007’de de büyüdü. 2007’de bisküvi pazarında yüzde 12 büyüme öngörülürken, kek pazarının ise 73 bin tonluk büyüklüğe ulaşması bekleniyor.

Deri Hedef, 5 Milyar  Dolar İhracat
Türk ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olan deri sektörü, 2006 yılını 1 milyar 141 milyon dolar değerinde ihracat ile kapattı. Bu rakam 2005 yılına kıyasla yüzde 9,5 artışa denk geliyor. 2007 yılında seçimlerin yarattığı belirsizlik, deri sektörünü de olumsuz etkiledi. Buna rağmen deri sektörü 2007’nin ilk yarısında 506,7 milyon dolar ihracatla yüzde 22,3 artış sağladı. Üretiminin yüzde 80’ini ihraç eden deri sektörü ulusal paranın değerli olması nedeniyle Uzakdoğu ile fiyat rekabetine giremiyordu. 2006 yılı mayıs ayında kurlarda yaşanan düzeltme hareketi bu zafiyeti biraz olsun ortadan kaldırdı. Türkiye Deri Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Osman Güneş, daha rekabetçi yapı için reformların tamamlanmasının şart olduğunu düşünüyor.

2006 yılında yapılan deri ve deri mamulleri ihracatı ise bir önceki döneme göre yüzde 15,4 oranında arttı. Bu durum AB ülkelerindeki pazar payını korumak açısından sevindirici bir gelişme. 2006 yılında en yüksek ihracat artışı toplamda yaklaşık yüzde 6’lık pazar payına sahip diğer Avrupa ülkeleri grubunda gerçekleşti. Bu ülkelere yönelik ihracat yüzde 55,7 oranında artış gösterdi. Asya ülkeleri grubunda da benzer şekilde oldukça yüksek ihracat artışı sağlandı. Bu ülke grubuna yapılan ihracatın artışı ise yüzde 34,5. En çok ihraç edilen ürün grupları deri giyim, saraciye, seyahat eşyaları ile kürk ve kürkten mamul ürünlerden oluşuyor. Osman Güneş, sektörde yaşanan rekabeti şöyle anlatıyor: “Deri sanayicileri şu anda teknoloji ve yatırım geliştirme çalışmaları çerçevesinde miktar artış bazlı değil de kalite çıtasını yükseltme yönünde çaba sarf ediyor. İlk hedef 5 milyar dolar düzeyinde deri ve deri mamulleri ihracatının gerçekleşmesi. Bu hedefi gerçekleştirecek altyapıya ve kapasiteye de sahibiz.”

2007 yılında yaşanan ekonomik belirsizlik sektörün karar alma süreçlerini olumsuz etkiledi. Yaşanan sıkıntıya rağmen yine de deri sektörü 2007’nin ilk yarısında yüzde 22,3 artışla 506,7 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

Klima Küresel Isınma Klimacılara Yaradı
Küresel ısınma pek çok sektörü olumsuz etkilerken klima sektöründe tam tersi bir durum yaşandı. Kuraklaşma klima sektörünün daha da önem kazanmasına neden oldu. Ayrıca, gayrimenkul sektöründeki hareketlenme de klima kullanımının artmasını sağladı. 2000 yılında 41 milyon adet olan global pazar 2006 yılında 65 milyon adete yükseldi. Pazarın toplam büyüklüğü ise 20 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Dünya klima pazarının son 6 yıldaki hızlı büyümesinin en önemli nedeni Çin pazarındaki büyüme. Aynı dönemde Avrupa pazarı da 2 kat büyüme gerçekleştirdi. Japonya ve Amerika pazarları ise hemen hemen aynı seviyeleri koruyor.

Klima pazarı, düşük kur ve ekonomideki bahar havası nedeniyle iki yılda sektör ortalamasının üzerinde büyüme gerçekleştirdi. Geçen yıl Türkiye’de 750 bin civarında split klima üretildi. İthaller dahil yaklaşık 815 bin klima satıldı. Türkiye pazarını klima ile tanıştıran firmalardan biri olan Alarko–Carrier’ın pazarlama müdürü Hırant Kalataş, sektörün büyümesine ilişkin şu yorumu yapıyor: “2006’da 380 milyon dolarlık ciroya ulaşan bireysel ve hafif ticari klima pazarının bu yıl cirosal olarak yüzde 20 seviyesinde büyüyerek 445 milyon dolara ulaşacağını öngörüyoruz.”

Kalataş, merkezi klimanın profesyonellere dönük bir iş olduğunu, dolayısıyla satın alınan cihazların 15-20 yıl kullanıldığını ifade ediyor. Merkezi klima pazarında daha dengeli bir büyüme söz konusu. Kalataş, merkezi klimada da yüzde 10 seviyesinde büyüme beklediklerini söylüyor. Hırant Kalataş, klima pazarının gelişmesine ilişkin şu değerlendirmeyi yapıyor: “Çoğunlukla yazın satılan ve serinlemek için kullanılan klimalar artık dört mevsim kullanılıyor. Her mevsim kullanılabilme özelliğine kavuşan klimalar artık sadece üst gelir grubunun değil, orta gelir grubunun da tercih ettiği bir ürün. Bu nedenle pazar ciddi bir büyüme potansiyeline sahip.”

Küresel ısınma, klima sektörünün büyümesine neden oldu. Geçen sene 380 milyon dolar olan bireysel ve hafif ticari klima pazarının bu sene 445 milyon dolara ulaşması öngörülüyor.

Meyve Suyu Sektörde Büyüme Devam Ediyor
Meyve suyu sektöründe iç pazar 2006’da önceki yıla göre yaklaşık yüzde 25’lik bir büyüme gösterdi. Meyve suyu ve diğer içecek üretimi yaklaşık 750 milyon litre oldu. Bu da bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 45’lik bir artış anlamına geliyor. Üretimin yüzde 68’ini meyve nektarı, yüzde 16’sını aromalı içecek, yüzde 10’unu meyve suyu ve geriye kalan yüzde 6’lık kısmını da meyveli içecek oluşturuyor. Önceki yıla göre en büyük artış ise, yaklaşık yüzde 150’lik büyüme ile meyve suyu üretiminde gerçekleşti. Meyve suyu vb. ürünlerin tüketimi 2006 yılında, 596,3 milyon litreye ulaştı. MEYED Başkanı Aziz Ekşi, Türkiye’nin meyve suyu ihracat ve ithalatını rakamlarla şu şekilde ifade ediyor: “Türkiye’nin meyve suyu ihracatı 2006 yılında miktar olarak 77,6 bin ton ve değer olarak ise 103 milyon dolara ulaştı. Son 5 yıla bakıldığında ihracat miktarında yüzde 78’lik, değerinde ise yüzde 285’lik bir artış olduğu gözleniyor. Bir önceki yıla göre ihracat miktarında yaklaşık yüzde 20’lik bir düşüş olmasına rağmen, değer olarak yüzde 12’lik bir artış gerçekleşti. Türkiye’nin meyve suyu ve konsantresi ithalatı da yıllara göre artış göstermekle birlikte; hem miktar hem de değer olarak ihracatın çok daha altında. Bir önceki yıla göre; miktar olarak yüzde 73, değer olarak ise yüzde 98 artış gösterdi. 2006 yılında gerçekleştirilen 23 bin tonluk ithalatın yüzde 50’sini dondurulmuş ve diğer portakal suları oluşturuyor.”

Kişi başına yıllık meyve suyu vb. içecek tüketimi 8,1 litre. Meyve suyu vb. içecek grubu içerisinde en çok tüketilen kategori, kişi başına düşen yıllık 5,4 litre tüketim değeri ile meyve nektarı. Bunu izleyen meyve aromalı içecek tüketimi 1,6, meyve suyu tüketimi 0,6 ve aromalı içecek tüketimi ise 0,4 litre. Ekşi, bu miktarların AB ülkeleri ile karşılaştırıldığında oldukça düşük olduğunu ifade ediyor ve ekliyor: “Yine de son 5 yılda gerçekleşen yüzde 88’lik artış, sektörün ümit veren bir geleceği olduğunu gösteriyor.”

Sağlıklı yaşam trendinin tüm dünyada önem kazanması Türk meyve suyu sektörünü de olumlu etkiliyor. Sektör geçen seneye göre yüzde 25, son 5 yılda yüzde 88 büyüme gösterdi.

Lojistik Batı’ya Göre Hala Çok Küçük
Türkiye’deki GSMH’nin büyüme oranı ile paralel bir gelişme sağlayan lojistik sektörü, hala dünya lojistik pazarlarına göre eksikler barındırıyor. Örneğin, Türk şirketleri tedarik zinciri yönetimi konusunu dış tedarikçilere açma noktasında gönülsüz. Bu nedenle Batı’da lojistik pazarı GSMH’nin yüzde 8’i kadar bir büyüklüğe çıkabilirken, Türkiye’de hala yüzde 5 seviyelerinde. Yüzde 5’in de yüzde 80’i ise hala şirketlerin bünyelerinde ve bilançolarında yer alıyor. 2007 yılında toplamda yüzde 6 civarında bir büyüme ve 3,5 milyar dolar civarında outsource edilmiş bir pazardan söz etmek mümkün.

Uluslararası pazarlarda yaşanan yoğun rekabet, raf ömürlerinin kısalması, kurlar, emtia ve petrol fiyatlarındaki dalgalanma nedeniyle fiyat ve marj tutturmada ortaya çıkan zorluklar, pazara ve tüketiciye en kısa sürede ve en az maliyetle ulaşma ihtiyacını oluşturdu. 2006 yılında firmaların komple tedarik zincirlerini tekrar tekrar gözden geçirmelerine ve yeni model arayışlarına girmelerine neden oldu. Türk lojistik pazarına yabancı sermaye girişindeki düşüklük, pazarın çok parçalı yapısı, ekspres lojistik hizmetlerin günümüzde bile bir “niş” alan olarak algılanıyor olması sıkıntılar yaratıyor. DHL Express Pazarlama Direktörü Erkin Murat Küçük, yaşanan tüm bu olumsuzluklara rağmen şunları ekliyor: “Bütün bunlarla birlikte Türkiye’nin sahip olduğu ekonomik canlılık ve büyüme potansiyeli en büyük artımız oldu. Tüm olumsuzlukları gölgede bırakarak önümüzdeki döneme güvenle bakmamızı sağlıyor. Tedarik zinciri yönetimi halkalarının gelişimine bakarsak özellikle depolama ve katma değerli hizmet alanlarının diğerlerine kıyasla daha hızlı bir büyüme potansiyeli sergilediğini söyleyebiliriz. 2009 yılına kadar bu alt segmentin yüzde 15’lik bir ortalama büyüme ile gelişimine devam edeceğine inanıyoruz.

Sektörün 2007 yılında yüzde 6 oranında bir büyüme gerçekleştirdiği tahmin edilse de gelişmiş ülkelere nazaran büyüme hızı yavaş. Bunun en büyük nedenlerinden biri de tedarik zinciri yönetiminin hala şirket içinde halledilmeye çalışılması.

PC

2008’de Pazar  Yüzde 15 Büyüyecek
Toplam bilişim pazarı 4 milyar 139 milyon dolar. IDC’nin 2006 yılı verilerine göre PC pazarı 2 milyon 118 bin 473 adet, gelir olarak ise 2 milyar 75 milyon dolar. Bu veri 2005 yılında adet olarak 1 milyon 624 bin 552, gelir olarak ise 1 milyar 652 milyon dolardı. IDC tahminlerine göre PC pazarı 2007’de 2,5 milyon adete yaklaşacak ve yaklaşık 17 oranında büyüyecek.

Adet bazında 2005 ve 2006 yıllarında dizüstü bilgisayarlar toplam pazarın yüzde 36’sını oluşturdu. IDC’nin 2007 birinci çeyrek verilerine göre tüm EMEA bölgesinde bilgisayarların adetsel büyümesi ise bir önceki yıla göre yüzde 18 oranında gerçekleşti. HP Türkiye Kişisel Sistemler Grubu Ülke Müdürü Artun Ayvat, global çapta masaüstü bilgisayar pazarının halen dizüstünü geride bıraktığını söylüyor. Dizüstü bilgisayar pazarının hacminin, masaüstünün ancak yarısı kadar olduğu söylüyor. IDC 2006 araştırmasına göre toplam bilişim pazarının yüzde 48’i gelir olarak kişisel bilgisayarlardan oluşuyor. Ayvat, son yıllarda PC pazarının büyümesi ile ilgili şunları söylüyor: “Özellikle genç tüketicilerin yer aldığı bireysel pazarda kişiselleştirme ön plana çıkıyor. Zira tüketim kültürüne doyan kullanıcılar ve genç tüketiciler, kendilerini farklı hissedecekleri ve başkalarının gözünde kendilerini daha değerli kılacak deneyimler yaşamak istiyor. Tüketici pazarına önümüzdeki günlerde giriş yapacak olan yeni yabancı oyuncuların da sektörde etkisi büyük olacak. Stabil bir politik ve ekonomik ortam, sektörün büyümesine olumlu katkıda bulunacak. Bununla birlikte özellikle yabancı firmaların Türkiye’ye yatırım yapmaya devam etmesi ve bilişimde nitelikli eleman açığının kapatılması da sektörü geliştirecek önemli adımlar.”

2005 yılında 1 milyar 652 milyon dolar olan PC pazarı, 2006 yılında 2 milyar 75 milyon dolara çıkacak. 2007’de pazarın yüzde 17 oranında büyüyeceği öngörülüyor. 


Hande Yavuz
hyavuz@capital.com.tr

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER