Capital'e abone olun.

Projeksiyon

Pirinç “Tarımda Reform Yapılmalı”2007 tüm dünyada global ısınmanın da etkisiyle tarımsal üretimin gerilediği bir yıl oldu. Özellikle rezerv sulama yöntemiyle sulama olanağı olmayan buğday, mısır, ...

Son Güncelleme: 01.01.2008

Pirinç

“Tarımda Reform Yapılmalı”
2007 tüm dünyada global ısınmanın da etkisiyle tarımsal üretimin gerilediği bir yıl oldu. Özellikle rezerv sulama yöntemiyle sulama olanağı olmayan buğday, mısır, yulaf, arpa gibi ürünlerde üretimde azalmalar görüldü. Bir yandan üretimdeki azalma, diğer yandan dünya nüfusundaki ve az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki gelir düzeyindeki artışın refaha yansıması gıda fiyatlarını tüm dünyada artırdı. Özellikle buğday, mısır, pirinç gibi beslenmede temel işlev gören ürünler stratejik öneme sahip hale geldi. Bazı ürünlerde ise dünyadaki stratejik stok seviyeleri kritik düzeylere kadar geriledi. Bu nedenle bazı ülkeler tarımsal ürün ihracatlarına kısıtlamalar getirdi. Global ısınmanın negatif etkilerini en fazla hisseden ülkelerden biri olan Türkiye’de de tarımsal üretimde gerilemeler yaşandı. Bu gerileme en çok buğdayda hissedildi. Pirinçte ise rezerv su kullanıldığı için ekilebilir arazi anlamında ve toplam çeltik üretiminde bir gerileme olmadı. Ancak çeltik randımanının düşük olması nedeniyle toplam pirinç üretimi geçen yıldan yüzde 10 civarında daha düşük gerçekleşti. Önemli pirinç üreticilerinden biri olan Sezon Pirinç Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erdoğan, “Türkiye bir yandan önceliklerini ve üretim kapasitesini dikkate alarak kapsamlı bir tarım reformu yapmalı, diğer yandan sulama imkanlarını maksimize ederek yeni üretim alanları yaratmaya çalışmalı” diyor.

2006 yılında 405 bin ton pirinç üretimi gerçekleşirken 2007’de 350 bin ton üretim gerçekleşti.

hed

Bitkisel Yağ

“Bitkisel Yağ Sektöründe Dışa Bağımlıyız”
Türkiye’de kişi başına yağ tüketimi 18 kg iken Avrupa’da bu rakam 35-40 kg düzeyinde.

Sağlıklı yaşam trendiyle bitkisel yağlara olan talep gün geçtikçe artıyor. Ancak Türkiye’de bitkisel yağ sektörünün gelişmesini engelleyen bazı faktörler var.

Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanı Edip Uğur, bu durumu şöyle anlatıyor: “Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri’nin zararları devlet hazinesi tarafından karşılanıyor. Bu durum üreticiler arasında haksız rekabete neden oluyor. Serbest piyasa ekonomisi şartları yağ sektöründe de mutlaka uygulanmalı. Türkiye’deki yağlı tohum politikası da Tarım Satış Kooperatifleri vasıtasıyla yapıldığı için yağlı tohum üretiminde de bir artış gerçekleşmiyor. Türkiye, sektör olarak tamamen dışa bağımlı hale geldi.” Uğur, Türkiye’nin tükettiği yağın yüzde 70’ini ithal ettiğini de sözlerine ekliyor.

Dünyada yağlı tohum üretimi 10 yıl içinde yüzde 45 artarken, Türkiye’de yüzde 3-5 arasında artış gösterdi. Son yıllarda bio-dizel enerji kaynağı kullanımının artması da söz konusu. Ancak bu konuda da Türkiye’nin geri kaldığını düşünen Edip Uğur, şu yorumlarda bulunuyor: “Bio-dizel bitkisel yağlardan üretiliyor. Türkiye’nin yemeklik yağı yok ki bio-dizel üretebilsin. Türkiye petrol ithal etse ÖTV’si yüksek olduğu için pahalı. Petrolün ülkeye maliyeti yağlı tohumdan daha ucuz.”
2006 yılı ilk 10 ayında 323,6 milyon dolar olan ihracat tutarı, 2007’nin aynı döneminde yüzde 51 düşerek 157,3’e geriledi.

hed

Altın

Altın Sektöründe Rekor Büyüme
Geçtiğimiz yıl fiyat dalgalanmalarının azalmasıyla birlikte, alıcıların piyasalara güveni arttı ve altın talebi en yüksek rakamlara ulaştı. Türkiye Altın Piyasası, ilk defa bu yılın ikinci çeyreğinde Amerikan altın piyasasını geçerek dünyanın en büyük üçüncü altın piyasası konumuna ulaştı. Altın takı talebiyle ilgili gelişmeler bu yılın üçüncü çeyreğinde de devam etti. Türkiye’de üçüncü çeyrekte yine rekor bir talep oluştu ve toplam 86,3 tonluk bir altın talebi gündeme geldi. 2007’nin ikinci çeyreğinde Türkiye’de altın talebi bir önceki yılın ikinci çeyreğine oranla altın takıda yüzde 14’lük bir artışla yeni rekor olan 52,2 tona, yatırım alanında ise yüzde 5’lik bir artışla yine yeni ikinci çeyrek rekoru olan 20,5 ton altına ulaştı. Şubat ayından beri belirgin bir şekilde süregelen altının yeni fiyat düzeyine alışma süreci, ikinci çeyrekte de giderek artan bir talebin oluşmasına neden oldu. Özellikle mayıs ve haziran aylarında dolar karşısında kuvvetlenen Türk Lirası ve sınırlı altın fiyat hareketliliği altın alımları açısından uygun bir ortam oluşturdu. Dünya Altın Konseyi Türkiye Genel Müdürü Murat Akman, altın sektöründe en büyük gelişmenin tasarım tarafında olduğunun altını çiziyor ve devam ediyor: “Takı, ihtiyaç olduğu için alınan bir ürün değil. Dolayısıyla insanların vitrinde görüp, satın alması için, o takıya aşık olmak gerekiyor. Bunu sağlamanın yolu da tasarımdan geçiyor.”

2007 yılı bir önceki yıla göre takı üretiminde yüzde 15,8, ihracatında ise yüzde 17 artış yaşandı. 2008 yılında fiyat hareketlerinde artış olmazsa ihracat, turistlere yapılan satışlar ve iç piyasa büyümesini sürdürecek.

hed

Çorap

“Sektör Büyümeye Devam Edecek”
Türkiye dünya’nın 3’üncü büyük çorap ihracatçısı, aynı zamanda bu alanda dünyanın ikinci büyük üreticisi. 2000-2003 yılları arasında üretim pozitif bir ivmeyle artarken, 2004-2005 yıllarında hızı bir miktar kesildi. 2000 yılında 85 ülkeye 281 milyon dolar değerinde çorap ihraç eden Türkiye’den 2006 ocak-haziran döneminde 331,6 milyon dolar değerinde çorap ihraç edildi. Çorap ihracatı, 2007 yılına iyi bir performans göstererek başladı.

İstanbul’da 300’e yakın çorap üreticisi bulunuyor. Ancak bu üreticilerin 90’ı büyük ihracatçı firma, diğerleri ise fason üretim yapıyor. Sektördeki büyük ihracatçı firmaların toplam cirodaki payları yüzde 85. Üreticiler 2007’de çorap ihracatının yüzde 97’sinin gerçekleştirildiği ilk 20 ülkenin her birinde farklı performans sergiledi. Çorap ihracatı ABD, İrlanda, İsrail ve Kanada’da düşerken, İspanya, Norveç ve Finlandiya’da büyük artışlar gözlendi. Bölgeler bazında çorap ihracatının yüzde 91’nin yöneldiği AB ülkelerinde yüzde 21,6 artış kaydedilirken, toplam yüzde 7’sinin yöneldiği diğer OECD, Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde muhtelif oranlarda düşüşler yaşandı. Diğer Asya ülkelerinde ise miktar olarak küçük olmasına karşın yüzde 873,5 gibi büyük bir artış sağlandı. Çorap Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Hatice Karataş, Türkiye’nin çorap sektörünün geleceği hakkında şunları söylüyor: “AB ülkelerindeki konumumuz Çin faktörüne rağmen devam edecek. Uzak Doğu rekabetinde Avrupa içinde üretim yapan firmaların bizden önce etkileneceğini, dolayısıyla bizlerin mevcut ihracat rakamının korunacağını düşünüyoruz.”

Çin faktörüne rağmen çorap sektöründeki gelişim 2008’de de devam edecek. 2006 yılının 2’nci çeyreğinde ihracat 331,6 milyon dolarken, 2007 yılında 396 milyon dolara yükseldi.

hed

Tv

Tüplü Tv Üretimi Azalıyor
Tüplü TV’de 2007 yılının ilk 10 aylık üretim rakamları incelendiğinde geçen yıla göre iç pazar üretiminde yüzde 22, dış pazar için yapılan üretimde ise yüzde 28, toplamda da yüzde 27’lik bir azalma olduğu görülüyor. Bu rakamlar global ölçekte tüplü TV talebinin gerilediğinin göstergesi.

2007’nin sonunda iç pazar üretiminin 2 milyon, dış pazar üretiminin 11 milyon adet ve toplamda ise 13 milyon adet civarında olacağı tahmin ediliyor.

Talepteki düşüşün nedenini ECİD Başkanı Maral Öztekin şöyle açıklıyor: “Son yıllarda TV sektöründe önemli değişimler yaşandı. Tüplü televizyonlar yerini LCD ve Plazma ekranlı (panel) televizyonlara bıraktı. Nitekim tüplü TV talepleri geçen yıla nazaran büyük azalış gösterdi. Üyelerimizin üretimlerinde LCD’nin trendi iç pazarda yüzde 76, dış pazarda ise yüzde 29 toplamda da yüzde 32’lik bir artış gösterdi.” Diğer taraftan tüplü televizyonlarda marka sahibi dünya devleri, verilen devlet desteklerinin de katkısıyla, Polonya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan’da LCD televizyon üretim tesisleri kurdular.

2007 yılında toplam üretimde yüzde 27’lik bir azalma oldu.
2008’de de televizyon üretim ve satışlarında azalma bekleniyor.

hed

Döküm

Döküm İhracatı Yüzde 15 Arttı
Döküm ürünleri, otomotivden beyaz eşyaya, demir-çelikten çimentoya, savunmadan gemi inşaatına, tarımdan sağlığa kadar hemen hemen tüm sanayi sektörlerinde kullanılıyor. 2007 yılında döküm sektöründe çalışan bin 400 civarında kuruluş, 2 milyar Euro değerinde 1 milyon 300 bin tonluk üretim gerçekleştirdi. Aynı zamanda 1 milyar 500 milyon Euro ihracat gerçekleştiren sektör, 35 bin kişiye de istihdam yarattı. Türkiye 2006 yılı rakamlarıyla toplam döküm üretimi açısından Avrupa’da 5’inci, dünya üzerinde ise 15’inci sırada yer alıyor. Dünya döküm üretiminin yüzde 1,4’ü ise Türkiye’de üretiliyor. Türk döküm sanayinin toplam ihracatı 1,5 milyar Euro olup, bu miktara yerli imal edilmiş araç, makine ve teçhizatta bulunan döküm parçalar da dahil edilince rakam 2 milyar Euro’yu geçiyor. 2006 yılının verilerine göre, Türk döküm sektörünün hammadde ithalatı yaklaşık 70 milyon dolar, tüm üretime oranı yüzde 5, ihracata oranı ise yüzde 4 olarak gerçekleşti. Geçmişten bugüne Türk döküm sektörünün kat ettiği yolu Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Kubilay Dal şöyle değerlendiriyor: “Üretim yapan 900 civarında döküm atölyesinin büyük çoğunluğunu küçük işletmeler oluşturuyor. Bu küçük işletmeler, bu zamana kadar taleplere cevap vermeyi başardı. 300 civarındaki büyük ve orta boy işletme ise, Türkiye’deki otomotiv, beyaz eşya ve makine sanayicilerine parça üretmenin yanında, yurtdışı firmalarına direkt satış yapıyor.”
Gülen surat: Üretimin büyük bir çoğunluğu yerli piyasada satılıyordu. 1995 yılından itibaren başlayan ihracat artışı ile sektör büyümeye başladı. İhracat rakamı, 2006 yılında 1,3 milyar Euro iken 2007’de 1,5 milyar Euro’ya ulaştı.

Hande Yavuz
hyavuz@capital.com.tr

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER