Capital'e abone olun.
BİLANÇOSU SORUNLUYA ÖZEL KREDİ GELİYOR

Bilançosu Sorunluya Özel Kredi Geliyor

Koçbank Genel Müdür Yardımcısı Hamit Aydoğan, kurumsal kredide büyük bir atak içinde olduklarını söylüyor. 2005 için çok iddialı konuşuyor ve “Hedefimiz ilk 3” diye konuşuyor. Bunu da yeni ürün ve ...

Son Güncelleme: 01.04.2005

hedKoçbank Genel Müdür Yardımcısı Hamit Aydoğan, kurumsal kredide büyük bir atak içinde olduklarını söylüyor. 2005 için çok iddialı konuşuyor ve “Hedefimiz ilk 3” diye konuşuyor. Bunu da yeni ürün ve yaklaşımlarıyla gerçekleştireceklerini belirtiyor. “İki türlü müşteri var. Biri gerçek ticaretini bilançosunda gösterenler, ikincisi ise gerçek ticaretini bilançosuna yansıtamayanlar” diye konuşuyor. Ona göre, Koçbank, 2005’de bu ikinci grup için özel çalışma yapacak. Aydoğan, “bu tip müşterilerin önemli bir kısmı bankacılık sistemiyle çalışmıyor. Biz de kuracağımız skorlama sistemiyle onları nasıl değerlendireceğimize bakıyoruz” diyor.

Koçbank, Uni Credito Italiano (UCI) ile yaptığı ortaklığın ardından sessiz adımlarla yürümeyi tercih etti. Çok fazla reklam yapmadan direkt pazarlamayla müşteri sayısını artırma konusunda da ciddi yol aldı. Bunu yaparken de hem yabancı ortağın risk yönetimi kriterlerini kullandı, hem de yeni ürünlerle piyasadaki etkinliklerini artırdı. Bu sayede mevduatlardaki payı yüzde 4,5, kredilerdeki payı ise yüzde 4 seviyelerine yükseldi.

Koçbank’taki gelişimin en iyi göründüğü alan ise kurumsal ve ticari bankacılık oldu. Genel Müdür Yardımcısı Hamit Aydoğan da 2004 yılında kurumsal ve ticari bankacılık alanında oldukça iyi performans gösterdiklerini söylüyor.

Ticari piyasalarda daha etkili, eskiye göre daha planlı hareket ettiklerini, belirli sektörlerde kendilerini daha iyi gösterme şansına kavuştuklarını ifade ediyor. Yabancı ortağın desteğiyle piyasalardaki rekabet şanslarının arttığına dikkat çekiyor. Uluslararası standartlara göre çalışmaya başladıklarını, bunun sonucunda da Türkiye’de en iyi risk yöneten banka olmayı başardıklarını ifade ediyor.

Hamit Aydoğan, 2004 yılında hem kârlılık hem de rakamlar açısından Koçbank’ın oldukça iyi bir yere geldiğini söylüyor. Bir taraftan şube sayılarını artırdıklarını, diğer taraftan da  plasmanlarını ve mevduatlarını hızla yükselttiklerini ifade ediyor.

“Şu anda da net rakamlar olmasa da kurumsal bankacılıkta ilk iki arasında olduğumuzu söyleyebilirim” diyen Hamit Aydoğan, kurumsal ve ticari bankacılık alanındaki gelişmeleri ve hedeflerini Capital’e anlattı.

2004 yılında kurumsal ve ticari pazarda nasıl bir gelişme yaşandı?

2004 yılında Türkiye ekonomik alanda ciddi bir büyüme gösterdi. Büyüme hızının yaklaşık yüzde 9,5 civarında olduğu ülkede, Türk bankacılık sistemi de bundan payını aldı. Özellikle kurumsal ve ticari pazarda önemli gelişmeler yaşandığını söyleyebilirim. Çünkü, 2001 krizinden sonra kredi kullanımı duraksama dönemine girmiş, yatırımlar neredeyse durma noktasına gelmişti. 2004 yılına girerken de bir talep birikmesi söz konusuydu. Bu da kurumsal ve ticari tarafta kredi taleplerinin artmasına neden oldu. Bankacılık sektörü de bundan olumlu şekilde etkilendi.

2005 yılında kredilerdeki büyüme trendi devam edecek mi?

2005 için, 2004’teki büyüme trendinin aynen devam etmesi biraz zor. Bunu da zaten ilk 3 aylık gelişmelere baktığımızda görüyoruz. Açıkçası geçen yılla aynı hızda bir büyüme olacağını tahmin etmiyorum.

Gerçi büyüme devam edecek. Ancak, 2004’ü yakalamamız çok zor. Çünkü, daha önce de söylediğim gibi 2004 yılında birikmiş bir yatırım talebi söz konusuydu. 2005 biraz daha durağan, ancak artış trendinin devam ettiği bir dönem olacak.

Koçbank olarak siz 2004 yılında bu alanda neler yaptınız? Belli sektörlere odaklandınız mı?

Biz banka olarak 2004 yılında oldukça iyi performans gösterdik. Ticari piyasalarda daha etkili, eskiye göre daha planlı ve belirli sektörlerde kendimizi daha iyi gösterme şansına kavuştuk. Yabancı ortağımızın da Türkiye’ye girmesiyle beraber piyasalardaki rekabet şansımız daha da arttı. Uluslararası standartlara göre çalışmaya başladık. .

Biz bu büyümede kendimize belirli sektörleri hedef olarak seçmedik. Mevcut sektörlerin her birinde yer alıyoruz. Bunların bazılarında daha konservatif bir yapıdayken, bazılarında daha agresif olmayı tercih ediyoruz. Kurumsal bankacılıkta 2003 yılı ve 2004 yılında önemli adımlar attık. Hem proje yönetimi ve büyüme anlamında önemli gelişmeler oldu.

Ticari bankacılıkta hem kredili hem de kredisiz anlamda müşteri sayımız bir hayli arttı. Bugüne kadar şube sayımızın az olması nedeniyle her bir pazarda yer alamıyorduk. Şu anda şube sayımız 169’a yükseldi. Bu nedenle Türkiye’deki mevcut ticari pazarda yerimiz olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki dönemde şube sayımızdaki artışa paralel olarak, etkinliğimizin de artacağına inanıyorum.

Peki 2004 yılındaki bu olumlu tablo rakamlarınıza nasıl yansıdı? 

Şu anda net rakamları hatırlamıyorum. Ancak, bir önceki yıla göre önemli bir artış olduğunu söyleyebilirim. 31 Aralık 2004 itibariyle tüm sektör genelinde toplam kredilerdeki pazar payımız yüzde 4’ler seviyesine yükseldi. Mevduatlarda ise yüzde 4,5’lara geldik.

Kurumsal ve ticari bankacılıkta 2005 yıl sonunda ulaşmak istediğiniz nokta neresi?

Bizim Koçbank olarak hedefimiz, sektörde ilk 3’te yer almak. Henüz net rakamlar belli olmadı, ancak kurumsal bankacılıkta şu anda bir veya ikinci sıradayız diye tahmin ediyorum.

Baktığımızda 2005 yılı sonuna sadece 9 ay gibi kısa bir süre kaldı. Bu oldukça iddialı bir hedef…

Evet, oldukça iddialı. Ancak biz bu konuda bütün altyapımızı hazırladık. Bu hedefleri gerçekleştirmek için hazırız.

Kurumsal, ticari bankacılıkta ciddi bir rekabet var. Sizin banka olarak bu alandaki farkınız nedir?

Evet, sektörde çok fazla rekabet olduğu su götürmez bir gerçek. Bankaların hepsi çeşitli kampanyalarla bu işte etkin roller üstlenmek için çalışıyor. Ancak, bana göre, kurumsal ve ticari pazar için önemli olan, bu kampanyalardan çok, uygulanan yöntemin satılabilir ve uygulanabilir ürünler olması. Biz mümkün olduğunca satılabilir ve uygulanabilir ürünleri müşterilerimize sunuyoruz.

Geçmiş dönemlerde Türk bankacılık sisteminde 6 aydan uzun vadeli kredi çok fazla verilmezdi. Şu anda biz, yatırım fizibil olması halinde 1 yıldan 7 yıla kadar vadelerde proje finansmanı sağlayabiliyoruz. Bunu yaparken de mutlaka özkaynak katkısı istiyoruz. Bizim rakiplerimizden en önemli farkımız da burada ortaya çıkıyor. Çünkü, uzun vadeli fon kullandırabiliyoruz.

Biz vermiş olduğumuz kredinin nereye, hangi kaynaklara verildiğini ve bunun geri dönüşünün nasıl olacağını çok iyi sorgulayabiliyoruz. Bunu gördüğümüz an finansmanı sağlıyoruz. Bu kaynağın geri dönüşünden şüphemiz varsa, bu tür bir işleme hiç girmiyoruz. 2004 ve 2005 yılının ilk çeyreğinde ağırlıklı olarak proje finansmanı alanında otel yatırımlarını finanse ettik. Gemi inşaatı ile ilgili güzel yatırımlarımız oldu. Altyapı, yani otoyol yatırımlarına ilişkin otoyolların yapımına ilişkin güzel finansmanlar sağladık.

Şu ana kadar küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik bir çalışmanız olmadı. Bu konuda bir hazırlığınız var mı?

Küçük işletmeler için yeni bir paket hazırlıyoruz. Ancak, 2005 yılında bu konuda çok agresif olmayacağız. Çünkü, paketin tamamlanması 2005 yılının sonunu bulacak. Bu nedenle 2006 yılından itibaren ortağımız UCI’yla birlikte hazırladığımız paketle, çok daha etkin ve agresif bir yapıda piyasada yer alacağız.

Bu kesimi Koçbank’a nasıl çekeceksiniz? Üstelik piyasaya diğer bankalardan çok sonra girmiş olacaksınız?

Doğru, sektörün hemen hemen hepsi küçük ve orta ölçekli işletmelere yöneldi. Ancak, ben buradaki yapılanmayı çok doğru bulmuyorum. Herkes bunu yapıyor olabilir, ama sonuca baktığımızda bunun çok pozitif olmadığını görüyoruz. Bana göre önemli olan sonuca gitmek.

Küçük işletmeler, bu ilgiden ne kadar yararlanıyor diye baktığımızda, rakamsal boyutun çok küçük olduğunu görüyoruz. Biz daha çok sonuca yönelik bir paket hazırlıyoruz. Bu paketin tam olarak ortaya çıkması ancak bu yıl sonunda olacak. 2006 yılından itibaren de piyasada olmamız gereken yerde, fazlasıyla olacağız.

Sektörlere özel paket ya da ürünleriniz var mı?

Müşterilerimize ağırlıklı olarak bölgeye özel paketler sunma yönünde hareket ediyoruz. Bizim politikamız reklam verme yerine, hedef bölgelere gidip direkt sunumlar yapmak. Örneğin, geçtiğimiz 3 ay içinde, Ankara, Gaziantep ve Adana’da bu tip toplantılar organize ettik. Bütün yatırımcıları, müşterilerimizi toplantılarımıza davet ettik. Bu toplantılar sayesinde hem kendimizi hem de ürünlerimizi müşterilerimize anlatma fırsatı yakalamış olduk.

“Anadolu Toplantıları”na önümüzdeki dönemde de devam edeceğiz. İlk etapta Denizli, Antalya, Eskişehir ve İzmir’e gideceğiz. Yıl sonuna kadar Türkiye’deki yatırımlarda önemli payı olan illerimizin hepsini dolaşmış olacağız.

2003 ve 2004 yılında kurumsal ve ticari bankacılıkta iyi bir ivme yakaladığınızı söylüyorsunuz. Bunda yeni ürünlerin etkisi oldu mu? Bu konuda UCI’dan destek alıyor musunuz?

Açıkçası, ürün bazında yoktan var edilen yeni bir ürün yok. Ürünler hemen hemen aynı. Zaten Türkiye’de çıkarılan ürünler, Avrupa ülkelerinde daha önce denenmiş ürünler. Sadece insanların yaşam şartlarına ve davranış biçimlerine göre bu ürünler farklılaştırılmış durumda. Dolayısıyla, ürün anlamında çok büyük bir yeniliğimiz olmadı.

Biz banka olarak sadece müşteriye kredi veren bir kurum olmayı düşünmüyoruz. Biz müşterinin ana bankası olmayı istiyoruz. Bu nedenle kredi verdiğimiz müşterinin her türlü nakit akımına ilişkin bankacılık hizmetlerinin de bize yönelmesini istiyoruz. Bu konuda da Banko, Çekkart ve e-koçbank adlı üç stratejik ürünle müşterilerimize gidiyoruz.

Kredi almak isteyen işletmelerin nelere dikkat etmesi gerekiyor? Sizin banka olarak olmazsa olmazlarınız neler?

İki türlü müşteri var. Bunlardan ilki gerçek ticaretini bilançosunda gösterenler, ikincisi ise gerçek ticaretini bilançosundan göstermeyenler. Gerçek ticaretini bilançosundan gösterenler için çok sorun yok. Bilançoya bakarsınız, bilançoda her şeyi gördüğünüz için değerlendirmeniz de daha kolay olur. Planlanan yatırımın uygun olup olmadığını görür ve buna göre hareket yaparsınız.

Biz şu anda gerçek ticaretini bilançosunda göstermeyenler için neler yapabileceğimize bakıyoruz. Bu konuda skorlama sistemleri geliştirdik. Aslında ülkedeki en büyük sorunlardan biri de gerçek ticaretin bilançoda gösterilmemesi. Çünkü, bu tip müşterilerin önemli bir kısmı bankacılık sistemiyle çalışmıyor. Biz de kuracağımız skorlama sistemiyle onları nasıl değerlendireceğimize bakıyoruz. Zaten 2006 yılında başlatacağımız küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik paket de bununla ilgili olacak.

Elinizde gerçek bir bilanço olmadan skorlamayı neye göre yapacaksınız?

Burada geçmişteki performans etkili olacak. Mevcut aktiflerinin yanında geçmişteki performansı, faaliyet gösterdiği alandaki tecrübesi, pazardaki yeri skorlamamız açısından önemli. Tüm bunların yanında tabii ki bilançoda bizim için önemli, ama tek başına yeterli olmayacak. Gerçi yasaların da etkisiyle önümüzdeki iki yıl içinde bir çok şey kayıt içine girecek. Dolayısıyla bu süre içinde bence bilanço sorunu büyük bir bölümü çözülmüş olacak.

Kurumsal ve ticari bankacılıkta belli bir bölge tercihiniz var mı?

Tabii Türkiye’deki ekonomik yapıya bakınca, ağırlıklı olarak işletmelerin yüzde 60-65’inin Marmara Bölgesi’nde olduğunu görüyoruz. Bu kaynak tarafında da böyle zaten. Biz sanayinin hızla geliştiği Gaziantep, Eskişehir, Denizli, Çorum gibi illere çok ciddi önem veriyoruz.

Buralarda hızlı bir sanayileşme var. Öncelikli ilgi alanlarımız bunlar. Diğer taraftan teşvik verilen illerde hedeflerimiz arasında yer alıyor.

Geçmişte de bankalar bazı illerdeki yatırımcıları finanse etmişti. Ama yatırımcılar kısa vadeli kredilerle finanse edildiği için bazıları büyük zarar gördü. Biz fizibil olan yatırımları finanse ediyoruz. Biz gerçek yatırım yapılıyorsa destek veriyoruz. Aksi takdirde bunu yapmak istemiyoruz. Bizim hedefimiz yatırımın geri dönüşüne uygun finansman sağlamak ki, bunu çok rahatlıkla yapabiliyoruz. Uzun vadeli krediler veriyoruz. Çünkü Türkiye’de yatırımlar 5 yıldan daha uzun sürede geri dönüyor. Biz de buralarda biraz daha etkin olmak istiyoruz.

Orta ve uzun vadede kurumsal ve ticari bankacılık alanında nerede olmak istiyorsunuz?

Kurumsal ve ticari piyasalarda 2005 ve sonrası için her zaman riski en iyi yöneten ve portföyü en sağlıklı olan banka olmayı hedefliyoruz. Çünkü, bu konuda çok dikkatli olmadığınızda, kendinize zarar verdiğiniz gibi, ülke ekonomisine de zarar veriyorsunuz. Geçmiş deneyimler bizim için son derece önemli. Bu iki alanda önemli büyüme kat edeceğiz.

Büyümeyi yaparken, istikrarlı kârlı ve risk yönetimine de ağırlık vererek bunu sağlayacağız. Bu hem bizim hem de yatırımcının menfaatine olacak. Biz yanlış gördüğümüz yerde, hiçbir zaman için yatırıma girmiyoruz. Müşterimizi de bu konuda uyarıyoruz. Bunu yaparken de hem Türkiye’deki araştırma birimlerimizden hem de UCI’ın ekonomistlerinin görüşlerinden yararlanıyoruz. Sektörlerin önümüzdeki 5 yılda nasıl performans göstereceğine bakıyoruz. Çünkü, bugün çok iyi olan bir sektör 1-1,5 yıl sonra kötü bir trende girebilir. Önemli olan bu durumu bugünde projekte etmektir.

Banka olarak müşterinin sadece kredi ihtiyacını gideren bir banka değil, nakit yönetimi, özel bankacılık, bireysel bankacılık alanlarında firmalara ve firma çalışanlarına ürünün tamamını sunan bir havuz bankası olmak istiyoruz. Tek boyutlu ürünle piyasada olmak yerine her türlü üründen müşterinin yararlanmasını istiyoruz. Bu nedenle hayatı kolaylaştıran ürünleri çıkarmaya devam edeceğiz.

Hep kredi vadesini uzatarak farkınızı ortaya koyacağınızdan bahsediyorsunuz. Ama mevduatlar hali hazırda 3 ay vadeli. Bu sizi kaynak tarafında zorlamayacak mı?

Kredi vadesi ile mevduat vadesi arasında büyük bir uçurum var. Mevduat vadeleri 3 ay civarındayken kredi vadeleri 1 yılın üzerine çıktı. Bizim yurtdışından sağladığımız orta ve uzun vadeli kredilerin vadeleri rakiplerimize göre biraz daha uzun. Biz yabancı ortağın farkını burada ortaya koyuyoruz. Tabii her önümüze gelene uzun vadeli kredi vermiyoruz. Bizim için fizibil olan, geleceği olan, dönüşümünü gördüğümüz her yatırımda varız. Buna da devam edeceğiz.

SPOT

Koçbank’ın 2005 planları

İlk 3

Koçbank’ın kurumsal ve ticari kredide 2005 sonu itibariyle ulaşmak istediği hedef.

SANAYİCİLER ÖZKAYNAK KULLANIMINI ÖĞRENDİ

Ekonomideki büyüme tam olarak kredi cephesine yansıdı mı? Kriz dönemi tecrübeleri nedeniyle sanayicinin artık daha fazla özkaynak kullandığı söyleniyor. Bu durum kredi pazarına nasıl yansıdı?

Açıkçası 2004 yılında kredilerde yaşanan büyüme, ekonomideki büyümenin altında kaldı. Bunun nedeni de sizin de söylediğiniz gibi, sanayicilerdeki davranış değişikliğiydi. Çünkü, geçmişte sanayiciler, yatırımların tamamını banka kredisiyle yapıyordu.. Oysa geçen yıl sanayicimiz özkaynak kullanmayı öğrendi. Yatırımlarının önemli bir bölümünü, neredeyse yüzde 50’sini özkaynaklarıyla yapmayı tercih ettiler. Dolayısıyla, kredi kullanım oranları önceki yıllara göre düştü.

Bu tabii ülke açısından da sanayici açısından da çok önemli bir gelişme. İstikrarlı büyümenin bir göstergesi. Geçmiş dönemlerde yatırımlarının yüzde 100’ünü banka kredisiyle yapan sanayiciler, artık en azından yüzde 25-50 gibi öz kaynak katkısı sağlıyorlar. Olması gereken de bu zaten…

UCI’DAN RİSK YÖNETİMİNİ ÖĞRENDİK

Yabancı ortağın tecrübesinden nasıl yararlanıyorsunuz?

Yabancı ortağın bize iki türlü katkısı var. Bir kere ortağımız çok güçlü, İtalya’nın ikinci büyük bankası. Konusunda son derece deneyimli. Bize en büyük katkısı yurtdışındaki imaj ve kredibilite anlamında diyebilirim. Biz de Türkiye’nin en önde gelen grubuna ait bir bankayız. Ama yanımıza bir de UCI’yı aldığımızda gücümüze güç katıldı.

Bunun yanı sıra risk yönetiminde de UCI’ın bize çok büyük katkısı oldu. Uluslararası standartlara göre risk yönetiminin nasıl olması gerektiğini onlardan çok iyi öğrendik. Özellikle 2007 başında Türk bankacılık sistemi daha farklı bir yapıya girecek. Kredi değerlendirme açısından Basel II kriterleri geçerli olacak. Biz buna bugünden hazır duruma geldik. Bu belki kısa vadede bizim piyasada kısmen de olsa hızımızı kesiyor, ama uzun vadede baktığımızda rakiplerimizin çok önünde gittiğimizi söyleyebilirim. Gelecek yıldan itibaren de çok daha önlerinde olacağız. Risk yönetiminde geldiğimiz nokta bizim için son derece önemli. Üstelik bunu sadece, kredi açısından değil, operasyonel açıdan da sağladık. Sonuçta da uluslararası değerlendirme yöntemlerini çok iyi öğrenmiş olduk. 

KOÇBANK’TAN 3 ÖZEL ÜRÜN

ÇEKKART: Bu ürün bizim eski bir ürünümüz. Çek sistemini yavaş yavaş ortadan kaldıran, çok bayili çalışan firmaların kullanacağı bir ticari kart sistemi. Özellikle perakende segmente yönelik geliştirilmiş bir tahsilat ürünü. Toptancı yapısındaki firmaların sıcak satış yöntemiyle geniş bir dağıtım ağı ve perakende müşteri portföyüne yaptıkları satışlarda operasyonel ve finansal açıdan riskin azaltılmasını sağlıyor. Tahsilatların da verimli ve güvenli olarak gerçekleştirilmesine imkan tanıyor. Çek, senet, nakit gibi ödeme araçlarının yerini alan Çekkart, teminat ve tahsilat araçlarının finansal riskini, hukuki takibini, muhasebe ve operasyonel maliyetlerini ortadan kaldırıyor. 

E-KOÇBANK: Her bankada internet bankacılığı uygulamaları var. Bizim farkımız bu ürünün Smart Card güvenliğiyle çalışması. e-kocbank Kurumsal Smart Card uygulamasında, firmanın belirlediği yetkililere Smart Banking seti kurulumu yapılıyor. Bu altyapı sayesinde e-koçbank Kurumsal’a, sadece smart card sahibi kullanıcı, sadece Smart Banking kurulumu yapılmış olan bilgisayardan ulaşılabilir. 

E-koçbank kurumsal internet bankacılığında, günlük cari işlemler, bilgi ekranları, yatırım işlemleri hatta on-line SSK prim ödemesi yapılabiliyor.

BANKO :Banko (Bankacılık Otomasyonu),  günlük cari işlem adedi yüksek firmalara yönelik Koçbank tarafından geliştirilmiş PC bankacılığı uygulaması. Hızlı ve güvenli işlem, hatasızlık ve kullanım kolaylığının sağladığı düşük maliyet de bu ürünün temel avantajları. Günlük cari işlemler arasında en çok yer tutan EFT, havale, çek tahsilatı işlemleri bu ürün üzerinden gerçekleştirilebiliyor. Üstelik müşterinin otomatik muhasebe kaydını da bu ürün sayesinde tutabiliyoruz.  Banko aracılığı ile gönderilen işlem bilgilerine ait akibetler yine Banko ile firmaya sağlanıyor. Yaygın kullanımı olan muhasebe programları ile kurulmuş olan entegrasyon sayesinde söz konusu akibetlerin otomatik muhasebeleştirilmesi mümkün olabiliyor. 

2005’TE TURİZM VE İNŞAATA DİKKAT!

2005 yılı için en beğendiğiniz sektörler hangileri?

Sektör olarak, turizm hedef sektörlerimizden biri. Geçen yıl da turizm sektörüne çok fazla önem vermiştik. Bu yılda ilgimiz aynı şekilde devam edecek. Çünkü turizmdeki potansiyel çok fazla. Biz de sektördeki büyümeden payımızı almak için çalışıyoruz.

Bir dönem bankaların en gözde sektörü tekstildi. Ancak şu sıralarda biraz da Çin tehdidinin etkisiyle bankalar bu sektöre karşı daha temkinli yaklaşıyor gibi görünüyor…

Tekstil sektörünün geçmişten bugüne performansını incelediğimizde, dalgalı bir seyir izlendiğini görüyoruz. Yani sektörün olumlu ve olumsuz dönemleri oldu. Biz de banka olarak mümkün olduğunca bu sektörde seçici davranmayı tercih ediyoruz. Kurlarla ilgili iniş çıkışlı bir ekonomide tekstil sektörü ilk olumsuz tepkiyi veren sektörlerden biri oluyor. Bu açıdan kendini hedging yöntemleriyle kontrol eden, her türlü tedbiri alan firmaları öncelikli tercih ediyoruz.

İnşaat sektörü de 2005 yılının sektörleri arasında gösteriliyor. Siz bu görüşe katılıyor musunuz?

İnşaat sektörü 2005 için önemli bir sektör olarak görünüyor. Önümüzdeki dönemde hızlı bir şekilde altyapı ve inşaat yatırımları başlayacak diye düşünüyoruz. Bu nedenle söz konusu sektördeki payımızı artırmak istiyoruz. Diğer taraftan geçen yıl otomotiv ve otomotiv yan sanayi sektörlerinde önemli gelişmeler yaşadık. Otomotiv fabrikalarına mal veren ve ara mamül üreten bir çok tedarikçinin önemli yatırımları oldu. Biz de bu yatırımların önemli bir bölümünü Koçbank olarak finanse ettik. Beyaz ve kahverengi eşyada da önemli gelişmeler oldu. Bunların hepsinde payımızı artırdık.

BELGİN BAYIR LEVENT
blevent@capital.com.tr

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER