Capital'e abone olun.
İYİ PROJESİ OLANA FİNANSMAN ÇOK KOLAY

İyi Projesi Olana Finansman Çok Kolay

Avrupa Yeniden Yapılandırma ve Kalkınma Bankası, 16 yıl önce özel sektörü desteklemek, uygun finansman sağlamak amacıyla kuruldu. Bu önemli kurumdan şimdiye kadar Türk şirketleri de yararlandı. Ban...

Son Güncelleme: 01.08.2007

Avrupa Yeniden Yapılandırma ve Kalkınma Bankası, 16 yıl önce özel sektörü desteklemek, uygun finansman sağlamak amacıyla kuruldu. Bu önemli kurumdan şimdiye kadar Türk şirketleri de yararlandı. Bankanın başkan yardımcısı Varel Freeman, “Türk şirketleri hız kesmemeli, yollarına devam etmeli” diye konuşuyor. Yeni dönemde özel sektörü desteklemeye devam edeceklerine dikkat çekiyor ve ekliyor: “Bizden kredi isteyenlerin iş yapma vaatleri olmalı. Yani verimli üretim yapmalı, ürettiği ürün ve servislerin bir pazarı olmalı. Eğer iyi iş yapan varsa, biz onun finansmanını üstlenmekten memnuniyet duyarız.”

Avrupa Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası 1991 yılında kuruldu. Kuruluş amacı komünizmin çöküşü sonrası siyasal ve ekonomik anlamda belirsizliklerin eşiğinde olan Orta ve Doğu Avrupa’yı ekonomik anlamda toparlamaktı.

Banka, özel sektörün demokratik bir ortamda oluşmasını sağlamak misyonuyla çalışmalarına başladı. Ve 16 yıl boyunca da bu hizmete yönelik olarak bölge ülkelerindeki yatırımları teşvik etti. Bugün Avrupa Bankası misyonunu genişletmiş durumda. Banka sadece Avrupa’da değil, Orta Asya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada özel sektörlerin gelişmesi için yatırımı teşvik ediyor. Yabancı yatırımcıları bölgeye çekmek için çalışmalarını yürüten Avrupa Bankası, aralarında Türkiye’nin de olduğu 61 ülkeyle işbirliği yapıyor. Kimi zaman girişimcileri kredi vererek desteklerken, kimi zaman da yatırımlarda sermayedarlardan biri olarak yer alıyor.

Bankanın en büyük destekçilerinden biri de Türkiye… Aralarında Efes, Çalık, Şişecam ve Vestel’in de olduğu pek çok büyük Türk şirketi Orta ve Doğu Avrupa’daki yatırımlarında Avrupa Bankası ile ortak hareket ediyor. Türk katılımından memnun olduklarını belirten Avrupa Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası Başkan Yardımcısı Varel Freeman, “Türkiye’yi operasyon yaptığımız ülkelerdeki en güçlü sponsorlardan biri olarak görüyoruz. Bugüne kadar Türk şirketleri ile birlikte 2 milyar 250 milyon euroluk bir yatırıma giriştik. Bu Avrupa Bankası’nın Türk şirketleriyle birlikte aldığı riski ortaya koyması açısından çok önemli bir rakam” diyor.

Daha fazla büyümek isteyen Türk şirketleri için bölgede muazzam fırsatlar olduğunun da altını çizen Freeman sözlerine şöyle devam ediyor: “Türk şirketleri gerçekten çok iyi yönetiliyor ve çok yetenekliler. Zorlu bölgelerde çalışma becerisine sahipler. İşlerini büyütmek için Doğu Avrupa ve Eski Sovyet Bloğu ülkelerindeki fırsatları değerlendirsinler.”

Geçtiğimiz günlerde Türkiye’deki şirketleri ziyarete gelen Avrupa Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası Başkan Yardımcısı Varel Freeman Capital’in sorularını yanıtladı. Bankanın gündemini anlattı, Türk şirketlerinin performansını değerlendirdi:

* Şu an bankanın gündemindeki en önemli konu başlıkları hangileri?
Avrupa Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası, doğuda ve güneyde yeni pazar arayışında. Aynı şekilde Orta Asya, eski Sovyet Bloğu ülkeleri ve daha az gelişmiş ülkeler de bizim pazar ülkelerimizi oluşturuyor. Bu yıl Moğolistan operasyonumuzu başlattık. Rusya’daki etkinliğimizi de iki katına çıkardık. Şimdi de Kazakistan, Ukrayna ve diğer Orta Asya ülkelerindeki etkinliğimizi artırıyoruz.

* En önemli birkaç projenizden kısaca bahseder misiniz?
Banka faaliyet gösterdiği bölgede her yıl 5.5 milyar Euro’luk yatırım yapıyor. Bunun yüzde 30’unu kendimiz sermayedar olarak, geri kalanını da özel sektör şirketleriyle gerçekleştiriyoruz. Biz yaptığımız yatırımlarda riski devletlerle değil, iş ortağımız olarak gördüğümüz özel sektörlerle paylaşıyoruz. Hatta bölgenin en büyük yatırımcısıyız diyebiliriz.

* Türk şirketlerinin performansını nasıl buluyorsunuz?
Birçok Türk girişimciyle yatırım yapıyoruz. Türk şirketleri bizim bulunduğumuz bölgede yatırım ve operasyon yapma anlamında çok iyi donanıma sahip. İş ortağı olarak da çok iyi, zeki ve yetenekliler. Birçoğu ile çok iyi ilişkilerimiz var. Bir şirketle genelde birkaç kez başarılı işlere imza attığımız oluyor.

* Türkiye’nin kalkınmada bundan sonraki hamlesi ne olmalı?
Bir sonraki adım bu ülkelerde çalışmaya ve yetenekli insan kaynağını ihraç etmeye devam etmek olmalı. Bankacılıktan, tarıma, inşaattan emlağa kadar Türk girişimciler çok geniş bir alanda çok başarılı işler yapıyorlar.

* Bugüne kadar kalkınma anlamında destek verdiğiniz ve en başarılı sonuçları elde ettiğiniz proje hangi ülkede gerçekleşti? Bundan bahseder misiniz?
Bizim çok geniş bir faaliyet alanımız var. Turizm, üretim, finansal sektörler ve tarım olmak üzere pek çok sektöre desteğimiz ve yatırımımız oldu. Ülke bazında birinin diğerinden daha fazla öne çıktığını söylemek zor. Çünkü hepsi başarılı. Aynı şekilde Türkiye’den çıkan girişimciler de çok başarılı oldular. Yüksek kalitede işler ortaya koyan girişimcilerle çalışıyoruz.

* Genellikle banka kredilerinden yararlanmak için başvuranlar kimler, hangi sektörden şirketler? Genelde ne tür projelerle geliyorlar?
İşimizin üçte birini finans sektörü oluşturuyor. Bunun yanında inşaat, üretim, tarımsal gıdalar, elektrik enerjisi de portföyümüzdeki diğer sektörleri oluşturuyor. Biz örneğin sadece mortgage işiyle ilgilenen bir banka değiliz. Biz mortgage da yaparız, araba kredisi de veririz. Bankalara, gıda şirketlerine de yatırım yapabiliriz. Evinizdeki bardaktan, kullandığınız arabaya kadar yaşamın içindeki pek çok noktada yatırımlarımız var.

* Sizinle işbirliğine hazırlanan Türk şirketleri var mı?
Bu konuda bilgi vermem doğru olmaz. Çünkü, bunlar özel bilgiler. Fakat çok rahatlıkla bugüne kadar iş birliği yaptığımız şirketlerle yeniden işbirliği yapma olasılığımızın çok yüksek olduğunu söyleyebilirim.

* Doğu Avrupa ve Orta Asya’da Türk şirketleri için en önemli pazar fırsatları neler?
Bölgede muhteşem fırsatlar var. Bu bölgedeki ekonomiler çok hızlı bir şekilde büyüyor. Orta sınıf geliştikçe, insanların harcayacak, biriktirecek ve yatırım yapacak paraları da artıyor. Bölgedeki büyüme oranı yüzde 6-10 arasında. Bankalar da hızlı bir büyüme yaşıyorlar, her yıl varlıklarını ikiye katlıyorlar. Bu ciddi bir patlama. Bölge komünist sistemden serbest pazara geçerken kaçırılmayacak fırsatlar sunuyor. Özellikle de yatırım yapmak ya da ürünlerini satmak isteyen şirketler için devasa fırsatlar söz konusu.

* Peki bu noktada Türk şirketlerine mesajınız nedir?
Büyüme yolunda gitmeye devam etsinler. Türk şirketleri gerçekten çok iyi yönetiliyor ve çok yetenekliler. İşlerini büyütmek için Doğu Avrupa ve Eski Sovyet Bloğu ülkelerindeki fırsatları değerlendirsinler.

* Kredilerinizden yararlanmak için aradığınız şartlar neler?
İş yapma vaatleri olmalı. Yani verimli üretim yapmalı, ürettiği ürün ve servislerin bir pazarı olmalı. İşte bu kadar basit. Eğer iyi iş yapan varsa, biz onun finansmanını üstlenmekten memnuniyet duyarız.

* Peki ya küçük ve orta ölçekli şirketler sizden rahatlıkla kredi alabilirler mi?
Kesinlikle. Her ne kadar şu ana kadar hep büyük şirketlerden bahsetmiş olsak da biz sadece büyük şirketlerle çalışmıyoruz. Aslına bakarsanız işimizin üçte birini küçük ölçekli şirketler oluşturuyor.

* Sizin gibi kuruluşlardan kredi olan bazı şirketler zorlandıklarını belirtiyorlar. Onlara ne önerirsiniz?
Aslında bizden kredi alıp da zorlanan şirket yok gibi. Bizden kredi alanların yüzde 99’u ödemeleri beklendiği şekliyle yapabiliyorlar. Sadece yüzde 1’lik bir oranda sorun yaşanıyor. Bu da şirketler için çok düşük bir başarısızlık. Bu da bizim işini iyi bilen şirketlere destek verdiğimiz anlamına geliyor.

Türkiye’ye 2 Milyar 250 Milyon Euro’luk Yatırım

* Türk şirketlerinin bankanız kredilerinden yararlanma oranı nedir?
Rusya’da Şişecam’la çalıştık. Geçenlerde de 30 milyon euroluk bir krediyi onayladık. Efes İçecek’le Rusya ve Kazakistan’da çalışıyoruz. Yine birkaç hafta önce Efes İçecek’le 30 milyon euroluk bir anlaşma yaptık. Vestel’in Rusya’da beyaz eşya ve televizyon üretimi için yaptığı yatırım bizim tarafımızdan finanse edildi. Opet Bulgaristan’daki son projesinin finansmanı için bizimle çalıştı.

Doğalgazın Ukrayna’dan Türkiye’ye geçişi çalışmasında finansmanı yine biz yaptık. Çalık Grubu ile birçok ülkede büyük bir işbirliğimiz var. Türkmenistan’da çalıştık, şimdi de Arnavutluk’da telekom sektöründe çalışacağız. Bu büyük şirketlerin yanında aynı zamanda daha küçük girişimcilerle de çalışıyoruz.

Türkiye’yi operasyon yaptığımız ülkelerdeki en güçlü sponsorlardan biri olarak görüyoruz. Bugüne kadar Türk şirketleri ile birlikte 2 milyar 250 milyon euroluk bir yatırıma giriştik. Bu Avrupa Bankası’nın Türk şirketleriyle birlikte aldığı riski ortaya koyması açısından çok önemli bir rakam.

“Bizim Üstünlüğümüz Faiz Değil”
Bizim faiz oranımız, piyasadaki faiz oranıyla aynı. Biz şirketlerden kar sağlamak için faaliyet göstermiyoruz. Eğer bir şirkete kredi vereceksek, özel bankaların faiz oranlarını uyguluyoruz. Kendimizi bu anlamda farklılaştırmıyoruz. Özel bankacılık sektörünü olumsuz etkilemek istemiyoruz. Bu nedenle de faiz oranlarımızı belirlerken piyasalara bakıyoruz.

Bizim kurum olarak amacımız özel sektörün gelişmesine yardımcı olmak. Bu aynı zamanda özel finans sektörünü de kapsıyor. Dolayısıyla bankacılık sektörüyle rekabet etmek yerine onların gelişmesine yardımcı oluyoruz.

Kurum olarak müşterilerimizin karşılaşacakları problemleri önleme misyonu güdüyoruz. İş ortaklarımıza çeşitli konularda danışmanlık hizmeti veriyoruz. Yatırımlarında yol gösteriyoruz. Deneyimlerimiz, bilgimizle risklerini düşürüp, onların daha iyi olmasına çalışıyoruz. İşbirliği yaptığımız şirketlerin başarılı olmasının nedeni de bu.

“Yatırımlarımızda Başarı Oranımız Yüzde 98”

* İşbirliği yaptığınız ülkelerin yatırımcı analizini yapar mısınız? Hangi ülkeler daha aktif, yaratıcı ve başarılı?
Elbette biz bir yatırım yapmadan önce çok dikkatli analizler yapıyoruz. Herhangi bir bankacı gibi yaptığımız işin sağlam olmasını istiyoruz. Bugüne kadar desteklediğimiz tüm şirketler karlı sonuçları olan iyi işler ortaya koydular. Yaşadığımız deneyimlerimiz hep olumlu oldu. Başarısızlık oranı ise oldukça düşük.

Örneğin portföyümüzdeki şirketlerden 98’i düzgün işler yaptılar. Sadece yüzde 2’si ise bir takım sıkıntılar yaşadı. Bu sıkıntılar ise genellikle geri ödemelerde yaşanan gecikme şeklindeydi. Ancak bu rakamlar bile bizim yatırım yaptığımız ülkelerde muhteşem bir iş ortaya koyduğumuzu gösteriyor. Bahsetmek istediğim bir nokta da bizim diğer ticari bankalardan farklı olarak sermaye yatırımları yapıyor oluşumuz. Biz doğrudan girişimcilerle iş ortağı şeklinde hareket ediyoruz. Portföyümüzdeki işlerin üçte birini sermayedar olarak yürütüyoruz. Bu da bizi diğer bankalardan ayıran en önemli özelliğimiz.

Nilüfer Gözütok
ngozutok@capital.com.tr

Fotoğraf: Gökhan Çelebi

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER