Capital'e abone olun.
VERİMLİLİK YOLCULUĞU

Verimlilik yolculuğu

Son 7 yılda sektör genelinde verim ortalama 2 kat arttı.

Son Güncelleme: 01.09.2010

Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de 2001 öncesinde başka türlü bir bankacılık vardı. İnternet bankacılığı gelişmemiş, operasyon ağırlıklı şubelerde yürüyordu. Çalışanların önemli bölümü operasyonda görev yapıyor, merkez küçük bir ekiple çalışıyordu. Pazarlama kadroları sınırlıydı. Outsource edilen iş neredeyse yoktu. Segmentasyon yapılmıyor, CRM, score card gibi uygulamalar kullanılmıyordu. İhtisaslaşma yoktu.
Giderlerin gelirlere oranı yüzde 100’e yaklaşırken hacimler de bugünkünden çok küçüktü. Şube başına 20 milyon TL’den az mevduat düşerken toplam kredilerin milli gelirden aldığı pay yüzde 20’nin altındaydı. Toplanan mevduatın ancak yüzde 30’u krediye dönüşüyor, özkaynakların ve aktiflerin kârlılığı negatif seyrediyordu. Yani bankalar verimsiz çalışıyordu…
Bankacılık sektörünün yapıtaşlarını değiştiren 2001 krizi, yıllar içinde bu tabloyu da değiştirdi. 2003 ve sonrasında hızla gelişen sistemde verim, kaba bir hesapla 2 kat arttı.
Bankacıların verimi izlemek için kullandıkları en önemli rasyolardan biri olan gider/gelir oranı, 2001’den 2009 sonuna geçen zaman zarfında yüzde 40’ın altına düştü. Şube ve çalışan başına aktif, mevduat, krediler, kâr gibi değerlerde müthiş artışlar oldu. 2002’den 2009 sonuna kadar şube başına kredi tutarı dolar bazında 5,7 kat, çalışan başına kredi tutarı yaklaşık 6 kat artış gösterdi. Şube başına çalışan sayısı sektör genelinde hala yüksek olsa da 2001’de 20’ye yaklaşan rakam, bugün sektörün önde gelen özel bankalarında 12-15 aralığına gerilemiş durumda.
BANKALAR NE YAPTI?
Geçtiğimiz 10 yıldaki verim artışının en temel nedeni, bankaların gelecekte düşük enflasyonla birlikte kâr marjlarının azalacağı öngörüsüyle hareket etmeleri oldu. Sistemi yeniden inşa eden yapısal düzenlemeler de zemini hazırladı.
Önce bankalar gider takibi yapmaya başladı. 2006’dan itibaren pek çok bankada gider yönetimi birimleri kuruldu. Ardından teknoloji projeleri başladı. Teknoloji şirketleri bankalara, 2000 öncesi yıllara göre daha agresif pazarlama yaparak yeni ürünlerin satışını artıran uygulamalar sağladı.
Müşteri profillerine ve ihtiyaçlarına yönelik ürün ve hizmet sunma imkanı veren segmentasyon çalışmaları başladı. Alternatif kanallara yatırım hız kazandı. İnternet, telefon, çağrı merkezi gibi şube dışı kanallarda sunulan ürün ve hizmetler çeşitlenirken kullanımı da önemli artış gösterdi. Pek çok bankacılık işlemi bu kanallara kaydı.
Bu arada şubeleşme hız kesmedi. Şube sayısı, sektör genelinde yıllık ortalama yüzde 15’lere varan oranda düzenli olarak arttı. Bazı bankalarda bu oran yüzde 30’ları bulurken şube başına çalışan sayısı azaldı. Global kriz nedeniyle 2009’da düşen talep, sektörde büyümenin hızını kesti ama bankaların verimlilik çalışmaları durmadı.
RAKAMLAR NE GÖSTERİYOR?
2003’ten bu yana bankaların verimliliklerine işaret eden göstergelerde büyük iyileşme var. 2003 yıl sonu ile 2010 Haziran sonu verilerinden yola çıkarak hesapladığımız bazı göstergelerde, sektörün son 7 yılda verimini 2-3 kat artırdığı görülüyor. Örneğin 2003 sonunda 950 bin TL düzeyinde olan şube başına kâr rakamı, 2010 Haziran sonunda 1 milyon 250 bin TL düzeyine yükseldi. Çalışan başına kâr tarafında da rakam, 40 bin TL’den 60 bin TL’ye çıktı.
Şube ve çalışan başına aktif büyüklük tarafında ise artış 2 katı aşıyor. 2003 sonunda şube başına aktif toplamı 42 milyon TL iken bu rakam 2010 Haziran sonunda 93 milyon TL’ye ulaştı. Kredilerde çok daha hissedilir bir artış var. 2003 sonunda şube başına kredi miktarı 12 milyon TL düzeyindeyken bu rakamın yılın ilk çeyreği sonunda 47 milyon TL’yi bulduğu görülüyor.  
  • 1
  • 2
  • 3

  • Etiketler:

    İsminiz:

    Yorumunuz:


    FOTO HABER