Capital'e abone olun.
“SİGORTACILIKTA 3. DÖNEME GİRDİK”

“Sigortacılıkta 3. Döneme Girdik”

Türkiye’de sigortacılık tarife dönemi ile başladı. Primleri devletin belirlediği bu dönem 80’leri sonuna kadar devam etti. 90’lı yıllara gelindiğinde ise tarife dışı döneme geçild...

Son Güncelleme: 01.09.2006

Türkiye’de sigortacılık tarife dönemi ile başladı. Primleri devletin belirlediği bu dönem 80’leri sonuna kadar devam etti. 90’lı yıllara gelindiğinde ise tarife dışı döneme geçildi. Şirketler acımasız bir rekabete girdi, fiyatlar aşağı çekildi, kârlar düştü. Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, 15 yıl devam eden bu sancılı dönemin 2005 yılında sona erdiğini söylüyor ve ekliyor: “Ocak 2006’dan itibaren yeni bir döneme girdik. Bu 3. dönemde sigorta şirketleri sert rekabetten zarar gördüğünü fark edip önlem almaya başladı. Kârsız iş modelleri bir yana bırakıldı. Artık yeni ve daha bilimsel modellerle çalışıyoruz”.

Kasko branşı sigorta sektörünün uzun yıllardır zarar ettiği branşların başında geliyor. Acımasız rekabet ortamında öne çıkmak isteyen sigorta şirketleri fiyatları aşağı çektikçe kâr marjları daralıyor. Zararına iş yapan şirketler zorlanıyor. Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel, son 15 yıldır devam eden bu olumsuz tablonun Ocak 2006’dan bu yana ise olumluya doğru çevrilmeye başladığını söylüyor ve ekliyor:

“Kaskoda daha seçici davranmaya, fiyatları artırmaya, daha iyi iş yazmaya, hasar kontrolü yapmaya başladık. Olumsuz trendi hızla aksi yöne çeviriyoruz ”.

Kaskodaki bu tablo aslında hayat dışı branşların hemen hepsi için geçerli. Söz konusu değişim de sigorta sektörünün genelinde kendini hissettiriyor. Sert rekabetten zarar gördüğünü fark eden sigorta şirketleri, önlem almaya başladı. Şirketler artık hemen her branşta kârsız iş modellerini bir yana bırakıp, daha bilimsel modellerle daha temkinli adımlar atıyor.

Murat Güvenel, 2006’nın başından itibaren hem piyasa hem şirketler açısından olumlu olarak nitelendirilebilecek bu trendin gelecek için de çok umut verici bir başlangıç olduğunu söylüyor ve ekliyor:

“Zira sigorta şirketlerinin varlıklarını devam ettirmeleri, hasarlarını düzgün olarak ödeyebilmeleri için güçlü olmaları gerekiyor. Nihayet bir bilinç yerine geldi. Olumluya doğru bir gidişat var”.

Sigortacılık sektöründe geçen yılın sonundan bu yana izlenen hızlı yükseliş de, bu değişimin bir sonucu. Murat Güvenel, yabancıların da sektördeki gelişmeleri yakından izlediğine yeni yatırımların bu doğrultuda devam edeceğine dikkat çekiyor. Hali hazırda 5 yabancı şirketin Türkiye pazarına yatırım yapmak için sırada olduğunu söyleyen Güvenel, “Avrupa ve Amerikan piyasasından tanıdığımız, hiç aklımıza gelmeyen şirketler dahi yavaş yavaş Türk sigorta sektörünün kapılarını çalmaya başladılar” diye konuşuyor.

Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürü Murat Güvenel ile Türk sigortacılık sektöründe yaşanan değişimi, yeni dönemle ilgili beklentileri konuştuk.

Potansiyel Yabancıları Çekiyor
-Yılın ilk 6 ayını sektör yüzde 20 oranında bir büyüme ile tamamladı. Bu da tatminkar bir artışa işaret ediyor. Enflasyonunun yüzde 10-11 düzeyinde olduğunu düşünürsek, reel bir yüzde 10 artış yeterli. Önümüzdeki yıl yine enflasyonun yüzde 10-15 üzerinde bir reel büyüme olacak.

Ancak, bu rakamlar, potansiyeli kullanıyoruz anlamına da gelmiyor. Aslında hem hayat dışı hem de sağlık sigortaları tarafında olmamız gereken noktanın çok gerisindeyiz. Biz bu ülkede yaşadığımız için daha çok güncel verilere göre hareket ediyoruz. Politikalarımızı güncel verilere göre tanımlıyoruz. Ancak, potansiyelin çok az bir bölümünün kullanıldığı yabancılar tarafından izleniyor.

Bu çerçevede de yıl başından itibaren çok sayıda yabancı sigorta şirketin Türkiye’ye gelip satın alma ya da birleşme yoluyla yapılandıklarını görüyoruz. Avrupa ve Amerikan piyasasından tanıdığımız, hiç aklımıza gelmeyen şirketler dahi yavaş yavaş Türk sigorta sektörünün kapılarını çalmaya başladılar. Bunun en önemli nedeni bizim AB ile görüşmeleri başlatıyor olmamız. Biz ülke olarak bu konuya ne kadar pesimist olarak bakarsak bakalım, ciddi bir süreç başlamış durumda. Bugün yurtdışında Türkiye’nin AB’ye girmemesi ile ilgili çeşitli argümanlar olduğu gibi girmesini destekleyen de çok önemli argümanlar var. Bu argümanların çoğu da Türkiye’deki potansiyeli öne sürüyor.

Yabancılar Nasıl Etkileyedi?
Bunu değerlendirmek için biraz erken bir noktadayız. Şirketler de henüz yapılanmalarını tamamlamadılar. Üç tane ana satın alma var. Bunların biri yeni eleman arıyor, diğerleri eski yönetim ile devam ediyor.

Yabancılar çok uzun vadeli ve planlı hareket ediyorlar. Bizim gibi, “birkaç ayda hemen piyasaya çıkalım, bir şeyler yapalım” gibi bir tez canlılıkları yok. Onlar şu anda piyasadaki potansiyelini inceliyorlar. Hangi potansiyelden ne kadar yararlanmaları, kimlerle beraber çalışmaları gerektiğine bakıyorlar. Bu da bir süreç alacak.

Her ülkede olan sigortacılık modeli farklı. O ülkenin sosyo-ekonomik politikasına, sigortaya bakışına, tüketici tercihlerine, risk alma karakteristiklerine göre sigorta şirketleri farklı yapılanmalar içerisindedir. Dolayısıyla, şu anda bir inceleme safhasında olduklarını düşünüyorum.

Yerliler Zorlanabilir mi?
Türk sigorta şirketlerinin de çok uzun süredir bu piyasa çalışıyor olmalarından kaynaklanan büyük bilgi birikimleri, pazar payları ve marka bilinirlikleri var. Örneğin, Yapı Kredi Sigorta 1943 yılından bu yana çalışıyor. 63 yıllık bir geçmişi var. Müşterisiyle, acentesiyle, bugüne kadar gösterdiği performansla piyasada bir yer edinmiş durumda. Mutlaka Yapı Kredi Sigorta da böyle bir ortamda bu konumunu korumaya ve geliştirmeye çalışacak.

Diğer sigorta şirketleri için de aynı şey geçerli. Ancak, özellikle yabancıların Türkiye’ye gelmesi, hali hazırdaki pazardan pay almak yerine, kullanılmayan potansiyelin harekete geçirilmesini sağlayacak. Yani pastanın büyüyeceğine inanıyorum. Dolayısıyla, biz bunu bir tehdit olarak görmüyoruz. Yabancıların getireceği tekniklerin Türk sigorta piyasasına olumlu etkileri olacaktır.

Rekabet Karı Zora Sokuyor mu?
Sigorta sektöründe rekabet her zaman olacaktır ve bence ondan korkmamak lazım. Ancak, rekabeti haksız veya aşırı rekabet diye nitelendirdiğimiz dönemi atlattık diye düşünüyorum. Sigorta şirketleri artık sadece satış değil, aynı zamanda kârlılık yönünden de kendilerine uygun olan politikayı benimsemeye başladılar. Bu nedenle eskisi gibi acımasız bir rekabet yok. Bana bu soruyu geçtiğimiz yılbaşında sorsaydınız, biraz daha olumsuz yanıt alabilirdiniz ama şu anda çok olumlu görüyorum.
Ben bu sektörde kar etmenin zorlaştığı kanaatinde değilim. Örneğin, biz Yapı Kredi Sigorta olarak geçmiş yıllardaki performansımızdan daha iyi bir kârlılık seviyesi yakalayacağımıza inanıyoruz.

Kar Marjı Daralan Branşlar
Kasko ve sağlık branşları, kârın zor yapılabildiği branşlar olmaya devam ediyor. Yapı Kredi Sigorta olarak kendimizi değerlendirdiğim zaman buna çözüm olacak bazı uygulamaları hayata geçirmeye başladık diyebilirim. Sağlık branşında Türkiye’de hiçbir sigorta şirketinde olmayan büyük bir direkt satış kadromuz var. Bu sayede hem piyasa potansiyelini hem de ana ortağımız olan Yapı Kredi Bankası’nın potansiyelini çok iyi değerlendiriyoruz. Sürekli olarak yeni sigortalıları portföyümüze katıyoruz. Sağlık sigortalarında bunu yapmadığınız zaman, yaşlanma neticesinde hasarlar artıyor. Bu da sigorta şirketlerinin kârlılığını negatif olarak etkiliyor. Dolayısıyla direkt satış teşkilatını iyi yöneterek sürekli olarak portföye yeni genç sigortalı katabilmek gerekiyor. Hasar prim oranını ancak bu sayede makul seviyelerde tutmak mümkün…

Diğer yandan sağlık kuruluşları ile yapılan anlaşmalarda daha etkin bir denetim gerekiyor. Bazı sigorta kuruluşlarının ISO standartlarını almalarında teşvik etmek, daha makul maliyetlerle çalışmak ve iyi bir hasar kontrolü önem kazanıyor.

Yeni Dönemin Özelliği Türk sigortacılığında 3 tane önemli dönem var. Bir tanesi, tarife dönemi idi… Devletin primleri belirlediği bu dönem 1990 yılına kadar devam etti. 1990 yılından sonra tarife dışı dönem başladı. Bu dönemde de şirketler aralarındaki rekabet sonucu fiyatları indirdiler. Şirketlerin kârları azaldı. Bu dönem yaklaşık 15 yıl sürdü ve çok sancılı oldu.

2005 yılı ise bu ikinci dönemin kapandığı yıl oldu.

2005 sonunda, Ocak 2006’dan itibaren şirketlerin aşırı rekabet nedeniyle zarar gördüğünü anladığı ve önlem almaya başladığı yeni dönemin başlangıcı oldu.
Şirketler başta kasko sigortaları olmak üzere belirli konularda zarar ettiklerini gördüler. Kaskoda daha seçici davranmaya, fiyatları artırmaya, daha iyi iş yazmaya, hasar kontrolü yapmaya başladılar. Sonuçta da 2006’nın başından itibaren de hem piyasa hem şirketler açısından olumlu diye nitelendirebileceğimiz bir trend başladı. Bu bence gelecek için de çok umut verici bir başlangıç. Zira, sigorta şirketlerinin varlıklarını devam ettirmeleri, hasarlarını düzgün olarak ödeyebilmeleri için güçlü olmaları gerekiyor. Nihayet bir bilinç yerine geldi. Olumluya doğru bir gidişat var.

“5 Yeni Yabancı Sırada Bekliyor”

İlgi Devam Ediyor Yabancı şirketlerle yaptığımız temaslar çerçevesinde, resmi bir kayıt olmamakla birlikte şu anda 5-6 şirketin Türkiye piyasası ile ilgilendiğini biliyoruz. Bunların bir kısmı bireysel emeklilik alanıyla, bir kısmı da bizim içinde olduğumuz hayat dışı branşla ilgileniyorlar. Bunların ne kadarı hayata geçer bilmiyorum ama ilgi devam ediyor.

Yabancıların Payı Artacak Önümüzdeki dönem yabancı sigorta şirketlerinin Türk sigorta pazarındaki payının hızla artacağını düşünüyorum. Önümüzdeki 5 yıl sonra sigorta şirketlerinin yüzde 60’ından büyük bir kısmının en azından yabancı ortağı olacağına inanıyorum. Bizim de yabancı ortağımız var biliyorsunuz. Yapı Kredi Sigorta’nın yüzde 33’ü halka açık, bunun geri kalan kısmının yüzde 50’si İtalyan UniCredito Grubu’na ait.


Sektör Nereden Kazanacak?
Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da kasko ve trafik branşı, hayat dışı branşların lokomotifleri konumunda olacak. Şu anda kasko ve trafik sigortalarının payı yüzde 50 düzeyinde. Diğer yandan AB müzakerelerine paralel olarak sorumluluk sigortalarında önemli gelişme olacağına inanıyorum. Ancak, sorumluluk sigortaları hukukun işleyişi ile çok yakından ilişkili. Siz bugün birine zarar verirseniz ve verdiğiniz zararla kıyas kabul edilmeyecek ölçüde ufak bir tazminata mahkum edilirseniz, sigorta almasınız. Ancak, bu değişiyor. Özellikle doktor sorumluluk sigortalarında büyük bir gelişme var. Ayrıca devlet de bir takım sektörleri sorumluluk sigortası yapma konusunda mecbur kılıyor.
Diğer yandan sağlık sigortaları tarafında da çok büyük potansiyel var. Bütün çabalarımıza rağmen, nüfusa oranla özel sağlık sigortası olanlar yüzde 1-1,5 civarında. Yani hala çok düşük seviyelerde. Burada büyük bir potansiyel var.

“Trenimiz İyi Gidiyor, Hedeflerimizi Tutturacağız”

Son İki Yıl Kârsız Geçti Yapı Kredi Sigorta olarak son 2 yılda sermayedar belirsizliğimiz nedeni ile bazı sıkıntılarımız oldu. Bunun sonucu olarak da son 2 yılda kârlı olmayan bir çalışma faaliyetimiz oldu. Bunu bu yıl ilk 6 ayı sonu itibariyle kâra geçirerek ilk defa geri çevirdik. 2.1 trilyon gibi bir kâr yaptık. Belki rakamsal olarak çok büyük olmamakla birlikte bizim için bir trendin dönüşü oldu. Yıl sonunu da kârla kapatacağımızı öngörüyoruz. Bu yılı geçen yılki sonucumuzun çok üzerinde bir kârla kapatmayı bekliyoruz.

2007 İçin Daha Büyük Hedeflerimiz Var 2007 için öngörülerimiz daha da iyi. Yapı Kredi Bankası Koçbank ile birleştiğinden dolayı çok büyük bir banka ortaya çıkıyor. Bu bankanın yeni potansiyeli ve yurtdışı borçlanma imkanları bize çok yeni müşteri getirecek. Bunlar hem bireysel müşteri hem de büyük projeler şeklinde olacak. Büyük bir ihtimalle bu yılın hedefi olan rakamı olan rakamı ve kârlılık hedefimizi gerçekleştireceğiz. 2007’de de bunların daha üzerinde hedeflerimiz olacak. Trenimiz iyi gidiyor.

Hande D. Süzer
Hdemirel@capital.com.tr

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER