Capital'e abone olun.
SİGORTA SEKTÖRÜNE YABANCILAR GELECEK

Sigorta Sektörüne Yabancılar Gelecek

Garanti Sigorta Genel Müdürü Hasan Güller, 2005’teki yüzde 20 büyümeden sonra, yeni yılda da aynı düzeyin yakalanacağını söylüyor. Bu büyümenin lokomotifinin ise kasko ve konut sigortaları olacağın...

Son Güncelleme: 01.02.2006

Garanti Sigorta Genel Müdürü Hasan Güller, 2005’teki yüzde 20 büyümeden sonra, yeni yılda da aynı düzeyin yakalanacağını söylüyor. Bu büyümenin lokomotifinin ise kasko ve konut sigortaları olacağına dikkat çekiyor. “Ancak, 2006’daki en önemli gelişme yabancı ilgisi olacak” diye konuşuyor. Kendilerinin de şirket alabileceklerini belirtiyor ve devam ediyor: “Türkiye’ye ciddi bir yabancı ilgisi var. Bu ilgi sigorta sektörüne de yansıyacak.Yeni ortaklıklar, satın almalar, birleşmeler sektörün gündeminde olabilir.”

Henüz yıl sonu rakamları açıklanmasa da sigortacılık sektörü 2005 yılını enflasyonun üzerinde bir rakamla, yüzde 20 büyümeyle kapayacak. Garanti Sigorta için ise 2005, sektörün bir hayli üzerinde büyümenin yaşandığı bir yıl oldu. Yüzde 95 oranında bir büyüme yakalayan Garanti Sigorta’nın kârlılık büyümesi ise yüzde 250 oranında gerçekleşti. Şirket 2005 yılında sattığı poliçe adedini yaklaşık üçe katlayarak 1 milyon adede yaklaştı.

2005’te pazarda mühendislik alanında lider, yangında 4’üncü, nakliyatta 5’inci, ferdi kazada 2’nci ve kaskoda ilk 10’da yer alacak olan Garanti Sigorta’nın genel müdürü Hasan Güller, “Yıl sonu itibariyle toplam olarak bakılınca 8 ya da 9’uncu sırada olacağız. Ama kasko dışındaki diğer branşların büyük bölümünde ilk 5’te, bazısında da lider olduğumuz bir yapı olacak. Bu da bizi tatmin ediyor” diye konuşuyor.

Güller, 2006 yılında sektörde yüzde 20 civarında bir büyüme yaşanacağını söylüyor. Otomotiv, konut, nakliyat ve yangın alanlarındaki büyümenin dikkat çekeceğini belirtiyor. Küçük portföylerle piyasada kalmanın anlamlı görünmediğine değinen Güller, “Bu süreç konsolidasyonu da beraberinde getirecek. 2006 yılında birleşme ve satın alma anlamında gelişme olacağına inanıyorum” diyor.

Garanti Sigorta, ayrıca, Ağustos 2005 itibariyle Doğal Afet Sigortalar Kurumu (DASK) yönetimini de devraldı. Bu kurumun yönetimini 5 yıl boyunca sürdürecek. Hasan Güller, görevi devraldıklarında 2,2 milyon adet olan poliçe sayısını 5 ayda 2,4 milyon seviyesine de çıkardıklarını anlatarak, “5 yılda yüzde 20’lerdeki penetrasyon oranını yüzde 50 düzeyine çıkarmayı hedefliyoruz” diye konuşuyor.

Garanti Sigorta Genel Müdürü Hasan Güller ile sigorta sektöründe 2005 yılında yaşananlar, 2006 yılındaki beklentiler ve DASK konusundaki planları üzerine konuştuk:

* 2005 yılı sektör açısından nasıl geçti? Ne tür gelişmeler oldu?
2005 yılında enflasyonun üzerinde büyüme rakamları görüldü. Sanıyorum, sektör yılı yüzde 20’lerdeki rakamlarda kapatır. Ancak, ilk 9 ay ve 10’uncu ay sonuçlarına baktığımızda 2004’e nazaran 2005’in büyüme olarak daha çok zorlandığı bir yıl olduğunu görüyoruz. Büyümeler sınırlı olunca rekabetin dozu da arttı. Çünkü pazar payını artırmak ya da liderliklerini korumak isteyen şirketler, zaman zaman yıkıcı boyutlara varan rekabet ortamlarını yaşadı. Bu da sektörün teknik kârlılıkları üzerinde çok olumsuz bir seyir gösterdi.

Sektörün yaklaşık yüzde 55-60’ını oluşturan kaza branşı, yani kasko ve trafik sonuçları çoğu şirket için iç açıcı olmadı. Zarar ettiler. Bu da şirketlerin genel teknik kârlılıklarını olumsuz etkiledi. Yılın böyle kapanacağını tahmin etmek güç değil. Dolayısıyla, mali kârlılıkların nispeten daha sınırlı olmasıyla birlikte sektörün teknik kârlılıkta daha çok zorlanmaya başlayacağını görüyoruz. Umarım 2006 özellikle teknik kârlılık açısından daha iyi geçecek bir yıl olur.

* 2005 yılını Garanti Sigorta nasıl geçirdi?
Bizim yıl sonu rakamlarımız kârlılık hariç çıktı. Yılı yaklaşık yüzde 95’lerde bir büyüme ile kapattık. Garanti Sigorta sektörün üzerinde bir büyüme trendi yakaladı. Teknik kârlılık açısından bizim için iyi bir yıldı. Teknik kârlılığımızdan taviz vermedik.

Bilanço kârlılığı açısından da son derece tatmin eden sonuçlar yaşadık. Kârlılık büyümesi anlamında yine yüzde 250 gibi bir rakama ulaştık. 2005, sektörün tersine Garanti Sigorta için son derece başarılı bir yıl oldu. 2004’te 345 bin poliçemiz vardı. Bu yılı 640 bin poliçeyle kapattık. Bu rakama Çantam Garanti’de kampanyasından gelen 90 bin poliçe ve üniversite öğrencilerine yaptığımız 200 binin üzerindeki ferdi kaza poliçesi dahil değil.

* Bu başarının altında ne yatıyor?
Bunun altında yatan, sürdürülebilir ve kârlı büyümenin peşinde olmamız. Sadece pazar payına oynamak bizim için kabul edilebilir bir strateji değil. Garanti Sigorta, sektörle kıyasladığımızda çok farklı bir dağıtım kanalına sahip. Banka sigortacılığında yaklaşık yüzde 25’lik pay ile pazar lideriyiz. Üretimin yaklaşık yüzde 25’ini banka kanalından yapıyoruz. Ürünlerin dizaynı, müşteriye ulaşmak buna göredir. Çok iyi kullandığımızı düşündüğümüz banka kanallarını 2005’te de aynı etkinlikte kullanmaya devam ettik.

Ayrıca acente-broker dağıtım kanalında da büyümek gibi bir stratejimiz var. Son derece sınırlı olan acente sayımızı da 2004 yılından başlayarak 2006’da iyi çalıştığımız 150 acenteye çıkarmayı planlamıştık. 2006 sonu itibariyle toplam üretimimizin yüzde 50’sini banka dağıtım kanalından, yüzde 50’sini de acenteler aracılığıyla yapmak istiyoruz.

2005 hedefimize ulaştık. Bu yıl en iyi yaptığımız şeylerden biri de düşen enflasyon ortamında gider maliyetlerimizi çok iyi kontrol etmek oldu.

* Garanti Sigorta’nın pazardaki yeri nasıl?
İlk 9 aylık sonuçlara bakınca mühendislikte pazar lideri olacağız. Yangında 4 ya da 5’inci, nakliyatta 5 ya da 6’ncı, ferdi kazada 2 ya da 3’üncü olacağız. Kaskoda da ilk 10’da yer alacağız. Garanti Sigorta’nın kaskoyu da dahil ettiğinizde toplam olarak pazar payı 2004’te yüzde 3’tü. Bu yılı muhtemelen yüzde 4,2 ya da 4,5 gibi kapatırız. Sektörün genelinden farklı olarak bizim yapımız çok farklı ve dengeli.

Sektörde yüzde 80-90 oranında kasko portföyü taşıyan şirketler olmasına rağmen bizde bu oran yüzde 25-30’larda. Toplam sigorta üretiminin yüzde 55’inin kaza branşından geldiğini düşünürseniz, biz portföyümüzün dengeli olması açısından kaza branşını sınırlı tutuyoruz. Yıl sonu itibariyle toplam olarak bakılınca 8 ya da 9’uncu sırada olacağız. Ama kasko dışındaki diğer branşların büyük bölümünde ilk 5’te, bazısında da lider olduğumuz bir yapı olacak. Bu da bizi tatmin ediyor.

* 2006 yılında sektörde neler yaşanacak? En hızlı hangi alanlar büyüyecek?
2005 yılındaki büyümenin yüzde 20’lerde tamamlanacağını varsayarsak, 2006 yılında da yine bu seviyeye yakın bir büyüme trendinin olacağını düşünüyorum. Sektörün yüzde 55’ini motor branşı oluşturduğu için otomotiv satışlarının hızı bu büyümeye direkt etki yapacaktır. 2006’da otomotiv ve konut satışlarının artmasına paralel olarak bunun sigorta sektörüne de doğrudan bir yansıması olacağını tahmin ediyorum.

En büyük büyümeyi ben motor branşında bekliyorum. Yine dış ticaret hacmimizin gelişmesine paralel olarak nakliyatta bir büyümenin genel trendin üzerinde olabileceğini düşünüyorum. Yangında da genel büyümenin üzerinde bir büyümenin gerçekleşmesini bekliyorum.

Sektörün, maliyetlerini aşağı çekerek kârlılıktan taviz vermemesi gerektiğini düşünüyorum. Artık çok küçük portföylerle piyasada kalmak çok anlamlı görünmüyor. Bu sürecin, konsolidasyonu da beraberinde getireceğini düşünüyorum. Bunu olumsuz değil olumlu anlamda söylüyorum. 2006 yılında birleşme ve satın alma anlamında gelişmeler olacağına inanıyorum.

* 2006’da Garanti Sigorta’nın planları ve hedefleri arasında neler var? Şirket satın almaları ya da birleşmeler sizin için de söz konusu mu?
Biz sürdürülebilir ve kârlı büyüme peşindeyiz. Bundan hareketle bankacılık sektörünün de büyümeyi hedeflediği alanlara bağlanmış sigorta ürünleriyle yürüyor olmamız lazım. Yani konut kredisi dediğinizde bu DASK, ev paket poliçesi demek; otomobil kredisi dediğimizde kasko ve trafik sigortaları; bireysel kredi dediğimizde ferdi kaza demek. Dolayısıyla, Garanti Sigorta bu tür ürünlerle büyümeye devam edecek.

Ayrıca, Türkiye’deki sayılı sanayi tesislerinde Garanti Sigorta olmaya devam edecek. Gerek reasürans ve iş kabul kapasitesi, gerekse teknik yetkinliği ve yeterliliği ile bunları yapabilir durumda. 2006’da yapmayı planladığımız şeyleri planlarsak, iş yapış şekillerimizi bile değiştirmiş olacağız ama bunları paylaşmak için çok erken. Tabii ki kârlılığımızı korumak için maliyetlerimizi ciddi şekilde kontrol altında bulundurmamamız lazım. Kârlı büyümemiz lazım.
Şirket satın almaları konusunda ise bir açıklama yapmayı tercih etmiyorum.

* O zaman ben bu konuda bir şeyler olacağını anlıyorum.
Açıkçası, Türkiye’ye ciddi bir yabancı ilgisi var. Bu ilginin Türk sigorta sektörüne de yansıyacağını düşünüyorum. Dolayısıyla, yeni ortaklıklar, satın almalar, birleşmeler sektörün gündeminde olabilir.

“SİSTEME GİRENLERİN ÜÇTE İKİSİ YENİLEME YAPMIYOR”

DASK DEPREMİN TEK TEMİNATI Geriye dönük 5 yıla baktığımda sigorta şirketlerinin, acentelerin, bankaların ve Milli Reasürans’ın gerçekten el birliğiyle bir sosyal sorumluluk bakış açısıyla çok ciddi emek sarf ettiği görülüyor. 500 bin adetlerde olan konut poliçesine rağmen 2,2 milyon adet DASK poliçesine ulaşılmış. DASK’tan önceki konut sigortaları depremi de içeriyordu. Ama DASK’ın hayatımıza girmesiyle konutlara deprem teminatı veren başka bir poliçe kalmadı.

5 AYDA YÜZDE 30 PRİM ARTIŞI Bizim DASK yönetimini devraldığımızdan Ağustos 2005 tarihinden yıl sonuna kadar bu sayı 2 milyon 417 bine ulaştı. Yıllık olarak yüzde 18’lik bir büyüme görülüyor. Ama ağustos sonrasını dikkate alırsanız yüzde 30’ları aşan bir prim ve adet artışı görülüyor. Ama bu yeterli değil. Penetrasyon oranımız yüzde 20’lerde. Daha gidecek çok yolumuz var. Penetrasyonu yüzde 50’ye çıkarırsak, gerçekte sigortalanabilecek konut açısından önemli bir ölçüyü kapsama aldığımızı kabul edebiliriz.

YENİLENME ORANI ARTMALI DASK’ın her yıl yenilenmesi gerekiyor. Ancak yenilenme oranı yüzde 30-33’lerde. Bu rakam vatandaşın bir şekilde DASK’ın kapısından girdiğini ama yenileme yaptırmadığını gösteriyor. Hem penetrasyon hem yenileme açısından gidilecek çok yol var. Bu artırmak için ciddi çalışmalarımız var.

PRİMLER ÖDENEBİLİR DÜZEYDE DASK primleri işin sosyal boyutu da düşünülerek son derece ödenebilir düzeyde düzenlenmiş. İstanbul için 100 metrekare betonarme bir bina için yıllık prim tutarı 83 YTL 60 YKr. Karşılığında ise 38 bin YTL veriliyor. Depremde verilen para inşaat birim maliyetine göre belirleniyor. Ödenen sadece inşaat bedeli. Bunu yeterli görmüyorsanız, DASK’ın üzerine bir başka sigorta şirketinden koruma alabilirsiniz.

“5 YILDA 5 MİLYONLUK DASK HAVUZU HEDEFLİYORUZ”

2006’DA YÜZDE 20 ARTIŞ 2,4 milyon adetlik DASK poliçesinin üzerine yüzde 20’lik bir artış hedefliyoruz. 2005 yılını bizim 5 yıllık planlarımızın üzerinde kapattık. 5 yılda total olarak ise 4-5 milyona ulaşmayı hedefliyoruz. Aslında çok büyük beklentiler oluşturmak istemiyorum. Ama bu 5 ayda yaptıklarımız hep bu hedefe yönelik. Umuyorum bir aksilik olmazsa Türkiye 4-5 milyonluk DASK havuzuna ulaşacaktır.

ALTYAPI GÜÇLENECEK DASK’ta sayı arttıkça mevcut altyapı, donanım olarak bu sistemi kaldırmaya yetmeyebilir. Burada gelişmeye ihtiyacımız var. Yazılım bu işin olmazsa olmazı, network ile ilgili hiçbir problem yok.

MARMARA DEPREME DUYARLI Penetrasyon oranlarına bakıldığında Marmara’da yüzde 27, Akdeniz’de yüzde 9-11, Doğu Anadolu’da yüzde 9, Ege’de yüzde 19, Güneydoğu Anadolu’da yüzde 6, Karadeniz’de yüzde 11, İç Anadolu’da yüzde 20. Totalde 18,66 gibi bir oran var.

BURSA VE BİLECİK’TE ORAN DÜŞÜK Marmara’da penetrasyon oranı en düşük iki il yüzde 16’yla Bursa ve yüzde 13’le Bilecik. Muğla yüzde 32, Yalova yüzde 36, İstanbul yüzde 29, Tekirdağ yüzde 32, Ankara yüzde 30, Bolu yüzde 42 ile duyarlı iller arasında. Yine deprem bölgesi olan Ege’de Manisa ve Uşak’ta yüzde 9, Kütahya yüzde 8’lik oranlar görmek çok üzücü.

ÖZGÜR GÖZLER
ogozler@capital.com.tr

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER