Capital'e abone olun.
EN ETİK SEKTÖRLER

En Etik Sektörler

Stuart Gilman / Ethics Resource Center Başkanı    Etik değerler son yıllarda öne çıktı, Türkiye’de şirketlerin gündemine geldi. Ancak, bu alanın öncü kuruluşlarından Ethics Resource Cent...

Son Güncelleme: 01.02.2003

Stuart Gilman / Ethics Resource Center Başkanı  
 
Etik değerler son yıllarda öne çıktı, Türkiye’de şirketlerin gündemine geldi. Ancak, bu alanın öncü kuruluşlarından Ethics Resource Center tam 80 yılldır ABD’de faaliyette… Bu kurumun başkanı Stuart Gilman, etik iş yapmanın hızla yükseldiğini söylüyor. Ona göre yeni trend, şirketlerin içinde “etik ofisleri” açmak. Gilman, uygulamaların sektörlere göre de farklılık gösterdiğini belirtiyor ve “Ancak, özellikle yiyecek, ecza, otomotiv, hizmet, finans ve basın gibi sektörler etik bir sisteme sahip olmak gerektiğinin farkındalar” diyor.  
 
Toplumsal yaşamda ahlak kuralları pek çok davranış ve düşüncenin de belirleyicisi durumunda. Günümüzde iş dünyasında da “iş etiği”, “davranış etiği” gibi kavramların öne çıktığını görüyoruz. Şirketler artık sadece iyi ürün üretmenin yeterli olmadığının farkında. Çünkü tüketici kaliteli ürünün yanında üreticinin etik değerlerini de sorguluyor.  
 
Tüm dünyada iş dünyasında etik kavramı üzerine çalışmalar gerçekleştiriliyor. Şirketler bünyelerinde bağımsız etik ofisleri oluşturuyor. Her geçen gün daha da önem kazanan bu konu üzerine 1922 yılında ABD’de kurulmuş olan Ethics Resource Center Başkanı Stuart Gilman ile görüştük. Gilman özellikle ABD’de Watergate Skandalı ile sorgulanmaya başlayan etik kavramının bugün iş dünyasında vazgeçilmez olduğuna dikkat çekiyor.  Şirketlerin etik anlayışlarını belirleyen davranış kurallarının yazılı olduğu kağıtları kurum içinde duvarlara yapıştırıp insanların bu kurallara uymasını beklemenin anlamsız olduğunu belirten Gilman, “Herkesi bu konuda eğitmek, kuralları geliştirmek ve gerekirse de değiştirmek önemli” diyor.  
 
Türkiye Etik Değerler Merkezi (TEDMER)’nin düzenlediği Etik Zirvesi 2003’e konuşmacı olarak katılan Stuart Gilman TEDMER ile birlikte Türkiye’nin küresel piyasalarda daha büyük bir rol oynama şansının arttığını vurguluyor. Gilman ile Türkiye ve dünyada etik kavramının evrelerini ve önemini konuştuk.  
 
Öncelikle kurumunuzdan bahsedebilir misiniz?  
 
Biz kar amaçlı olmayan bir organizasyonuz. 1922 yılında kurulduk ve o günden bu yana kurumlarda dürüstlük ve etik kavramlarını yaratmak için çalışıyoruz. Okullardan başlayarak şirketlerin yönetim kurullarına kadar dürüstlüğü sağlamaya çalışıyoruz.  
 
Özellikle son 25 yılda tüm dünyada yüzlerce global kurumla, hükümetlerle, çokuluslu organizasyonlarla çalıştık. Örneğin Dünya Bankası’nın davranış kurallarının bir kısmını oluşturduk. Şu anda Interamerican Development Bank ve Birleşmiş Milletler ile çalışıyoruz. Bu projelerle yozlaşmanın, yolsuzlukların önüne geçmeye ve bazı etik standartlar yaratmaya çalışıyoruz.  
 
Kurumunuzun kurucuları ve üyeleri kimler?  
 
Bir mütevelli heyetimiz var. Kişisel anlamda bir üyelik sistemimiz yok. Mütevelli heyetimiz sade vatandaştan CEO’lara, önde gelen politikacılardan öğretim üyelerine kadar çok farklı kişilerden oluşuyor.  
 
Türkiye’deki TEDMER de benzer bir yapılanma içinde ve o da bizim bir anlamda çocuğumuz. Oluşumunda önemli katkılarımız oldu. Biz bağımsız, politik ve dini herhangi yönü olmayan bir kuruluşuz. Bizim düşüncemize göre etik ve dürüstlük kavramları her türlü kurumsal yapılanmada en önemli unsurlar olarak öne çıkıyor.  
 
1920’li yıllarda bir grup bağımsız birey tarafından kurulduk. Bu kişiler toplumun belirli kesimlerinden geliyorlardı. Bugüne kadar çalışma alanımızı okullarda çocukların değerlerini geliştirmekten kurumların değerlerini geliştirmeye kadar genişlettik.  
 
ABD’deki ilk kurumsal etik merkezini yaklaşık 22 yıl önce General Dynamics’de tasarladık. İnsanların kurumların etik olup olmadığını nasıl algıladıklarını, etik şirketlerin yer aldıkları pazarlarda neden başarılı oldukları üzerine araştırmalar yaptık.  
 
Ethics Resource Center’ın, etik anlayışın yerleşmesi sürecinde ne gibi katkıları oldu?  
 
Bizim yaptığımız iş çok önemli. Çünkü, etiğin neden bu kadar dikkate alınması gerektiğini anlatıyoruz. Bir de insanların anlamakta güçlük çektiği bir konu var. Öncelikle gerçekten de güçlü etik standartlara ve şeffaflığa sahip olmanız gerekiyor. Çünkü, doğrusu bu.  
 
İş açısından baktığımızda ise etiğin riskleri azalttığını görüyoruz. Etik değerlere sahip olmak belki de en ucuz risk yönetimi stratejisidir. Çünkü, açıklık anlamında yaptıklarınız insanların sizin davranışlarınız hakkında insanların varsayımlar üretmesini engelleyecektir. Örneğin, Enron’un da davranış kuralları vardı. Ancak, bu kuralların dışına çıkıldı ve sonucu da ortada.  
 
Davranış kurallarına işlerlik kazandırmak için neler yapılması gerekiyor?  
 
Davranış kurallarının yazılı olduğu kağıtları kurum içinde duvarlara yapıştırıp insanların bu kurallara uymasını beklemek son derece anlamsız. Herkesi bu konuda eğitmek, kuralları geliştirmek ve gerekirse de değiştirmek önemli.  
 
Örneğin, birlikte çalıştığımız bir şirketin davranış kurallarının süresi her yıl bir Ağustos’da doluyor. Tüm şirket yeni kurallar belirlenir belirlenmez bu kurallar üzerinde çalışmaya başlıyor. Tüm çalışanlar ve yöneticiler bu kuralları okuduklarına, anladıklarına ve uygulayacaklarına dair imza veriyorlar. Gerçekten de davranış kurallarına, ancak bu şekilde işlerlik kazandırabilirsiniz.  
 
İstenen de budur zaten. Eğer şirketler davranış kurallarını ciddiye alırlarsa son derece olumlu sonuçlar verecek davranışlarla karşılaşırsınız. Bu kuralları uygulayan şirketler işlerini ciddiye alırlar. Uzun dönemde iyi etik değerlere sahip olmak iyi iş yapmakla sonuçlanır. Eğer sadece 6 ay çalışmayı düşünüyorsanız, sorun yok ancak uzun yıllar bu işte kalmayı düşünüyorsanız müşterilerinizin, çalışanlarınızın ve tedarikçilerinizin size güvenmesi, anlaşılır, açık ve şeffaf değerlere sahip olduğunuzu görmeleri gerekir. Böylece herkes sizin nasıl davranacağınızı bilir.  
 
Türkiye’de etik kuralların işlerlik kazanması amacıyla oluşturulan TEDMER hakkındaki görüşleriniz neler?  
 
Türkiye’de TEDMER’in oluşumundan son derece memnunum. Çünkü, kurumsal topluluk tarafından bir bildirge açıklandı ve etiğin değerini, Türkiye’nin küresel piyasalarda oynaması gereken rolü anladıklarına işaretti. TEDMER’ın oluşumunda hükümetin herhangi bir etkisi yok ve dolayısıyla AB standartlarına uyum için zorla atılan bir adım değil.  
 
İş dünyasında etik ne anlama geliyor. İş dünyası bu kavramdan ne anlamalı?  
 
Etik aslında davranışları şekillendiren kurallar dizisi olarak tanımlanabilir. Etiği sadece kurallardan ibaret saymamak gerekir. Çünkü, en sonunda kurumlar içinde yer alan insanların davranışlarına kadar etkilidir. Genel olarak son derece soyut kurallardan bahsederiz. Örneğin, biz dünyanın pek çok farklı yerinde yer alıyoruz ve bu ofisler arasında dürüstlük, güvenilirlik, şeffaflık, açıklık, adalet, hakkaniyet gibi kavramlar ortak anlayış olarak yer alıyor.  
 
Etik kavramının öncüsü olan şirketler hangileriydi?  
 
Daha önce bahsettiğim General Dynamics ilk kurumsal etik ofisini açması anlamında öncü sayılıyor. Bunun yanında Merck Sharp Dohme da kurumsal dürüstlük ve toplumsal sorumluluk anlamında öncü olarak sayılabilir. Çünkü, bundan 15-16 yıl önce Merck Sharp Dohme tarafından geliştirilmiş ve sığırlar üzerinde kullanılan bir ilacın aynı zamanda Orta Afrika’da son derece yaygın olan “nehir körlüğü” hastalığına iyi geldiği anlaşılıyor.  
 
Birleşmiş Milletler Merck’e gelerek bu ilaçta fiyat indirimi yapmalarını istiyor. Böylece BM ilacı bu bölgedeki hastalara dağıtabilecek. Merck her ne kadar bu ilacı sadece veterinerlik amaçlı üretmiş olsa da, BM’e vermeyi kabul ediyor. Bu çok yaygın bilinen bir olay değil ancak Orta Afrika’daki ülkelerde yaşayan insanlara en güvendikleri ilaç şirketinin hangisi olduğu sorulduğunda yanıtları Merck Sharp Dohme oluyor.  
 
Ayrıca, General Motors, Lockheed Martin gibi şirketlerle de çalıştık ve bu şirketler de etik kavramlara ve dürüstlüğe gerçekten büyük önem veriyorlar. Sonuç olarak dürüstlük her zaman için geçerli olan bir kavram. Eğer bir şirkete güvenmiyorsanız ürünleri ne kadar kaliteli olursa olsun bunun yararı yoktur.  
 
Etik alanında yaygın olan eğilimler ve uygulamalar var mı?  
 
Neredeyse tüm şirketler artık bağımsız bir etik ofisleri olması gerektiğini düşünüyorlar. Herkes kendi şirket değerlerinin farkında ve bir davranış kuralları dizisi oluşturmaya girişiyorlar. Bu kurallar ilgi çekici bir biçimde yazıya döküldüğünde insanların nasıl değiştiğini görmek gerçekten de çok ilginç.  
 
Bunun yanında etik konusunda eğitimler veriliyor. Şirketlerin sözle dile getirdikleri tüm kuralları resmileştirmeleri gerekiyor. Böylelikle kuralların içerikleri söylendikçe değişmez. Etik kuralların belirlenmesi ile birlikte insanlar ne yapmaları ve ne yapmamaları gerektiğini bilirler ve böylece de başları derde girmez. Ayrıca, etik kurallar yerel olarak farklılık gösterebilir.  
 
Bir miktar finansal şeffaflık da şirketlerin işine yarayabilir. Ben kurumlarda etiğin ve dürüstlüğün zamanının geldiğini düşünüyorum. Türkiye’de kullanılan ve benim çok hoşuma giden bir söz var; “Zararın neresinden dönülse kârdır”.  
 
Bu, özellikle Türkiye için son derece anlamlı bir söz. TEDMER’ın kurucusu olan büyük şirketler de Türkiye’yi küresel piyasaların önemli bir merkezi yapmaya çalışıyorlar. Bunun en büyük yardımcılarından biri de etik anlamda taahhütler koymaktır. Ancak, böylelikle küresel piyasaların bir parçası haline gelebilirsiniz. Hiç kimse Türkiye’de yatırım yapma maliyetinden kaçınmıyor. Yatırım alanlarını, neler olabileceğini bilmek, çalışanlarının dürüstlüğüne güvenmek istiyorlar. Ayrıca çalışanlarının etik değerlere uymasını bekliyorlar. Tüm bunlar sağlandığında Türkiye küresel piyasalarda yerini alacaktır.  
 
Farklı ülkelerde şirketleri etik iş yapmaya yönlendiren düzenlemeler var mı?  
 
ABD’de herhangi bir düzenleme yok. Ancak, eğer yanlış bir şey yaparken yakalanırsanız, kurtuluşunuz yoktur. Hong Kong’da ise Independent Commision Against Corruption (ICAC-Bağımsız Yolsuzluk Karşıtı Komisyon) bulunuyor. Hong Kong’da bu komisyondan izin almadan iş kuramazsınız. İş kurma aşamasında hem kendi etik kurallarınız olması gerekiyor hem de ICAC’nin onayladığı okullarda eğitim almış eğitmenlere ihtiyacınız oluyor.  
 
Norveç’te de yine belirli etik sistemlere sahip olmanız gerekiyor. İngiltere’de kurumlar ve hükümet için oluşturulmuş bir değerler ve kurallar sistemi var zaten. Fransa’da hükümette ve kurumlarda yolsuzluğu engellemeye yönelik oluşturulmuş bir komisyon var. Hatta bu çalışmaları okullara kadar taşıyorlar.  
 
Etik kurallar çerçevesinde davranmanın yararı üzerine verebileceğiniz bir örnek var mı?  
 
Yaklaşık 10 yıl önce Boeing’de gerçekleşen bir olayı örnek verebilirim. Bir mühendis gece geç saatlerde çalışırken yapımı süren uydunun bir parçasını yere düşürüyor. Ertesi gün patronuna bu olaydan bahsediyor ve parçanın incelenmesini istiyor. İncelenen parçanın hasar gördüğü tespit ediliyor. Eğer bu çalışan yaptığını saklamış olsaydı, uydu yanacaktı. O uydu parçasını onarmak şirkete neredeyse bir milyon dolara mal oluyor.  
 
Şirketin burada yapabileceği iki şey vardı. O çalışanı işten çıkarabilirlerdi. Ancak, bunun yerine ikinciyi seçerek Boeing’deki herkesi bir araya topladıktan sonra gerçeği söyleyen mühendisi 50 bin dolarlık çekle ödüllendirdiler. Yani dürüstlüğü ödüllendirdiler. Çünkü, parçanın tamiri bir milyon dolara mâl olmuştu ancak uyduyu kaybetselerdi şirket de yüz milyon dolar kaybetmiş olacaktı. Doğruluk ve dürüstlük herkesin işine yarar.  
 
Hangi ülkede şirketler etik çerçeveye daha uyumlu çalışıyor?  
 
Transparency International’ın yaptığı araştırmalara baktığınızda ilk sıralarda Kuzey ülkelerinin olduğunu görüyorsunuz. Ama tabii bu son derece göreceli bir kavram. Son derece ilginçtir ki, bazı durumlarda Şili ve Botswana gibi ülkeler de üst sıralarda yer alabiliyorlar. Dolayısıyla, etik anlayışın birinci ya da üçüncü dünya ülkesi olmakla ilgisi yok.  
 
Singapur ve Hong Kong iş yapmak için en iyi iki ülke olarak gösteriliyor. ABD, 105 ülke arasında ancak 15 ya da 16’ıncı sırada yer alabiliyor. Bunun farklı ve tartışılabilir nedenleri var tabii ancak onlara girmeyeceğim şimdi.  
 
Hangi sektörler ya da endüstriler etik kurallara daha çabuk sahip olabiliyor?  
 
Özellikle doğrudan tüketim malları üreten şirketler etik kurallara daha yatkın. Yiyecek, ecza, otomotiv, hizmet, finans ve basın gibi endüstriler etik bir sisteme sahip olmak gerektiğinin farkına varıyorlar.  
 
Etik değerler şirketlerin bütçelerine yansıyor mu?  
 
Bence yansıyor. Güçlü etik değerlere sahip şirketler, toplumsal sorumluluk gibi değerlere de inanıyorlar. Kâr elde etmenin ötesinde sorumlulukları olduğunun bilincindeler. Bu da tüketicileri olumlu etkiliyor.  
 
İKİ ŞİRKETTEN ÖNEMLİ DERSLER  
 
CEO’NUN BÜYÜK YANILGISI
 
 
Etik konusuna verilebilecek en çarpıcı örneklerden biri de Arthur Andersen felaketidir. Arthur Andersen Global’ın CEO’su Joe Bernodino ile bir konferansta denetleyicilerin bağımsızlığı üzerine sohbet ediyorduk. O dönemde ben federal hükümetle çalışıyordum. O ise özel sektördeydi. Joe’ya kurumsal müşteriler ile çalıştıklarını ve bu müşterileri eğer kendilerini beğenmezse birlikte çalışmaya son verebileceklerini söyledim. Bunun da onları korkutması gerekiyordu. Çünkü, daha sonra bu şirketler sorun yaratabilirdi. Ancak bana, Arthur Andersen o kadar büyük ki hiçbir şirket bize şantaj yapamaz, demişti. Evet, bu onun bulunduğu konum için doğruydu ancak anlamadığı bir şey vardı.  
 
ENRON ÖRNEĞİNE DİKKAT  
 
Örneğin Enron ile çalışan ofislerinin gelirinin üçte birini Enron oluşturuyordu. Enron’u kaybetmeyi göze alamazlardı. Bu nedenle etik anlamda bazı fedakarlıklarda bulunmak durumunda kaldılar. Joe ile bu olaydan birkaç ay sonra karşılaştığımda işini kaybetmişti ancak hala ne olduğunu bilmiyordu. Farkında olmadığı şey iş dürüstlüğüne gereken önemi vermemiş olmalarıydı. Şirketlerin en savunmasız oldukları nokta budur.  
 
“ETİĞE %15 FAZLA ÖDEYEBİLİRLER”  
 
Etik kurallara sahip şirketler rekabet avantajı kazanıyorlar mı? Tüketiciler bu şirketlere nasıl bakıyor?
 
 
Türkiye’de yapılan bir araştırmaya göre, insanlar şirketin güçlü etik değerlere sahip olduğuna inanıyorlarsa, ürüne yüzde 15 daha fazla ödemeyi kabul ediyorlar. İnsanlar dürüst şirketlerde uzun süre çalışmak istiyorlar. Yüksek etik standartlara sahip şirketlerde çalışmak ve şirketlerinin kendilerini korumasını istiyorlar. Örneğin, Enron çalışanlarına çok para veriyordu. Ancak, etik standartları yoktu ve bu nedenle yok oldu. Çalışanları da her türlü sosyal haklarını kaybettiler.  
 
Elbette etik kurallara sahip şirketlerin rekabet avantajları da oluyor. Yüksek etik repütasyonuna sahip şirketlerin ürünlerinin fiyatları biraz daha yüksek olsa da insanlar o ürünleri satın almayı tercih ediyor. Bu şirketler çok iyi özelliklere sahip çalışanları cezbedebiliyorlar çünkü insanlar bu şirketlerde çalışmak istiyor. Ayrıca insanları eğitmek de çalışanların şirkette daha uzun kalmalarını sağlıyor. Bu da şirkete büyük bir rekabet avantajı sağlıyor çünkü insan kaynaklarına yapılan yatırım maliyetini düşürüyor. Böylelikle şirkete sürekli olarak yeni insanlar alıp onları eğitmek zorunda kalmıyorsunuz. Bu da şirkete uzun dönemli fayda sağlıyor.  
 
“WATERGATE SKANDALI ETİK DEĞERLERİ ÖNE ÇIKARDI”  
 
Etik konusu şirketlerde ne zaman ve hangi nedenlerden dolayı ortaya çıktı?
 
 
Özellikle ABD’de etik konusunun bu kadar öne çıkması tam olarak Watergate skandalının ardından gerçekleşti. Watergate krizi pek çok yönden bir katalizördü. Bizler insanların değer sahibi olduklarını, bazı şeyleri anladıklarını varsayıyorduk. Ancak, hem hükümet hem de kurumlar tarafında insanlar ne yaptıklarını ve rollerinin ne olduğunu sorgulamaya başladılar.  
 
İkinci olarak 1991’de Reagan döneminde savunma müteahhitleri skandalları da etik konusunu öne çıkardı. Daha sonra savunma müteahhitleri şeffaflık, açıklık ve adalet konularında ortak bir bildiri imzaladılar.  
 
Ardından da General Dynamics’de kurumsal etik merkezi oluşturulması geldi. Savunma endüstrisi etik çerçeveler dışında davrandığını gördü. Kendi aralarında bir avantaj elde etmekten çok birbirlerine zarar verdiklerinin farkına vardılar. Birbirlerine her konuda açık olacaklarına söz verdiler. Kurumlar ve hükümetler şeffaflığın organizasyonlara girmesinin gerek kendilerine gerekse kamunun kendilerine duyduğu güvene katkıda bulunduğunu anladılar.  
 
  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER