Capital'e abone olun.
HERKES ONU BEKLİYOR

Herkes onu bekliyor

Araçları elektrik şebekesine bağlayacak altyapıyı sağlamak üzere çalışmalar son hızıyla devam ediyor

Son Güncelleme: 01.09.2010

Bundan sadece 5 yıl önce, 2020 yılına gelindiğinde Avrupa’daki yollarda yüz binlerce elektrikli arabanın dolaşıyor olabileceği fikri, son derece fütüristik bir senaryo olarak algılanırdı. Elektrikli sürüş fikrinin bu kadar çabuk ve bu kadar büyük ölçekte hayata geçirilebileceğine hiç kimse kolay kolay inanmazdı. Ancak zaman değişti. Elektrikli arabaların günlük hayatta kullanıma hazır hale getirilmesiyle ilgili çabalar son hızla devam ederken, bu araçların enerji kaynağının yani şehir şebekesinin bazı bileşenleri de baştan aşağı yeniden tanımlanıyor. Özellikle Avrupa’da Danimarka ile Almanya’nın ortasındaki Harz Bölgesi, elektrikli mobilitenin geleceğinde lider rol oynuyor. Hem Danimarka’da hem Harz’da elektriğin büyük bir kısmı, başta rüzgar olmak üzere yenilenebilir kaynaklardan sağlıyor. Harz’da toplam enerji ihtiyacının yüzde 50’si rüzgar, biyogaz ve güneş ışığı tesislerinden geliyor. Danirmarka’da bu oran yüzde 20 düzeyinde.
Güçlü rüzgarlar, türbinleri gerçekten hızlı döndürdüklerinde, aslında her iki bölge de elektrik taleplerinin yüzde 100’ünden fazlasını rüzgardan elde edebiliyor. Şebekenin aşırı yüklenmesinin önlenmesi için Harz’daki rüzgar tesisleri, işleticilerinin hiç hoşuna gitmese de, kapatılmak zorunda kalıyor. Oysa Danimarkalı enerji tedarikçileri, fazla rüzgar enerjisini Avrupalı komşularına aktarmak suretiyle yasal olarak aşırı rüzgarda bile çalışmak zorundalar. Üstelik bu imtiyaz için bir de nakil bedeli ödemek zorunda kalıyorlar. Hem Harz’da hem Danimarka’da rüzgar enerjisiyle üretilen elektriğin payı arttığı için bu sorun daha da kötüleşebilir. Danimarka, 2025 yılı itibarıyla toplam elektrik talebinin yüzde 50’sini rüzgar ile karşılamayı ümit ediyor.
Enerjiyi depolamak. Elektrikli araçlar, sanal birer fazla enerji depolama sistemi olarak çalışarak bu sorunun çözümüne yardımcı olabilir. Özetle binlerce elektrikli araba, rüzgarın şiddetli estiği akşam saatlerinde kendi akülerini fulleyebilir. Aksine durgun havalarda da şebekeye daha yüksek fiyatlardan geri yükleme yapabilirler. Bu müthiş bir fikir ama gerçekten çalışabilir mi? Örneğin, elektrikli arabalar ile şehir şebekesi ne kadar güvenilir iletişim kurabilir? Araçlar nasıl çabucak ve güvenli bir şekilde şarj edilebilir? Faturalandırma nasıl yapılır? Danimarka ve Harz’daki iki büyük ortak proje, Siemens uzmanlarının yardımıyla bu sorulara cevap arıyor.
Projelerden birinin genel merkezi, Roskilde’deki meşhur Viking Ship Museum’dan çok da uzak olmayan Danimarka Teknik Üniversitesi’ndeki (DTU) Risø Araştırma Merkezi’nde bulunuyor. Bu merkez rüzgar türbinlerine, güneş ışığıyla çalışan fotovoltaik sistemlere, bir dönüştürme istasyonuna ve bir gemi konteyneri büyüklüğündeki vanadyumiyon sıvı aküsüne ev sahipliği yapıyor. Buradaki elektrik tüketicileri arasında, merkezin ofis binalarındaki elektrikli ısıtma üniteleri, hibrid arabalar ve ekstra araçları şarj eden birkaç küçük akü bulunuyor. Ayrıca bu araştırma merkezinde çeşitli bileşenler arasındaki etkileşimi test etmekte kullanılan minyatür bir elektrik şebekesi de mevcut.
Risø, bir araç havuzunun elektrik prizlerine bağlanması için dünyanın ilk büyük çabası olan Danimarka’nın EDISON (“Sürdürülebilir Enerji ve Açık Ağlar Kullanan Dağınık ve Entegre Piyasadaki Elektrikli Araçlar”) projesine ev sahipliği yapıyor. Uygulamalı testlere ise 2011 yılında Bornholm adasında başlanacak.
Siemens Enerji Sektörü’nde EDISON projesinden sorumlu olan Sven Holthusen, “En fazla elektrikli araçların nasıl çabucak, güvenli ve etkin şarj edilebileceğine odaklanıyoruz” diyor. Örneğin Holthusen ve meslektaşları, bir aracın nasıl farklı türlerdeki şarj istasyonlarında tekrar şarj edilebileceği veya çok sayıda akünün aynı anda nasıl şarj edilebileceği türde sorular üzerinde kafa yoruyor.
Holthusen, elektrikli araçların ancak uzun mesafeler kat edebildikleri ve birkaç dakika içinde doldurulabildikleri zaman tüketicilere cazip bir hale geleceğini iyi biliyor. Bugün elektrikli araçlar 11 kilovatlık (kW) prizlerde sorunsuz şarj edilebiliyor. 25 kilovatsaat (kWh) depolama kapasiteli tipik bir akünün tam dolum süresi ise iki saatten uzun. Yükleme gücünün artırılmasıyla dolum süresi kısaltılabilir.   
  • 1
  • 2
  • 3

  • Etiketler:

    İsminiz:

    Yorumunuz:


    FOTO HABER