Capital'e abone olun.
2011'DE EKONOMİNİN YÖNÜ: FIRSATLAR VE RİSKLER

2011'de Ekonominin yönü: Fırsatlar ve Riskler

Geniş Açı'nın bu sayısında yeni yılda Türkiye ekonomisini nelerin beklediğini masaya yatırdık.

Son Güncelleme: 01.01.2011

M. Rauf Ateş
Hepiniz hoş geldiniz. İş Yatırım'la beraber 3 ayda bir organize ettiğimiz Geniş Açı toplantımızda bu kez 2011'in getirecekleri üzerine konuşalım istiyoruz. İlk sorumu Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Mehmet Yörükoğlu'na yöneltiyorum. MB son ı faiz indirim kararıyla neyi amaçlıyordu? Piyasaya, ekonomi çevrelerine mesajınız nedir?

Mehmet Yörükoğlu
Son küresel kriz, bütün dünya ekonomisi için gerçekten çok yeni bir dönem açtı. Daha önce başlayan trendler hızlandı. Mevcut varsayımlar değişti. Risk algılaması ve onun dağılımı çok hızlı bir şekilde değişti. Ben konuya Joseph A.Schumpeter'in "yaratıcı yıkım" (creative destruction) teorisiyle girmek istiyorum. Bir ekonomide yaşanan durgunluk ve özellikle kriz dönemleri, o ekonomide verimli ve yükselmekte olan firmaların daha çabuk büyümesine, verimsiz olan firmaların ise küçülüp yok olmasına sebebiyet verir. Piyasa ekonomisini de ayakta tutan mekanizma büyük ölçüde budur. Bunun simetriğini küresel ekonomi için uyarlayacak olursak; ciddi durgunluk dönemleri ve özellikle krizler, yükselmekte olan ülkelerin önünü daha fazla açıyor, gerileme eğiliminde olan ülkelerin ise daha çabuk gerilemesine neden oluyor. İktisadi sıralamalarda, şirketler bazında, kişiler bazında veya ülkeler bazında olsun, çok büyük değişiklikler oluyor. Yükselme, yakınsama (convergence) dediğimiz süreç 20 yıldır devam ediyor. Bu krizle birlikte bunun çok daha hızlanacağını öngörebiliriz. Kriz öncesine baktığımızda, yakınsama hızı yani yakınsamanın yarıyılı yaklaşık 20 yıl. Yani ortalama olarak, gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerinin arasındaki refah farkı her 20 yılda bir yarıya düşüyor. Bu krizden I sonra bunun 15'lere, 10'lara düşebileceğini tahmin ediyorum. Türkiye buna güzel bir örnek. Türkiye çok hızlı bir şekilde, belki de fark edilmeden, geçtiğimiz 10 yıl içinde çok büyük bir yapısal değişim geçirdi. Bunun somut örneğini ihracat kompozisyonumuzda görüyoruz. 2002 ile karşılaştırdığımızda, 2008 ihracatının pik yaptığı noktada, ihracat neredeyse 4 katına çıkmakla kalmıyor, kompozisyonu da çok hızlı bir şekilde değişiyor. 2000'lerin başında tekstil, gıda gibi geleneksel sektörler ihracatın yüzde 60'ını oluştururken, bunların payı bugün çok daha aşağılara düşmüş durumda. Otomotiv, yatırım malları, makine gibi mallar ise çok ön plana çıkıyor ve bu sektörlerin ihracattaki toplam payı yüzde 70'lere çıkıyor. Türkiye çok hızlı bir şekilde teknoloji basamaklarını tırmanıyor. Bu olayın bir yan etkisini krizde şöyle gördük: Bu sektörler, aynı zamanda iş çevrimlerine de çok hassas sektörler. Ortalama talep geleneksel sektörlerde yüzde 1 - 2 düştüğü zaman bu sektörlerde yüzde 5-6 düşüyor. Kriz dönemlerinde bizim ihracatımızın çok hızlı daralmasının sebeplerinden bir tanesi de buydu. Toparlayacak olursak; Türkiye buna çok güzel bir örnek diyebilirim. Reel olarak önümüzdeki dönemde bütün dünya ve Türkiye için yakınsama hızı artacak. Türkiye'nin risk primi zaten çok ciddi bir biçimde azaldı. Bu böyle devam edecek. Bankacılık sektörümüz çok ciddi ve gerçek bir testten geçti. Zaten dolu olan likiditenin Türkiye'ye akışının daha da hızlanma potansiyeli var ve önümüzdeki dönemde gelişmiş ülkelerle yükselen piyasa ekonomileri daha da belirgin bir ayrışmaya gidecekler diye düşünüyorum.

M. Rauf Ateş
Bu kararlar hangi gerekçelerle alındı?  


Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER