Capital'e abone olun.
ALTIN PİYASASI NEREYE GİDİYOR?

Altın piyasası nereye gidiyor?

Altın piyasasındaki hareketli günler sürüyor.

Son Güncelleme: 01.10.2011

Hem global piyasada, hem Türkiye'de "güvenli liman" haline gelen altına olan bu talep, fiyat artısını tetikleyen en önemli unsur. Uzmanlar ise altının seyri konusunda ikiye ayrılmış durumda. Kimileri aşırı değerlenen altında yakın zamanda düzeltme beklerken, kimileri de Avrupa'daki borç krizine kalıcı çözüm bulunana kadar ivmenin yukarı gideceğini savunuyor. Geniş Açı'nın bu sayısında, altını masaya yatırdık. Kamu ve özel sektör temsilcilerini bir araya getiren "Altın Piyasası Nereye Gidiyor?" konulu toplantı, Capital ve İş Yatırım tarafından gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü, Capital & Ekonomist Yayın Direktörü M. Rauf Ateş'in yaptığı etkinliğe; TCMB Piyasalar Genel Müdürü Günay Yeşildoruk, İstanbul Mücevherciler, Kuyumcular ve Sarraflar Derneği Başkanı Mehmet Ali Yıldırımtürk, Altınbaş Holding Mücevherat Grup Başkanı Atilla Keskin, Altın Rafineri A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Aksu, İşbankası Sermaye Piyasaları Müdürü Meltem Kökden ve İş Yatırım Uluslararası Piyasalar Müdür Yardımcısı Şant Manukyan konuşmacı olarak katıldı. Uzmanlar, altının geldiği noktayı, bu yükselişin nedenlerini ve geleceğe dönük öngörülerini paylaştı.
M. Rauf Ateş: Üç ayda bir İş Yatırımla birlikte düzenlediğimiz Geniş Açı toplantımıza hoş geldiniz. Bu ayki konumuz, altın piyasasında yaşanan gelişmeler. İstanbul Mücevherciler Kuyumcular ve Sarraflar Derneği Başkanı Mehmet Ali Yıldırımtürk ile başlamak istiyorum. Mehmet Ali Bey, altın neden bu noktalara geldi? Yükselişin ardındaki nedenler neler? Şu anki düzeyini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mehmet Ali Yıldırımtürk:  Öncelikle teşekkürler. Konuşmama, biraz geriye giderek başlamak istiyorum. Altının 276 dolarlı seviyesi 1999'lu yıllardı ve Amerikan faizleri de yüzde 6,5 seviyesindeydi. 11 Eylül 2001'de "dünyanın en güçlü ülkesinde bile terör olabiliyor" düşüncesi yatırımcılarda ve insanlarda gelişti. Bu çerçevede para birimlerine güvensizlik başladı. Ancak 2008 yılına geldiğimizde dünyada o döneme kadar yüksek likiditenin oluşturduğu türevlerin türevleri, özellikle de mortgage piyasalarındaki türevlerin çok aşırı olması, sürdürülebilir bir yatırım değildi. Halka bir yerden kopup finansal kriz başlayınca bu kez, tabii ki, para birimlerine olan güven daha da azalmış oldu. Böyle dönemlerde altın her zaman ön planda olan bir yatırım aracı. Yıllar önce de böyle olmuştu. Biz bunları 1980 öncesi Türkiye'sinde çok sık yaşadık. Çok sık yapılan devalüasyonlar, siyasi istikrarsızlıklar ve TL'ye olan güvensizlik nedeniyle halkın tek yatırım aracı altındı. Şimdi de dünya bunu yaşıyor. Ama dünyada bizim gibi altın dostu olan ülkeler çok az. Bu konuda daha çok Hindistan ve Asya ülkeleri ön plandadır. Ortadoğu ülkelerini de ilave edebiliriz. Ama Ortadoğu ülkeleri kapalı ekonomiler oldukları için bu olaylardan çok fazla etkilenmediler diyebiliriz. Tabii Dubai dışarıda tutulursa... Avrupa'da zaten böyle bir altın alma alışkanlığı yok ama daha ziyade bu finansal kriz, fon olarak da olsa, altına olan yönelmeyi beraberinde getirdi. Ama finansal krizin çözümü için piyasalara verilen yüksek miktarda likidite de özellikle gelişmiş ülkelerin merkez bankaları tarafından, maalesef halkın eline geçmeyip büyük fonların elinde toplandı. Onlar da geleceğe yönelik projeksiyonlarında, yüksek enflasyonda altına alıcı getirebiliriz diye "altın fonu" kurdular. Bu kurulan altın fonuna da beklenildiği kadar ilgi ve satış olmayınca da fiyatı sürekli yukarı giden ve yukarı gitmeyi destekleyen bir seyir izlemeye başladı. Tabii bu arada "altın fiyatları yükseliyor" diye alanlar da kazandı. Altının onsunun 276 dolardan, geçtiğimiz ay veya geçtiğimiz haftalarda, 1.921 dolarlara kadar yükseldiğini gözledik.   

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER