Capital'e abone olun.
FUTBOL EKONOMİSİ NEREYE GİDİYOR?

FUTBOL EKONOMİSİ NEREYE GİDİYOR?

Maç hasılatından reklam gelirine, sponsorluklardan ürün satışına farklı kaynakları bulunan, farklı birçok sektörü etkileyen futbolun endüstrileşmesi, özellikle 90’lı yıllarda hız kazandı. Bugün Avrupa’daki büyüklüğü 15 milyar Euro’yu aşan pastaya ulaşıldı. Üstelik bu pazar hem sportif hem finansal açıdan Türkiye için de son derece önemli. Ancak 700 milyon Euro’luk büyüklüğü olan Türkiye futbol endüstrisinin şeffaflıktan kurumsallaşmaya, finansal darboğazdan kârsızlığa kadar çok sayıda sorunla boğuştuğu da aşikar. Uzmanlar ise tüm bunlara rağmen geleceğe umutla bakıyor. Çünkü muazzam bir potansiyel söz konusu. İşte Geniş Açı’nın bu ayki toplantısında bu keyifli gündem masaya yatırıldı. “Futbol Ekonomisi Nereye Gidiyor?” başlıklı toplantının moderatörlüğünü İş Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Murat Kural yaptı. Toplantıya, UEFA Tahkim Kurulu Üyesi Levent Bıçakcı, Türkiye Futbol Federasyonu Mali İşler Direktörü Özkan Kılık, Galatasaray Mali İşler Direktörü Sedef Hacısalihoğlu, Trabzonspor Genel Müdürü Sinan Zengin, spor ekonomisti Tuğrul Akşar ve İş Yatırım Finansal Piyasalar Müdürü Orhan Veli Canlı katıldı. Futbol endüstrisini hem küresel hem Türkiye bazında değerlendiren uzmanlar, sektörün geleceğini, pazardaki sorunları, piyasanın beklentilerini ve gelecek projeksiyonlarını paylaştılar.

Son Güncelleme: 01.04.2015

Sedef Seçkin Büyük: Merhabalar. Capital Dergisi ile İş Yatırım’ın işbirliğiyle organize ettiğimiz Geniş Açı toplantılarımıza bu ay da devam ediyoruz. 3 ayda bir düzenlenen Geniş Açı toplantılarında, bu ay Futbol Ekonomisi konusunu işleyeceğiz. Değerli ve uzman isimlerden oluşan katılımcılarımıza geldikleri için teşekkür ediyorum ve moderasyonu İş Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Murat Kural’a bırakıyorum. 
Murat Kural: Ben de öncelikle tüm değerli katılımcılara çok teşekkür ederim. Söze hemen “Futbol Ekonomisi” ve “Futbol Yönetimi” kitaplarının yazarı, spor ekonomisti Tuğrul Akşar ile başlamak istiyorum. Tuğrul Bey, futbol ne zaman bir ekonomi haline geldi? Pazardaki genel büyüklükler nedir? Türkiye ve dünya perspektifinden bir genel çerçeve çizer misiniz? 
Tuğrul Akşar: Futbolun parasallaşması aslında 1954 yılında UEFA’nın kurulmasıyla başladı. Bu adım, futbolda çok farklı bir vizyon oluşmasına neden oldu. Futboldan para kazanılacağı deklare edilerek UEFA kuruldu. 1954’ten 1990’a kadar geçen süreç içinde futbolun endüstriyel gelişimine destek sağlayacak her türlü zemin oluşturuldu. Statların ve futbol kulüplerinin yapılandırılması, gelirlerinin çeşitlendirilmesi başta olmak üzere bu iş 1990’lı yıllara kadar geldi. 1990’larda çok önemli değişiklikler oldu. Endüstriyel futbolun göz bebeği konumundaki Premier Lig1992’de kuruldu. Futbolun kaderini değiştiren bir başka gelişme ise 1992’de Şampiyon Kulüpler Kupası’nın format değiştirerek Şampiyonlar Ligi’ne dönüştürülmesiydi. Kulüp futbolunun endüstriyel ve finansal olarak yeniden dizayn edilmesini beraberinde getiren Şampiyonlar Ligi’ni, yine 1992 yılında Türkiye’de Süper Lig’in kurulması takip etti. Bu tarihte Yunanistan’da Süper Lig kuruldu. Avrupa’nın çok önemli ligleri, özellikle 1990’lı yıllardan itibaren gelişen ve endüstriyel niteliğe ulaşan futbolun güncel yapılanmasına uygun şekilde kendilerini formatladılar. Yeni bir yapılanmaya yöneldiler. Bütün bunların sonucunda da 1990’lı yılların sonunda dijital yayın platformları gelişti. Dijital yayın platformlarıyla beraber futbol, dünyanın dört bir tarafına online real time ve yüksek çözünürlükte görüntüyle beraber, mükemmel bir ses kalitesiyle ulaştırıldı. Bu yayınlar, o zaman dünya nüfusunun yüzde 50’si olan 3 milyar insana gerçek zamanlı ulaştırılır oldu. Böylece futbol, artık sadece statlarda değil dijital platformlar aracılığıyla dünyanın dört bir tarafında izlenebilen bir “show business”a, yani bir gösteri endüstrisine dönüştü. Tabii futbol tamamen bir görsel endüstri olunca, parasal gelirler de futbola akmaya başladı. Örneğin 1990 sonuna kadar futbol gelirleri içinde çok da fazla yeri olmayan naklen yayın gelirleri kalemi oluştu ki bugün naklen yayın gelir kalemleri özellikle Avrupa’da futbol gelirlerinin en önemli kısmını oluşturuyor. Naklen yayın gelirleri adeta endüstriyel futbolun yakıtı haline gelmiş durumda. Dijital yayın platformları futbolu statlardan alıp dünyanın dört bir tarafına naklen yayınla ulaştırdığı zaman kulüpler de bu işten ciddi para kazanmaya başladılar. Naklen yayın gelirleri bugün ülkemizde de aynı şekilde çok önemli bir büyüklüğe sahip. Üç büyükleri çıkartacak olursak neredeyse Süper Lig’deki kulüplerin toplam gelirlerinin yüzde 75-80’i naklen yayın gelirlerinden oluşuyor. Avrupa’da çok önemli liglerde naklen yayın gelirleri -örneğin Premier League’de- yüzde 52-53’lere kadar çıkabiliyor. Çok ciddi paralar oluştu. Sponsorluk gelirleri oluştu. Mesela futbolun dünyanın dört bir tarafına bu denli yayılması ve futbol aracılığıyla diğer ürünlerin de pazarlanmaya başlaması, bu ürünleri üreten üreticilerin futbola ilgi duymasına ve futbola para yatırmasına sebep oldu. Örneğin sponsorluk gelirleri çok arttı. Bunların tümü endüstriyel gelir kalemleri. Eskiden sadece kapı girişi bilet geliri olarak düşünülen gelirler, maç günü gelirine evrildi. Yani artık öyle statlar yapıldı ki koltuk başına katma değeri çok yüksek olan, futbol kulübüne ciddi şekilde 365 gün gelir bırakan, çok orijinal, ciddi parasal gelir yaratan yapılara dönüldü. Onun dışında futbol kulüpleri artık yıllık 100 milyon Euro’nun üzerinde gelir elde eden birer ekonomik örgütlenmeler haline geldiler. Buraya kadar söylediklerimizi özetlersek, 90’lı yılların başından itibaren, futbol gömlek değiştirdi. Futbolun tüm aktörlerinin rolleri ve işlevleri değişti. En önemlisi futbolun parasallaşan, ticarileşen yapısı, kulüplere yeni parasal olanaklar yarattı. Gelir yapısı değişen futbol finansal bir yapıya kavuştu. Parasallaşmanın getirdiği bu gelişme futbol ligleri arasında da bir kopuşa neden oldu.
  

Etiketler: futbol,ekonomi

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER