Kredi cephesinde bir canlılık yaşanıyor. Ancak bu kez canlılık üç büyük şehir ve birkaç Anadolu kaplanı il ile sınırlı değil. Geleceğe dönük olumlu beklentiler finans şirketlerinin adeta “yeni müşteri” edinme yarışına girmesine sebep oldu. İlgi alanlarına sadece Kayseri, Gaziantep, Denizli ve Antalya değil, Sakarya, Antakya, Konya ve Samsun gibi illerdeki yeni bazı şirketlerde girdi. Kahramanmaraş’ta Matesa Tekstil, Konya’da Özkaymak Grubu, Malatya’da Rota Tekstil, Eskişehir’de Endel-Bekel Grubu finansçıların en gözde şirketleri arasında.
Türkiye’nin dört bir yanındaki şirketleri yakından izleyen bir bankanın üst düzey yöneticisi, “Ekonomik koşullardaki düzelme bizimde ufkumuzu genişletti” diye başladığı değerlendirmesini şu saptamayla sürdürüyordu:
“Artık kredi verirken sadece mevcut müşteri portföyümüzle çalışmayı yeterli görmüyoruz. Kütahya’da Hürok Grubu, Antakya’da Akaş Tarım Ürünleri gibi şirketlerde ilgi alanımıza girdi. Yeni müşteri edinmek için çevremize daha dikkatli bakıyoruz. Baktıkça da sağlam ve iyi müşteriler keşfediyoruz”. Bu bankacıya göre, son birkaç yıldır yaşanan gelişmeler, Anadolu’da yeni yıldızlar yarattı, gözde şirketler listesine yenilerinin eklenmesine neden oldu.
Bankaların yeni dönemde kredi müşterisi bulma ve seçme konusunda daha farklı bir yaklaşımı benimsediğini söylüyor. Doğrusu, bu değerlendirmeye katılmamak elde değil.
Krizin etkileri artık iyice atlatıldı. Artık herkes işlerin yolunda gittiğini, ekonomide de çok ciddi sorunlar yaşanmayacağını düşünüyor. Bunun en iyi kanıtını da finans sektöründe yaşanan yoğun rekabet ortaya koyuyor. Çünkü, bankalar, leasing ve faktoring şirketleri müşteri sayılarını artırmak ve buna bağlı olarak da kredi kullandırmak için adeta bir yarış içinde.

Kredi yarışında yeni yaklaşım
Eldeki veriler de bu gelişmeyi doğrular nitelikte. Merkez Bankası’nın verilerine göre, 6 Mayıs 2005 itibariyle bankaların kullandırdığı kredi miktarı 95 milyar 369 milyon YTL seviyesinde bulunuyor. Buna faktoring ve leasing sektörlerinin işlem hacimleri de eklendiğinde, söz konusu rakam çok daha yukarılara çıkıyor.
Aslında 1999-2000 döneminde de kredi cephesinde buna benzer ciddi bir hareketlenme olmuştu. Söz konusu dönemde finans sektörü temsilcileri ağırlıklı olarak bildikleri ve sektörlerinin liderleri konumundaki şirketlerle çalışmayı tercih ediyordu.
Şimdilerde ise, kredi pazarında geçmişe göre oldukça farklı bir durum dikkati çekiyor.
Bunun en büyük nedeni de banka, leasing ve faktoring şirketlerinin yeni pazarlara girme ve yeni müşteri edinme çabaları. Bu çabanın arkasında da enflasyon ve faizlerin düşmesine bağlı olarak paradan para kazanma döneminin artık sona ermek üzere olması yatıyor.
Anadolu “prime” listede
İşte bu yüzden tüm finans kuruluşları Anadolu’ya yönelmiş durumda. Daha önce finans kuruluşları yapılanmaları nedeniyle ya Anadolu illerindeki şirketlere ulaşamıyor ya da bu illerdeki şirketlerin en büyükleri ile çalışmayı seçiyorlardı.
Zaten Anadolu şirketleri de yatırımlarını kredi kullanmak yerine kendi özkaynaklarıyla yapmayı tercih ediyordu. Tabii bunda finans kesimini tanımamalarının da etkisi vardı.
Ancak, Hazine kârlarının rafa kalkacak olması, bankalar gibi tüm finans kuruluşlarının daha agresif pazarlama politikalarına yönelmesine neden oldu. Bu da banka, leasing ve faktoring şirketlerinin iş yapabileceği “prime” listelerine çok sayıda Anadolu şirketinin girmesine neden oldu.Tüm finans kuruluşlarını peşinden koşturan Anadolu şirketlerinin listesini yandaki sayfalarda göreceksiniz.
Sektörün önde gelen banka, leasing ve faktoring şirketlerinden aldığımız bilgilere dayanarak hazırladığımız bu tablo, finans sektörünün peşinden koştuğu şirketleri de net olarak ortaya koyuyor.
Takipteki illere dikkat!
Peki bu şirketlerin ağırlıklı olarak bulunduğu iller hangileri? Banka, faktoring ve leasing sektörü yetkililerine göre, son 2 yılda Eskişehir, Adana, Kayseri, Ankara, Sakarya, Mersin, Antalya, Gaziantep, Maraş ve Konya gibi iller öne çıktı. Buna bağlı olarak da finans kuruluşlarının söz konusu illere yönelik satış ve pazarlama faaliyetleri ciddi olarak yoğunlaştı. Bu illerin ortak özelliği ise, sanayileşme konusunda attıkları hızlı adımlar…
Yapı Kredi Faktoring Genel Müdürü Kadir Polat, bu illerin sanayi ve ticaret merkezi konumuna geldiklerine dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra, ihracattan aldıkları payı her geçen gün artırmalarının da bu illere yönelmede etkili olduğunu ifade ediyor.
Akbank Genel Müdür Yardımcısı Ziya Akkurt ise, bu illerin bölgesel dış ticaret hacmi, yatırım miktarı ve GSYİH’ya sağladığı katkılarla dikkat çektiğini söylüyor. Bu illerde sanayileşmenin yoğun olduğuna, buna bağlı olarak da kredi ve mevduat hacminden aldıkları payın her geçen gün arttığına dikkat çekiyor.
Deniz Faktoring Genel Müdür Yardımcısı Özkan Okur, “Bu illerin ortak özellikleri var. En önemlileri KOBİ yoğun olmaları, turizm ve ihracat ağırlıklı firmaların bulunmasıdır” diye konuşuyor. Okur’a göre, bu illerin teşvik kapsamında olması da buralardaki şirketlerin rekabet şansını artırıyor.
Ankara sanayi kenti oluyor
Söz konusu illerin temel özelliklerinde biri de genellikle belli bir sanayi koluna odaklanmış olmaları. Sektör yetkilileri, bu durumun finans kuruluşlarının işinin biraz daha kolaylaştırdığını söylüyor. Buna neden olarak da şirketlerin belli sektörlerde çalışması nedeniyle sektörel değerlendirmeyi çok rahat yapabilmelerini gösteriyorlar.
Sektör yetkililerinin verdiği bilgiye göre, Bursa’da otomotiv, otomotiv yan sanayi ve tekstil sektörlerinde çalışan şirketler ağırlık kazanıyor. Kayseri de ise mobilya, halı, tekstil öne çıkarken, Gaziantep’te iplik, halı, gıda ve ambalaj sektörlerine yoğunlaşılıyor.
Konya’da tarımsal faaliyetlere bağlı olarak gıda, ziraat aletleri, hayvancılık ve otomotiv yan sanayi sektörlerinde dikkat çeken şirketler olduğu ifade ediliyor.
Bankacılara göre, Ankara da son yıllarda tarım ve ticaret kimliğinden sıyrılarak, sanayi kenti kimliğine bürünmeye başladı. Bu ilin öne çıkan sektörleri ise inşaat, taahhüt, savunma sanayi ve mobilya…
Koçlease Genel Müdürü Çağatay Baydar da il bazında genellikle belli sektörlere hizmet verdiklerini söylüyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bursa ve Gaziantep’de tekstil yatırımlarının payı fazlayken, Ankara’da iş makineleri, İzmir’de genel makine ve ekipman, Antalya’da ise turizm yatırımlarının ağırlıklı paya sahip olduğunu görüyoruz.”
Hedefte yeni iller var
Son dönemde sanayide öne çıkan iller, finans kuruluşları tarafından yakın takipte. Ancak, bir süre sonra büyük sanayi merkezlerinden olduğu gibi bu illerde de doyum noktasına ulaşılacak. Bu finans sektörüyle tüm ilişkilerinin bitmesi anlamına gelmeyecek, çünkü yatırımlar hız kesecek de olsa devam edecek.
Buna rağmen finans kuruluşları şimdiden yeni pazar arayışına girmiş durumda. Onlara göre, önümüzdeki yıllarda Karadeniz Bölgesi’nde sanayi hızla gelişecek. Öne çıkacak iller ise Samsun ve Trabzon olacak.
Ayrıca Antakya, Muğla da yeni sanayi ve turizm merkezleri haline gelecek. Şanlıurfa, Kırşehir ve Düzce illerindeki şirketlerde, gelecekte “prime” listelerinin önemli oyuncuları arasında yerlerini alacak.
Denizbank Ticari Bankacılık Grup Müdürü Yavuz İlkin, “Gelecekte öne çıkacak bu illerde başta turizm olmak üzere, ihracat imkanı yüksek sektörlerde faaliyet gösteren şirketler gözde haline gelecekler” diye konuşuyor. İlkin’e göre, bunların yanı sıra, tarım ve tarıma dayalı sektörlerde faaliyet gösteren şirketler de kredilerden ciddi paylar alacak.
Karadeniz hareketlenecek
Finans Leasing Genel Müdürü Murat Alacakaptan ise yakın gelecekte Karadeniz Bölgesi’nin sanayileşme konusunda hızlı adımlar atacağını söylüyor. Bu bölgede özellikle Samsun ve Trabzon illerinin öne çıkacağını ifade ediyor. Ona göre, söz konusu illeri Rusya ve bölge ülkeleriyle ihracata dayalı dış ticaret ilişkilerinin artmasının öne çıkaracak. Alacakaptan, “Suriye ile ilişkilerin gelişmesine paralel olarak Antakya öne çıkacak. İç Anadolu’da ise Aksaray’da ciddi bir kıpırdanma olacaktır” diyor.
Koçlease Genel Müdürü Çağatay Baydar ise, gelecekte turizm yatırımlarının gündemde olacağını söylüyor. Buna bağlı olarak da Antalya ve Muğla’nın bu alanda potansiyel teşkil edeceğini ifade ediyor. İnşaat sektöründeki hareketlenmenin devam etmesini beklediğini belirten Baydar, değerlendirmelerini şöyle sürdürüyor:
“Tekstil sektöründe de 2000-2002 yılında yapılan yatırımların devamı 2006 ortasından itibaren yeniden başlayacak. Bu arada otomotiv sektörünün gelişimine paralel olarak otomotiv yan sanayi şirketlerinde yatırımlar olacaktır. Dolayısıyla bu sektörlerin yer aldığı Ankara, Bursa, Konya, Gaziantep, Adana ve çevre iller finans kuruluşları tarafından yakından izlenecektir.”
MALİYET AVANTAJI ÖNEMLİ OLACAK
EKONOMİDEKİ ETKİNLİKLERİ ARTTI Türkiye’de üç büyük şehrimiz dışında Gaziantep, Antalya ve Konya’nın son iki yılda ekonomimizdeki etkinliği hızla artış gösterdi. Bu trendin önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceğini düşünüyorum.
SANAYİ HIZLA GELİŞTİ Gaziantep, sanayi ve ihracatın en hızlı geliştiği ilimizdir. Bu nedenle yatırım ve ihracat kredisi talebinde artış görülmektedir. Finans kuruluşları da bu talebe cevap veriyor.
TURİZM POTANSİYELİNE DİKKAT Antalya, turizm yatırımlarının en fazla yapıldığı ve turizm potansiyelinin yaklaşık yüzde 40’nı karşılamasıyla dikkat çekiyor. Artan yatırım talebine karşılık, biz de yeni otel yatırımlarının finansmanına aracılık ediyoruz.
KONYA YEDEK PARÇA ŞEHRİ Konya ise her türlü sanayi üretimine ara mamul ve yedek parça üreten sanayi şehrine dönüşüyor. Bu saydığım Anadolu illerinde en beğendiğimiz şirketler de kendi konularında deneyimli ve istikrarlı büyüme gösteren ve kurumsallaşan firmalar.
UŞAK VE ÇORUM’A DİKKAT Gelecekte Kayseri, Eskişehir, Uşak, Çorum illerimizin öne çıkmasını bekliyorum. Çünkü dünya fiyatlarıyla rekabette zorlanan firmalar, arsa ve işçilik ücretlerinin düşük olması nedeniyle, yatırımlarını yavaş yavaş bu bölgelere kaydırıyor.
İLLERE GÖRE GELECEK ANALİZİ
TARIMLA YÜKSELECEKLER Adana, Denizli ve İzmir illerinde gelecek dönemde Türkiye’nin ihracatı için önemli potansiyel taşıyan yaş meyve-sebze ile organik tarım sektörü ön plana çıkacak. Özellikle Adana, üretim ve ihracat üssü olmaya aday illerden biri. Suriye ile ilişkilerin gelişmesi Adana ve çevresine önemli bir potansiyel kazandıracak.
KÜLTÜR BALIKÇILIĞI GELİŞECEK Bafra ve Çarşamba gibi verimli ovalara sahip olan Samsun ili, tarım ürünleri alanında ön plana çıkıyor. Ayrıca son yıllarda su ürünlerine olan ilginin artmasıyla birlikte, ihracat potansiyeline de sahip kültür balıkçılığı sektörünün hızla gelişmesi bekleniyor.
SANAYİ ÜÇGENİNE ALTERNATİF Sakarya, sanayinin yoğunlaştığı İstanbul, Bursa ve Kocaeli üçgenine alternatif bir yatırım alanı olarak değerlendiriliyor. Sanayinin, organize sanayi bölgelerinin tamamlanması ile birlikte disiplinli ve çağdaş teknolojilerle daha düzenli bir şekilde gelişeceği öngörülüyor.
İZMİT TEKNOKENT OLUYOR İzmit, yüksek teknolojide ulaştığı nokta ile yine Türk imal sanayisinin kalbi durumunda. Böylesine gelişmiş bir sanayi kenti olan İzmit, organize sanayi bölgeleri, serbest bölge ve Teknopark projeleri ile teknokent olma yolunda hızla ilerliyor.
GAZİANTEP İHRACATLA BÜYÜYECEK Gaziantep’in yatırımcı ve girişimci kimliğiyle oldukça yüksek potansiyel taşıdığı görülüyor. 1970’li yıllarda, yerel ölçekli üretimden sanayi ölçekli üretime geçmeye başlayan il, özellikle 1980’li yıllardan sonra organize sanayi bölgeleri ağırlıklı ciddi bir büyüme gösterdi. Gaziantep’li sanayicilerin, sürekli olarak yatırıma devam ettiği, dış pazarlara yönelerek, çalışmalarını artırdığı gözleniyor.
ANTALYA TURİZMDEN KAZANACAK Antalya, Türkiye’nin en büyük deniz limanlarından birine ve hava trafiği bakımından ikinci büyük hava limanına sahip. Ülke turizminin öncüleri arasında yer alan ve turistik potansiyeli yüksek olan Antalya’nın 2004 yılında yabancı ziyaretçi sayısında bir önceki yıla göre yüzde 38’lik bir artış sağlandı. Yeni turizm arazisi tahsisleri de bölgeye yatırım yoğunlaştı. Bu sayede de Antalya yerli ve yabancı yatırımcıların gözdesi konumuna geldi.
GAZİANTEP’İN ÜÇ GİZLİ GÜCÜ
DİM-KA HALAT SEKTÖR LİDERİ 1990 yılında kurulan Dim-Ka Halat, sektöründe lider konumuyla dikkat çekiyor. Teknik halat üretmek amacıyla kurulan firma, faaliyetlerine yatçılık sektörüyle başladı. Ürün çeşitlerinin iç piyasada da tüketilmeye başlamasıyla dağcılık, askeri çadır bağlama ipleri, tırmanma halatları, nakliyede kullanılan branda halatları, F-16 uçaklarının frenleme halatlarını da üretmeye başladı. Şu anda 2 bin 400 metrekarelik fabrikasında yıllık bin 200 ton kapasiteyle hizmet veren Dim-Ka Halat, Ocak 2006’dan itibaren kapasitesini artıracak. 4 bin metrekaresi kapalı, toplam 15 bin metrekarelik yeni tesisinde kapasitesini 2 bin 500 tona çıkaracak.
ŞÖLEN ÇİKOLATA, İHRACAT DEVİ Irak pazarına başlattığı ihracatı, dünyanın 88 ayrı ülkesine yaymayı başardı. Çikolata, çikolata kaplamalı ürünler, gofret ve bisküvi üretimi yapan şirket 52 bin 700 metrekarelik kullanım alanına sahip. 616 çalışanı ile günde 240 ton üretim kapasitesiyle de sektörün önde gelen isimlerinden biri olma özelliğini taşıyor. Kurumsallaşma ve markalaşma yolunda attığı adımlarla da dikkat çekiyor.
MERİNOS HALI, MOBİLYACI OLDU Makine halısı üretiminde Türkiye’nin en yüksek kapasitesine sahip olan Merinos Halı, bu boyutuyla dünyanın da üçüncü büyük şirketi konumunda. 2 bin 500 çalışanı ile bir yılda 18 milyon metrekare halı üretimi gerçekleştiriyor. Halı sektörünün lider isimlerinden biri olan şirket, 2005 yılı başında ev tekstili ve mobilya işine de girdi. Şirket yönetimi, ev tekstili ve mobilya konusunda başlattıkları reklam kampanyalarıyla bu işte de iddialı olduklarını gösterdi.
BELGİN BAYIR LEVENT
blevent@capital.com.tr