Capital'e abone olun.
KİMYANIN 150 YILI VE BASF

KİMYANIN 150 YILI VE BASF

Her şey 1865 yılında Ludwingshagen'de başladı. Küçük bir boya üreticisi, bugün 80 ülkede 112 bin çalışanlı bir deve dönüştü. “Sürdürülebilir bir gelecek için kimya yaratıyoruz” sloganıyla kimya alanında değer yaratan şirket, boyadan otomotive, plastikten tekstile, medikalden gıda sanayine kadar çok geniş bir yelpazede faaliyet gösteren müşterileri için hammadde sağlıyor ve inovatif çözümler üretiyor.

Son Güncelleme: 01.03.2015

Hayatımızın hemen her alanına sirayet eden kimyaya tek bir pencereden bakmak oldukça zor; güneş kremimizin içindeki UV filtresinden üzerinde oturduğumuz koltuğun içindeki süngere, kullandığımız şampuandan tükettiğimiz yiyeceklerin paketlerine kadar dokunduğumuz her şeyin kimyayla yakından ya da uzaktan bir ilişkisi var. Böylesine geniş bir açıdan bakıldığında kimyanın tarihini değerlendirmek de bir o kadar zorlaşıyor. Ama gelin biz yine de kimyanın son 150 yılda nereden nereye geldiğine BASF verilerinin ışığında şöyle bir göz atalım… İnanmak zor olsa da bugün bir enerji kaynağı olarak gösteremeyeceğimiz kömür, 1900’lü yılların başında kimya sektörünün başlıca hammaddesiydi. Ancak kimya biliminde parametrelerin büyük bir hızla değişeceği daha o günlerden belliydi. 1912’de materyallerin test edilmesi için kimya tarihinin ilk laboratuvarını kuran BASF, 1913’te ilk amonyak sentezleme tesisini, 1914 yılında ise tarıma yönelik çalışmalar gerçekleştirmek üzere ilk Ar-Ge ünitesini kurdu. 1. Dünya Savaşı’nın sona erdiği 1918 yılında Alman boya üreticileri, dünyadaki lider pozisyonlarını kaybetti. Kaybedilen savaşın getirdiği ekonomik çöküntüyle ve BASF’nin iş gücünü devalüasyonun etkilerinden korumaya çalışmakla geçen birkaç yılın ardından 1927’de kömürden benzin üretimi gerçekleştirildi. 1928-1929 yıllarında yaşanan sert kışlar, BASF’nin otomobiller için ilk antifrizi geliştirmesine vesile oldu. 1930’lara gelindiğinde, o güne dek pek çok yeni buluş geliştirildi ve bunların patentini alan şirket, üretim hatlarının sayısını da artırdı. 1936’da sentetik kauçuk üretimine başlandı. Özetle 1925-1944 arasında sentetik yakıt ve sentetik kauçuk elde etmek üzere kömürün hidrojenize edildiği bir dönem yaşandığını söylemek yanlış olmaz. 1951’de BASF’nin geliştirdiği önemli maddeler arasında yer alan Styropor’un ilk üretimi yapıldı. 1960 yılında ABD pazarına girerek dünyanın pek çok noktasında üretim hattına sahip olan BASF, 1966’da manyetik teyp üretimine başladı. 1974’te atık su işleme tesisini faaliyete geçiren BASF, bu girişimiyle gelecekte sürdürülebilirlik alanına yapacağı önemli yatırımların da sinyalini vermiş oldu. 1990 itibarıyla satın almalar ve birleşmelerle kimyanın hemen her alanında aktif bir oyuncu haline gelen BASF, yine bu dönemde 1907’den beri kullandığı kömür madenini satarak üretim hattından kömürü tam anlamıyla çıkarttı. BASF, yıllar içinde özellikle sürdürülebilirliği kurum kimliğinin ayrılmaz bir parçası olarak benimsemesi ve iş-üretim süreçlerinin tamamına entegre etmedeki başarısıyla kimya sektöründeki lider konumunu pekiştirdi. 
  
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

  • Etiketler: GREENBUSINESS

    İsminiz:

    Yorumunuz:


    FOTO HABER