Capital'e abone olun.
PASİF EVLER

Pasif evler

enerji tasarrufu için geliştirilen çözümlerin başında “pasif evler” geliyor.

Son Güncelleme: 01.05.2010

Pasif Ev” kavramı ilk olarak 1988 yılının Mayıs ayında İsveç’teki Lund Üniversitesi’nden Profesör Bo Adamson ve Almanya’daki Ev ve Çevre Enstitüsü’nden Profesör Wolfgang Feist tarafından ortaya atıldı. Almanya’nın Hesse eyaletinin desteklediği araştırma projeleriyle ete kemiğe bürünen pasif evlerin ilk örnekleri 1990 yılında Darmstadt şehrinde inşa edildi. 1996 yılının Eylül ayında - yine Darmstadt’ta kurulan Pasif Ev Enstitüsü ile pasif evlerin standartları netleştirildi ve yaygınlaşmasına yönelik çalışmalar hızlandırıldı. O tarihten bu yana büyük çoğunluğu Almanya ve Avusturya’da olmak üzere 15 binin üzerinde pasif ev inşa edildi.  

PA­SİF EVİN ÖZEL­LİK­LE­Rİ
Avrupa Birliği’nin 2000-2001 yıllarında yürüttüğü CEPHEUS (Maliyet Verimli Pasif Evlerin Avrupa Standartları) projesinin ardından tüm dünyada “pasif ev” kavramı ve bu evlere yönelik endüstriler hızla gelişmeye başladı. Bir binanın “pasif ev” sıfatını kazanması için kabaca aynı büyüklükte bir alanın geleneksel bir binadakine oranla yüzde 90 daha az yakıtla ısıtılabilmesi ve soğutulabilmesi gerekiyor. Pasif evler hem ekonomik hem de iklim koruma konusunda hassas davranılarak inşa ediliyor. Geleneksel ısıtma ya da havalandırma sistemleri olmadan yaz aylarında serin, kış aylarında ise sıcak olacak şekilde tasarlanan bu evlerin tipik özelliği iyi yalıtılmış bir dış cepheye, akıllı bir havalandırma sistemine ve sıcaklığı muhafaza eden bir yapıya sahip olmaları. Enerji gereksinimleri çok düşük: Bir pasif evin ısınması için metrekare başına yıllık olarak 15 kw ısıya ihtiyacı duyuluyor ve bu da 1,5 litre yakıta karşılık geliyor. Daha fazla sıcaklık, sıcak su ve elektrik de hesaba katılınca evlerin yıllık enerji gereksinimi metrekare başına yıllık 120 kw’ın altında. Yalnızca enerji tasarrufu değil aynı zamanda geleneksel binalardan çok daha iyi bir atmosferde yaşama olanağı sunan pasif evler, yükselen enerji harcamalarını en aza indiriyor ve aynı zamanda çevreyi de koruyor.

AV­RU­PA BİR­LİĞİ’NİN UY­GU­LA­MA­LA­RI
Pasif bina yaklaşımı özellikle gelişmiş ülkelerin kalkınma planları ve hatta kanun ve yönetmelikleri içinde yerini almış durumda... 2019 yılının başından itibaren Avrupa Birliği üyesi ülkelerde inşa edilecek olan her türlü binanın sıfır enerji maliyetli olması öngörülüyor. Almanya’da yürürlüğe giren bir yasaya göre, yeni inşa edilen evlerin metrekaresinin yıllık ortalama enerji tüketiminin 7 litre petrol eşdeğerinden az olması gerekiyor. Öte yandan, temel olarak evler için kullanılan “pasif” tanımı zamanla ofis binalarını içine alacak şekilde genişledi. Örneğin, İsviçre’de yürürlükte olan MINERGIE-P standardı sadece evlerle sınırlı değil, ofis binalarında, okullarda, yuvalarda hatta süpermarketlerde de kullanılabiliyor. Pasif tasarım, mimariye yapılan bir ek değil, tüm sürecin entegre bir parçası olarak düşünülüyor. Genelde yeni binaların sıfırdan tasarımında kullanılsa da, eski binaların tadilatlarında da bazı uygulama alanları bulabiliyor.
Pasif ev konseptinin dünyadaki sürükleyicilerinin ve öncülerinin başında Alman kimya şirketi BASF geliyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinde düşük maliyetli ev projeleri geliştiren BASF’in Avrupa ve ABD’de yaptığı pasif evler, yıl boyunca şehir şebekesinden toplamda sıfır düzeyinde enerji alışverişinde bulunuyor.

DA­HA  ÖN­CE VE ET­Kİ­Lİ YA­LI­TIM MAL­ZE­ME­LE­Rİ
Özel yalıtım malzemeleri ile son teknoloji enerji kullanım ve üretim teknolojileri içeren bu evlerde mekanı ısıtma amaçlı tek bir radyatör ya da ısıtıcı dahi bulunmuyor ancak bu durum evin ısınmak için hiç enerji tüketmediği anlamına gelmiyor. Güncel ısıtma sistemi adı verilen bir sistem kullanılarak evin ihtiyaç duyduğu enerjiyi kazanması sağlanıyor. Evin içindeki hava ve kullanım suyu güneş enerjisi panelleriyle ısıtılıyor.   
  • 1
  • 2
  • 3

  • Etiketler:

    İsminiz:

    Yorumunuz:


    FOTO HABER