TÜRK-YUNAN BANKASI - EGE İŞ BANKASI İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI
Avrupa Birliği ile müzakere sürecinde, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ticari ilişkiler yeni bir adımla daha da pekiştirilecek. Türk - Yunan İş Konseyi ile İzmir Ticaret Odası, ismi “Ege İş Bankası” olacak yeni bir bankanın kuruluş çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor.
Atina merkezli olarak kurulacak olan Ege İş Bankası’nın biri Atina, diğeri ise İzmir’de iki şubesi olacak. Bankanın kuruluş başvurusu şu anda Yunanistan Merkez Bankası’nda değerlendiriliyor. Onay çıktıktan sonra kuruluş çalışmaları nihai aşamaya gelecek.
Ege İş Bankası’nın kuruluş çalışmalarını Türkiye tarafında, İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş, Yunanistan tarafında ise Türk-Yunan İş Konseyi Başkanı Panagiotis Koutsikos yürütüyor.
Ege İş Bankası’nın kuruluşu ile ilgili olarak İzmir Ticaret odası Başkanı Ekrem Demirtaş ile görüştüm. Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin arttırılması için 10 yılı aşkın süredir çok yoğun çaba sarf ettiklerini söyleyen Demirtaş, iki ülke arasında 10 yıl önce 200 milyon dolar olan ticaret hacminin şu anda 2 milyar dolara yükseldiğinin altını çiziyor ve ekliyor: “İki ülkenin 5 milyar dolarlık potansiyel ticaret hacmi var. Biz bu rakama ulaşmak için bir 10 yıl daha beklemek istemiyoruz.”
Türkiye ile Yunanistan’ın yarı yarıya ortak olacağı bir bankanın kurulması fikrinin çıkış noktası da bu. Yüzde 50 Türk, yüzde 50 Yunan ortaklığı ile kurulacak olan Ege İş Bankası’nın sermayesi de asgari 60 milyon dolar olacak. Ancak banka mevduat toplayan bir banka değil, iki ülke arasındaki ticaretin finansmanı konusunda ihtisaslaşmış bir banka olacak.
Bankanın açılış tarihi şu anda belli değil. Ekrem Demirtaş,Yunan Merkez Bankası’ndan ruhsat çıkar çıkmaz, Türkiye’de şube açılması için BDDK’ya başvuracaklarını, şube açıldıktan sonra da bankanın Atina’daki fonlarının İzmir’deki şubeye aktarılacağını söylüyor.
İlk etapta bankanın Atina ve İzmir’de 2 şubesi olacak. Banka faaliyete geçtikten sonra da ihtiyaca göre yeni şubeler açılması hedefleniyor.
Demirtaş, bankanın açılış töreninde Ege’nin iki kıyısındaki şubeleri sembolik olarak aynı anda hizmete açacaklarını söyledi.
BASEL 2 - KOBİ’LERİN BASEL 2’DEN KORKMASINA GEREK YOK
Bankaların 2007 yılının başından itibaren uygulamaya koyacakları “Yeni Basel Sermaye Uzlaşısı”, bilinen adıyla “Basel 2”, birçok KOBİ için “Demokles’in kılıcı” olarak yorumlanıyor. Çünkü, bu düzenleme ile birlikte bankalar kredi verirken yaptıkları risk hesaplama yöntemlerini değiştirecek. “Basel 2 ile birlikte KOBİ’ler daha zor mu kredi alacak” sorusunu Koçbank’ın Kurumsal Kredilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hamit Aydoğan’a sordum, şöyle yanıtladı:
“Şu anda birçok KOBİ’nin bilanço yapısı olduğundan daha zayıf görünüyor. Bunun en önemli sebebi de ortakların fonlarının bilanço içinde görünmemesi. Yani şirketlerin özkaynaklarının büyük bölümü aktiflerinin içinde görünmüyor. Sermaye yapısını buna göre düzenleyen şirketler Basel 2 uygulamasından olumsuz etkilenmez. Zaten Basel 2 de yapı itibariyle şirketlere daha zor kredi verdiren bir sistem değil. Bu uygulama ile birlikte risk yönetiminde iyiler ve kötüler net çizgilerle ayrılacak. Bu nedenle bilanço yapısı düzgün olan şirketlerin Basel 2’den korkmasına gerek de yok.”
ÖZELLEŞTİRME - BAŞAK EMEKLİLİK ÖZELLERDEN FAZLA BÜYÜDÜ
Başak Emeklilik için Özelleştirme İdaresi Başkanlığına teklif verme süresi 11 Ekim akşamı sona ermişti… Başak Emeklilik için toplam 6 grup teklif mektuplarını verdi ve gerekli teminatları yatırdı. Şimdi bu gruplar Başak Emeklilik’e sahip olmak için yarışacak. İlgili gruplar Hazine Müsteşarlığından ihaleye katılım için gerekli izni almayı bekliyorlar. Daha sonra her biri , Başak Emeklilik'in bilgi odasında şirketi daha kapsamlı inceleyecekler. İhalenin 2005 yılı sonuna kadar ya da en geç 2006 yılının ocak ayı içerisinde gerçekleşmesi bekleniyor.
Başak Sigorta da satılacak. Ancak, emeklilik şirketleri daha Türkiye’de emekleme aşamasında olduğu için Başak Emeklilik özellikle dikkatimi çekti. Emeklilik alanındaki tek kamu kurumu olan Başak Emeklilik’te son rakamların, büyüme oranının, prim artışının ne durumda olduğunu Başak Emeklilik Genel Müdürü Tevfik Cansız’a sordum. O da yanıtladı:
“Başak Emeklilik, 2005 yılının ilk 6 ayında hayat sigortalarında pazar payını yüzde 10’a yükselterek 3’üncü büyük şirket konumuna geldi. Emeklilik branşında 17 Ekim 2005 tarihi itibarıyla sektörün katkı payı artış oranı ortalaması yüzde 204 iken (hayattan aktarımlar hariç) bireysel emeklilik katkı paylarında yüzde 424’lük bir artış gerçekleştirdik. 2005 Haziran sonu itibarıyla 15,8 milyon YTL net bilanço kârı elde ettik. Bu rakamlar ile, hayat ve emeklilik şirketleri arasında karlılıkta 2’nci sırada yer alıyoruz. Ağustos 2005 itibarıyla bilanço kârı net 19,2 milyon YTL düzeyinde.”
Görünen o ki, kamu kurumu olmasına rağmen Başak Emeklilik özel rakiplerinden çok daha fazla büyümüş. Rakamlar da bunu gösteriyor. Alıcılar Başak Emeklilik için epey ter dökeceğe benziyor.
KREDİLER - BATIK KREDİ DÖNÜŞLERİ ARTTI
Kriz ortamında bankaların en önemli risk kaynaklarından biri de batık krediler. 2001 krizi sonrasında bankaların batık kredilerindeki oran yüzde 60 seviyesini geçmişti. Bankalar da önemli ölçüde zarar yazmışlar, el koydukları gayrimenkulları aktiflerine koyarak bilançolarını düzeltmeye çalışmışlardı.
Bir bankanın üst düzey yöneticisi ile yaptığımız sohbette bu konu gündeme geldi. Söz konusu bankacı, şu anda birçok bankada batık kredilerin kurtarılma oranının yükseldiğini söyledi.
Bende “Şu anda bankaların batık olan kredilerinin ne kadarı icra konusu olmadan nakit olarak kurtarıldı” diye sordum. Bu oran kriz sonrasında yüzde 20’lere kadar düşmüş. Yani kriz döneminde batık kredilerin yüzde 80’i icra yoluyla, mal varlığına el koyarak tahsil edilebiliyormuş. Zaten bankaların gayrimenkul ve otomobil zengini olmasının da sebebi buydu. Ancak bu oran, artık iyiden iyiye kabul edilebilir noktaya gelmiş durumda. Bu konuyla ilgili birkaç farklı kaynakla da görüştüm ve bir sektör ortalaması çıkarttım. Şu anda batık kredilerin takibinde ilk yıl için yüzde 40, 2’nci yıl için ise yüzde 60-65 gibi bir oran “makul” olarak kabul ediliyor. Bazı muhafazakar bankalarda ise bu oran ilk yıl için yüzde 60, 2’nci yıl için yüzde 80’lere kadar çıkmış durumda.
KONUT KREDİSİ - AKBANK’IN KONUT KREDİSİNDE HEDEFİ BÜYÜK
Konut kredileri son ayların gözdesi. Hem faiz oranlarının yüzde 1-2 aralığına gerilemesi hem de vadelerin uzaması ile birlikte, konut kredilerinde adeta talep patlaması yaşanıyor. Kredi cephesindeki en önemli rekabeti de konut kredileri oluşturuyor.
Üç ay önce konut kredilerinde önemli bir kampanya başlatan Akbank, bu alanda sektörün en hızlı giden bankalarından biri. 12 aydan 240 aya kadar vadede yüzde 1,2 ile kredi kullandıran Akbank’ın kredi hacmi de 1 milyar dolar sınırına dayanmış durumda.
Bu konuyla ilgili olarak Akbank Genel Müdür Yardımcısı Hayri Çulhacı ile görüştüm. Uzun vadeli fon bulmanın hala zor olduğu bir ortamda, nasıl olup da böylesine uzun vade riskine girdiklerini, kredi hacmini nasıl artırdıklarını, bunun risk oluşturup oluşturmadığını sordum. Bakın Hayri Çulhacı neler diyor:
“Türkiye'de hala uzun vadeli fon bulmak zor. Bu nedenle 10-20 yıl gibi vadelerde kredi kullandırmak önemli bir risk. Yani 30 günlük mevduat ile 20 yıllık krediyi fonlarsanız, işler kötüye gittiğinde zorda kalırsınız. Ama bizim banka olarak özkaynak avantajımız var. Akbank özkaynakları güçlü bir banka. Bizim konut kredisinde bu kadar iddialı olmamızın sebebi de bu. Konut kredilerinde özkaynaklarımıza ağırlık veriyoruz. Ekonomik durumun bozulma ihtimalinde ise tek riskimiz özkaynağımızın bir parça erimesi olur. Ancak bu, bankanın güçlü bir banka olmak için tutmak zorunda olduğu ana sermayeyi etkilemez. Bu da diğer risklerle karşılaştırıldığında daha karşılanabilir bir risk.”
Akbank, şu anda konut kredilerinde pazarın yüzde 17’sini elinde bulunduruyor. Ulaşılan 1 milyar dolarlık kredi hacmini 2006’da daha ne kadar artıracaklarını sorduğumda Çulhacı tek cümle ile kesin bir cevap verdi: “Konut kredisi hacmimizi yüzde 100 büyüteceğiz.”
KULİS - Rakıcılar 2006’da borsada
Piyasayı takip edenlerin tahmin edebileceği gibi, 2006’nin ilk çeyreğinden sonra yeni şirketler borsaya yağmur gibi yağacak. Halka açılma için kimlerin niyetlendiği, kimlerin hangi yatırım bankaları ile görüştüğü konusunda da duyumlar gelmeye başladı.
Bunlardan en ilginci de Mey Alkollü İçkiler AŞ… Hatırlayacağınız gibi, Nurol Holding, Özaltın İnşaat, Limak İnşaat ve Tütsab ortak girişim grubu Mey Alkollü İçkiler’i kurmuş ve 2004 yılının şubat ayında Tekel’in alkollü içkiler bölümünün tamamını satın almıştı.
Mey şimdi de gözünü borsaya dikmiş durumda. 2006 yılında İMKB’de halka açılmak üzere harekete geçen Mey, aracı kurumlar bazında görüşmelerini sürdürüyormuş.
17 fabrikası ve 4 üretim tesisi bulunan Mey’in borsaya gelmesi ile birlikte biracıların yalnızlığı sona erecek.
Mortgage devi Türkiye’ye geliyor
Motrgage uygulaması son ayların en popüler haber başlıklarından birini oluşturuyor. Mortgage yasasının meclisten geçmesi ile birlikte “kira öder gibi taksit ödeme” dönemi biraz zorlu da olsa başlayacak. Türkiye’de konut sektöründeki potansiyel yabancıların dikkatini çoktan çekmiş durumda. Bununla ilgili olarak da BNP Grubu’nun mortgage şirketi UCP’nin Türkiye pazarına girme konusunda çok istekli olduğunu duydum. Hatta TEB vasıtasıyla Türkiye pazarı araştırılmaya başlanmış bile. TEB üzerinden Türkiye’ye gelme niyetindeki UCP’nin üst düzey yöneticilerinden biri 17 Kasım tarihinde Türkiye’ye gelecekmiş.
Yeni vergi yasası ertelenecek mi?
Bildiğiniz gibi 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olan vergi yasasına göre, faiz gelirleri tek kalemde yüzde 15 oranında stopaja tabi olacak. Aracı kurum ve bankalar bu vergilerin hesaplanması, paranın bloke edilmesi ve vergi dairelerine yatırılması ile mükellef olacak. Bu konuyla ilgili tartışmalar aylardır yapılıyordu ancak iş başka bir boyuta gelmiş durumda. Uygulamanın yürürlüğe girmesine 2 ay kaldı. Ancak hala bir çok aracı kurum bu konuda hazırlıklarını tamamlamış değil. Ve şu anda finans sektöründe yasanın uygulama tarihinin ertelenmesine ilişkin yoğun bir baskı oluşmuş durumda. Görüştüğüm bir aracı kurum genel müdürü, büyük ve banka kökenli 5-10 aracı kurum dışında, daha hiçbir şirketin bu uygulanın gerektirdiği altyapıya ulaşmadığını söyledi. Hatta Ankara’da uygulamanın ertelenmesi konusu konuşulmaya başlanmış.