Capital'e abone olun.
BALIK ADAMDAN BÜYÜLEYİCİ KARELER

Balık adamdan büyüleyici kareler

Gördüklerini başkalarıyla paylaşmak için de 5 yıldır su altı fotoğrafları çekiyor.

Son Güncelleme: 01.09.2009

1952 yılında uzun ve yorucu bir seferden dönen Dumlupınar denizaltısı Çanakkale Boğazı’nda İsveç bandırallı Nabuland adlı şileple çarpıştı. Türkiye Cumhuriyeti’nin en hüzünlü deniz kazasında Dumlupınar birkaç saniye içinde sulara gömüldü. Çok sayıda dalgıç gemideki 81 kişilik mürettebatı kurtarmaya çalıştıysa da sonuç alınamadı.
İşte o dönem Dumlupınar’ı kurtarmak isteyen ve hatta vurgun yiyen dalgıçlardan biri de T-Box Genel Müdürü Doğan Kaşıkçı’nın akrabasıydı. Bu nedenle Kaşıkçı’nın çocukluk anılarında bu olayın önemli bir yeri var. Çünkü anneannesinden sıklıkla dinlediği bu tarihi kaza onun gözünde dalgıçları tam bir kahraman yaptı. Kaşıkçı’nın çocukluk hayallerini bir gün o kahramanlardan biri olmak süsledi.
Kaşıkçı, profesyonel hayatında yönetici olmayı seçse de bugün hayallerine kavuşmuş görünüyor. Çünkü hayatta en büyük keyfi dalmak. Türkiye’nin dört bir yanında suyun metrelerce derinlerine iniyor, oradaki dünyayı her dalışta yeniden keşfediyor. Üstelik sadece Türkiye sınırlarıyla yetinmiyor. Mısır’dan Malezya’ya, Tayland’dan Singapur’a dünyanın pek çok yerinde derin dünyayı ziyaret ediyor. Gördüklerini başkalarıyla paylaşmak için de 5 yıldır su altı fotoğrafları çekiyor. Bu konuda kendisini öyle geliştirmiş durumda ki çok sayıda ödüllü fotoğrafı bulunuyor. Dalmaya ve su altı fotoğrafına dair hedefi ise bu işe daha çok zaman ayırmak. “Hedefim daha çok dalışa gitmek, çekmek istediğim çok yer var. Antarktika’ya ve Avustralya’ya gidip fotoğraf çekmek istiyorum. Benim amacım bu hobiyi en iyi yapanlardan biri olmak” diyor.
T-Box Genel Müdürü Doğan Kaşıkçı, su altına duyduğu ilgiyi tüm boyutlarıyla Capital’e anlattı.
ÇOCUKLUK İDOLÜ  KAHRAMAN DALGIÇ
“Ben çocukluğumdan beri dalgıçlığa çok meraklıydım. Dumlupınar battığında anneannemin kuzeni Dumlupınar’a dalıp da sonra vurgun yiyen dalgıçlardan biriydi. Bu, benim için inanılmaz bir kahramanlık hikayesi. Ben bu hikayeyle büyüdüm. Ancak küçükken orta kulak ameliyatı geçirdim. 1998 yılına kadar bir daha hiç dalamayacağımı düşünüyordum. 1998 yılında eşimle birlikte Fethiye’de tatil yapıyorduk. Tatilde bizimle birlikte bir deniz tabip yüzbaşı vardı. Bir gün dalmaya gideceğini söyledi. Ben de kulağımdan ameliyat olduğumu anlatınca bana “Yine de dalabilirsin” dedi. Ben de o tabip yüzbaşı ile dalışa gittim. İnanılmaz zevk aldım. Böyle bir mutluluk olamaz. O an kararımı verdim, mutlaka dalgıç olacaktım. Eşim evlilik yıl dönümümüz olan 16 Kasım’da bana bir dalış maskesi ve palet almış. Bir de bir hocanın telefon numarasını verdi. Dolayısıyla dalış eğitimine 1998 yılında başladım. Daha sonra da çeşitli yerlerde dalış yaptım.
SU ALTI FOTOĞRAFÇILIĞINA  GEÇİŞ
Eşim ise dalmayı hiç istemiyordu, sevmiyordu. Sırf denizin altında gördüklerimi görsün diye bir arkadaşımdan fotoğraf makinesi aldım. Böylelikle o fotoğraflarla dünyanın güzelliklerini gösterip eşimi ikna etmek istedim. İkna oldu olmasına ama bende fotoğraf çekmek hastalık haline geldi. Çok uğraşarak Nikon markalı bir makineyi e-Bay’den aldım. Makine çalışmadı. Türkiye’deki internet sitelerini araştırıp bir avukattan eski bir makine aldım. 2-3 yıl onu kullandım. Daha sonra Amerika’dan şu anda kullandığım sistem olan CNC sistemi aldım. Aşağı yukarı 5 yıldır su altı fotoğrafları çekiyorum.
Su altı fotoğrafçılığı konusunda eğitim almadım. Ama çok sayıda ustayla beraber çalıştım. Seminerlere katıldım. Zafer Kızılkaya, Recep Dönmez gibi kişilerle çok vakit geçirdim. Türkiye’de her yıl yapılan yarışmalara katılıyorum. Bu isimler çok iyi ve yetenekli. Ben dandik makinelerle katıldığım zaman onlar çok yüksek teknik cihazlarla çekiyorlardı. Ben de onları seyrediyordum.   
  • 1
  • 2
  • 3

  • Etiketler:

    İsminiz:

    Yorumunuz:


    FOTO HABER