Capital'e abone olun.
KEİTH J. DURWARD, ZİRVE İÇİN NE DEDİ?

Keith J. Durward, Zirve için ne dedi?

KPMG Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı Keith J. Durward, Uludağ Ekonomi Zirvesi’ne katılımı sonrasındaki düşüncelerini paylaştı.

Son Güncelleme: 19.03.2015

KPMG Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı ve şirket ortağı Keith J. Durward, 13-14 Mart tarihlerinde düzenlenen Uludağ Ekonomi Zirvesi’ne katılımı sonrasındaki düşüncelerini paylaştı.  
 
Ekonomik Büyüme
Zirvede öne çıkan başlıklardan birisi ekonomik büyümeydi ve birçok konuşma ekonomik büyümeye, bu konunun üzerine eğilmek için ne yapılabileceğine ve ne yapılması gerektiğine değiniyordu.
 
Konuşmacıların çoğunluğu gelecekte %9 ya da üzerinde büyüme oranlarının erişilmesi güç olduğunu kabul etmiş görünüyordu. 2015 büyümesinin en fazla yüzde 4 civarında, en az ise yüzde 3 oranında gerçekleşmesi bekleniyor. Orta vadeli hedefin ise büyüme oranlarını yüzde 5 ve üzeri bandına çekmek olması gerekiyor. Bu şekilde büyüme oranlarına geri dönülmediği sürece, Türkiye’nin orta gelir tuzağına takılıp kalacağı ve ekonomisini ve refahını, daha gelişmiş Batı ya da Asya ekonomileriyle aynı seviyeye taşıyamayacağı yönünde yaygın bir görüş hakimdi. 
 
İnovasyon
Çok sayıda konuşmacı Türkiye ekonomisinde ve daha genel anlamda Türkiye’deki işletmelerde daha fazla inovasyon ihtiyacı olduğuna değindi. Bir diğer teşhis ise daha ileri teknolojinin gelişmesine, katma değer sağlayan işletmelere ve daha özgün girişimciliğe duyulan ihtiyaçtı. İnovasyon seviyelerinin neden bu kadar düşük olduğunu tartışıldı ve bunu destekleyecek birçok veri sunuldu: düşük seviyelerdeki patent tescili, düşük seviyelerdeki AR-GE harcamaları (yüzde 1’den az), vb. Bu konu hakkındaki yorumlar bence oldukça ilgi çekiciydi:
 
Eğitim sistemi iyi değil ve fazlasıyla bilgiye ve gerçeğe dayalı. Bu da eğitim sisteminin bağımsız düşünceyi desteklemediği anlamına geliyor (aşağıya bakınız).
Türk kültürü ve toplumun ataerkil/hiyerarşik yapısı özellikle genç nesildeki özgür ve inovatif düşünceyi teşvik etmiyor.
İnşaat gibi ana endüstrilere çok fazla odaklanılmış olması, mevcut yetenekleri fazlasıyla buraya çekiyor.
İnovasyon yapılandırılmış ortamlarda olmaz, doğası gereği inovasyon yapısal olmayan bir aktivitedir.

Türkiye’nin kısa ve orta vadede başka bir yerden inovasyon ithal edebileceğine, ancak uzun vadede Türk ekonomisini ayakta tutacak ve ileriye götürecek olan şeyin sadece yerli inovasyon olduğuna ilişkin yorum, belki de zirvedeki en faydalı yorumdu.
 
Belirtilen en zekice görüş ise, yurtdışında yaşayan vatandaşı (genellikle Amerika’da) önemli sayıda Türk vatandaşının 1 milyar dolarlık (ABD) işler kurdukları, ama buradaki zorlu noktanın aynı şeyi Türkiye’de yaşayan Türklerin de yapmasını sağlayabilmek olduğuna ilişkin görüştü.
 
Kadınlar
Kadınların iş dünyasındaki yeri ve rolü, zirve boyunca tartışılan bir diğer popüler konuydu. Şu anda Türkiye’deki kadınların işgücüne mevcut katılım oranı ortalama yüzde 30 civarında, yani OECD ortalamasının yarısı kadar. Türkiye’de pek çok kadın düşük gelirli işlerde çalışmakta.
 
Daha fazla kadının iş hayatına kazandırılabilmesini, değeri daha yüksek işlerde yer alabilmelerini sağlamak; kadınlara iş yerinde eşit davranmak ve kadın dostu bir iş yeri kültürü oluşturmak hakkında pek çok önemli mesaj verildi. Ayrıca tüm bunları destekleyecek, çok iyi rol modelleri olan bazı kadın konuşmacıları dinleme fırsatımız oldu. Konuşmalarda özellikle iki konuyu ilgi çekici buldum: kadınların eğitimi (buradaki gelişim ihtiyacı) ve kadının Türk toplumundaki rolünün (bunun değişmesi biraz zaman alabilir) ve iş yerindeki rolünün değişimi. Konuşma yapan her iki bakan da bu konuyu gündemlerindeki ana konulardan biri olarak ele aldılar, bunun nedeni esasen kadınların iş dünyasında yüksek gelirli işlere katılımı artırılmadığı sürece ekonomik büyüme oranlarına ulaşmanın zor görünüyor olmasıydı.

Eğitim
Bu konu, konferansın büyük bir temalarından biriydi ve birçok panelde eğitim konusuna değinildi. Çoğu konuşmacı okul çocuklarının başarısının uluslararası standartlara göre düşük kalmasına ve üniversite sisteminin, Ar-Ge için gerekli olan yüksek seviye temel bilim dalı mezunlarından çok az üretiyor oluşuna dikkat çekti. Türkiye’de gerçek anlamda dünya standartlarında araştırma üniversitesi olan çok az üniversite var. Devlet, sınıflardaki öğretmen sayısını artırmaya odaklanmış durumda; ama müfredatı daha az bilgiye ve gerçeğe dayalı ve daha analitik hale getirmeyi düşünmeye ihtiyaç var mı?

İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nin son 15 yılda, yeni şirketler için Avrupa’da en büyük yüksek teknoloji üssüne dönüştüğüyle ilgili harika bir hikâye aktarıldı. Buradaki üç başarı faktörü: girişimleri fonlamak için girişim sermayesi fonlarına erişim, Cambridge Üniversitesi’ndeki yüksek kalibre bilim ve teknoloji yetenek havuzuna erişim ve yeni girişimci yetenekleri çekmesi açısından, şu anda kendi kendine yetebilir durumda olan, iyi bir üs.

Kısacası burada yapılacak çok fazla şey var, ancak bu sorunlar hızlı bir şekilde çözülemeyeceği için kısa dönemli çözümler mümkün değil. Bir şeyleri şimdi değiştirmeye yönelik planların varolup olmadığı benim için net olmayan tek konu buydu.
 
Bölgesel merkez olmak
Eğer bölgesel bir merkez olmaya çalışıyorsa bana göre Türkiye’nin göğüslemesi gereken bir başka engel ise halkının diğer ülkelerdeki iş topluluklarıyla etkileşime girebilmesinde yardımcı olabilmesi açısından, Türkiye’nin nasıl iki dil konuşabilen (İngilizce ve Türkçe) bir ülke haline dönüşeceği; örneğin Singapur’un iyi derecede İngilizce de konuşabilen bir nüfusu vardır.

Çin
Türkiye-Çin arasındaki ilişkilerin ve yatırmaların nasıl gittiğini anlatan çok iyi bir oturum izledik. Çin’le daha iyi ticari ilişkiler kurma ve Çinli yatırımcıları Türkiye’ye çekerek daha fazla yatırım yapmalarını sağlama konusuna güçlü bir vurgu yapıldı. Mevcut durumda çift taraflı temelde ve Ticaret Bakanlığı seviyesinde pek çok aktivite düzenleniyor. Çin boyutunu artırarak muhtemelen şu anda ekonomileri zayıf durumda olan AB ülkelerine bir karşı denge kurabilmenin amaçlandığını düşünüyorum.  
 
Regülasyon ve yasal çerçeve
Konferans esnasında, çalışanları işe almayı ve işten çıkarmayı kolaylaştırmak üzere iş gücü piyasasında yapısal reform girişimleri tartışıldı ve büyümeyi sürdürmek için iş gücü piyasasında reform yapılması gerektiğine dair bir genel anlayış olduğu görüldü. Bu nokta, Türkiye’nin G20 içerisinde en çok regüle edilmiş iş gücü piyasalarına sahip ülkelerden biri olduğunu belirten Bakan Şimşek tarafından tamamen kabul görmüştü.
 
Pek çok konuşmacı yargı bağımsızlığı etrafında daha ne mesaj vermek gerektiğine ve iş ortamını yönetmek için net, öngörülebilir ve şeffaf bir yasal çerçevenin önemine değindi.

Sonuç olarak
Zirve, Maliye Bakanı Sn. Mehmet Şimşek tarafından yapılan çok iyi bir konuşmayla özetlendi. Zirve boyunca tartışılan konuların çoğunlukla Bakan’ın reform ajandasında yer aldığını duymak benim için oldukça teşvik ediciydi. Ancak, yapılması gerekeni kabul etmek ile ki Bakan belli ki bunu yapmış durumda, gerekli olan stratejik değişiklikleri gerçekleştirmek için siyasi iradeye sahip olmak arasında önemli bir fark var.
 
Karşılaşılan zorlukların ölçeği de hafife alınmamalı. Yatırımcıların, hukuk ve yargı sisteminin tarafsızlığına ve bağımsızlığına olan inancını tazelemek zaman alacak ve bunun yanı sıra hükümetten, niyetin bu olduğu yönünde net ve tutarlı sinyallere ihtiyaç var. İşyerinde kadınların rolünü iyileştirmek esasında kadının Türkiye toplumu içindeki rolünü değiştirmekle ilgili; bu noktada, tutumların değişmesi zor olduğu için, muhafazakâr bir muhalefet muhtemel.  
 
Bir inovasyon ve girişimcilik kültürü yaratmak üzere gençliği güçlendirmek ise, özünde ataerkil olan bir toplum için, aşılması gereken bir güçlük. Eğitim sistemi reform, öğrencilere sadece bilgiyi öğrenmekten ziyade düşünme becerileri kazandırmaya daha fazla odaklanmak uzun zaman alacak. Devlet okullara ve üniversitelere müfredatlarını oluşturmada daha fazla serbestlik tanıyacak mı ve bağımsız okul ve üniversitelerin gelişmesine izin vermeye hazırlıklı mı? Örgütlü işgücü ve düzenlenmiş organlar ise iş piyasası yapısal reformlarına kuvvetle karşı çıkacak. 
 
Nihayetinde yatırımcılar ve iş adamları hükümetleri ne yapacaklarını söyledikleriyle değil ne yaptıklarıyla değerlendiriyor. Sorunlar tespit edildi, şimdi bekleyip değişim için gerekli siyasi istekliliğin olup olmadığını göreceğiz.
 
4. Uludağ Ekonomi Zirvesi, temel sorunlara iyi şekilde odaklanması, zorlukların ve bunların üstesinden gelmek için gerekli olan belli çözümlerin samimi şekilde tartışılması yönleriyle, benim için oldukça iyi bir etkinlikti.  

  

Etiketler: Keith J. Durward,Uludağ Ekonomi Zirvesi,KPMG,KPMG Türkiye

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER