Capital'e abone olun.

En Aktif Eşler!

Biz hep işadamı ve yöneticilerin kişisel performanslarına odaklanıyor, onların başarı öykülerini izliyoruz. Aile hayatları, özellikle de eşlerinin iş yaşamları, aktiviteleri pek ön plana çıkmıyor. ...

Son Güncelleme: 01.03.2008

Biz hep işadamı ve yöneticilerin kişisel performanslarına odaklanıyor, onların başarı öykülerini izliyoruz. Aile hayatları, özellikle de eşlerinin iş yaşamları, aktiviteleri pek ön plana çıkmıyor. Oysa, Türkiye’ye yön veren işadamı ve yöneticilerin eşlerinin, en az hayat arkadaşları kadar aktif bir yaşamları var. Bazıları sosyal sorumluluk projelerine liderlik ediyor, bazıları önemli vakıfları yönetiyor. Aralarında mütevazı girişimcilikle uğraşanlar da var. Ancak, hepsinin ortak özelliği, günlük yaşamlarının önemli bölümünü eğitim, kültür, sağlık gibi  “sosyal sorumluluk” projelerine ayırmaları… Tıpkı Caroline Koç, Ayşen Özyeğin, Oya Eczacıbaşı, Vera Bulgurlu ve diğer “aktif eşler” gibi…

Caroline Koç’un Yeni Hayatı
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç’un eşi Caroline Koç, 37 yaşında ve 2 çocuk annesi. Üniversitede iş yönetimi okudu. Mustafa Koç’la evlendikten sonra dönem dönem iş dünyasında aktif olarak yer aldı. Çocukları doğmadan önce Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç’un Türkiye’ye getirdiği Edwards markasının 4 yıl yöneticiliğini üstlendi. İlk çocuğu dünyaya geldiğinde ise bu görevi bıraktı.

2000’de ise arkadaşı Zeynep Garan’la İlk Adım Çocuk Oyunları İşletmeciliği’ni kurdu. İngiltere’den Mr. Play UK Limited Şirketi’nden distribütörlük alarak, The Play Barn adıyla işyeri açtı. Ancak bu iş de uzun süreli olmadı, 2003’te hisselerini devretti. 2006 yılının sonunda da Frederic Carl Giraud ve Hamdi Onar’la ortak olarak Gikon Mobilya Sanayi ve Ticaret isimli bir şirket kurdu.

Dönem dönem yaptığı girişimlerin yanında Caroline Koç’un hiç vazgeçmediği uğraşları da var. Bu uğraşların başında ise vakıflar geliyor. Vehbi Koç’un kurucusu olduğu Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı’nda, Koç’un misyonunu aile adına üstlenen Caroline Koç, yıllardır Türk ailesinin sağlıklı bir biçimde yaşamını sürdürmesi için üreme sağlığı konularında çalışıyor. İl il dolaşıyor, hastanelerde, okullarda, Türkiye’nin her tarafında Halk Eğitim Merkezleri’nde üreme sağlığı eğitimleri veriyor. Bu yolla Türkiye’nin sosyal ve ekonomik kalkınmasında önemli bir rol üstleniyor.

Ülkemizde her yıl 400 kadının gebelik, doğum ve lohusalık sırasında yaşamlarını kaybettiklerine dikkat çeken Koç, “Oysa anne ölümü nedenlerinin yüzde 74’ü önlenebilir olaylar” diyor. Vakıf tarafından yapılan çalışmaların ciddi etkileri olduğunu belirtiyor ve “Vakfın kurulduğu 1985 yılından bu yana büyük değişiklikler oldu. Türk halkı artık bu konuda çok daha bilinçli. Nüfus artış hızı yüzde 2,2’lerden bugün yüzde 1,4’lere indi” diye konuşuyor.

Vakıfta bugünlerde gündemlerinde güvenli annelik olduğunu ve bu yönde çalışmalar yürüttüklerini belirten Caroline Koç, vakfa zaman ayırmakta problem yaşamadığını söylüyor: “Zaten bu bilgisayar ve iletişim çağında vakıf merkezine gidemesem de sürekli olarak faaliyetlerimizin ne durumda olduğunu takip ediyorum. Vakıf yöneticileri de beni her an, her yerde bulabiliyor. Onun için yürütme konusunda bir sıkıntımız yok” diyor.

Eczacıbaşı, Bir Rüyayı Gerçekleştirdi
Oya Eczacıbaşı, eski çalışma bakanlarından Prof. Dr. Turhan Esener’in kızı. Ortaokul ve liseyi Fransa’da okuduktan sonra Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. Evlendikten sonra evde oturmaya hiç niyeti olmadığı için Eczacıbaşı’nın tüm kültür etkinliklerine aktif olarak katıldı. Uzun yıllar Feshane’nin restorasyonunda görev aldı. Sanata duyduğu ilgi öylesine yoğunlaştı ki, iki çocuklu anne olmasına rağmen, Londra’da müze işletmeciliği konusunda master yaptı.

Oya Eczacıbaşı, 3 yıldır kuruculuğunda yoğun emek harcadığı, İstanbul Modern’in yönetim kurulu başkanlığını yürütüyor. Zamanının tümünü müze için çalışarak geçiriyor. Açıldığı günden bu yana büyük ilgi gören İstanbul Modern’in Oya Eczacıbaşı için çok özel bir yeri var. Bu projenin hayata geçişini şöyle anlatıyor: “İstanbul Modern’in temelinde, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın kurucusu Dr. Nejat Eczacıbaşı’nın 1987 yılında başlattığı ‘İstanbul’a modern sanat müzesi kazandırma girişimi’ yatıyor. Bu proje, kamu makamlarının geçmiş dönemlerdeki ilgisizliği nedeniyle ancak 2004 sonunda gerçekleşebildi. Aradan geçen uzun süreçte koleksiyonumuzu daha da geliştirip zenginleştirdik. Yıllar sonra yani 11 Aralık 2004’te ise 17 yıllık düşümüz gerçekleşti.”

İstanbul Modern’i kuruluşundan itibaren 1,5 milyonu aşkın ziyaretçi gezdi. Müzede 11’i fotoğraf olmak üzere 25 sergi ve 7 video programı gerçekleştirdi. Çocuklara ve gençlere yönelik eğitim programlarından bugüne kadar 400 bin çocuk ve genç yararlandı. Öte yandan dünyanın çeşitli ülkelerinden İstanbul’a gelenler için, vazgeçilmez bir ziyaret mekanı oldu.

Oya Eczacıbaşı, “İstanbul Modern ile ilk kez bir sanat müzesinin, eserleri korumayı ve saklamayı değil, kitlelerle paylaşmayı öncelikli hedef olarak benimsediğini gördük. Böylece müzecilik alanında yeni bir dönem başlatılmış oldu. Yıllardır özel koleksiyonlarda kapalı kalan yapıtları gün ışığına çıkararak ülkemizin sanatsal ve kültürel birikimini dünyaya sunuyoruz. Yurtdışında Türk sanatçıların yapıtlarından oluşan sergiler açmayı hedefliyoruz” diye konuşuyor.

Karamercan’ın “Vakıf”lı Hayatı
Eczacıbaşı Holding CEO’su Erdal Karamercan'ın eşi Burçin Karamercan, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği üyesi. Dernek çalışmaları kapsamında en son, gönüllü olarak Zekeriyaköy İlköğretim Okulu'nda haftanın belirli günlerinde İngilizce dersleri verdi.

Ayrıca, ENKA İlköğretim Okulu Okul Aile Birliği Üyesi olarak, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile birlikte Van'ın Çaldıran ilçesi Oruçlu mezrasında, öğretmenlerin kalabileceği misafirhanesi de olan iki derslikli bir okul yaptırılmasında aktif görev aldı.

Van'daki okulun açılışında tanıdığı ve ailesi tarafından okula gönderilmeyen 11 yaşındaki bir kızın ailesini ikna ederek öğrenim hayatına kazandırılmasını sağladı ve bu kıza maddi-manevi desteğini halen sürdürüyor.

Spor Kulübü Tenis Bölümü Sosyal Komitesi'nde görev alarak yetenekli ama maddi imkanları olmayan çocukların tenis eğitimi almalarına katkı sağlıyor.

Karamercan ailesi tarafından Kayseri'de yaptırılan Hacı Ali Karamercan İlköğretim Okulu'nun kız ve erkek tuvaletlerinin tamamen yenilenmesini gerçekleştirdi. Ayrıca, Karamercan ailesi ile öğrenciler arasında bir köprü oluşturarak, okulun çeşitli ihtiyaçlarının karşılanmasını sağladı. Yine ENKA Okul Aile Birliği üyesi olarak, Omurilik Felçlileri Derneği'nin Sarıyer bölgesindeki üç okulunun tuvaletlerinin, engellilerin kullanabileceği şekilde düzenlenmesi ve yenilenmesi projesinde aktif rol üstlendi.
 
Vera Bulgurlu
Önceliği Kültürel Mirasın Korunması

Pekçok Kuruluşta Aktif
 Koç Holding'in CEO'su Bülent Bulgurlu'nun eşi Vera Bulgurlu, birçok derneğin üyesi ve aktif oyuncusu. Örneğin Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı (KBGV) Mütevelli Heyeti Üyesi, Ulusal Ahşap Birliği Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Adalar Kent Konseyi Üyesi. Bu üyeliklerin hepsinde de çok aktif ve katılımcı.

Kültürel Miras İçin Çalışıyor
Çok önem verdiği projeler arasında “Kültür Karıncaları” ve “Bir sütun da sen dik” yer alıyor. “Kültür Karıncaları”nın amacı ilköğretim çocuklarına yaşadıkları şehrin kültürel zenginliğini tanıtmak. “Bir sütun da sen dik” projesinde Perge arkeolojik alanında 100’ün üzerinde devrilmiş sütun ayağa kaldırıldı. Her iki projenin amacı da kültürel mirasın tanıtılması ve korunması.

Adaları Güzelleştiriyor
Katkıda bulunduğu önemli sosyal sorumluluk projelerinden biri de Adalar Kent Konseyi. Konseyin “şehir planlama” grubu kapsamında ahşap binaların boyanması, meydanların çiçeklendirilmesi ve at arabalarının muhafaza edilmesi gibi çalışmalar yer alıyor.

Eğitimdeki Eşitsizlikleri Dengelemeye Çalışıyor

Doğu’yu Karış Karış Dolaşıyor
Şafak Akın, Türkiye İnsan Kaynakları Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanı. İşadamı Hamdi Akın’ın eşi, 2 çocuk annesi ve avukat. Eşi iş yaşamında büyük projelere imza atarken Şafak Akın da Türkiye’nin eğitim ve öğretim politikalarında var olan boşlukları doldurmak ve dezavantajları minimize etmek için çaba gösteriyor. TİKAV, kurulduğu günden bu yana Doğu’yu karış karış dolaşıyor, yüzlerce üniversite öğrencisiyle mülakat yapıyor. Bir kısmını vakfın ders programına dahil ediyor. Üniversite eğitimini tamamlayacak gençlere, Batı illerine iş aramaya geldiklerinde, kendilerine geleceğin kapısını açacak yolu gösteriyor.

Eğitimde Fırsat Eşitliği İçin Çalışıyor
Özellikle de eğitimde fırsat eşitsizliğini gidermeye çalışıyor. Gençlerin yetişmesinde farklı fırsatlar nedeniyle arada oluşan eğitim açığını kapatacak sorunları irdeliyor. Onların kişisel gelişimlerini tamamlama sürecinde olabildiğince çok ve çeşitli özelliklerle donanmalarını hedefliyor. Şafak Akın, kuruldukları günden itibaren yaptıkları faaliyetlerden birkaçını da şöyle sıralıyor: “TİKAV, kurulduğu günden bu yana Elazığ, Van, Eskişehir, Ankara illerine bulunan toplam 8 üniversiteden yüzlerce genci aynı şemsiyenin altında birleştirerek çeşitli faaliyetlerde bulundu. Örneğin düzenli İngilizce, bilgisayar eğitimi verdik. Periyodik İstanbul kültür tarih gezileri düzenledik. Kişisel gelişim seminerleri yaptık.”

Profesyonel Yaşamdan Önce Geliyor
Sivil toplum kurullarındaki faaliyetlerinin profesyonel iş hayatımın önüne geçtiğini belirten Akın, mesleki kariyerinde biriktirdiklerini de bu kulvarda bir kazanç olarak görüyor.  Şafak Akın, “Genç arkadaşlarımızın başarı öyküleriyle mutlu oluyorum. Eğitim programlarımıza katıldıktan sonra onlarda başlayan değişim ve dönüşümü izlemek çok keyifli. Kendi potansiyellerini keşfetmelerine yardımcı olmak, farklı ve başarılı olmak için gerekli enstrümanları onlara verdikten sonra kendilerini, kendi geleceklerini yaratmalarını izlemek her şeye değer.”

Hande Yavuz
hyavuz@capital.com.tr

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER