Capital'e abone olun.

En Kritik Göstergem!

Ferit Şahenk, küresel ekonominin canlılığını limanlardaki hareketlerden test ediyor. Sedat Yalınkaya, satılık-kiralık ilanlarının sayısı artınca endişeye kapılıyor. Vedat Aydın, tüketimi hissetmek ...

Son Güncelleme: 01.02.2010

Ferit Şahenk, küresel ekonominin canlılığını limanlardaki hareketlerden test ediyor. Sedat Yalınkaya, satılık-kiralık ilanlarının sayısı artınca endişeye kapılıyor. Vedat Aydın, tüketimi hissetmek için çarşı pazar dolaşıp sahayı gözlüyor. Erhan Adalı, Türk İş Kurumu’na işsizlik ödeneği almak için başvuran ve maaş alanların sayısını izliyor. Özetle herkesin ekonominin çarklarının dönüp dönmediğini anlamak için yararlandığı göstergeler farklı. Ancak hepsinin izlediği ortak göstergeler de var. Gayrimenkul fiyatları, işsizlik rakamları, tüketici güven endeksi veri, kapasite kullanım oranları, emtia fiyatları en çok izlenen göstergeler. İşte Türkiye’nin önde gelen 16 CEO ve işadamının, geleceği algılamak için kullandıkları “hayati” rakamları…

Favori Göstergeler
Pek çok yönetici, kararlarını alırken tek bir göstergeye bakmakla yetinmiyor, farklı verilerden oluşan bir potada gelecek stratejilerini belirliyor. Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan da bu isimlerden biri. Özilhan, yurtiçinde ve dışında birçok gösterge takip etmeyi tercih ediyor. Özilhan, “Bilhassa ABD, Avrupa, Rusya, Çin, Japonya’yı takip ediyorum. İşsizlik oranları, dış ticaret açıkları, borsa haberleri, perakendedeki gelişmeler, tüketici endekslerini izliyorum. Neticede bunlar bir rotada karışıyor ve geleceğe dönük bir fikir oluşturuyor” diyor.

hedVestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı Ömer Yüngül, Türkiye’de iki önemli veriyi, kredi kartları borçluluk oranını ve işsizlik oranlarını sürekli olarak takip ediyor. Yüngül, “Özellikle işsizlik oranlarının yüzde 8 civarında olduğu zamanlarda, hem kampanyalar hem tahsilat oranlarında daha fazla risk alabiliyorduk. İşsizlik oranı yüzde 10’lara geldiğindeyse hem alacaklarda hem teminatlarda vade kısıyorduk. Tabii ki başka rasyolara da bakıyoruz ama bunlar daha çok şirket ve kişi bazında oluyor” diye konuşuyor.

Unilever Türkiye CEO’su İzzet Karaca da dünya çapında bir şirketi yönetirken tüm makroekonomik göstergelere iyi bakmak gerektiğinin altını çiziyor. Karaca, özellikle milli gelir verileri, tüketici güven endeksi ve işsizlik rakamlarının Türkiye’nin krizden çıkışında çok önemli göstergeler olduğuna inanıyor ve “Milli gelir dağılımı ile beraber tüketicinin satın alma gücünü çok iyi analiz edip fiyatlandırma stratejilerimize yön veriyoruz. Fabrikalardaki yatırım önceliklerimizi, promosyon ve zam kararlarımızı gözden geçiriyoruz” diyor. Karaca, ayrıca döviz piyasalarındaki dalgalanmalar, dolar/Euro paritesi, büyüme rakamları, tüketici güven endeksi, dünya borsaları ve tabii ki İstanbul borsasına bakmayı ihmal etmiyor.

Gayrimenkulden Gelen İşaret
Alarko Holding CEO’su Ayhan Yavrucu da yıllardan beri çok temel bir ekonomik gösterge olan gayrimenkuldeki talep eğrisini izlediğini vurguluyor ve özellikle bu göstergenin gayrimenkul işiyle uğraşan şirketler için çok önemli olduğuna dikkat çekiyor. “Ekonomik kriz veya daralmanın etkilerinin ilk hissedildiği sektör gayrimenkul” diyen Yavrucu, karar vericilerin gelecek beklentilerindeki durağanlık veya kısmi bir bozulmanın gayrimenkul talebinin ertelenmesi veya belirsiz bir süre askıya alınması sonucunu doğurduğuna inanıyor. Yavrucu, “Tersi durumda krizden çıkışta da en son etkilerin hissedildiği sektör yine gayrimenkul olur. Gayrimenkul talep eğrisi artış yönünde seyretmeye başladığında ekonomideki tüm sektörlerin normale döndüğü kesinlikle söylenebilir” şeklinde konuşuyor.

Esas Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve BSK Hastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Kamışlı da inşaat sektörü verilerinin izlenmesi gerektiğini düşünüyor. Kamışlı’ya göre birkaç göstergeyi birden takip etmek daha verimli. O yüzden enflasyon, Amerikan güven endeksi, inşaat verileri ve izinlerine dair verilere sürekli olarak bakıyor. Kamışlı, neden bu göstergeleri izlediğini şöyle açıklıyor:

“Enflasyon parasal durumları, döviz ve faiz hangi noktalara gidebilir onu söylüyor. İnşaat verilerinin ise sektörün ekonominin lokomotifi olması nedeniyle en önemli canlanma göstergelerinden biri olduğunu düşünüyorum. İnşaat demir, çimento, mobilya, tekstil, otomobil, petrol ve istihdam gibi her şeyi içine alan bir sektör. İzinler arttıkça inşaat potansiyeli büyüyecek demektir, bu da canlanmaya işarettir. Ben geçmişte de birçok yatırım kararını inşaat izinlerine bakarak aldım, yani trendi takip ettim. Her ay bu oranda büyüme varsa bu potansiyel demektir” diyor.    

Güven Endeksi Önemli
Tüketici güven endeksi, hem yurtiçi hem yurtdışında iş dünyasına yön veren göstergelerin başında geliyor. Hey Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Aynur Bektaş ve Sabancı Holding Perakende Grup Başkanı Haluk Dinçer, öncelikle bu göstergeye dikkat ediyor. Tüketici güven endeksi, sanayi kapasite kullanım oranı, sanayi üretim endeksi, DTM’den günlük ihracat rakamlarını yakından gözleyen Bektaş, güven endekslerindeki değişimin önünü görmesine yardımcı olduğunu açıklıyor. Bektaş, “Genelde güven endeksinin olumlu çıktığı zamanlarda yatırım oranı artıyor. Sanayi kapasite kullanım oranı ve güven endeksini beraber kullanmaya çalışıyorum. Bu göstergeler bana, sanayideki genel durumu gösteriyor” diyor.

Bu endeksin tüketicinin o anki hissiyatını, gelecekten beklentilerini ve alışveriş yapma potansiyelini çok iyi anlattığına inanan Haluk Dinçer ise “İşimiz perakende olduğu için tüketicinin nabzını tutmak önceliğimiz. Burada en önemli gösterge tüketici güven endeksidir” şeklinde konuşuyor. “Normal olarak bu endeksin 100 veya üstünde olmasını bekleriz” diyen Dinçer, endeksi nasıl yorumladığını şöyle aktarıyor:

“Mesela endeks aralıkta bir önceki aya göre 0,7 puan düşüş göstererek 87,7’ye geriledi. Fakat 2008 yılı son çeyreğindeki ve 2009 yılı başındaki 50-70 bandındaki değerlere göre çok yukarıda, kriz öncesi değerlerde olmamız, olumlu bir genel trende işaret ediyor.” Dinçer, ayrıca özel tüketim harcamalarındaki gelişmeleri de mercek altına alıyor. “2010 için özel tüketimde ve GSYH’de yüzde 3-4’lük büyüme beklentisi var” diyen Dinçer’e göre bu rakam, gelişmiş ülkelerden daha pozitif ve fakat Türkiye’nin potansiyeline göre işsizliğin azalması için halen düşük kalıyor.

İşsizlik Ekonominin Kalbi
Yöneticilerin takip edilmesi konusunda hemfikir olduğu göstergelerin başında işsizlik oranı, enflasyon ve kapasite kullanım oranları geliyor. İzzet Karaca, işsizliğin Türkiye’nin yakın gelecekte en büyük sorunu olacağına ve toplam kapasite kullanım oranında son aylarda stabil bir seyir izlendiğine dikkat çekiyor ve “Yüzde 70’lerde olan kapasite kullanımının, tekrar yüzde 80’lerin üzerine çıkarılabilmesinin işsizliğin aşağıya doğru gitmesinde en önemli gösterge olacağını düşünüyorum” diyor.

Garanti Emeklilik Genel Müdürü Erhan Adalı da Türkiye’deki çalışan sayısını ve işsizlik rakamlarını izlediklerini belirtiyor. Özel sektörde işsizlik sigortasında en büyük paya sahip olduklarından bu oran, Adalı’yı yakından ilgilendiriyor. “Türk İş Kurumu’na işsizlik ödeneği almak için başvuran ve maaş alanların sayılarını dikkate alıyoruz” diyen Adalı, bu verilerle nasıl karar aldıklarını şöyle anlatıyor:

“Eylül 2008 öncesi işsizlik ödeneğine başvuru aylık 27 bindi, Mayıs 2009’a kadarki dönemde 54 bine yükseldi. Son dört aydır 40 binlerde. Biz de son dönemde işsizlik ürün yelpazemizi daraltmak yerine yeni ürünlerimizi sunduk.”

Logo CEO’su Ali Güven de farklı sektörlerde binlerce şirketle çalıştıklarından piyasa reaksiyonlarını hızlı hissedebildiklerine dikkat çekerek, bu nedenle açılan-kapanan şirket sayısı, işsizlik oranı, kapasite kullanım oranı, üretim endeksi verilerini sürekli incelediklerini belirtiyor. “Bilişim teknolojileri, yazılım yatırımları işlerin büyümeye başladığı zamanlarda hızlanıyor” diyor. Novartis Türkiye Başkanı Güldem Berkman ise ilaç sektörünü derinden etkileyen 2010 yılı bütçe değerleri ve 2009 yılında yayımlanan Orta Vadeli Program hedefleriyle ilgileniyor. Berkman için GSYH’nin ve hükümetin sosyal güvenlik alanında gerçekleştirmeyi planladığı yatırımın ve harcamaların büyüklüğü hayati önem taşıyor.

Gözleri Emtia Piyasasında
Sektörleri gereği pek çok yönetici emtia borsalarını da sürekli olarak takip ediyor. Erbakır Genel Müdürü Müjdat Keçeci, elektrolitik bakır üreten bir şirket olarak başta Londra Metal Borsası olmak üzere dünyadaki önde gelen emtia borsalarını 24 saat gözetim altında tuttuklarını açıklıyor. 2010 yılında bakırın yanında altın ve diğer metallerin fiyatlarını da yakından incelediklerini bildiren Keçeci, geçmişte bu göstergeleri izleyerek nasıl isabetli kararlar aldıklarını şöyle anlatıyor: “Dünyadaki önemli emtia piyasalarını 24 saat izleyip, korunma amaçlı işlem yapıyoruz. 2009 Ağustos’u bizim, bu titiz iş yapma alışkanlığımızın gerçekten yararını görgümüz bir tarih oldu. Yaptığımız analizler sonucunda, olası gelişmeleri doğru kestirip kendimizi hedge ederek, büyük bir riskten korunmuş olduk.”

Aynı şekilde sektörü gereği pamukla ilgili alınan kararları ve pamuk borsasını yakından izleyen Bektaş da pamuğa verilen 3 yıllık primi fark ettiğini ve bunun da Türkiye’deki üretimi arttıracağını ve üründe ucuzlama olacağını varsayarak bunun yakın gelecekte vereceği siparişlerini etkileyeceğini açıklıyor.

Tekstil dünyasından önemli bir diğer isim Yeşim Tekstil Genel Müdürü Şenol Şenkaya da TL, dolar, Euro faiz oranlarının yanında pamuğun fiyat hareketlerine bakarak piyasanın talebini takip ettiklerini söylüyor. “Pamuğun fiyat hareketleri piyasanın talebini doğrudan etkiliyor. Hem maliyetlerimizi hem ileriye dönük talebi görmek için pamuk fiyatları da bizim için çok önemli bir gösterge” diyen Şenkaya, sözlerine şöyle devam ediyor: “Geçmişte döviz piyasalarını takip ederek forward yapma kararı verdik. Ayrıca hammadde ve pamuğun fiyatını gözleyerek yükselen bir piyasada büyük miktarlarda kontrat, düşen bir piyasada ise ufak miktarda kontrat yaparak maliyetlerimizi yönetmeye çalışıyoruz.”

Yavuz Erkut/ Tüpraş Genel Müdürü

“Göstergeleri İzledik Kâra Geçtik”

hedABD Yakın Takibimizde
Ekonomi ve global piyasalardaki iyileşmeyi anlayabilmek için krizin ilk çıktığı ülke olan ABD’nin temel ekonomik verilerini yakından izliyoruz. Baktığımız veriler, ABD aylık perakende satış değişimi, tarım dışı istihdam rakamları ve sanayi üretimi verileri... Özellikle perakende satış rakamlarındaki aylık değişimin öncü rol oynadığı görüşündeyiz. Euro/dolar paritesinin gelecekteki seyriyle ona etki eden birçok unsur da bizim için diğer önemli göstergeler.

 

 

Emtia Fiyatları Önemli
Petrol ve enerji sektörüne ilişkin verileri de izliyoruz. Bölgesel ve küresel arz ve talep dengelerini, ABD ve OECD ülkelerinin yanı sıra Çin’in stok hareketleri de ilgi alanımızda. Krizle birlikte önemli miktarlara ulaşan yüzer ham petrol ve ürün stokları, dünya rafinaj kapasite kullanımı ve kurulu kapasite değişimlerindeki gelişmeleri de takip ediyoruz. Ayrıca ekonomik seyirle ilgili fikir veren bakır, alüminyum, çelik, altın gibi emtiaların da fiyat hareketlerini gözlüyoruz.

İzlediğimiz Göstergeler
Geçmişte özellikle ABD perakende satış, FED’in faiz kararları, tarım dışı istihdam ve Euro/ dolar paritesinin ham petrol fiyatı üzerindeki etkilerini izleyerek kararlar aldık. 2009’da sektörle aynı doğrultuda rafineri marjının düşük olacağı öngördük. Orta distilat başta olmak üzere yüksek ürün stok miktarlarını da dikkate aldığımızda ihraç piyasasının yıl boyunca kârlı olmayacağını görmüştük. Bu doğrultuda önceliği iç piyasanın talebinin karşılanmasına vererek, ABD ve Avrupa rafinerilerinden önce kapasite kullanım oranını aşağıya çektik. Ara ürün ithal ederek rafinerilerde işlenmiş beyaz ürün verimliliği artırdık ve sonuçta 2009’da kârlılık hedeflerini aştık. 

Vedat Aydın/ Zorlu Tekstil Grubu Başkanı

“Pazarı Hissetmeyen Hata Yapar”

Pazar Kaybetmemek İçin
Pek çok veriyi takip ediyorum. Ama öncelikle global piyasalarda ve bilhassa ülkemizde likit para miktarını takip etmeye çalışıyorum. Bu kaynağın nereye yöneleceği konusunu yakından inceliyorum. Para gidecek iyi bir yer bulamazsa emtiaya yöneliyor. Bu durumda kullandığımız hammadde fiyatları mantıksız derecede yükseliyor. Girdi maliyetlerimiz artıyor. Yükseliş mantıksız olduğu için bu artışı mamul fiyatlarına yansıtamıyoruz. 6-9 ay süren bu gibi şişkinlik dönemleri için pazar kaybetmemek ve de zarar etmemek için tedbirler almaya çalışıyoruz.

Ticareti Doğru Okumak İçin
İş yaptığımız pazarlarda büyüme hızlarını ve dış ticaret dengelerini izliyorum. Büyüyen pazarlarda tüketim artıyor, bu da beklentilerimizi yükseltiyor, daha aktif olmak için çalışıyoruz. Dış ticaret dengesi pozitif ülkelerin ithalat oranları hızla artıyor, satış ekibi o ülkelere konsantre oluyor. DTO’nun kararlarını, ikili ticaret anlaşmalarını da gözlüyorum. AB’deki tekstil makine üreticilerinin üretim programlarını, bilançolarını öğrenmeye çalışıyorum. Bu şirketlerinin cirolarının artması, arzın artması demek; rekabetin yakın takibiyle yeni ürünlere veya pazarlara yönelmek gerekebiliyor.

Rakipler Gözaltında
Pamuk, yün gibi hammadde üretim rekoltelerini izliyorum, rekolte yüksekliği hammadde fiyatlarını da düşürüyor. Rakip ülkelerin tekstilde ürün grupları bazında üretim ve ihracat rakamlarını takip ediyorum. Sektörde işçilik ve enerji maliyetlerinden dolayı rakipler avantajlı olabiliyor; kapasite ve kalite artışlarını izleyerek farklı ürünler yaparak cirolarımızı yükseltmeye çalışıyoruz. Belki de en önemlisi, her ay en az 3-4 defa Türkiye, Avrupa ve Amerika’da çarşı pazar geziyorum. Pazarı hissetmeyen bir üst düzey yönetici kesinlikle hata yapar. Pazarlar ve tüketiciler çok dinamik. Odasında oturup  bilgisayarı ve göstergelerle liderlik yapan kişilerin hata yapma olasılığı çok yüksek.

Ferit Şahenk/ Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı

“Krizin Göstergesi Tüketim ve İşsizliktir”

Krizden Çıkış Göstergeleri
Dünyadaki gayrimenkul fiyatlarına bakıyorum. Ama orada da sadece New York’un belirli yerlerindeki fiyatlar beni ilgilendirmiyor. Daha çok ABD’nin iç bölgelerinde fiyatlar toparlanıyor mu bunlara bakmak lazım. Müşterilerin gayrimenkullerine el koyma olayının ne kadar azaldığı da izlenmeli. İnşaatlara bakılmalı. Eğer birileri inşaat yapmak istiyorsa demek ki bir yerde iyi şeyler de var demektir. Bunlar Amerika için. Tabii ki ben de önce dünyanın tüketim canavarı olan Amerika’nın perakende tüketimine bakıyorum.

Limanlar İyi Gözlenmeli
Bunun yanında küresel ekonominin canlılığını test etmek için limanları iyi gözlemlemek lazım. Oralarda tanıdığımız arkadaşlarımıza, dostlarımıza limanlardaki hareketleri, konteynır sayısındaki değişimi soruyorum. Taşımacılık öyle bir duruma geldi ki bugün konteynırı limanda bekletmekten çok gemide bekletmek daha ucuz hale geldi. Buradaki değişime bakmak lazım.

Borsa Gösterge Değil
Finans sektöründeki düzelmeyi izlemek için ki bunun göstergesi borsa falan değildir, bankaların bilançolarında yazmış oldukları ürünlerdeki zararların en büyük pozisyonlardan bir tanesi gayrimenkulleri ilgilendirir. Gayrimenkullerin fiyatlanmasına bakmak lazım. Yani şunu söyleyeceğim: Türkiye’de insanlar kriz denince döviz fiyatlarına bakıyor. Bu sefer gördük ki krizin göstergesi döviz değildir. Krizin göstergesi tüketim ve işsizliktir.

Sedat Yalınkaya/Goldaş Kuyumculuk Ceo’su

“Gidişatı Görmek İçin Sokaktan Kopmamak Lazım”

Detaylar Bile Önemli
Büyüme rakamları, sanayi üretim oranları, işsizlik rakamları gibi ekonominin nabzını tutan temel göstergelerin yanı sıra piyasaların ve ekonominin gerçek yönünü işaret eden bazı göstergeleri dikkatle izliyorum. Alışveriş merkezlerine gelen insan sayısı, tasarruf mevduatlarındaki artış, yeni kurulan şirket sayısı, gazetelerin sayfa sayısı ve yayınladıkları eklerin sayısı, İK sayfalarındaki eleman ilanlarının sayısındaki artış, binaların camlarındaki satılık-kiralık ilanları gibi pek çok gösterge bana göre çok önemli. Trafik yoğunluğu bile aslında krizden çıkışın bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

Hangisi İyiye İşaret?
Alışveriş merkezlerine gelen insan sayısı ve yapılan alışverişte parça fiyatının artması, iyileşmenin başladığının bir işareti. Eleman arayan sayısının artması üretimin ve hizmet sektörünün yeniden canlandığını gösterir. Örneğin İK eklerindeki eleman ilanlarının bulunduğu sayfalarda önemli bir artış gerçekleşmediğini görüyoruz. Binalarda satılık ve kiralık ilanları artıyorsa bu iyiye bir işaret değil. Bankaların tasarruf mevduat oranlarının artışı, krizin devam ettiğinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

Karar Etkileyen Veriler
Özetle ekonomik gidişatı görmek için sokaktan kopmamak gerekli diye düşünüyorum. Genel olarak krizlerin yaşandığı dönemlerde, krizin nereye kadar devam edeceği ve etkisinin ne olacağına dair tahminde bulunmaya çalışırsınız. İşte bu noktada yukarıda bahsettiğim göstergelere bakar ve buna göre yönümüzü belirlemeye çalışırız. Perakendeden aldığımız geri dönüşler ise ürün seçiminden, pazarlamaya kadar birçok alanda aldığımız kararları etkiler.

Elçin Cirik
ecirik@capital.com.tr

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER