Capital'e abone olun.
EVİNİ DEDESİNİN KÖYÜNE KURDU

Evini Dedesinin Köyüne Kurdu

Turgut Toplusoy, Roman Mağazaları’nın sahibi. Aynı zamanda oldukça ileri görüşlü bir iş adamı. Çekmeköy’ün en önemli toprak zenginlerinden biri olarak tanınıyor. İstanbul Şile yolu üzerindeki Anado...

Son Güncelleme: 01.04.2009

Turgut Toplusoy, Roman Mağazaları’nın sahibi. Aynı zamanda oldukça ileri görüşlü bir iş adamı. Çekmeköy’ün en önemli toprak zenginlerinden biri olarak tanınıyor. İstanbul Şile yolu üzerindeki Anadolu yakasının şirin köyünde dedesinden kalma arazilere, kendi satın aldıklarını da ekleyerek 5 bin dönüm araziye sahip oldu. Arazileri ise son 10 yılda inanılmaz değer kazanmış durumda. Çekmeköy’de; Dumankaya, Carpe Diem, Lalezar, Evrensel gibi önemli villa projelerinin arazilerini şirketlere Toplusoy satmış. İş adamının dedesinin köyünde kurduğu muhteşem yuvası ise şıklığı ve sıcaklığıyla insanı sarıyor. Toplusoy, Capital’e evini ve yaşam alanını 10 yılda adım adım nasıl kurduğunu anlattı…

Turgut Toplusoy, hazır giyim sektörünün önemli markalarından Roman’ın kurucusu. Şimdi de Şile yolu üzerindeki Çekmeköy’ü markalaştırmak için çalışıyor. Amacı ise 10 yıl önce eşi Suzan Toplusoy’la yerleştiği dede yadigârı Çekmeköy’ü şık bir İtalyan kasabası haline getirmek.

Bunun için de arazilerini sadece Çekmeköy’ün kalitesini artıracak projeler için kullandırmaya özen gösteriyor. Gecekondulaşmayı önleyip ilçenin değerini ve kalitesini artırmayı hedefliyor.

Toplusoy’ların Çekmeköy’e yerleşmesi ise bundan tam 10 yıl öncesine dayanıyor. Turgut Toplusoy, Ulus’ta lüks Naciye Sultan Sitesi’nde otururken doğayla baş başa olmak, temiz hava solumak için Çekmeköy’e yerleşmeye karar veriyor.

48 yaşında şehir merkezinden dedesinin köyüne gelen Toplusoy, ardından işlerini de buraya taşıyor. Babaanne ve dedesinin yattığı mezarlığın karşısına fabrikasını, dedesinin yeşillikler içindeki arazisine de 5 bin dönüm içindeki ilk çiftlik evini yapıyor.

O dönem çoğu arkadaşı, “Çekmeköy’de oturulur mu?” diye kendisiyle dalga geçiyor. Ancak Toplusoy’un haklılığı çok geçmeden ortaya çıkıyor.

İstanbul-Şile yolu üzerindeki Anadolu yakasının şirin köyü, 10 yıl içinde inanılmaz değer kazanıyor. Toplusoy’un 1974’te 10 liraya aldığı arsasının metrekaresi 1.000 liraya çıkıyor.

“Şimdi arkadaşlarım buradan ev almak için milyon dolarları gözden çıkarıyor” diyen Toplusoy, en iyi yatırımın gayrimenkul ve borsa olduğunu düşünüyor.

hedÇekmeköy aşığı Toplusoy ve eşiyle ikiz çocuklarıyla yaşadıkları yeşillikler içindeki Terra Portia Sitesi’ndeki lüks villalarında görüştük. Toplusoy, gayrimenkul sektörüne yatırımlarını ve Çekmeköy’ün kendisi için önemini dergimize anlattı:

7 Göbektir Çekmeköylüyüm
“Dedelerim Balkanlar’dan göç edip Çekmeköy’e yerleşmiş. 7 göbektir buralıyım. Babaannem köyün ağasıydı. Herkes ona ‘hala’ diye seslenirdi. Çocukken hep köye gezmeye gelirdim. Burada ailemin çiftlikleri, taş ocakları vardı. O zamanlar Çekmeköy, 60 haneli bir köydü. Yerlileri kömür, süt, sebze satarak geçimlerini sağlardı. Daha sonra herkes arazilerini sattı. Çekmeköy büyüdü. Hala dedemden kalan 350 yıllık Osmanlı tapuları var. Burada çok gayrimenkulümüz olduğu için gençlik yıllarım hep arazi satmakla geçti. 80’li yıllardan önce Roman’ı kurana kadar dedemden kalan arazileri satıyor, Moda’da, Bağdat Caddesi’nde lüks Amerikan arabalarıyla geziyordum. Bir gün baktım ülkeme faydam yok. Sanayici olayım güzel şeyler üreteyim dedim ve tekstilci oldum. Roman’ı kurduktan sonra da çok gayrimenkul sattım. Daha sonra bu gayrimenkullerin bir kısmını tekrar geri aldım.

Canım Pahasına Korudum
1974’te Çekmeköy’de metrekaresi 10 liradan arazi aldım. İsteseydim köyün tamamını alırdım ama korktum. Daha sonra ise burada gecekondu yapılmaması için çok büyük mücadele verdim. Hayatımı ortaya koydum diyebilirim. Devlet ve üniversite Armutlu’yu koruyamazken ben, Çekmeköy’ü korudum. ‘Arazilere girmek için önce bizi öldürmeniz gerek’ dedim. Çok tehdit aldım ancak mücadelemizden ödün vermedik. Bugün Çekmeköy değer kazanmış, popüler olmuşsa bu hale gelmesinde çok büyük emeğim var. Çünkü burası belediye olmayan,  muhtarlıktan ibaret, herkesin her yeri işgal edebileceği bir köydü. Ben de burada dedemden babaannemden kalan mala mülke sahip çıktım. Buranın güzelleşmesi için de yıllardan beri mücadele veriyorum. Örneğin Caddebostan’da otururken hiç işimiz olmamasına rağmen Çekmeköy’deki çam ormanları korunsun diye bekçi tuttuk. Şimdi hem evim hem fabrikam her şeyim Çekmeköy’de. Yeşilliklerin içinde yaşıyorum.

10 Yıl Önce Taşındım
Çekmeköy’de oturmam 10 yıl öncesine dayanıyor. Buraya gelmeden önce Ulus’ta ünlü Naciye Sultan Sitesi’nde oturuyordum. O evimi çok güzel dekore ettim ancak bir türlü oturmak kısmet olmadı. Depremden sonra şehir merkezinden soğudum. Çekmeköy’de arazilerimizin üzerine villalar yaptık. O zaman bekardım. Dedemin 5 bin metrekarelik arazisinin üzerindeki 1.000 metrekarelik yere ev yaptım. Bu Çekmeköy’de yaptığım ilk ev oldu. Sonra da 33 villadan oluşan şimdi oturduğumuz bu siteyi yaptım.

Tek başıma koskoca eve taşındım. Sonra bir baktım meğerse cennete taşınmışım. Oksijen var, doğa var. Ulus’taki evde kalamamaya başladım. Bir gün sabaha kadar uyuyamadım. Gelip Çekmeköy’de uyudum. Buraya ilk taşındığımda 15 gün dışarı çıkamadım. O zaman şirketim Çağlayan’daydı. Defile olacaktı. ‘Gelemem, siz buraya gelin, defileyi yapalım’ dedim. Evde defile yaptık. Sırf fabrikaya gitmeden 15 gün böyle evden dışarı çıkamadım. Şimdi o evde meşhur Adanalı dizisi çekiliyor. Demek ki beni Çekmeköy çekti. Şimdi burada bir butik otel ve SPA merkezi açma projem var.

Çekmeköy Çok Değerlendi
Çekmeköy, son 10 ila 15 yıl arasında çok değer kazandı. Benim buradaki arazilerime yatırdığım rakamlar çok yüksek rakamlar değil. Çok ucuz, çok ufak paralara gayrimenkuller aldım. Şimdi geriye dönüp baktığımda çok doğru yatırımlar yaptığımı görüyorum. 1974’te 10 liraya aldığım yerin bugün metrekaresi 1.000 lira oldu. 65 dönüm yeri 1 milyon 400 bin mark’a aldım. İnanılmaz büyük paralara da sattım. Çekmeköy’de Maya İnşaat’a bütün arazilerini biz sattık. Onlara 180 bin metrekare yer verdik.

Dumankaya, Carpe Diem, Lalezar, Evrensel gibi projelerin inşaat alanlarının hepsi bizim arsalarımızdı. 1990’lı yıllarda ‘Buraya yatırım yapın’ dediğim tekstilci arkadaşlarım, ‘Buraya bir çadır kur, bir defile yap. Güzel olur’ diye dalga geçmişti. Şimdi hepsi yanıldı.

Çekmeköy, gecekondu olmaması için verdiğimiz mücadele sayesinde değerini artırdı. Düzgün yapılaşması, ormanlarla çevrili olmasından dolayı çok değer kazandı. Bu da benim Çekmeköy’e inanmam ve mafyaya karşı mücadele etmem sayesinde oldu. Şimdi tüm bunları hayal gibi anlatıyorum.

Avrupa Yakasından Farklı
Çekmeköy’ün havası çok güzel. İstanbul’un Avrupa yakası böyle değil. Karadeniz’den gelen temiz hava, çam ormanlarından süzülerek ilk defa bizimle temas ediyor. Bu köyde doğayla barışık çok mutlu yaşıyoruz. Ulus’tan buraya taşındığımda kesinlikle şehir dışında yaşamanın dezavantajını yaşamadım. Bekarlar tabii ki evlerinin şehrin içinde olmasını ister. Ancak bizim yaşımızdaki insanlar, şehrin gürültüsünden, hava kirliliğinden kurtulmak istiyor. Ben de belli bir olgunluğa eriştiğimden burada yaşamanın dezavantajını hiç yaşamadım. Her gün sporumu yapıp, ormanda yürüyüş yapıyorum. Atv aldım. Polenezköy ve Alemdağ’a kadar ormanın içinden bu araçlarla gidiyorum. Şimdi Çekmeköy’den başka yerde uyuyamıyorum. Burada oturdun mu bir daha başka yerde oturamazsın. Burası böyle bir yer. Trafik sorunu da yaşamıyorum. Yolların açık olduğu belli saatler var. İstediğim zaman 15 ila 20 dakikada Bağdat Caddesi’ne ya da Ulus’a gidebiliyorum. Bana göre Çekmeköy, İstanbul’un göbeğinde bir vaha. Burada yaşadığım için çok mutluyum.”

“Bir Tane Eviniz Olsun, En İyisi Olsun”

İşim En Büyük Hobim
İşi de hobi gibi yapıyorum. Tekstil işi benim hobim. Bu yüzden Roman’ı fazla büyütmedim. Büyütseydim hobilikten çıkıp çok büyük bir iş olacaktı. Şimdi çok büyük stres yaşayacaktım. Bunun için yurtdışına açılmadım. Mağaza sayımı çok artırmadım. 150 mağazam olsaydı, bugün zorluk yaşıyor olacaktım. Birden bire büyüyen ve çok hırsla işe sarılan arkadaşları takdir ediyorum. Ancak yaşam kalitelerinden ödün verdiklerini düşünüyorum.

Borsaya ve Gayrimenkule Yatırdım
Tekstilin dışında hayatım boyunca bütün birikim ve yatırımlarımı borsaya ve gayrimenkule yaptım. Türkiye’de dolara faize yatırarak bir yere gelmek mümkün değil. Şimdi de tekrar hisse senedi ve gayrimenkul almak için bekliyorum. Bazı iş adamları da eline geçen parayı değerlendiremiyor. Ben tüm kazancımı küçük yatırımlarla yaptım. 2001’den sonra gayrimenkul ve borsa patladı. Şimdi tekrar borsaya gireceğim. 

Tarihi Bölgelerle İlgiliyim
Gayrimenkulde şimdi bütün yatırımlarımı İstanbul’un tarihi yerlerine yapıyorum. Galata, Tophane, Balat gibi İstanbul’da ileride değerlenecek küçük arazileri topluyorum. Gayrimenkule yatırım yapmak isteyenlere arazi almalarını öneririm. Şile tarafındaki köylerden, 3’üncü köprünün bağlantı yollarından uygun arsalar alınabilir.

Kimseye Yazlık Tavsiye Etmem
Örneğin, Çekmeköy’ün değerinin bu kadar artmasında İstanbul’a yakın olması etkili oldu. Ancak kimseye yazlık tavsiye etmem. Bir tane eviniz olsun, en iyisi olsun. Yazlığa yapacağınız yatırımı, İstanbul içinde arsaya yapın.

Sitemi Nasıl Yaptım?

Boğaz’daki Villalar Gibi Yaptım
Modacının yemek yediği, oturduğu yer moda olur. İnanıyorum ki Çekmeköy de lüksün çekim merkezi olacak. Burada kendimin de oturduğu 33 villadan oluşan çok lüks bir site inşa ettim. Sitedeki evlerin her birine Boğaz’daki bir yalı kadar özendim.

Kriz Nedeniyle İndirim Yok
Bu projeye böyle yaklaşmamın nedeni yapılacak diğer projeler için örnek olmasını istemem. Tüm bunları ideallerim uğruna yaptım. Şimdiye kadar yaptığım 28 villayı sattım. Satılmayan 5 villa var. Fiyatlar düşse bile ben krizden dolayı indirim yapmayı düşünmüyorum.

Komşularımı Seçerim
Sitede oturacak insanların parası olmasın ama kalitesi olsun diye düşünüyorum. Para her şey değil. Benim için patron ya da maaşlı çalışan arasında hiç fark yok. Ancak kalite önemli.

Kaliteli İnsanla Çalışırım
Ben bu düşüncemi yanımda çalışan insanlardan arkadaşlarıma kadar herkese aşılamaya çalışıyorum. Birinci önceliğim her zaman söylediğim gibi insanların kaliteli yaşamaları. Kendi şirketimde bile gözü yoran, dengeleri bozan bir ekiple çalışmak istemem.

Ayçe Tarcan Aksakal
aaksakal@capital.com.tr

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER