Capital'e abone olun.

Fırsatı Önceden Görenler

Turkcell’in fikir babası Murat Vargı, Türkiye’yi cep telefonuyla tanıştırdı. Bugün Turkcell, New York borsasında işlem gören tek Türk şirket. Aziz Zapsu, BİM markasıyla discount (indirim) market mo...

Son Güncelleme: 01.02.2009

Turkcell’in fikir babası Murat Vargı, Türkiye’yi cep telefonuyla tanıştırdı. Bugün Turkcell, New York borsasında işlem gören tek Türk şirket. Aziz Zapsu, BİM markasıyla discount (indirim) market modelini Türkiye’ye uyarladı. For You adlı kişisel bakım ürünleri satan zinciri kurarak Türkiye’yi drugstore konseptiyle tanıştırdı. Zapsu, şimdi ise yeni girişimi A.101 ile yoluna devam ediyor. Yıllar önce ilk desenli çarşafı üreten Ahmet Zorlu ise ev tekstilinde dünya devi. Bu isimlerin en önemli ortak özelliği, doğuştan gelen girişimci ruhları… Kimsenin görmediğini görüyor, herkesten hızlı hareket ediyor ve her zaman bir adım önde oluyorlar. Türkiye’nin burnu en iyi koku alan iş adamları, şimdiye kadar yakaladıkları en iyi fırsatı anlattı.

“Ben beyin, ruh ve bünye olarak yenilikleri koklamaya, görmeye, fark etmeye ve bunları kafamda analiz etmeye çok yatkın biriyim. Her gün, gittiğim her yerde etrafıma yeni ne var, ne yapılabilir, burada bir fırsat var mı diye bakarım. Aklıma gelen fikrin hayata geçirilebilir olduğunu gördüğüm anda onu hemen gerçekleştirmek için çalışmaya başlarım.”

Bu sözler, bundan tam 20 yıl önce Türkiye’nin ilk alışveriş merkezini kurarak kimsenin görmediğini gören, perakendede yepyeni bir devri başlatan Hüseyin Bayraktar’a ait.

hedOnun gibi birçok isim daha var. Etraflarına diğerlerinden farklı gözle bakan ve gördükleri fırsatı çekinmeden hayata geçiren isimler. Yani hem burunları iyi koku alıyor hem uygulamaya çabuk geçiyorlar.

Örnek vermek gerekirse; yıllar önce zor durumda olan Vestel’i satın alarak bir dünya devine dönüştüren Ahmet Zorlu, Türkiye’yi Back-Up, Advantage, T-Box, One Card ile tanıştıran, daha önce yapılmamış birçok projeyi hayata geçiren Cem Boyner, “havaalanı kralı” olarak tanınan Hamdi Akın bunlardan birkaçı. Her biri “ilk”lere imza atmış bu iş adamlarına hayatlarını değiştiren fırsatları nasıl yakaladıklarını, daha da önemlisi bu fırsatları bir başarı öyküsüne nasıl çevirdiklerini sorduk. İşte onların hikayeleri…

AVM’lerin Babası Hüseyin Bayraktar
Daha önce kimsenin gitmediği bir yoldan giderek, yeni bir rota açan isimlerden ilk akla gelen duayen iş adamı Hüseyin Bayraktar. Türkiye’yi alışveriş merkezi olgusuyla o tanıştırdı. Bugün ülke genelinde 200’ün üzerinde olan alışveriş merkezlerinden ilki olan Galleria’yı, 1988 yılında kurdu. Yeni bir pazar yarattı. Girişimci bir iş adamını diğerlerinden ayıran en önemli özelliğin hayal gücü olduğunu söyleyen Bayraktar, kendisini “hayal gücü, cesareti ve kararlılığı yüksek biri” olarak tanımlıyor. Şimdiye kadar kokladığı en iyi fırsatı, fark yaratan projelerini ve bunları nasıl fırsata çevirdiğini ise şöyle anlatıyor:

“Yeni iş alanları seçerken, o alanın karşınıza çıktığı ortam çok belirleyici oluyor. Kimi zaman Türkiye’nin ihtiyaçları, kimi zaman yurtdışında gördüğünüz örnekler, kimi zaman da bu ikisinin kesişmesi etkili olabiliyor. Benim iş yaşamımdaki örmekler de böyle oldu. İş yaşamımda yakaladığım en iyi fırsat Ataköy Projesi’ydi. Galleria, marina ve otel kompleksi her biri kendi içinde bir ilki barındıran, o dönemde kimsenin inanmadığı bir projeydi. Bugün Türkiye’nin her yerinde alışveriş merkezleri çılgınlığı yaşanıyor. O gün ise 10 bin metrekarenin üzerinde bir department store hayal bile edilemezdi. Yine Galleria içindeki 13 bin metrekarelik eğlence merkezi Fame City, sonraları benzerlerinin doğmasına neden olan işlerden biriydi. Türkiye’nin ilk marinası olan Ataköy Marina da çağının çok önünde bir yatırımdı. Marina için teşvik aldığımızda önce 400 tekne için yola çıkmıştık, ancak yolda ilerlerken ben bundan daha fazlasına ihtiyaç olacağını öngördüm ve sayıyı 2 katına çıkarttık. O zaman ‘Bu kadar tekneyi nereden bulacaksın’ diye soranlar, bugün İstanbul’da tekne barındırmanın ne kadar güç olduğunu şimdi görüyorlar.

Yurtdışında gördüğümüz örnekler de bizim için önemli oluyor. Büyük oğlum Mehmet Bayraktar’ın liderliğini yürüttüğü İzmit Outlet projesi bunun bir örneğidir. Bundan yaklaşık 12 yıl önce yine bir ilke imza atarak, Türkiye’nin ilk outlet’ini açtık, açmakla kalmadık, outlet kavramını Türkiye’ye getirdik. Mağazacılara, perakendecilere bu işi anlattık ve hayata geçirdik. Türkiye’nin değişen ekonomik yapısını, alışkanlıklarını çok iyi koklayıp bunu yurtdışındaki uygulamalarla örtüştürdüğümüz çok başarılı bir iş oldu.

Zorlu, Desenli Çarşafla Fark Attı
Zorlu Grubu’nun başkanı Ahmet Zorlu, fark yaratmanın, farklı bakmaktan geçtiğine inanıyor. Zaten o da öyle yapıyor. “Tüm yatırımlarımızda, uzun vadeli planlar yaptık ve büyük ölçekli düşündük. Hep farklı ve yeni olanın peşinden koştuk” diyen Zorlu, yenilikçiliğe büyük önem verdiklerini vurguluyor. Başarılarının ardında bu felsefenin yattığını söyleyen Zorlu’ya, şimdiye kadar yakaladığı en iyi fırsatı sorduğumuzd,a tek bir örnekle sınırlı kalmıyor. Yıllar önce ilk göz ağrısı olan tekstilde hayata geçirdiği küçük bir farklılığın onları rakiplerinden nasıl sıyırdığını anlatıyor:

“1970’lerde tekstilde nasıl daha ileri gidebiliriz sorusuna yanıt ararken, Türkiye’de hiç olmayan bir ürünü piyasaya sunduk. Bu ürün, bugün hepimizin sıkça kullandığı desenli çarşaftı. Tekstildeki başarılarımıza en büyük katkıyı da markalaşmamız sağladı. Sadece Türkiye’de değil, bazı bölge ülkelerde de önemli bir marka olan Taç’ı, Türkiye’nin ilk ve tek ev tekstili mağazaları zincirimiz Linens takip etti. Her iki marka da bize çok iyi fırsatlar taşıdı.”

Zorlu’nun “en iyi fırsat” diyebileceği bir başka örnek ise Vestel. Vestel’in bir dünya markasına dönüşümünü şöyle anlatıyor: “Finansmanda, üretim ve satışta sıkıntı yaşayan Vestel’i 1994’te satın aldığımızda, yanlış yaptığımızı düşünenler çoktu. Oysa biz Vestel’i, azimle ve inançla bir fırsata dönüştürdük. Vestel’i Avrupa’nın en büyük, dünyanın ikinci büyük endüstri kompleksi haline getirdik. Avrupa’nın ilk ve tek dizüstü bilgisayar üretimi bugün Vestel City’de yapılıyor. Bu komplekste tüm üretim süreçleri baştan sona Türk mühendisler tarafından gerçekleştiriliyor.”

“Hayatımın Fırsatı Turkcell”
Turkcell’in fikir babası Murat Vargı da burnu iyi koku alan iş adamları arasında. 1993 yılından bu yana kurucusu olduğu MV Grubu ile enerjiden telekoma, internetten teknolojiye kadar farklı birçok alanda yatırım fırsatlarını değerlendiriyor. Grubun toplam aktifleri 2008 yılı itibarıyla 1,7 milyar dolara ulaşmış durumda.

Turkcell’in “hayatının fırsatı” olduğunu söyleyen Vargı, “Mobil iletişim fikri ve Turkcell, iş hayatımdaki en iyi yatırım fırsatı oldu. Çok kısa bir zaman içinde Türkiye’nin en büyük şirketlerinden birisi haline gelerek New York Borsası’ndaki tek Türk şirketi olan Turkcell, Türk ekonomisine ve ülkemizin gelişimine de birçok faydada bulunarak bizleri gururlandırdı” diyor.

Vargı, fırsatları koklamak konusunda en önemli konunun hız olduğuna inanıyor ve süratin ne kadar önemli olduğunu ise şöyle anlatıyor: “İyi bir yatırım fikri bulduğunuza inanıyorsanız, en önemli şey hızlı hareket etmektir. Her yatırımın kendine göre farklı süreleri ve süreçleri olmakla beraber, biz bir yatırıma inanmışsak onunla ilgili adım atmamız çok kısa zamanda gerçekleşir. Bizim için önemli olan sürat. Bu duruma en yeni örneklerden biri yeni girmiş olduğumuz rüzgar enerjisi alanındaki yatırımımız. Almakta olduğumuz ilk rüzgar enerjisi lisansımızla ilgili henüz birçok belirsizlik varken ve üretim yapıp yapamayacağımız bile belli değilken Almanya’dan türbin siparişlerimizi verdik.”

Zapsu, İndirimi Nasıl Gördü?
Avrupa ve ABD’de yaygın olarak bulunan “discount market” (indirimli market) olgusunu Türkiye pazarına taşıyan Aziz Zapsu, özellikle perakende de fark yaratan bir girişimci olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’nin ilk indirim marketi BİM, Türkiye'nin ilk “drugstore” ilaç ve kişisel bakım zinciri For You ve 2006’da kurulan indirimli ev tekstili ve elektronik mağazası Evdi bunlardan birkaçı.

Yeni fikirler bulurken özellikle yurtdışı örnekleri takip ettiklerini belirten Azizler Holding Başkanı Aziz Zapsu’ya, yatırım yaparken nelerden feyz aldığını ve şimdiye kadar kokladığı en iyi fırsatı sorduk:

“Yurtdışındaki kendini ispat etmiş konseptler bizim için hep birer örnek teşkil ediyor. Bunların Türkiye’ye uygulanabilirliği konusunda kendi aramızdaki tartışmalar yapar ve sonunda müspet karara varırsak küçük çapta denemelere girişiriz. Bu denemelerin neticeleri de olumlu çıktığı takdirde esas uygulamaya geçeriz. Şimdiye kadar yakaladığımız en iyi fırsat kuşkusuz gıda discount sektöründeki BİM ve bilahare Türkiye’de ilk defa anons ettiğimiz drugstore konseptleridir. Bu projelerle önemli birer niş yakaladık.”

İş adamı Aziz Zapsu’nun son girişimi yine alanında bir ilk olarak dikkat çekiyor. Mart ayında kurduğu Yeni Mağazacılık şirketiyle gıda perakendeciliğine tekrar dönme kararı alan Zapsu’nun yeni market zincirinin adı A.101. Yeni yatırımın “hard discount” (yüksek indirim) konseptinde olduğunu belirten Zapsu, BİM için 1,5 yıllık bir ön çalışma yaptıklarını ama A.101 zinciri için sadece birkaç aylık fizibilitenin yeterli olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Dolayısıyla konudaki tecrübemiz çok önemli. İnsanın aklına birçok fikir gelebilir ama bunların hayata geçirilebilmesi için gerekli unsurlar var. İlgili işin piyasasının olması, bu piyasanın büyüme potansiyelinin bulunması, finansmanın tedarik edilebilir olması gibi. Eğer bunlara olumlu cevap verebiliyorsanız, projeyi hayata geçirirsiniz. Bu anlamda son projemiz A.101, çok büyük bir hızla hayatımızın bir parçası oldu diyebiliriz.”

İddaa İle Yeni Pazar Yarattı
“İyi koku alan iş adamı” deyince Alphan Manas’dan bahsetmemek olmaz. Dünya Fütüristler Derneği Türkiye Başkanı Manas, Türkiye’yi İddaa, Deniz Taksi, OGS gibi birbirinden farklı projelerle tanıştırdı. Onu, 18 yıllık eski ortağı Emin Hitay ile birlikte kurduğu Teknoloji Holding vesilesiyle tanıdık.

İki ortak 2006’da yollarına ayrı ayrı devam etme kararı aldı. Şu anda merkezi Hollanda’da bulunan Brightwell Holdings BV’nin yönetim kurulu başkanı olan Manas, kendini “market maker” (pazar yapıcı) olarak tanımlıyor ve en büyük projesi olarak tanımladığı İddaa’nın nereden nereye geldiğini anlatıyor:

“Kurucu ortağı ve yüzde 50 hissedarı olduğum Teknoloji Holding’den Haziran 2006’da 6 şirketi alarak ayrıldım. Ortağımla aramızdaki iş bölümü gereği 18 yıl boyunca aktif olarak iş ve pazar geliştirme faaliyetlerini bizzat ben yürüttüm. Bu dönemde birçok ilki gerçekleştirme fırsatına da sahip oldum. Ama bu projeler arasında en başarılı olanı İddaa’dır.

Nisan 2004’te hayata geçen İddaa oyunuyla değer kazanan İnteltek firmasındaki hisselerimizi, 19 ay gibi kısa bir sürede 400 milyon dolar değer üzerinden 80 milyon dolara Intralot’a sattık. Bu işlem, süreye bağlı yarattığı değer açısından Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en değerli şirket satışı oldu.”

Nisan 2004’te, “İki yıl içinde 1 milyar dolar ciro hedefi” ile başlayan İddaa oyunu sayesinde Spor Toto Teşkilat Müdürlüğü’nün 2003 sonunda 17 milyon dolar cirosu, 2004 sonunda 167 milyon dolara, 2005 sonunda ise 987 milyon dolara ulaştı.

İddaa, 2008 itibarıyla Türkiye nüfusunun yüzde 5’inin oynadığı bir oyun haline geldi. İddaa’nın bahis oyunları pazarındaki payı 17 Nisan 2004’te yüzde 1 iken, Aralık 2007’de yüzde 36’ya çıktı. 2007’yi 1,9 milyar YTL ciroyla kapatan İddaa, 4 yıl içinde toplam 6,7 milyar YTL hasılat yaptı.

Cem Boyner / Boyner Holding Y. K. Başkanı

“Her Şeye Üçüncü Gözümle Bakarım”

Nelerden Feyz Alırım?
“Yurtdışı örnekleri, uzmanların analizlerini, sektör dışı yayınları takip ederim. Ama yeni ürün, hizmet ve deneyim alanlarına girerken, var olan bir fikirden yararlanmak yerine, her şeyden önce müşteriyi düşünürüm. Sokağı düşünürüm.  Gözüm her şeyi görür, başka şekilde görür. Kaleme bakar, gazoz açacağı görürüm mesela. Kola şişesine bakar, T-Box ambalajını görürüm. Her şeye üçüncü gözümle bakar, ‘daha farklı nasıl olabilirdi?’ derim. Fikirlerimin saçma sapan olmasından, gülünç olmasından korkmam. Cesaretle arkadaşlarımı da kalıpların dışında düşünmeye teşvik ederim.”

Yakaladığım En İyi Fırsat
“Hemen sıralayabileceklerim Cotton Bar, Advantage, T-Box ve en yeni bebeğimiz One Card. Ancak fırsatları sadece ‘yeni iş’ olarak görmüyorum. Grup olarak, mevcut işlerimize kattığımız, yenilikçi uygulamalarımızla da tanınıyoruz.

Fırsat Yaratan İyi Uygulamalar
Örneğin 80’lerin sonunda literatüre soktuğumuz ‘Koşulsuz Müşteri Mutluluğu’ kavramıyla kıvanç duyuyoruz. Beymen Academia yarışmalarıyla Türkiye’ye kazandırdığımız tasarımcıları gururla izliyoruz. Geceleri açık mağaza uygulamasından telefonla tatil satışına kadar birçok ilk, bize başka fırsatlar getirdi.

İyi Fikir Nasıl Hayata Geçiyor?
Şirket kültürünün yenilikçi/icatçı ruhu desteklemesi gerekiyor. ‘Kalıpların dışında düşünme’ ve ‘müşterimiz için fark yaratma’ Boyner Grubu yönetim kültürünün önemli ilkeleri arasında. İyi bir fikri fark ettiğimizde arkadaşlarımızla birlikte çalışmaya başlıyoruz.

Zamanlamanın Önemi Büyük
Fikrin hayata geçme süresi ise o fikrin büyüklüğüne, bizim önceliklerimize, -varsa- iş ortaklarımızın beklentilerine göre değişiyor. Bazen, ‘yılbaşı hindisini haziranda sunmayalım’ diyor, kendimizi frenliyoruz. Bazen imkansız görünen takvimler içinde gece gündüz dört koldan çalışıp imkansızı gerçekleştiriyoruz.”

Plan Yapmayan İş Adamı Hamdi Akın

Türkiye’nin Havaalanı Kralı
“Türkiye’de çok uzun vadeli bir program yapabilme şansımız yok. Sadece fırsatları değerlendiriyorum.” Bu sözler Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın’a ait. Akfen Grubu’nun temellerini 1976’da atan Akın, farklı sektörlerdeki boşlukları görerek seri biçimde harekete geçen en ünlü isimlerden. Onun adını ilk olarak Tepe Grubu ortaklığıyla girdiği havaalanı işletmeciliğinde duyduk.

Yeni Bir Sektör Yarattı
1997’de sektördeki ciddi boşluğu doldurarak havaalanı işletmeciliğini devasa bir sektör haline getirdi. “10 yılda 10 havalimanı” hedefiyle yola çıktı ve TAV’ı bugün 2,2 milyar dolarlık piyasa değeri olan bir şirket haline getirdi. TAV’ın yeni hedefi, 2017’de 100 milyon yolcuya hizmet vermek.

Boşlukları Görüyor
Akın, şimdiye kadar defalarca “yılın girişimcisi” ödülüne layık görüldü. Plan yapmak yerine boşlukları görüyor ve fırsatları değerlendiriyor. Ona göre farklı alanlara yatırım yapmak, riski bölmek anlamına geliyor. Bu nedenle, Akın’ı inşaattan turizme, sanayiden araç muayene istasyonları işletmeciliğini kadar birbirinden farklı birçok alanda görmek mümkün.

Yeni Projeleri Sürüyor
Bugünlerde ise Doğuş Grubu ve TÜV SÜD ile birlikte kurdukları konsorsiyum ile araç muayene istasyonlarının işletmesini yürütüyor. Öte yandan turizmde de oldukça etkili yatırımlara imza atıyor. Bunlardan en dikkat çekici olanı, Türkiye’ye Ibis ve Novotel markalarını getiren Fransız kökenli Accor ile yapılan işbirliği.

Yeni Projesi Ekonomik Otel
Türkiye’de markalaşmış otel zincirlerinin sadece 5 yıldızlı olduğunu gören ve benzer bir uygulamayı 3-4 yıldızlı otellerde de hayata geçirmeyi planlayan Akın, yatırımlarını hızla sürdürüyor. Bu projeyle, Avrupa’da oldukça yaygın olan “ekonomik ancak kaliteli” otel konseptini Türkiye’ye adapte ediyor.

Hedefi 12 Otele Ulaşmak
İstanbul’daki 2 otel tamamlandı, 10 yeni otel daha yapılması hedefleniyor. Eskişehir ve Kıbrıs’taki oteller de yakın zamanda hizmete açıldı. Yeni bölgeler Trabzon, Kayseri, Gaziantep, Mersin, Adana olacak. En son temmuz ayında İş Bankası ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, Accor Otelleri Projesi için 100 milyon Euro tutarında proje finansmanı kredisi sağladı.

Murat Yeşildere / Egon Zehnder Internatıonal

“Yaratıcılar ve Farklı Düşünüyorlar”

İş Dünyasının Kaşifleri
İş dünyasında diğer iş adamlarından farklı olarak hızlı keşifleriyle öne çıkan isimler var. Bence bu kategoriye giren isimler arasında Alphan Manas, İrfan Sayar, Hamdi Akın, Nihat Özdemir ve Mehmet Kutman sayılabilir. Alphan Manas İddaa, Deniz Taksi ve OGS projeleriyle, Hamdi Akın TAV ve TÜVTURK ile Nihat Özdemir Mey İçki, liman işletmeciliği, Sabiha Gökçen havaalanı işletmesiyle ve Mehmet Kutman da Galataport ve İzmir Limanı ile önemli işlere imza attı.

Ortak Özellikleri Ne?
Yeni fırsatları koklayan ve söz konusu fırsatları hızla yatırıma dönüştüren bu iş insanlarının ortak özellikleri de var kuşkusuz… Hepsi yaratıcı, farklı düşünen ve yüksek özgüvene sahip insanlar. Ancak bu özgüven çok yüksek olursa o da tehlikeli tabii… Diğer ortak özellikleri, risk-getiri karşılaştırmasını hızlı yapabilmek, hızlı karar vermek. Ayrıca son kararı kendi başlarına verme eğilimleri de dikkat çekiyor. Ortaklık yapma kültürüne sahipler, aile üyeleri veya yakın çalışma arkadaşlarıyla uzun vadeli çalışabiliyorlar.

Yasemin Erdoğan
yerdogan@capital.com.tr

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER