Capital'e abone olun.
İŞLETME İHRACATINA HAZIRLANIYORUZ

İşletme İhracatına Hazırlanıyoruz

Sani Şener, Atatürk Havaalanı Dış Hatlar’ını işleten TAV’ın murahhaz azası... Tam bir işkolik... Arkadaşlarının “atom karınca” benzetmesi de bu yüzden... Oluşturdukları proje ile gurur duyuyor. Sad...

Son Güncelleme: 01.04.2002

Sani Şener, Atatürk Havaalanı Dış Hatlar’ını işleten TAV’ın murahhaz azası... Tam bir işkolik... Arkadaşlarının “atom karınca” benzetmesi de bu yüzden... Oluşturdukları proje ile gurur duyuyor. Sadece Türkiye için değil, dünyada da örnek bir çalışma olduğuna dikkat çekiyor. Atatürk Havaalanı’nda edindikleri tecrübe ve birikimi, başka işlere de taşıyacaklarını söylüyor. Şener, “Bunun ilk adımı yurt içinde olacak. Ardından yurt dışında havaalanı işletmeleri gelecek” diyor.

 

Sani Şener, TAV'ın, yani Tepe, Akfen ve Viena Airport firmalarının Atatürk Havalimanı Dış Hatlar terminali inşaatı için oluşturulan konsorsiyumun "atom karıncası". Bu isim ona, terminal inşaatında çalışan mühendis ve işçiler tarafından verilmiş. "Çok çalışırım demiyorum. Çünkü, bu benim yaşam biçimim" diyor. Ona göre, TAV çalışanlarının hepsi birer atom karınca... Terminal inşaatının 22,5 ay gibi kısa bir sürede tamamlanmasının en büyük nedeni de bu...

 

Karadeniz Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi mezunu olan Şener, İngiltere'de master ve uzmanlık çalışmaları yapmış. "Türkiye'ye döndükten sonra uzun yıllar müteahhitlik yaptım. Hep inşaat sektörüyle ilgili çalıştım. Saha mühendisliğinden şantiye şefliğine, proje müdürlüğünden genel müdürlüğe kadar bu işin her basamağını biliyorum" diyor.

 

Akfen Grubu'yla çalışmaya ise 1994 yılında başlamış. Bir iş ortaklığı nedeniyle başlayan ilişki, 1997 yılında Tepe İnşaat ve Viena Airport ile birlikte Türk Hava Yolları'nın ihalesini almalarıyla yeni bir boyut kazanmış. Dış hatlar terminalinin yapımı sırasında aktif görev alan TAV Murahhas Azası Sani Şener, Türkiye'nin dünyaya açılan kapısını, TAV’ın yeni projelerini ve hedeflerini Capital'e anlattı.

 

TAV konsorsiyumu nasıl oluştu? Dış hatlar terminali için ilk aşamada neler yapıldı?

 

1997 yılında Tepe İnşaat, Akfen İnşaat ve Viyana Havaalanı'na da küçük bir pay vererek bu ihaleye girdik ve ihaleyi aldık. Ancak, o dönemde terminalin projesi henüz hazır değildi. Projeyi yapıp, finansmanını bulup, söz konusu inşaatı bitirmek ana meselemizdi.

 

Erken bitirebilmek için de bütün gücümüzü ortaya koyduk. Taşeron firmalar dahil böyle bir işi ilk defa yapıyorduk. Bu çok yarışmacı bir işti, 22,5 ay gibi rekor bir sürede terminal binası inşaatı tamamlandı.

 

Projenin toplam maliyeti ve terminal binalarının özellikleri hakkında bilgi verir misiniz?

 

Bu projenin toplam maliyeti 306 milyon dolar, yani 150 trilyon lira. Eski hatlar terminal binasından yaklaşık 4 kat daha büyük bir yapı. 189 bin metrekarelik terminal ve 179 bin metrekarelik otoparkıyla Türkiye'nin en büyük 3 yapısından biri.

 

Aynı anda 30 uçağın yolcu indirip bindirebileceği şekilde planlandı. Eski terminalde 9 olan körük sayısı, 18'e yükseltildi. Bunun yanı sıra, yolcuların tüm ihtiyaçlarını karşılayacak bir yapı oluşturuldu. Terminal binaları çok özellikli olarak inşa edildi. Teknolojik açıdan çok ileri düzeyde. Biz burada Türkiye'nin giriş kapısı durumundayız. 

 

Bu büyüklükte bir proje için oldukça zor dönemlerdi. Bu sizi zorlamadı mı?

 

Evet... Biz bu projeye krizlerle başladık. İnşaat, Şubat 1998'de başladı. Yani yapım döneminde önce Rusya, ardından Uzakdoğu krizlerini yaşadık. Ardından Apo krizi ve 17 Ağustos depremi. Sadece yapım döneminde 4 kriz yaşadık.

 

İşletme dönemine geçtiğimizde ise Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizleri geldi. Ardından, 50 dolar uygulaması başlatıldı ki, bu bizi ciddi oranda etkiliyor. Son olarak da 11 Eylül olayları...

 

 Bizim sözleşmemizde beklenmeyen haller maddesi var. Bu beklenmeyen hallerde, ne varsa biz hepsini yaşadık. Bunların hepsi sıra dışı olaylardı. Biz bu sıra dışı olaylara, sıra dışı çözümler üreterek, hiçbir aksaklığa meydan vermeden operasyonu işletmeyi sürdürdük. 2005 yılına kadar bunu sürdüreceğiz.

 

Sıra dışı sorunlara sıra dışı çözümler ürettik dediniz? Bu çözümler hakkında bilgi verir misiniz?

 

En başta bilgi teknolojilerinin pratik alandaki uygulamalarını çok artırdık. Bu bizim maliyetlerimizi çok ciddi oranda düşürdü. Dolayısıyla, sıra dışı çözümlerin başında da maliyetlerin çok ciddi oranda düşürülmesi geliyor. Ayrıca, çok değişik kar merkezleri keşfettik.

 

Değişik kar merkezlerinden neyi kast ediyorsunuz?

 

Mesela reklamda çok ciddi işler yaptık. 11 Eylül'den sonra, önceki aritmetiği yakalamak için ne yapmamız gerektiğine baktık. Ve gördük ki, olaylar nedeniyle turistik amaçlı gezilerde ciddi azalma var. Buna karşın iş seyahatleri devam ediyor. Bunu görünce hemen Prime Class'ı kurduk. İş seyahatine çıkan yolculara her an hizmet veriyoruz. İş seyahati yapanların yolcu konforunu artırarak bu kesime yoğunlaştık.

 

Sıra dışı çözümlerde izlediğimiz stratejimiz, adam adama mücadele. Yani sorun geldiğinde, hemen karşısına çözümünü çıkardık. Çözümlerimiz ağırlıklı olarak kar merkezlerini artırmak ve maliyetleri düşürmeye yönelikti. Bunu verimliliğe dokunmadan enteresan metotlar geliştirerek sağladık. Çünkü, bizde maliyetler düşerken yolcu konforu da ciddi anlamda düşer. Onun için biz, damardan kan çekmeden maliyeti düşürmenin yollarını aradık ve bulduk.

 

Bilgi teknolojileri kullanımını müthiş artırdık. Tüm faturalama sistemlerini, elektrik ve enerji sistemlerini otomatiğe bağladık. İş süreçlerimizi sürekli gözden geçirdik. Maliyet disiplinine çok önem verdik. Bu zaten sıra dışı olaylara hazırlıklı olmak demek.

 

Bunlar hep teknolojinin yardımıyla olan şeyler. Terminalin teknolojik alt yapısı hakkında bilgi verir misiniz? Bunun için ne kadar yatırım yaptınız?

 

Bilgi teknolojileriyle ilgili yatırımımız 10 milyon dolar civarında. Bunun sistem entegrasyonu da 5 milyon dolar civarında. Bunlar çok ciddi rakamlar. Şu anda Atatürk Havalimanında kullanılan bilgi teknolojilerinin, ABD'nin Şikago Ohara Havalimanı’nda uygulanabilmesini beş yıllık kalkınma planlarına aldılar. Bu otomasyon sistemi bizi çok büyük fırtınalardan koruyor.

 

TAV'ın 2001 yılı cirosunun 250 milyon dolar olduğunu söylediniz. Gelir kalemleriniz neler? Bu ciroyu nasıl sağladınız?

 

Biz her geçen yolcudan, ki bu uçak bileti bedelinin içindedir, 15 dolar alınır. Yolcu gelirlerinin yanı sıra, Duty Free, yiyecek-içecek, köprü ve check-in kontağı gelirleri var.

 

Bunların yanı sıra ticarimiz de oluyor. Bunların başında da reklam gelirleri geliyor. Biz TAV’da hangi işi yapacaksak o işi bilen gruba ortak olduk. Onun dışında bütün işlerimizi out-source ettik. Çok çekirdek kadroyla burada beyin olarak çalışıyoruz.

 

Bu arada devam eden bir inşaatınız daha var. Bu kapasite artırmaya yönelik bir yatırım mı?

 

90 milyon dolarlık bir yatırım daha yapıyoruz. Bu yatırımla şu anda 14 milyon olan yolcu kapasitesini, 20 milyona çıkarıyoruz. Bu müthiş bir kapasite artırımı. Böylece 2010 yılına kadar Atatürk Havalimanı, kapasite konusunda hiçbir sıkıntı yaşamayacak.

 

Şu anda dış hatlar terminalini bir günde kaç kişi kullanıyor?

 

Terminali günde 30 bin civarında yolcu kullanıyor. Bunların yanı sıra, yolcuları karşılayan ya da gönderen 5 bin yolcu yakını geliyor. Terminalde toplam 16 bin kişi çalışıyor. Yani, terminale her gün 50 bin civarında insan geliyor.

 

Burada hayat 24 saat devam ediyor. Böyle bir sistem içinde teknoloji çok önemli. Saatte 10 bin bagaj ayıklanıyor. Bu korkunç bir rakam. Dünyanın her tarafıyla bağlantılı yolcu interneti var. Böyle bir yeri yaptıktan sonra ayakta tutmak, bizim çok hoşumuza gidiyor.

 

2002 hedefleriniz neler?

 

Biz 2002 bütçelerimizi, 2001 yılının aynısı olarak yaptık. Yani 2001'in artıları ve eksileri olarak ortaya koyduk. Ama biz şu anda pozitif düşünmeye mecburuz. Bu yılın kesinlikle pozitif geçeceğine ve iyi bir yıl olacağına inanıyoruz.

 

Ancak, 2003 yılının havacılık sektörü açısından çok iyi bir yıl olacağı söyleniyor. Ben de 2002 yılının ikinci yarısından sonra işlerin düzeleceğini düşünüyorum.

 

İşletme süreniz 2005 yılında doluyor. 2005 yılına kadar olan hedefleriniz hakkında bilgi verir misiniz? Terminal işletmesi için yeniden teklif verecek misiniz?

 

Bundan sonraki hedefimiz yolcu sayısını artırmak. Biz yolcu gelsin diye beklemiyoruz. İstatistiklere göre, pazarlama faaliyetleri, bir terminalin yolcu kapasitesini maksimum yüzde 5 etkiliyor. Bu da bizim açımızdan 500 bin yeni yolcu demek. 1997'de 10 milyon yolcu varken, biz şimdilerde 9 milyon yolcuyla yetiniyoruz. Bu rakamın 13-14 milyon civarında olması gerekirdi. Dolayısıyla, yolcu sayısının artması gerekiyor. Biz bunu yapabilmek için hep geleceğe yönelik yatırım yapıyoruz. Tabii 2005 yılından sonra da buranın işletmesini sürdürmek istiyoruz. Bu konuda gerekli girişimleri yapacağız.

 

Önümüzdeki dönem için yeni yatırım planlarınız var mı?

 

Yeni bir şirket yaratıldı. Bu yaratılan şirketin çok ciddi bir know-how'ı var. Dünyada bu işi yapan şirket sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Ya yapımcı ya işletmeci olan şirketler var. Bizim yapımızda olan şirket sayısı ise oldukça az. Biz hem terminal bir binası yaptık hem de işlettik. Bu know-how'ı Türkiye'de Antalya ikinci terminali, Bodrum ve Dalaman terminallerinde kullanmak istiyoruz. Çünkü, onlar da yap-işlet-devret modeliyle olacak. Onlara öncelikle gireceğiz.

 

Onun dışında Rusya'da bir havalimanı inşaatına girdik. İki yabancı firmayla birlikte short-list'te kaldık. Şu anda beklemedeyiz. Bunun dışında Cezayir, Tunus Kartaca ve Katar havalimanlarının ihaleleri gündemde. Onlarla ilgili çalışmalarımızı yapıyoruz, lokal partnerleri bulup, onlarla görüşmeler yapıyoruz. Şu anda TAV'ın dünyada yeterlilik alamayacağı hiçbir terminal inşaatı yok. Bu Türkiye açısından önemli bir know-how. Biz bunu yurtdışına satmak istiyoruz. Bu konuda da çalışmalarımız sürüyor.

 

“TRANSİT YOLCULAR İÇİN OTEL YAPIYORUZ”

 

Terminali kullanan yolcu sayısı artırmak için yeni projeleriniz var mı?

 

Biz havaalanı olarak bir geçiş noktasıyız. Bu nedenle gelen ve giden yolcuya iyi hizmet vermek zorundayız. Yolcuların hızlı, rahat ve konforlu bir şekilde buradan geçmelerini sağlamak bizim görevimiz. Çünkü, terminale gelen iki çeşit yolcu var.

 

Birincisi İstanbul’a gelenler, ikincisi ise transit yolcular. Yani sadece terminali kullanarak yurtdışından gelip yurtdışına giden yolcular. Biz son dönemlerde, bu yolcuların çok fazla arttığını gördük. Bunlar terminale geliyor. Biz buna merkez olma diyoruz. Daha önceki terminalde bu yolcuların sayısı yok denecek kadar azdı.

 

Biz bu yolculara yönelik de yenilikler yapıyoruz. Şu anda devam eden inşaatımızın içine bir otel yapıyoruz. Day-room denen bu otel sayesinde transit geçiş yapan ve uzun bir süre beklemek zorunda olan yolcular, oteli kullanarak dinlenme imkanına kavuşacak.

 

ABD'DEN ÖDÜL ALAN PROJE

 

Geçtiğimiz günlerde terminal binası nedeniyle ABD'den bir ödül aldınız. Bu ödül hakkında bilgi verir misiniz? 

 

İnşaatımız devam ederken 1999 yılında 17 Ağustos depremi yaşandı. O günlerde Atatürk Havalimanı’na günde 600 civarında uçak indi. Kriz merkezi de burada kuruldu. Biz bu dönemde Atatürk Havalimanı’nı bu önemini iyice kavradık. Binalar hesaplanırken, can kaybı olmaması üzerine hesap yapılır. Yani hasar olabilir, ama can kaybı olmaması gerekir. Biz terminalde hasar dahi olmaması için sismik modernizasyon projesi geliştirdik.

 

Bu projede Amerika'dan LZA Teknoloji, Buffalo Üniversitesi, Turner ve EPS, Türkiye'den ise Tuncel Mühendislik’le çalıştık. Çok değişik ve enteresan bir projeydi ve dört ayda bunu tamamladık. Devam eden inşaatın içine monte ettik. Sismik izolatörleri kullandık. Türkiye'de ilk defa biz kullandık. Bunlara deprem sönümlendirme cihazları diyoruz. Bu çok önemliydi.

 

Bu proje Amerika Mühendislik Konseyi'nin akademi ödüllerinden büyük ödülü kazandı. Bizce daha önemli olan bu projenin yapılmasıydı. Türkiye'de bunun bir örnek olmasını istiyoruz. Bu proje için 5 milyon dolar civarında bir para harcadık. Bu ödül aynı zamanda Türkiye'nin tanıtımı açısından da oldukça önemliydi. ABD'nin en büyük mühendislik firmalarının, kongre üyelerinin ve bazı bakanların katıldığı bir ortamda Türkiye'nin tanıtımının olması bizi çok mutlu etti.

 

 

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER