Capital'e abone olun.

Kombine Sendromu!

Nevzat Tüfekçioğlu / Koç Holding Mali Grup Başkanı Fortune´un ``Global 500`` çalışması, Capital´in ``Holdinglerin Karnesi`` araştırması ve diğerleri... Bu araştırmalarda son yıllarda çok önemli b...

Son Güncelleme: 01.01.2000

Nevzat Tüfekçioğlu / Koç Holding Mali Grup Başkanı

Fortune´un ``Global 500`` çalışması, Capital´in ``Holdinglerin Karnesi`` araştırması ve diğerleri... Bu araştırmalarda son yıllarda çok önemli bir gelişme dikkati çekiyor. O da Koç Topluluğu´nun sanki cirosunda azalma yaşandığı, performansının düştüğü izlenemi... Ancak, gerçek, görünenden çok farklı. İşin arkasında uluslararası muhasebe standartları ile bilanço hazırlamada ``konsolide`` ve ``kombine`` anlayışları yatıyor. Koç Holding Mali Grup Başkanı Nevzat Tüfekçioğlu, bütün iştirakleri alt alta koyup toplamayı öngören ``kombine`` anlayışın yanlış olduğunu, grup olarak ikinci yöntemi tercih ettiklerini belirtiyor.

Avrupa Birliği´ne adaylığımızın açıklandığı şu günlerde bütün standartlarımızın artık uluslararası normlara getirilmesi önemli bir unsur olarak ortaya çıkıyor. Birçok alanda uygulanması gereken bu çalışmaların belki de en önemlisi, muhasebe işlemlerinde uygulanan standartlar. Çünkü, global hale gelen dünya ekonomisinde şirketlerle ilgili çalışmalar yapılırken aynı standartların olması, önem arz ediyor. Bu noktada şirketler için de enflasyon muhasebesi ve konsolide edilmiş bilanço gibi kavramlar  karşımıza çıkıyor. Bunlara şirketlerin kıyaslamasında da dikkat etmek gerekiyor.

Örneğin Koç Grubu´nun bu konuda son yıllarda çok başı ağırıyor. Koç Grubu, son 3 yıldır bilançolarını, uluslararası muhasebe standartları uyguladığı için ``konsolide'' olarak açıklıyor. Böylece ``kombine'' bilançosuna göre rakamları daha düşük görünüyordu.

Bu uygulama iki önemli yanlış anlamaya neden oluyordu. Birincisi, Koç Topluluğu, diğer gruplarla birlikte yapılan sıralamalarda, listenin aşağılarında görünüyor. İkincisi ise, daha önce kombine anlayışıyla hazırlanan bilançolar nedeniyle, konsolide bilançolarda cironun azalmış olduğu izlenimi ortaya çıkıyor. Böylece standart farklılığı kamuoyu önünde çok sık karışıklığa neden oluyor.

Aslında bu karışılık, sadece Koç´un değil, başka grupların da başına geliyor. Biz de bu konuya açıklık getirmek amacıyla, Koç Holding Denetim ve Mali Grup Başkanı Nevzat Tüfekçioğlu ile ``muhasebe standartları''nı konuştuk:

Bize holdinglerin bilançoları arasında farklılık yaratan ``konsolide'' ve ``kombine'' kavramları arasındaki farkı anlatır mısınız?

``Kombine'' ve ``konsolide'' dışında, konu uluslararası standartların kullanılıp kullanılmamasını ilgilendiriyor. Biz 1994 yılından beri, kendi iç raporlama sistemimizi, uluslararası muhasebe standartlarına uygun hale getirdik. Uluslararası muhasebe standartları nedir veya bu ihtiyaç nereden kaynaklanıyor diye olaya bakarsak şöyle bir gerçek ortaya çıkıyor:

Anlaşılabilir olması açısından mali tabloların bir dili var. Bu dil de standartlardan ortaya çıkıyor. Özellikle son yıllarda gelişen ülkelerarası sermaye hareketleri, ekonomik ilişkilerin vardığı boyut, yatırımcıların çeşitli ülkelerde gerek portföy yatırımı gerek sabit kıymet yatırımı yapmaları sermayenin fevkalede hareketli hale gelmesi, bu ve benzer sebepler, çeşitli ülkelerde yapılmış yatırımları aynı dilden ifade etmeye zorluyor.

Türkiye gibi ülkelerde uluslararası standartların çok fazla gündeme gelmesinin nedeni nedir?

25 yıldır bizim ülkemizde hızlı bir enflasyon var. Bu hızlı enflasyon mali tablolardaki rakamları çok fazla çarpıtıyor. Özellikle Türkiye gibi ülkelerde uluslararası standartların çok fazla gündeme gelmesinin başlıca sebebi enflasyondur. Yüksek enflasyon olmasaydı, bizim tablolarımız da, uluslararası kıyaslamalarda, birtakım basit düzenlemelerle, daha anlaşılır bir hale gelebilirdi.

Uluslararası muhasebe standartları, enflasyon düzeltmeleri bakımından iki esas, iki temel öngörüyor. Bunun bir tanesi, finansal tablolardaki tarihi değerlerin, bilanço tarihindeki para birimine göre ifade edilmesi. Bunun için, bilanço değerleri, kabul edilen bir endeksle, aynı para birimine getirilmek suretiyle bir birliktelik sağlanır. Bu işlem de, kabaca ifade etmek gerekirse, sabit kıymetler için çok önem ifade ediyor.

Fakat enflasyon muhasebesi bununla bitmiyor. Bunun dışında, holdingler gibi, iştirak portföyleri çok fazla olan şirketlerde, bu iştiraklerin tarihi değerleri, 10-20 yıl evvelki para birimleriyle bırakılması yanıltıcı olur. Yine stokların güncel değerlerine getirilmesi gerekiyor. Ve de bir diğer önemli kalem, öz sermayenin, ortaklar tarafından konan paranın da güncel değerlerine, bilanço tarihindeki değerlerine getirilmesidir. Bu düzeltmeler yapılmadığı takdirde, bilançolar hem sıhatli olmuyor hem de verdiği rakamlar pek bir anlam ifade etmiyor.

Siz bu konuda nasıl bir uygulama yapıyorsunuz?

Biz bu ihtiyaçlar nedeniyle, 1994 yılında raporlama sistemimizi  uluslararası muhasebe standartlarına uygun hale getirdik. Ama kanuni vecibeler, gerek vergi bakımından, gerek halka açık şirketler ve sanayi piyasasının öngördüğü zaruretler sebebiyle, gayet tabii kanuni olarak da, bilanço ve gelir tablolarımızı hazırlayarak, ilgili kuruluşlara veriyoruz. Dolayısıyla ikili bir kayıt sistemimiz var.

Buraya kadar söylediğim hususlar, her işletme için geçerli hususlardır. Her işletme kendi bilançosunu, gelir tablosunu muhasebe standartlarına uygun olarak tanzim ediyor. Birden fazla iştiraki olan bir topluluk gündeme geldiğinde, bu sefer bu neticilerin ``konsolide'' edilmesi görüşü ortaya çıkıyor. Çünkü bu rakamları alt alta topladığınızda, bulduğunuz rakamlar, kombine tabir ettiğimiz rakamlardır.

Kombine rakamlar, grup içi alış-satış münasebeti, hizmet münasebeti borç-alacak münasebeti olan durumlarda bir şişkinliği ifade ediyor ve gerçek durumu göstermiyor. Onun için, bir topluluğun bilançosundan, mali tablosundan bahsedebilmek için de konsolidasyon işlemi yapılıyor.

Bu işlemden sonra ne gibi kalemler eleniyor?

Konsolidasyonda, kombine olarak bütün rakamları topladıktan sonra, yaptığınız eliminasyonları şöylece özetlemek mümkün: Topluluğa dahil şirketlerin birbirlerine yaptıkları mal ve hizmet alımları, alımdan ve satımdan indiriliyor. Şirketlerin birbirleriyle yaptıkları işlemlerden doğan gelir ve giderler karşılıklı olarak düşülüyor.

Grup içi bir şirketten bir temettü geliri elde etmiş isek, bunları yok farz ediyoruz. Çünkü, o, grubun içine dahil bir gelirdir. Mükerrer olmaması bakımından iştirak gelirleri topluluk gelirinden düşülüyor. Şirketlerin birbirlerine satıp ama henüz müşteriye intikal ettirmedikleri stoklar üzerindeki k^ar geri çekiliyor. Örneğin, Arçelik, Atılım Pazarlama´ya mal satmış fakat Atılım henüz müşteriye mal satmamış. Arçelik´de bir k^ar görülüyor, fakat bu grup için henüz netleşmemiş bir k^ar. Bu nedenle bu da geri çekiliyor.

Aynı şey, aynı grup içinde bir şirketin satıcı, diğer şirketin bir sabit kıymeti mahiyetindeyse örneğin, Koç Sistem şirketimiz, bir şirketimize bilgisayar satıyor. Onun, oradaki satıştan elde ettiği k^ar ve şirketin ayırdığı bu kıymetler üzerinden amortisman, karşılıklı gelir-gider düşülüyor.

Topluluklar için başka ne gibi unsurlar düşülüyor?

Topluluğa dahil şirketlerin borçları ve alacakları karşılıklı olarak düşülüyor. Örneğin Arçelik, Atılım´a mal sattığı zaman, bir alacağı teşekkül ediyor. Bu alacak, aslında grubun bibirinden olan alacağıdır. Dolayısıyla Arçelik´in Atılım´dan olan alacağı, Atılım´ın Arçelik´e olan borcu, bilançolarda karşılıklı olarak ortadan kaldırılıyor.

İştirak münasebetleri bakımından bir iştirake yatırdığımız sermaye, bizim için iştirak, o şirket için sermaye olarak görülüyor. Bu da karşılıklı olarak nominal değerleri üzerinden yok farz ediliyor.

Uluslararası konsalidasyonun bir diğer özelliği, eğer bir şirket üzerinde bir joint-venture söz konusu ise, o şirketin tüm değerleri sizin oradaki hisse nispetiniz kadar dikkate alınır. Örneğin, biz Tofaş´ı, Fiat ile birlikte idare ediyoruz. Tofaş´a iştirak nispetimiz yüzde 37. Tofaş´ın satışlarını k^arını bütün bilanço rakamlarının yüzde 37´sini biz kendi bilançomuza intikal ettiriyoruz. 

Grupları karşılaştırırken bu konuda nelere dikkat etmek gerekiyor?

Konsolide ve kombine bilançoları açıklandığında, konsolide edilmiş rakamlar, doğal olarak, gruplardaki iç ticaret ya da iç alışveriş düşüldüğü için, grubun gerçek boyutlarını daha doğrusu grup tek bir şirketmiş gibi değerlendirilebiliyor. Böylece grubun gerçek rakamlarını ve sadeleştirilmiş rakamlarını yansıtıyor.

Kombine rakamlar ise topluluğa dahil şirketlerin alt alta toplanması ile elde ediliyor. Burada bir ayıklanmaya olmadığı için, rakamlar daha yüksek görünüyor.

Şirketleri değerlendirirken, grupları karşılaştırırken konsolide rakamların kullanılması gereklidir. Münferit şirketi düşünüyorsak ve şirketin de bir iştiraki yoksa, zaten kombine ile konsolide aynı olacaktır. Bu nedenle şirketler bakımından fark etmiyor. Topluluğa dahil ise mutlaka bir konsolidasyon yapılması gereklidir.

Şirketlerin mukayesesinde de önemli husus aynı standartlarda olmasıdır. Aynı muhasebe standartlarına uyulmuş olması gereklidir. Şirket halka açıksa, SPK´nın koyduğu bazı kaideler var mutlaka onlara uymak gereklidir. Dolayısıyla orada bir standart birliği var. Fakat bir halka açık şirket ile halka kapalı şirketi mukayese edebilmek bakımından da bu tabloların hangi standartlarda hazırlandığına bakmak lazım. Muhasebe standartları burada devreye giriyor.
 
KOÇ TOPLULUĞU´NU SIRALAMADA NEDEN AŞAĞILARDA GÖRÜNÜYOR?

Konsolide rakam açıklamak size dezavantaj yaratıyor mu? Örneğin Fortune 500´e siz hep konsolide edilmiş rakamlarınızı mı gönderiyorsunuz?

Eskiden kombine gönderirdik, son üç yıldır konsolide rakamlarımızı gönderiyoruz. Bu bize ``şov'' açısından bir dezavantaj yaratıyor tabii. Daha aşağılarda görünebiliyoruz. Fakat uluslararası ve ulasal yatırımcıyı düşündüğünüz zaman, reel rakamları görüyorsunuz, topluluğun gerçek değerini görüyorsunuz.

Bir yatırım yapacak yatırımcı, kuşkusuz konsolide rakamlarla ilgilenecektir. Bu yaklaşım daha sağlıklı, dürüst bir yaklaşım. Size yatırım yapacak insanı daha iyi yönlendiren bir sistem. Buna da değer. Biz artık uluslararası muhasebe standartları içinde konsolide bilanço yayınladığımız için, artık kombine bilanço yayınlayamayız.

''MİGROS HOLDİNGE DAHİL DEĞİL``

''Bizim açıkladığımız Koç Holding´in mali analiz tablolarıdır. Koç Holding olduğu için, holdingin nerede iştiraki varsa, onları ifade eder. Koç Holding, Migros´a ortak değildir. Migros´a, Koç Ailesi´nin sermayedar olduğu bir şirket ortaktır. Onun için Holding´in konsolide raporunda, Migros´a ait rakamlar yer almıyor.

1998 yılında, Migros´un cirosu 1 milyar dolar. Topluluk olarak ifade edildiğinde, 1 milyar doları buraya koymak gerekir. Yine joint-venture´ların ciroları da buraya tam olarak koymak gerekir. ''

Migros bizim topluluğumuz tarafından idare edilen bir şirket. Koç Topluluğu değil de Koç Topluluğu diye baktığınızda bu cirolarda yer almaz. Migros, Tofaş´ın, Otosan´ın belli nispette satışları var. 1998 yılında, Migros´un cirosu 1 milyar dolar.

Sabancı´nın bilançolarını dolar üzerinden yapmak suretiyle mali tablolarını konsolide ettiğini tahmin ediyorum. Uluslararası muhasebe standartlarına getirmek şeklinde değil de, bu da uluslararası standartta yeri olan bir sistem. Aslında dolara çevirme gibi bir uluslararası muhasebe standardı yok. Enflasyon düzeltmelerinin mutlaka belli endekslerle yapılmasına ilişkin kaideler var. Bizim onun için yabancı ortaklarımız, bizim sistemimizden çıkan rakamları kendi bilançolarına aynen aktarabiliyorlar.

Şirkete baktığınızda konsolide-kombine nelerin ortaya çıkmasını sağlıyor?

Aslında konsolide ve kombine değil uluslararası muhasebe standartlarına getirilip getirilmediğine bakmak gerekir. Bu şunu sağlıyor, öncelikle dil birliği sağlıyor. Yüksek enflasyon nedeniyle rakamlar o kadar çarpık ki, ne sabit kıymeti ne sermayesi, ne karı ne zararı gerçek manadaki rakamları göstermiyor. Onun için sağlıklı bir değerlendirme yapmak için, uluslararası standartlarda bir bilanço gelir tablosu alayım ki ben bunu diğer işlerimle mukayesi edeyim denebiliyor. Ben burada para mı kazanıyorum, para mı kaybediyorum. İşletmenin değeri azalıyor mu, artıyor mu? Bunları yapabilmek bakımından böyle bir kıyaslama imkanı sağlıyor. 

SPK halka açık şirketlerin bilançolarından uluslararası muhasebe standartlarına geçmek üzere bir çalışma yaptılar. Hazırlıklar tamamlandı ve yayınlanma aşamasına geldi. Tahmin ediyorum belli bir periyodda bunlar yayınlanacak. Ancak, bunlar göründüğü kadar da kolay bir iş değil. Ülke çapındaki bütün işletmelerin uyması gereken bir standart olarak düşündüğünüzde, oldukça karmaşık ve zor bir işlem. Yabancı danışmanlarla bir yıla varan bir çalışmamız oldu sistemi kurmak bakımından, 1994 yılından itibaren de uygulamaya aldık. Anlatması kolay fakat yapması oldukça zor bir iş. Böyle bir standart değişikliğine gitmeden önce, bunu kamuoyuna da çok iyi anlatabilmek gerekiyor. Aksi takdirde birçok kavram kargaşası ortaya çıkacak. Düzeltilmiş kar, düzeltilmemiş kar... Uluslararası standartlarda kar, standart olmayan bir kar, herkesin kafası karışacak. Özellikle bu parasal kazanç ve kaybın bilançolara intikali ki enflasyon düzeltmesinin esaslarından biri; piyasa tarafından algılanması ve kabul edilmesi oldukça güç. Deniyor ki kredi alanları bu uluslararası muhasebe sistemi karlı hale getiriyor. Çünkü bir borcu alıp da belli vade sonunda ödediğinizde faizini masraf yazıyorsunuz ama, bu borcun altı ay sonra aynı para birimiyle, ödemenizden dolayı da bir satın alma gücü kazanıyorsunuz. Klasik bilanço tatbikatı bunu hiçbir şekilde ifade etmiyor. 100 borçlandınız, 100 ödediniz, 70´de faizini ödediniz 170 ödedeniz, 70´ini de masraf yazdınız, bu şekilde kaydediyorsunuz. Halbuki 100´ü, altı ay sonunda ödediğinizde faizi 70 olarak yazıyorsunuz fakat, o yüz artık aynı para birimiyle verdiğiniz için size kırpıp belki ilave satın alma gücü kazandırıyor. Bu bir şekilde klasik muhasebede hiç göz önüne alınmayan bir husus. Şimdi siz borçlandığınız için, kar ettiğinizi anlatabilmek çok güç. Kavramların iyice oturması gerekiyor.

Enflasyondan arındırılmadığı için, şirketlerimizin performanslarını da tam olarak değerlendiremiyoruz. Enflasyondan arındırılmadığımız için kar-zarar dediğimiz rakamları tam olarak kıyaslamak mümkün olmuyor.Yabancıların zaten en büyük endişeleri ve şikayetleri budur.

500 sanayi şirketi için yaparsın... Sınaiden aldığı karlılık çok yüksek... Toplam karımızın yüzde 75´ini sanayiden elde etmişiz yüzde 25´i faiz ve diğer gelirler...

Yüzde 87´isi üzerinde faiz ve diğer yüzde 13 faaliyet karı... 

10 yıl evvel bir makineyi belli bir değere, veya bir binayı belli bir değere aldıysanız, onun tarihi değeri bugünkü kıymetini ifade etmiyor. Nitekim bu düzeltmeyi bizim maliye bakanlığı da seneler evvel öngördü ve yeniden değerleme diye bir sabit kıymetlerin düzeltilmesi bakımından birtakım katsayılarla bu işlem yapılmaya başlandı. Büyük ölçüde sabit kıymetlerin enflasyona göre düzeltmesi bu şekilde yapılıyor.

Bir iştirak yapmışsınız 100 milyon, ama o günkü 100 milyon. Bugün acaba bunun ifadesi neydi diye baktığınızda, bunun düzeltilmesi gerekiyor.

Türkiye´de enflasyon hesaba katılmadan bilanço yapılıyor....

Burada bir tek sabit kıymetler için bir düzeltme yapılıyor. Maliye Bakanlığı´nın enflasyon muhasebesi dediğimiz birtakım düzeltmeleri var. Kabul ettiği, örneğin hızlı amortisman bir nevi enflasyonun etkilerini bertaraf edici bir husustur. Yine gayrimenkul ve iştiraklerden doğan karların kurumlar vergisinden istisna edilip özel bir vergi rejimine tabi tutulması, bu karların sermayeye eklenmesi, bu konudaki münferit çabalar. Ama derli toplu bir enflasyon muhasebesi bütününü içermiyor. Aynı şey stoklar için söz konusu. Özellikle eğer işletmede uzun süreli bir stok hareketi varsa, altı ay evvel ki fiyatla aldığınız stoku siz bugün sattığınız zaman, defterinizde kar görünüyor. Ama stoğu yerine koyduğunuzda daha pahalıya mal oluyor. Kuyumcular söylerler bizim kazançlarımız fiktiftir diye. Onlar altınla iş yaptıkları için, bunu çok yakından hissediyorlar. Satıyor, yerine koymak için daha pahalısını alıyor. O zaman bu aradaki fark kar mıdır, zarar mıdır münakaşası daima yapılır. Enflasyon muhasebesinin bir bacağı, bu bilanço kıymetlerinin günün para değerine getirilmesi, değerleme. İkincisi ise satın alma gücünde meydana gelen kazanç veya kaybın hesaplanması. Bilançonun karakterine baktığımızda, birtakım kalemleri bu şekilde güncel değerlere getirerek doğru netice almak mümkün sabit kıymetlerini de. Ama bunun dışında bilançolarda parasal dediğimiz bazı kalemler var borçlar alacaklar nakit hareketleri; bunları da bir alacağınız var 6 ay sonra tahsil ediyorsunuz. Veya borcunuz var üç ay sonra ödüyorsunuz. Eğer bu altı ay sonra ödeme, üç ay sonra tahsil etme faktörlerini dikkate almazsak, biz 100 olan alacağımızı altı ay sonra yine 100 alıyoruz ama o yüzün satın almak değeri düşüyor. Bunu dikkate almadığınızda da bilançolarda karlarda yanlışlık söz  konusu. Dolayısıyla, parasal kazanç veya kayıpların, hesaplanarak bilançolara intikal ettirilmesi gerekiyor. Bu enflasyon düzeltmeleri uluslararası muhasebe standartları bakımından bizim gibi ülkelerde çok önemli bir unsur teşkil ediyor. Ama uluslararası muhasebe standartları, yanlız enflasyon düzeltmeleri değil, bunun dışında da sabit kıymetlerin amortismanı için öngörülen kaideler, leasing işlemlerinin kayıt sistemi, sabit kıymetlerle ilgili kredi faizlerinin aktifleştirilmesi, finansman masraflarının kaydı gibi, değişik hususlarda uluslararası muhasebe standartlarının öngördüğü hususlar, birçok halde ülkelerin kendi tatbikatlarına aykırı düşebiliyor. Bu konularda da, uluslararası muhasebe standartlarına uygun mali tablo üretmek isteniyorsa, uluslararası standartların ön gördüğü değişiklikleri yapmamız gerekiyor. 
AB uyum...

Bu çalışmalar Avrupa Birliği seviyesinde de var, milletlerarası ticaret odası kapsamında da var. Değişik platformlarda bunlar gündeme geliyor. Türkiye´de yatırımları olan yabancı şirketler mutlaka Türkiye´deki bilançolarını, ortaklıklarını bu düzeltmeleri yaptıktan sonra kendileri dikkate alıyor. Bizim de uluslararası arenaya çıkıp onlarla bilançolarımızı, karlarımızı neticilerimizi mukayese edebilmemiz için böyle bir düzeltme yapma ihtiyacı ortaya çıkıyor.

Hem kanuni kayıtlar hem uluslararası muhasebe standartları. Bu kayıtları biz sağlıklı olması bakımından şirketlerde ikili olarak tutuyoruz. Holding bazında bunları belli aşamada belli periyodlarda düzeltme değil, şirketlerden aldığımız orjindeki bilgileri, iki şekilde alıyoruz, ve bunları kendi iç raporlamamızda kullanıyoruz.

Bir örnek vermek gerekirse, Arçelik´in kendi bilançosu uluslararası muhasebe standartlarına getirildiğinde Arçelik için bir şey ifade eder. Fakat Koç Holding için durum değerlendiriliyorsa, Koç Holding ile Arçelik arasındaki münasebetin bu şekilde konsolide bazda ele alınması gerekir.

Biz birleştirmeyi kombinasyon olarak tarif ediyoruz ve konsolidasyonda ise bazı rakamların eliminasyonu yapılıyor. Bu eliminasyonların yapıldığı bazı rakamları da size söyleyeyim. Burada topluluğa ait şirketler arasında yapılıyor bu ikincisi, yönetim hakimiyeti bakımından belli bir yönetime dahil şirketler arasında yapılıyor.

Örneğin Koç Holding Arçelik´e sermaye koyuyor.

Koç Holding´in bilançosunda bu iştirak olarak görülüyor, Arçelik´in bilançosunda ise sermaye olarak görülüyor. Arçelik´in sermayesinden bu miktar kadar düşecek, bizim de iştirak rakamımız bu rakam kadar indiriliyor konsolidasyonda.

Yani bir iştiraki yüzde 100 kontrol etmeniz mümkün değil. Yüzde 50-60´la da kontrol edersiniz. Kontrol sizdeyse bu rakamların tümünü kendi bilançonuza alıyorsunuz. Satışın örneğin yüzde 100´ü sizin satışınız olarak görülüyor. Ama joint-venture söz konusu ise oradaki nispetiniz kadar bilançonuza giriyor. Bizim Otosan´da, Tofaş´ta Otoyol gibi şirketlerimizde, müşterek yönetimin olduğu yerlerde, bizim ciromuzun  sadece hisse nispetimiz kadar ki kısmı neticilere girmiş oluyor.

Biz özellikle tüm bunları içine alan uluslararası standartlara da 1996 yılından beri geçtik. Bizim ingilizce basılan faaliyet raporlarımızda tam uluslararası standartlardadır. Orada hem şirketlerin kendi bilançoları uluslararası muhasebe standartlarındadır, o uluslararası muhasebe standartlarının konsolidasyonu da yine uluslararası standartlarda yapılmaktadır. Yine bu konsolide bilançolar, bağımsız denetçiler tarafından da denetlenir ve bir bağımsız denetçi raporuna da bağlıdır.

Henüz ara dönemler itibariyle bu konsolidasyonu denetletip, bağımsız denetim raporu almıyoruz. Çünkü ara dönemlerde bu çalışmanın yapılması baya bir zaman alıyor. Hem bu çalışmayı yapmak hem de bağımsız denetçiden bu raporu almanın getirdiği zaman içinde, tabloların güncelliği  bir miktar kaybolduğu için, bunu kendi iç raporlamamızda yapıyoruz konsolidasyonu ara dönemler itibariyle de fakat bunları yayınlamıyoruz ve yayınlamadığımız için de bağımsız denetim raporu almıyoruz.

Kamuoyunda tabii bu çeşitli yanılgılara neden oluyor? Kombine olarak yayınlıyor musunuz?

O zaman tarifini yaparak açıklamak lazım. Biz konsolide diye yazdık, kombine edilmiş olduğu zaman rakamlar; bizim her yere gönderdiğimiz rakam konsolide edilmiş rakamlarımız, bizim başka rakam göndermemiz yanılgı olur diye düşündük...

Biz bilançolarımızı yayınlarken, hem kombine hem de konsolide rakamlarımızı yayınlıyoruz.

Aslında sedece kombine rakamlarla birlikte olayın değerlendirilmesi mümkün değildir. Kombine rakamların da hangi standartlara göre tespit edildiği önemlidir. Biz uluslararası muhasebe standartlarından hareket ettiğimiz için, bizim rakamlarımız, peşin esasa getirilmiştir. Çünkü uluslararası muhasebe standartlarının bir ilkesi de satışların peşin ifade edilmesidir. Vade farkı varsa, onların düşülmüş olması gereklidir. Yine daha önce ifade ettiğimiz gibi joint-venture´lerin durumu... Yüzde 37´sini mi koyuyoruz, yüzde 100´ünü mü koyuyoruz. Biz Tofaş´ın cirosunu alırken kombine cirosunu yüzde 37 olarak ifade etmişizdir. Otosan´ın yüzde 42´isini almışızsızdır. Öbür tarafta ortaklık nispeti ne olursa olsun, oradan da bir farklılık olabilir. Yani kombine cirolarda da zaman zaman farklılık olabilir.

Anlaşılır hale gelmesi bakımında. Çokuluslu şirketlerin varlığı bunda bir etken, uluslararası muhasebe standartlarına baktığınızda, Türkiye´de de aşağı yukarı, uluslararası muhasebe standartlarına yakın standartlar uygulanıyor prensip olarak.

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER