Capital'e abone olun.
NİYE GİZLİCE SAKSAFON ÖĞRENDİM?

Niye Gizlice Saksafon Öğrendim?

Yakupoğlu Deri Sanayi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Yakupoğlu, “Bir iş adamının en önemli sermayesi hayal gücüdür” diyor. Yakupoğlu’nun 40 yaşından sonra enstrüman çalmaya başlamasının sebebi de...

Son Güncelleme: 01.05.2008

Yakupoğlu Deri Sanayi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Yakupoğlu, “Bir iş adamının en önemli sermayesi hayal gücüdür” diyor. Yakupoğlu’nun 40 yaşından sonra enstrüman çalmaya başlamasının sebebi de bu zaten. Hayallerini kendi yaptığı müzik ile beslemek. Otomobilinin bagajında taşıdığı saksafonunu istediği canının istediği yerde çıkarıp çalıyor. Bazen bir göl kenarında, bazen de fabrikada…

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’a yönelik olarak başlattığı kara harekâtına katılan askerlerin giydikleri botları üreten Yakupoğlu Deri Sanayi, TSK dışında, İngiliz, Amerikan ve İsrail orduları ile Körfez ülkeleri ordularına satış yapıyor. Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında olan Yakupoğlu Deri’nin yönetim kurulu başkanı Vedat Yakupoğlu ise yoğun iş temposu içinde, özel yaşamına ve hayallerine zaman ayırmayı önemseyen ve iş dışında bir başka hayatı da olan sanayicilerden.

Vedat Yakuploğlu’nun, “Hayal kurabilmemin temelindeki en önemli enerji kaynağı” dediği müzikle olan ilişkisi, henüz lise öğrencisiyken Yükseliş Koleji’nde başlamış. Her ne kadar öğrenciyken sürekli klasik batı müziği dinleten müzik öğretmeninden yakınmış olsa da, yıllar içinde onun değerini daha da iyi anlamış. Beethoven, Bach, Schubert ile lise yıllarında tanışan Vedat Yakupoğlu, kırkından sonra da saksafon çalmaya karar vermiş.

Gizli Saksafon Dersi
Türkiye’de insanların 30 yaşını geçtikten sonra pek çok şeyi gözlerinde büyütmeye başladıklarını ve böylelikle çok büyük bir yanılgı içine düştüklerini anlatan Vedat Yakupoğlu, “İnsan kendi sınırlarını bilemez. ‘Hayatta yapamam’ dediği şeyi bile, inançla çalıştıktan sonra mutlaka yapar” diyor. Kendisinin saksafonla olan ilişkisini de azmin zaferi olarak değerlendiren Yakupoğlu şöyle devam ediyor:

“Saksafondan tek bir ses çıkarabilmek için bile günlerce çalışmam gerekti. Önceleri saksafon çalmak istediğimi kimselere söylemedim. Her şeyi mükemmel hale getirdikten sonra, ‘Bakın ben saksafon çalıyorum’ demek istedim. Bu nedenle saksafon derslerini kimseye haber vermeden gizlice almaya başladım.”

Saksafondan ancak haftalar sonra doğru sesler çıkarmayı başaran sanayici hiçbir zaman da bu enstrümanı çalmanın zorluğundan da yakınmamış. Vedat Yakupoğlu, etrafında saksafon ile ilgili heyecanını söndürebilecek pek çok insanın olabileceğini söylüyor ve ekliyor: “Benim heyecanlarımı bilmeyen, bu tarz işleri gözünde büyüten ve ‘Vazgeç’ diyen insanlarla uğraşmıyorum.” 

İstediği Her Yerde Çalıyor
Kendiyle yalnız kalmak istediği zamanlarda, her nerede olursa olsun, saksafonunu çalmaya başlayan Vedat Yakupoğlu, bu nedenle saksafonunu gittiği her yere yanında taşıyor. Sürekli arabasının bagajında duran saksafon bazen bir alışveriş merkezinin garajında çıkartılıyor bagajdan, bazen fabrikada, bazen de, bir göl kenarında.“Garajların akustiği çok iyi oluyor. Orada yaptığım müziğin yankılanarak tekrar bana gelişini çok seviyorum. Birileri müziğimi fark edip de, benim olduğum yöne doğru hareketlenince, hemen saksafonu kaldırıyor ve arabama binip gidiyorum” diyen sanayici, kendi deyimiyle “kaçamak yapmak istediği zamanlarda”, sessiz bir yol kenarında saksafon çalmaya başlıyor.

Hayatın sadece iş, para ve kar etmek olmadığını söyleyen Vedat Yakupoğlu’na göre yaşam bir rüya. Bu rüyada mutlu olabilmek için de kişinin kendi değerinin farkında olması şart. Her şeyin farkındalıkla başladığını söyleyen Yakupoğlu, herkesin kendiyle ilgili olarak mükemmelliğe ulaşması gerektiğini söylüyor.

Kendine vakit ayırdığı, özel hobileri olduğu, en az gençlik yıllarındaki kadar hayal kurduğu için, diğer liderlerden farklı olduğunu da dile getiriyor:  “Hayatı sadece iş olarak görmeyip, kendime zaman ayırdığım için firma içindeki yürüyüşüm bile değişiyor. Çünkü kendimi mutlu hissediyorum. Çünkü, mutlu olmak için çaba sarf ediyorum. Durum böyle olunca da çalışanlar benim bu elektriğimden etkilenip, pozitif enerji ile doluyorlar.”

Harley Aşkı Kısa Sürdü!
Vedat Yakupoğlu, saksafon dışında başka uğraşlara da yönelmiş. Ancak onlar saksafon kadar uzun ömürlü olmamış. Yakupoğlu, motosiklete nasıl merak saldığını ve bıraktığını şöyle anlatıyor:“Yaş ilerledikçe, iş adamları farkında olmaksızın daha genç görünmek için çaba içine girerler. Ben de kendimi daha genç hissetmek istediğim bir dönemden geçiyordum galiba. Hemen Harley Davidson motor aldım. Aslına bakarsanız pek de hoşuma gitmedi. Çok gürültülü bir araçtı. Hemen Harley Kulüp’e üye oldum. Oradan arkadaşlar aradı, ama hiçbir organizasyona katılamadım. Motor genelde fabrikada kalıyordu. Bir-iki kez şehre motorla gideyim dedim, onda da şoföre “Aman beni arkadan takip et, düşersem hastaneye götürürsün” dedim. Baktım bu böyle olmuyor. Hemen sattım motoru.”

Vedat Yakupoğlu, hayatta her şeyin sıklıkla yenilenmesi gerektiği inancında. Bunun için de, tıpkı Harley Motor ve saksafon gibi, hayatına sürekli yeni uğraşlar sokuyor. Yeni bir kravat aldığında, hemen dolabından eski bir kravatı atıyor. Aynı arabayı üç yıl kullanmıyor. Yeni şeyler keşfetmeyi seven Yakupoğlu “Bundan sonra denizin dibine dalarsam, ya da bir sinema filmi çekmeye çalışırsam hiç şaşırmayın. Hayatın tekrarı yok. Hiçbir şeyi kaçırmak istemiyorum ” diyor.

Buket Güler
bguler@doganburda.com

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER