Capital'e abone olun.
"SİZ, BİZ DİYE AYRIM YAPTILAR"

"Siz, Biz Diye Ayrım Yaptılar"

TÜSİAD Yönetim Kurulu’nda son 5 yıldır yer alan Akkök Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ayça Dinçkök, TÜSİAD’ın ve iş dünyasının son dönemde yaşadığı gelişmelerden rahatsız. TÜSİAD’ın her zaman Türkiye ...

Son Güncelleme: 01.03.2010

TÜSİAD Yönetim Kurulu’nda son 5 yıldır yer alan Akkök Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ayça Dinçkök, TÜSİAD’ın ve iş dünyasının son dönemde yaşadığı gelişmelerden rahatsız. TÜSİAD’ın her zaman Türkiye için doğru olanı söyleyen tarafsız bir kurum olduğunu belirtiyor.  “Tarafsızca doğruları söyleyen bir kurumun nesi eleştirilebilir ki” diye soruyor. Tüm bu gelişmeler ışığında iş dünyasında bir ayrıştırma olduğuna da dikkat çeken Dinçkök, “Bazen TÜSİAD’ın davet edilmediği toplantılar olduğunu görüyorum. Diğer dernek ve sivil toplum kuruluşları davet edilmesine rağmen TÜSİAD neden davet edilmiyor? Böyle bir ayrım yapılabilir mi? Burada genelde yapıldığında ben bir iş insanı olarak bu rahatsızlığı hissediyorum. ‘Siz’, ‘biz’ diye ayrım yaptılar. Ben hepimizi “biz” zannediyordum. Siz ile biz nasıl ayrışıyor?” diyor.

 

hedAyça Dinçkök, iş dünyasında cesur açıklamaları ve çarpıcı saptamalarıyla hep dikkat çeken bir isim oldu. Türkiye’nin dev gruplarından Akkök Holding’in yönetim kurulu üyesi Dinçkök, iş dünyasının en köklü ve güçlü oluşumu TÜSİAD’da aktif bir yönetici olarak ağırlığını hissettirdi. Son iki dönem yani hem Ömer Sabancı hem Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın başkanlığını yürüttüğü yönetim kurullarında yer aldı. Bilgi Toplumu ve Yeni Teknolojiler  komisyonuna başkanlık yaptı.

İş dünyasının merkezinde, gelişmeleri en yakından takip eden ve yaşayanlardan biri olarak Dinçkök, TÜSİAD’ın ve temsil ettiği iş çevrelerinin son yıllarda içinde bulunduğu konumdan pek memnun değil.

Türkiye’de dinamikler hızlı değişirken, TÜSİAD’ın ve başkanlarının her dönem farklı zorluklarla karşı karşıya kaldıklarına dikkat çeken Dinçkök, son yıllarda özellikle hükümetin kuruma yaklaşımından rahatsız. “Bazen TÜSİAD’ın davet edilmediği toplantılar olduğunu görüyorum. Diğer dernek ve sivil toplum kuruluşları davet edilmesine rağmen TÜSİAD neden davet edilmiyor? Böyle bir ayrım yapılabilir mi? Burada genelde baktığınızda ben bir iş insanı olarak bu rahatsızlığı hissediyorum. Siz biz diye bir ayrım yaptılar. Ben hepimizi biz zannediyordum. Sizle biz nasıl ayrışıyor?” diyor.

Bu rahatsızlıklarına karşın Dinçkök’ün ekonomiye bakışı ise olumlu. Siparişlerin arttığını, müşterilerinin hızla çalışmaya başladığını söylüyor. Zorlu geçen 2009’un ardından 2010’un toparlanma yılı olacağını belirtiyor. Türkiye ekonomisinde yıl sonunda yüzde 4,5’lik büyüme bekliyor.

Dinçkök, “Gerçek toparlanmanın yani eskiye dönüşün 2012’yi bulmasını bekliyorum. Çünkü kapasite kullanımlarında hala tam kapasiteye geçmemiş sektörler var” diye konuşuyor.

Akkök Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ayça Dinçkök, iş dünyasını, iş dünyasının en önemli sivil toplum örgütü TÜSİAD’ı ve ekonominin yönünü Capital’e değerlendirdi:

*Geçen dönem TÜSİAD yönetim kurulundaydınız, Arzuhan Yalçındağ döneminde sizce TÜSİAD nasıl bir performans gösterdi?
Arzuhan Hanım, 3 yıl başkanlık yaptı, onun 2 yılında birlikte çalıştık. Ondan önce 3 yıl TÜSİAD’da Ömer Sabancı ile çalıştım. Yani yönetim kurulunda toplam 5 yıl görev yaptım.

Türkiye’de dinamikler hızlı değişiyor. TÜSİAD başkanı ne yazık ki hep şahsi tehlike altına girmiştir. Türkiye adına gönüllü bir görev yaparken, işinden ailesinden ödün verirken, Türkiye’nin doğrularını söylerken, hükümetler her zaman başkanların şahsına saldırmıştır. Eleştirilmek doğal, ancak şahsi saldırıya maruz kalınması tabii ki açıklanabilir bir şey değil.

Halbuki başkan aslında sözcüdür. Elbette ki üyelerin hepsinden fazla ön plandadır, daha çok çalışır, en önde her şeyi daha çok göğüsler ama sonuçta ortaya konan çalışmalar yönetim kurulunun sorumluluğudur. TÜSİAD’da yönetim kurulu patron ve profesyonel yöneticilerden olmak üzere 10 kişiden oluşuyor. Onun için o görüşler herkesin görüşlerini temsil eder.

* Peki geçtiğimiz son 5 yılda TÜSİAD’da görev yapmanın zorlukları nelerdi?
Her dönemin farklı problemleri var. Eski başkanlar anlatıyor, o zamanlar bomba vakaları bile var. Yaşanan durumun biraz devleti yönetenlerin kendi tarzlarıyla alakası olduğunu düşünüyorum. Turgut Özal döneminde, Turgut Bey, Cem Boyner ayrıldığı zaman Osman Boyner’e telefon açıp, “Ters şeyler söylüyordu ama doğru şeyler söylüyordu. Kalsın” demiş. Bu çok güzel bir yaklaşım. Burada savunmaya geçmiyor. O da doğru şeylerin söylendiğinin farkında. Bir de bugünküne bakın…

Bunların hepsi zaten Türkiye’nin toplamı için yapılan görevler. Buna o gözle bakıp değerlendirmek, o değeri vermek lazım. Ancak bazen savunma mı yapılıyor yoksa strateji mi oluşturuluyor, bazı görüşlerde o ayrımı yapamaz durumda oluyorum.

Benim hep dinlediğim hikayeler var. Büyükbabam zamanında hükümet iş insanlarını toplar onların görüşlerini alırmış. Şimdi öyle bir şey yapılmıyor. Belki o zaman iş dünyasında 10 adam varmış, şimdi daha fazla adam var. Ama yine de eşit dağılmış bir grup içinde görüş birliğine varmak mümkün. En azından görüş almak lazım.

* TÜSİAD’a yönelik yanlış bir algı var mı? TÜSİAD’ın rolünü, iş dünyasının bir bölümü ve hükümet yanlış algılıyor, ona göre eleştiriyor olabilir mi?
Tarafsızca doğruyu söyleyen bir kurumun nesi eleştirilebilir?
TÜSİAD hiçbir zaman spesifik bir sektör ya da bir patronun menfaati için konuşmaz ki… TÜSİAD kendisine AB konusunu, demokratikleşmeyi, kadının iş hayatına kazanımını misyon almış bir kuruluş. Bunun dışında komisyonlarda vergi ve girişimcilik gibi birçok konu da çalışılıyor. Aslında TÜSİAD her konuda bir görüş oluşturuyor. Bazen o görüşler bazı üyelere iş açısından pozitif, bazılarına negatif yansıyor. TÜSİAD ise her zaman toplamda bakıyor ve Türkiye için doğru olanı söylüyor.

* TÜSİAD yıllardır var. TÜSİAD’ı yeniden yapılandıralım denildi mi ya da böyle bir ihtiyaç hissedildi mi?
TÜSİAD’ın gündemi Türkiye’nin gündemine göre değişiyor. Ana misyonda bir değişikliğe gerek yok.

* Türkiye’de bir kutuplaşma var. İş dünyasında böyle bir kutuplaşma var mı?
O ayrımı ben bilmiyorum. Öyle bir ayrımı yapmaya benim dilim varmaz. Biz bugüne kadar ayrılmamışız, niye ayrılalım ki? Coğrafik yerimiz belli, halkımızın karışımı belli. Malımız mülkümüz belli. Bunun sizi bizi olmaz. Sayın Başbakan ne dedi? “Ben bana oy verenin de vermeyenin de başbakanıyım.” Ben buna inanmak istiyorum.

“Siz yapın, siz yapmayın” şeklinde bir ayrım yapılıyorsa bu bizi çok rahatsız eder.

* 2009 zor geçti. 2010’a girerken nispeten olumlu beklentiler var. Sizin ekonomik gidişata yönelik beklentileriniz neler?
Biz zaten kendi kendimize devamlı kriz geçiren bir ülkeyiz. Krizlerimiz genelde kendi iç pazarlarımızdan kaynaklanıyor. Fakat bu global bir kriz oldu. Genelde talep daralması olunca Çin üretmeyi, Amerika tüketmeyi kesti. Yerel pazara bağlı krizlerde ihracat yapanlar ayakta kalırdı, bu sefer bizi iç pazarımız kurtardı. 2008’in son 3 ayı çok zor geçti. 2009’un ilk 3 ayı da aynı şekilde zordu.

2010’a ilişkin büyüme beklentimiz yüzde 4,5. Yani hükümetten 1 puan daha yüksek. Enflasyonu yüzde 6 diye düşündük. Yıl sonu dolar kuru 1,60. Tabii en kumar yer o oluyor.

* Bu varsayım içinde IMF var mı? IMF olursa daha hızlı büyürüz diye düşünüyor musunuz?
IMF tabii ki var. Ancak zamanını koyamıyorum. Büyümeyi sonuçta özel sektör yapıyor. IMF’nin olması bizde ülkenin ve ekonominin iyiye gideceğine, istikrara dair bir güven oluşturuyor. Bir de dolar kuruna etkisi var. Doğrusu büyümeyi etkilemeyeceğini düşünüyorum. Zaten 4,5 tutucu bir büyüme. 2008-2009’un toplamındaki küçülmeden sonra o aslında bir toparlanma. Gerçek toparlanmanın yani eskiye dönüşün 2012’yi bulmasını bekliyorum. Çünkü kapasite kullanımlarında hala tam kapasiteye geçmemiş sektörler var.

* 2010 Türkiye’de yatırımların tekrar devreye gireceği bir yıl olacak mı?
Finansman tarafı güçlü olursa olur. Krediler daha bol kepçe verilirse olacaktır. Birtakım yatırımlar özellikle geçen yıl kredilerden dolayı ertelenmiş olabilir. Bu yıl toparlanır diye düşünüyorum.

* 2010’da Türkiye’de ve dünyada risk olarak neyi görüyorsunuz?
Globalde Avrupa ekonomisinin düzelmemesi bizim için büyük bir risk. Yerel açıdan bakıldığında da erken seçim konuşmaları risk içeriyor. Biz aslında muhtemelen gelecek yıl olacak bir seçimi bugünden konuşuyoruz ve bu insanı huzursuz ediyor. Ben gelecek yaz hastalanacağım diye bugünden sokağa çıkmamak gibi bir önlem hissiyatı içine giriyorum. Benim için en büyük risk piyasa istikrarı. Bu bireyler, yatırımcı ve dış yatırımcıyı çok düşündüren bir konu.

* Yabancı yatırımcılarla yakın temas içindesiniz… En çok bu konudan mı şikayetçiler?
Hayır, onlar en çok hukuki altyapıdan şikayetçi. Çünkü bizim hakimlerimiz yeterli değil. Mahkemelerimiz görülmüyor. Ruhsat verilmiyor, izinler geciktiriliyor. Yatırımcının cebinde parası hazırsa yatıracağı ve geri alacağı günü hesap eder. Buradaki her aksama cepten daha fazla para demektir ve yatırımın fizibilitesini doğrudan etkiler. Onun için bu yol ne kadar engebesiz geçerse yatırımcı o kadar önünü görebilir. Şu an öyle bir dönemde yaşıyoruz ki bir belediye gelip size şöyle diyebiliyor, “Şirketinizde diğer partiyi tutan insanları çıkarın, o zaman işinizi yapalım.” Şu an böyle bir dönemde yaşıyoruz.

* Çok sayıda ülkeye ihracat gerçekleştiriyorsunuz. Şu anda ihracat pazarlarınıza baktığınızda oradaki toparlanmayı nasıl yokluyorsunuz?
Amerika daha hızlı toparlandı. Avrupa biraz daha arkadan geliyor. Uzakdoğu ve Ortadoğu iyi. En geride Avrupa kaldı.

" 'Siz'-'Biz' Diye Ayrım Yaptılar"
* Eskiden az sayıda iş örgütü vardı. Şimdi çok var. Güç bölündü, TÜSİAD’ın etkisi azaldı diye bir algı var mı?

Gücü Nasıl Tanımlıyorsunuz?
Hayır, çünkü hepsinin söyleyeceği aynı şeyler. Bunun çeşitlenip çoğalması daha da iyi. Birde gücü nasıl tanımlıyorsunuz? TÜSİAD özel sektörün en büyük bölümünü temsil ediyor. TÜSİAD üyesi olarak Türk sanayisinin geldiği noktayı 70 yıl önceden kurmuş insanlar var. Bu insanlar krizleri, farklı ekonomik düzenleri, değişik hükümetleri yaşamış.

Tüsiad’ın Davet Edilmediği Toplantılar
TÜSİAD’ın ağırlığı ve içinde biriktirdiği değerler oldukça yoğun. Onun için güç kaybettiği yolunda bir his içinde değilim. Ama bu durum biraz hükümetin tavrıyla alakalı diye düşünüyorum. Bazen TÜSİAD’ın davet edilmediği toplantılar olduğunu görüyorum.

Hepimizi Biz Zannediyordum
Diğer dernek ve sivil toplum kuruluşları davet edilmesine rağmen TÜSİAD neden davet edilmiyor? Bilmiyorum. Böyle bir ayrım yapılabilir mi? Burada genelde baktığınızda ben bir iş insanı olarak bu rahatsızlığı hissediyorum. “Siz” “biz” diye bir ayrım yaptılar. Ben hepimizi biz zannediyordum. Sizle biz nasıl ayrışıyor?

Akkök’te 3’üncü Jenerasyonla Gelen Atılım Dönemi

Ciro 2,1 Milyar Dolar Oldu
2009 performansımız bizim bütçemizin üstündeydi. 2009’da ciromuz 2,1 milyar dolar oldu. 2008’in sonunda oluşturduğumuz için çok tutucu bir bütçe yapmıştık.

Yatırımları Ertelemedik
Elimizi yatırımlarımızda çok rahat tuttuk, hiçbir yatırımımızı ertelemedik. Tam tersine en zor zamanlarda yatırım yapmanın her zaman en doğru karar olduğuna inanıyoruz. Çünkü şansın en büyüğü riskle birlikte gelir. Geçen yıl 450 milyon dolar yatırım yaptık.

700 Milyon Dolarlık Yatırım Geliyor
2010’da 700 milyon dolar yatırım yapacağız. Zaten 2000-2009 yılları arasında 1,6 milyar dolar yatırım yapmışız. 2010-2015 arasında 3,5 milyar dolar yatırım yapacağız.

3’üncü Kuşak Dönemi
Biz şu anda grup olarak 2000’den başlayarak çok hızlı bir yatırım sürecine geçtik. Ben bunu üçüncü jenerasyonla birlikte gerçekleştirilen atılımlar olarak düşünüyorum. Ben, kuzenlerim Raif ve Alize ile kardeşim Gamze üçüncü jenerasyon olarak iş başındayız.

“2013’te 4 Milyar Dolar Ciro Yapacağız”

* 2010’u nasıl görüyorsunuz?

2009’un Sıkıntısı 
2010 iyi gidiyor. Buradaki sıkıntı ne oldu? 2009 yılında tabii ki yaptığımız yatırımların maliyetleri bizim tahminimizden daha iyi olabildi. Fakat finansman zorlukları vardı, aynı zorlukları hatta daha zor durumları bizim müşterilerimiz yaşadı. 2009’da ciddi alacak toplama sıkıntısı oldu.

Siparişler Arttı
Ama 2010’da kendini toparlayacak, siparişler arttı. Müşterilerimiz de hızla çalışmaya başladı. Dolayısıyla 2010 yılını ben daha iyi bekliyorum. Toplam grup cirosunda yüzde 17’lik bir artış beklentimiz var.

Kârlılık Ne Zaman Artacak?
Kârımızdaki artışı aslında 2013’ten sonra yaşanacak. 2010 ciro beklentimiz 2,5 milyar dolar. 2013’te 4 milyar dolar ciro yapacağız. Şu an EBITDA’mız  (Earnings before interest, taxes, depreciation and amortization- Faiz, vergi, amortisman ve itfa öncesi kâr) yüzde 11, 2013’te EBITDA’mız yüzde 20’nin üzerine çıkacak ve meyveleri o zaman toplayacağız.

Akkök’de Gelirlerin Yüzde 60’ı Enerjiden

* Gelirlerinizin sektörel dağılımı nedir?
Yüzde 60’ı enerjiden, geri kalanı kimya ve gayrimenkulden geliyor. En son Sedaş’ı aldık. Ciromuzda Sedaş’tan önce kimya yüzde 60 pay sahibiydi şimdi enerji yüzde 60 pay sahibi.

* Bulunduğunuz sektörlerde neler yapıyorsunuz?
Enerjide 3 bin megavata çıkma hedefimiz var. 3 milyar dolarlık yatırım yapmayı hedefliyoruz. Kimyada karbon elyaf yatırımımız var. Karbon elyafla birlikte Türkiye’yi dünyanın 10 karbon elyaf üreten ülkesi içine sokmuş olduk. Özel elyafların cirosunu 2010’da yüzde 50 kadar artırmayı düşünüyoruz. Limancılıkta yatırımımız aldığımız günden itibaren devam ediyor.

* Alışveriş merkezi işiniz var. Akmerkez nasıl gidiyor? Yeni gelen rakiplerden olumsuz etkilendi mi?
Akmerkez’in sabit bir müşterisi var. Elbette zaman içinde müşterisinde azalma oldu. Çünkü aynı daire içinde Metrocity, Kanyon, İstinye Park ve Astoria var. Ancak metrekare başına düşen satış olarak baktığımızda Akmerkez’deki dükkanlar diğer AVM’lere kıyasla daha fazla satış yapıyordur.

* Gayrimenkulde yeni projeler var mı?
2 yeni proje var. Bahçeşehir’de Akkoza projesinde Akbatı AVM ve rezidansı bize ait. Bir de Acıbadem’le Akasya projemiz var. O Akmerkez skalasında bir iş olacak.

* Başka işlere bakıyor musunuz?
Biz kendi işlerimizde ciddi yatırım furyasındayız. İşlerimizi tamamlayan işlere bakıyoruz. Olan işlerimizin etrafında dolanıyoruz, onları geliştirip büyütüyoruz.

Fotoğraf: Gökhan Çelebi

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER