Capital'e abone olun.

Yükselen Yıldızlar

Aslında son dönemde herkesin dikkatini çekmiştir. Türk iş dünyasında önemli bir trendin etkisi hissediliyor. Dev şirketlerin başına, genç nesil genel müdürler geliyor, süper koltuklara 35-40 yaş ar...

Son Güncelleme: 01.03.2002

Aslında son dönemde herkesin dikkatini çekmiştir. Türk iş dünyasında önemli bir trendin etkisi hissediliyor. Dev şirketlerin başına, genç nesil genel müdürler geliyor, süper koltuklara 35-40 yaş arası yöneticiler oturuyor. Dışbank’dan Turkcell’e, Tansaş’dan Pepsi International’e, çok sayıda kurumda aynı eğilim var. İnsan kaynakları yöneticileri, bu gelişmenin gelecekte de etkisini sürdüreceğine inanıyor. İlk işaretler de zaten bu yönde...

 

Son dönemde sessiz, ancak derinden yaşanan bir gelişme, birkaç önemli değişiklikle kendini iyice gösterdi... Turkcell’in genel müdürlüğünü uzun süre yürüten Cüneyt Türktan, şubat ayı içinde görevinden ayrıldı ve yerine Muzaffer Akpınar getirildi. Sektörü iyi tanıyanlar için isim yabancı değildi, ancak iş dünyası için sürpriz oldu. Üstelik çok genç, henüz 40’lı yaşın başında olan bir yönetici idi. İMKB’nin en büyük piyasa değerine sahip şirketinin başına getirilen bu genç, Türkiye’deki yeni nesil yöneticilerin de temsilcisiydi.

 

Aslında sadece Muzaffer Akpınar’la sınırlı değil. İş dünyasındaki yönetici değişiklikleri ve yeni görevlendirmeleri analiz ettiğimizde, benzer bir eğilimin öne çıktığı görülüyor. Bir zamanlar şirketin, üstelik sektöründe öncü şirketlerde genel müdür olmak için, diğer zorunlu kriterlerin yanında, “yaş faktörü” de önemli rol oynardı. 35-40’lı yaşlarda genel müdür bulmak neredeyse olanaksızdı.

 

“Genel müdür” tipini en iyi de Türk sinemasının unutulmaz filmleri ortaya koyardı. Yerli filmlerde, yönetim kurulunun toplantı yaptığı odanın kapısı açıldığında, içerde en genci 60 yaşında olan yöneticilerin, kendilerinden çok daha yaşlı patronun etrafında dizilmiş oldukları görülürdü. Ancak, Türk sineması da son yıllarda yaptığı filmlerde, genç nesile, kadın yöneticilere de yer vermeye başladı.

 

Gerçek hayatta da bu eğilim giderek güçleniyor. 35-40 yaşları arasında ya da 40’ın hemen üzerindeki genç yöneticiler, büyük bir yükseliş içindeler...  Son yıllarda şirketlerin kilit noktalarında, çoğu 40 yaşın da altında genç yöneticiler oturuyor, hayati kararların, başarılı kampanyaların altına imzalarını atıyorlar.

 

İş dünyasında, “Rising Stars” (Yükselen Yıldızlar) olarak nitelendirilen ve yarının yöneticileri diye nitelendirilen bu isimleri Capital bir araya getirdi. Ancak, şunu belirtmekte yarar var ki, bu kriterlere uyan çok sayıda genç yönetici, “yıldız adayı” var. Biz bunlardan 30 kişiyi, danışmanlar, insan kaynakları uzmanları ve sektörlerinin önde gelen yöneticileriyle yaptığımız araştırma sonunda saptadık. Dolayısıyla, bu listede, Türkiye’de öne çıkan 30 “Yükselen Yıldız” var. Bu tabloyu, değerlendirme yaklaşımıyla ele almakta yarar var.

 

Ne zaman başladı?

 

Türkiye’de bu trendi destekleyen gelişmelerin arkasında, şirketin kültürünü almış kişiler arasından geleceğin yöneticilerini yetiştirme düşüncesi var. Örneğin rahmetli Vehbi Koç, buna çok önem vermiş, hatta Türkiye’de öne çıkmasını sağlayanlardan biri olmuştur. Zaten “Hayat Hikayem” adlı kitabında bu konuda şunları söylüyor:

 

“Öyle yöneticilerle karşılaştım ki, işinde parlamış, servet sahibi olmuştur. Bir rakip kuruluştan daha iyi teklif alınca, işi bırakacağını söylemiştir. Böyle ihtimaller karşısında büyük firmalarda yedek eleman bir sigortadır. Avrupa ve Amerikalılar, 60-65 yaşında işten ayrılacaklarını bildiklerinden, yerlerine adam yetiştirmeyi bir görev sayarlar.”

 

Gerçekten de Türkiye’de “yedek” yönetici yetiştirme ya da “kariyer planlama” konusuna öncülüğü Koç Grubu yaptı. Şirketlerine, kendi içinden yetişmiş yöneticileri genel müdür olarak atadı. Ancak, son dönemdeki değişikliğin öncüsü genelde bankacılık sektörü oldu. Sektör, özellikle 1990 sonrasında 35-40 yaş arası gençlere “genel müdürlük” koltuğunu bırakmayı başardı.

 

Özellikle son 5 yılda ülkedeki banka ve finans kuruluşlarının sayısının da artması ile birlikte, doğan işgücü açığı daha üniversite sıralarındaki gençleri çekmeye başladı. Çekirdekten yetişen gençler okuldan çıkar çıkmaz kapışıldı ve hızla yetiştirilerek 30’lu yaşlarında yönetim pozisyonlarında kendilerine yer edindiler.

 

Bankacılık ve finansı bilgi teknolojileri izledi. Türkiye’de neredeyse tüm dünyayla eş zamanlı gelişen bu sektörde de eğitimli gençler köşe başlarını tuttular. Genç şirketler ve dotcom’lar yurtdışında eğitim almış parlak gençlerin ellerinde yaratıldı ve gelişti. Türkiye yeni yüzü ile artık tam bir uluslararası oyuncu haline geldi.

 

Değişimin ilk işaretleri

 

Yeni dönem genç yöneticilerinin pek çok ortak özellikleri bulunuyor. Bu özelliklerine bakıldığında, hepsinin geçmişe göre büyük farklılıklar taşıdıkları rahatlıkla görülebiliyor.

 

Egon Zehnder International İstanbul ofisi yönetim danışmanlarından Murat Yeşildere, yeni nesil yönetici kuşağının, fiziksel ve ruhsal olarak son derece mobil olduğuna dikkat çekiyor.

 

Yeşildere, “Genç yöneticiler uluslararası platformda profesyonel ve sosyal olarak güçlü ilişkiler kurabiliyorlar ve bu ilişkilerini gerek kendi kariyerlerine gerekse de, profesyonel iş hayatlarına yansıtabiliyorlar” diyor. Murat Yeşildere, ayrıca, “kişisel iletişim becerileri konusunda güçlülük”, “dışa dönük olmaları” ve “kendini iyi ifade edebilme” gibi ortak özelliklere de dikkat çekiyor.

 

Genç yöneticilerin daha hızlı karar alabilmeleri de bu değişimin bir diğer nedeni olarak öne çıkıyor. K Partners Danışmanlık şirketinin ortaklarından Orhan Alver, genç yöneticilerin amaçlarını; iş yapmak, başarmak ve kendilerini motive etmek olarak özetliyor. Bu nedenle de onlara sorumluluk verenler günlük sorunlarla ilgilenme gereği duymuyorlar.

 

BT ve perakende farkı

 

Genç kuşak yöneticilere, Türkiye’de son yıllarda oturmaya başlamış olan sektörlerde daha çok rastlanıyor. İşin doğasında dinamizm olunca, yetişmiş gençler BT (Bilgi Teknolojileri), perakende ve bankacılık gibi son dönemin popüler sektörlerinde şans buluyor. Her geçen gün değişen ve gelişen bu sektörlerin hızına ancak gençlerin kolaylıkla ayak uydurabildikleri belirtiliyor.

 

Örneğin Türkiye’nin en önemli holdinglerinden Borusan’ın Teknoloji Grubu’nun başında henüz 30’lu yaşlarında bulunan Burak Gökmen yer alıyor. Dünya devi IBM Avrupa, Ortadoğu ve Afrika sistem satışlarını Eray Yüksek’e devretti. Alkolsüz içecek pazarının en büyük oyuncularından Pepsi’nin Avrupa, Orta ve Güney Afrika Bölgesi pazarlamadan sorumlu başkan yardımcılığını yürüten Okay Eğdirici, henüz 35 yaşında.

 

Türk perakende sektörünün öncülerinden Tansaş, Gima ve Migros’un genel müdürleri de genç kuşaktan geliyor. Özellikle Real genel müdürüyken yıldızı parlayan Servet Topaloğlu, perakende sektörünün son dönemde yetiştirdiği en başarılı isimler arasında gösteriliyor. Şimdi de kariyerine Tansaş’da devam ediyor.

 

Başarının sırrı nerede?

 

Geçmiş yıllarda yaş ve deneyim ile belirlenen başarı kriterleri, 21’inci yüzyılda yerini farklı göstergelere bıraktı. Günümüzde sadece istenen sonucu elde etmek başarılı sayılmak için yeterli olmuyor. PricewaterhouseCoopers insan kaynakları danışmanı Murat Demiroğlu, başarının tanımının, doğru süreçlerle istenilenlerin sürekli ve devamlı elde edilebilir hale gelmesini sağlamak olarak yapıyor. Murat Demiroğlu başarmak ve gerçekleştirmek arasındaki dengeyi de şöyle açıklıyor: “Böyle bir dengede, özellikle belirsizliğin artmakta olduğu günümüzde tanımlanabilir başarı yerini gerçekleştirilenler yoluyla sürekli başarma duygusunun körüklenmesine bırakıyor.”

 

Değişime açık olmak günümüzde vazgeçilmez bir olgu ve genç yöneticiler bunu son derece iyi bir biçimde gerçekleştiriyorlar. Değişime açıklık ve bu değişime uyum sağlayabilmek yeni kuşağın yönetici olabilmesinde en büyük etkenler.

 

Potansiyel yönetici kriterleri

 

Gerek dünyada gerekse Türkiye’de yönetim koltuklarında oturanların yaşları giderek gençleşiyor. Bu bir trend olarak da değerlendirilebilir. Ancak, yönetici olmanın da, yaştan bağımsız olarak farklı kriterleri oluşuyor.

 

Öncelikle günümüzde geçmiş başarılar değil, gelecekteki potansiyel performans önem taşıyor. Dolayısıyla, genç yöneticiler bu anlamda önem kazanıyor. Esnekliğini kaybetmeden ve belli doğrulara göre hareket ederek elede edilen sonuçların devamını sağlayabilecek gençler yönetim kademelerinde tercih ediliyor.

 

Egon Zehnder International İstanbul ofisi yönetim danışmanlarından Murat Yeşildere, şirketlerin, giderek artan bir oranda yatay ve şeffaf yapılanmaya yöneldiklerinin altını çiziyor. Ortaya çıkan matriks organizasyonlarda ise durumsal liderlik ve proje ekiplerinin öne çıktığı gözleniyor. Yeşildere potansiyel yöneticilerin diğer belirleyici kriterlerini ise şöyle özetliyor:

 

“Mevcut yürüttüğü işi yapmayı gerektirecek yetkinliklere sahip olan ve mevcut görevinde iyi performans gösteren yöneticilerin daha fazla sorumluluk alma veya daha farklı konularda sorumluluk alma konusundaki istekleri inceleniyor. Sahip oldukları yetkinliklerle birleştirildiğinde bu kişilerin kurumun geleceği için ne kadar potansiyel vaat ettiklerini de görebilmek mümkün oluyor”.

 

Neden gençler öne çıkıyor?

 

Sosyal ve ekonomik yaşamın teknoloji çağının hızına ayak uydurmaya çalışması, köklü değişimleri de beraberinde getiriyor. Bu dönemde esneklik en önemli artı değer olarak karşımıza çıkıyor. Kuralcı ve geleneklere bağlı yönetici tipinden giderek uzaklaşılmasının bir nedeni de bu oluyor. Bu koşullar altında gerek şirketlerin gerekse yöneticilerin daha esnek, daha yaratıcı ve daha yetkin olmaları gerekiyor.

 

Nicholson International genel müdürü Tanyer Sönmezer, iş dünyasında öne çıkan genç kuşağın yönetici olarak tercih edilmesinde sahip olduğu özgüveni belirleyici bir etken olarak ele alıyor. Bunun yanında, farklı düzeyde çalışabilmeleri sonucunda değişik konu ve pozisyonlarda deneyim kazanabiliyorlar. Bu da onların resmin tümünü daha iyi görebilmelerine yardımcı oluyor. Sönmezer’e göre, günümüz yöneticileri yeri geldiğinde projelerde lider konumda, bir başka zamanda da alt kademelerde yer alabiliyorlar. Bunun sonucunda karşımıza çok yönlü genç yönetici profili çıkıyor. Ayrıca, araştırmacı olmaları, rekabeti sevmeleri ve iyi iletişim kurabilmeleri de genç yöneticilere avantaj sağlıyor.

 

“GENÇLER ERKEN OLGUNLAŞIYOR”

 

Kıvanç Ersöz/E&E Danışmanlık Grup Başkanı

 

NE ZAMAN BAŞLADI? Yöneticilerin gençleşmesi aslında yaklaşık 10 yıldır var olan bir trend. Tamamen ekonominin hızlı büyümesinden ve yeterli yetişmiş yöneticinin bulunmamasından kaynaklanan bir durum. Bana göre, belirli sektörlerde yetişmiş daha yaşlı yöneticiler olmadığı için, gençlere daha fazla iş düşüyor.

 

ÖNE ÇIKAN SEKTÖRLER 1980’li yıllardan sonra gelişen bankacılık sektöründe öne çıkan çok fazla insan var. Ardından bilgi teknolojileri sektörü geliyor. Özellikle son 5 yıldır bu sektörde yaşanan talep patlaması ve arz yetersizliği nedeniyle, pek çok genç insan yöneticilik pozisyonlarına geldiler. Arz-talep dengesinin bozulduğu noktalarda eğitimi yeterli. Ancak, deneyimi eksik kişiler de tercih edilebiliyor ve şirket o kişiyi kendi kültürü içinde yetiştiriyor.

 

OLUMLU YÖNLERİ Yöneticilerin genç olmasının iyi yanı, erken olgunlaşmaları. Ancak, bunun yarattığı bir de sorun var. Bu kişiler genç yaşta yüksek pozisyonlara gelince, kariyer planları altüst oluyor ve kariyer perspektifleri bozuluyor. Günümüz koşullarında başarının en önemli kriterlerinden biri, değişime uyum sağlamak. İnsanların bir şirkete girip 20-25 yıl sonra o şirketten emekli olup ayrılmaları artık geride kaldı.

 

ÖZGÜVENLERİ FAZLA İş dünyasında yaşanan hızlı değişim, son krizde de olduğu gibi, yöneticileri işlerinden edebiliyor. Burada sadece şirketin değil, hayatın getirdiği başarı kriterleri de söz konusu oluyor. Kişinin bu değişime ayak uydurup uyduramaması önem kazanıyor. Eğer bir insan çok başarılıysa ama aynı zamanda stresini kontrol edemiyorsa özgüvenini kaybedebiliyor. Günümüzde genç yaşta belirli yerlere geldikleri için genç kuşakta özgüven fazlalığı göze çarpıyor. İşsiz kaldıklarında da moral çöküntüsü yaşıyorlar. Değişim yönetimi, değişime uyum gibi noktalar öne çıkıyor.

 

“ÇALIŞANLARA SORUMLULUK VERİLMESİ GEREKİYOR”

 

Okay Eğdirici/Pepsi International

 

Okay Eğdirici, son dönemin yükselen yıldızlarından. 1967 doğumlu olan Eğdirici, uluslararası alanda çalışan bir Türk yöneticisi. Pepsi International Türkiye ve Orta Asya’dan sorumlu başkan yardımcılığını yürütüyordu. Kısa bir süre önce Avrupa, Orta ve Güney Afrika Bölgesi pazarlamadan sorumlu başkan yardımcılığı görevine getirildi. Eğdirici, “yeni nesil” yönetici konusunda şu değerlendirmeleri yapıyor:

 

TÜRK ŞİRKETLERİ DEĞİŞMELİ Ben şirketlerin yönetiminde deneyimin ve gençliğin iyi dengelenmesi gerektiğine inanıyorum. İki, üç da bir şirket için tehlikeli olabilir. Türk aile şirketlerini, çok uluslu şirketlerle karşılaştırdığımız zaman, böyle bir gençleştirme ihtiyacı var ama tabii dengenin de korunması gerekiyor. Çok uluslu şirketlerde işe başladığınız günden itibaren çok önemli sorumluluklar alabiliyorsunuz. En önemli fark bu. Çok uluslu şirketlerin çalışma tarzı, insanları genç yaşta büyük sorumluluklara hazırlıyor. Önemli olan da bunu yapabilmek. Aksi takdirde, böyle bir sistemi hayata geçirmediyseniz ve insanlar işe başladıktan kısa süre sonra büyük sorumluluklar almıyorlarsa, zaten daha büyük sorumluluklara da hazır olma ihtimalleri yok.

 

ŞİRKET ÇALIŞANI HAZIRLAMALI Şirketlerin, kariyerlerinin erken zamanlarında çalışanlarını bu tür sorumluklara hazırlamaları lazım. Örneğin ben P&G’de işe başladığım ilk andan itibaren omuzlarımda önemli bir sorumluluk hissettim. Sürekli şirketin kaderine yön verebileceğimi düşündüm. Bu çok önemli bir deneyimdi benim için.

 

Kimi şirketler elemanlarını üniversiten yeni mezun olmuş kişilerden seçip yetiştirmeyi tercih ediyorlar. Kimi şirketler belli bir deneyimi kazanmış elemanlarla çalışmayı tercih ediyorlar. Örneğin Pepsi yetişmiş elemanla ve daha az insanla çalışıyor. Bir çok şeyi kendi bünyesinde yapmaktansa üçüncü partilere daha fazla iş veriyor.

 

“GENÇ YÖNETİCİLERİN YENİ YÜZÜ”

 

Murat Yeşildere/Egon Zehnder International

 

Egon Zehnder International İstanbul ofisi yönetim danışmanlarından Murat Yeşildere genç yöneticilerin özelliklerini özetledi:

 

İNSİYATİF ALIYORLAR Öne çıkan yeni yönetici profilinin bir özelliği, insiyatif alan ve girişimci özelliklere sahip olması. Bu kapsamda artık eskiden olduğu gibi, kariyer boyunca aynı çizgiyi takip eden yöneticilerden ziyade durumsal liderlik (Situational Leadership) ve proje yönetimi konusunda uzmanlaşan, değişik projelerde hem lider hem de takım üyesi rolünü almaya müsait kişiler bulunuyor. Dolayısıyla, öne çıkan iki yeni yetkinlik de girişimcilik ve insiyatif alma becerisi ile takım geliştirme ve liderlik.

 

SONUÇ ODAKLI ÇALIŞIYORLAR Genç kuşak yöneticilerin sonuç odaklı olarak çalışmaya öncelik vermeleri ve iş süreçleri boyunca da önlerine çıkanları sorgulamaktan kaçınmamaları, sürekli gelişimin önemli bir sebebi oluyor. Yeni nesil yöneticiler, attıkları adımların ve verdikleri kararların hesabını vermeye, “meydan okumaya” her zaman açık olurken, benzer yaklaşımları da meslektaşları ve takım üyelerine karşı kendileri gösteriyorlar.

 

YARATICI OLABİLİYORLAR Dünyada zorlaşan ekonomik aktive eskisinden çok daha yaratıcı çözümlerin öne çıkmasını da gerektiriyor. Bu kapsamda ülkemizde de yeni yönetici profilinin artık sadece ticari işbirlikleri veya ortaklıkları değil, hiyerarşik ve organik bağları gerektirmeyen güç birlikteliklerini (alliance) ve bunu sağlayacak pazarlıkları yürütebilecek yetkinliğe de sahip olması ön plana çıkıyor. Yeni nesil yöneticiler gerek kendi sektörlerinde gerekse de ilişkide oldukları diğer sektörlerde çok partili işbirlikteliklerine yapılandırmayı başarabilen ve yaratıcı yapıları yaratabilen kişiler arasından ortaya çıkıyorlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER