Capital'e abone olun.
START UP'LARLA İŞ BİRLİĞİ DÖNEMİ

Start Up'larla iş birliği dönemi

İhsan Elgin’le sohbetimizin devamı şöyle…

Son Güncelleme: 24.04.2017

Nil Dumansızoğlu
ndumansizoglu@capital.com.tr


1920'li yıllarda, bir şirketin dünyanın ilk 500 şirketi arasına girip onun içinde kalması 80 yıldı. Bugün ise bu süre 18 yıla kadar düştü. Şirketlerin ömrünü uzatabilmesi için gerekli olan şey, yeni fikirler geliştirmek ve onları ticari bir ürün haline getirmek. Tabii bu yeni fikirleri hayata geçirmek için de az kaynak kullanarak çok hızlı hareket etmek gerekiyor. İşte bu noktada, kurum içi girişimcilik devreye giriyor. Küçük bütçelerle kısa zamanda pek çok şeyi başarabilen start up’ların yaptığını, koskoca şirketlerin büyük paralarla başaramadığını söyleyen Özyeğin Üniversitesi Entrepreneur In Residence ve Core Strateji Kurucusu İhsan Elgin, “Şirketler, o çevik çalışmayı, hızlı test etmeyi, minimum kaynağı kullanmayı kurum içi girişimcilikte buldu” diyor. 38 şirkete kurum içi girişimcilik konusunda danışmanlık yapan Elgin, gördüğü örneklere dayanarak “Bu işin tam anlamıyla hayata geçmesi için CEO’nun sahiplenmesi gerektiğini” söylüyor. Kurum içi girişimciliğin artık 360 derece ele alındığını da ifade ederek şöyle konuşuyor: “Start up’larla iş birliği de kurum içi girişimciliğin bir parçası oldu. Benim de kişisel olarak odak alanım artık bu ikinci taraf oldu.” İhsan Elgin’le sohbetimizin devamı şöyle…
* Şirketler bir dönem çalışanlarına gitti ve onlardan fikir topladı, inovasyon yaptı. Bugün ise kurum içi girişimcilik konuşuluyor. Fikir toplamadan girişimciliğe geçişi getiren dinamikler nelerdi?
 Kurum içi girişimcilik kavramının ortaya çıkmasının en önemli nedenlerinden biri, inovasyonu çalışabilir hale getirmek. Şirketler, uzun zamandır inovasyon yapıyor, yeni fikirler hayata geçiriyorlar. Bu, ilk etapta bireysel öneri sistemleri, fikir kutuları gibi uygulamalarla başladı. Çalışanların gönderdiği fikirlerden inovasyon çıkması beklendi ama çıkmadı. Sonra şirketler ikinci aşamaya geçerek fikirlerin elle tutulur bir hale gelebilmesi için Ar- Ge departmanlarını kurdu. Bu fikirler geliştirilip buluş haline geldi ancak inovasyona giden ticarileşme aşaması yine gerçekleşmedi. Ticarileşmedeki bu boşluk, dünyadaki birçok şirket tarafından girişimcilik ruhunun kurumlarda olmaması olarak değerlendirildi. İnsanların fikirlerinin toplanmasından, fikir verip kaçmasından daha çok o fikri hayata geçirmek için uğraştığı dönemler başladı.
* Kurum içi girişimcilik, bir şirkette nasıl yeşertilebilir? Dönüşüme nerden başlanmalı?
 Tam anlamıyla hayata geçmesi için CEO’nun sahiplenmesi gerekiyor. İyi şirketlerde CEO’lar, kurum içi girişimciliğin çalışanların inisiyatif alması, fikrini hayata geçirmek için testlerini yapması, bütçelerinin olması gibi anlamlara geldiğini anladı. İkincisi, çalışanın nasıl bir süreçten geçeceğini bilmesi, bu nedenle şirketin odak alanlar belirlemesi gerekiyor. Girişimciliği bir kas gibi düşünmek lazım; bu kas çalışma metotlarıyla harekete geçirilir. Çalışan, hangi konuda fikir üretmesi gerektiğini bildiği zaman iş yürüyor.
* Çalışanlar bu konuda nasıl teşvik ediliyor?
 Şirketten şirkete değişen bir yelpaze var. Geleneksel şirketlerde, hediye çekleri, tatiller ve prim gibi eski usul yöntemler izleniyor. Bu da gerçek girişimci ruhlu bir çalışanda işe yaramıyor. Daha iyi ve bu işe ayak uydurmuş şirketlerde 2 tane paket var. Bir tanesi terfi. Bu konuda daha da ilerlemiş şirketler, yarattığı işin cirosundan çalışana örneğin 2 yıl pay veriyor. Bunun dışında, eğer çalışanın fikri dışarda hayata geçmesi gerekiyorsa ona bir şirket kuruyor, fonluyor ve girişimciye yüzde 5 gibi bir pay veriyor. Dünyadaki iç girişimcilik projelerinin en büyük ödül mekanizması da bu.  
  • 1
  • 2
  • 3

  • Etiketler: ihsan elgin özyeğin üniversitesi startup işbirliği

    İsminiz:

    Yorumunuz:


    FOTO HABER