Aslında herkesin dikkatini çekmiştir. Son dönemde İzmir’de büyük bir hareket yaşanıyor. Yabancı ziyaretçi sayısı artıyor, yeni yatırımlar gerçekleşiyor. Ortaklıklar, yeni havayolu oluşumu, güç birlikleri ve birleşmeler… Capital, bu hareketliliğin resmini çekmek için bir çalışma hazırladı. Yabancı yatırımcıdan yerel işadamlarının planlarına, yeni yatırımlardan yerel yatırımlara, ortaya büyük hareketi gösteren 8 önemli işaret çıktı. İzmirli işadamı ve yöneticileri gelecek için umutlandıran bu 8 önemli gelişmeye, önümüzdeki günlerde yenilerinin de eklenmesi bekleniyor.
1. YABANCI İLGİSİ DEVAM
İzmir’e yönelik yabancı ilgisi son dönemde de devam ediyor. Son birkaç yılda çok sayıda şirket yabancılar tarafından satın alındı. Bunlar arasında ilk akla gelenler şunlar:
-Ağırlıklı hisseleri Akgerman Ailesi ile Gürel Ailesi’ne ait olan Çimentaş, 227 milyon dolara İtalyan Caltagirone Ailesi’ne ait Cementir’e satıldı.
-Danimarkalı Carlsberg Türk Tuborg’u 135 milyon dolara, İngiliz Tesco Kipa’yı 156 milyon dolara satın aldı. Belçikalı Deceuninck, 20 milyon karşılığında Mazhar Zorlu Holding şirketlerinden Ege Profil’e sahip oldu.
-Dünyanın çeşitli ülkelerinde 43 fabrikası bulunan ABD’li ünlü otomotiv tedarikçisi Hayes Lemmerz International, İzmirli jant üreticisi Jantaş’taki ortaklık payını yüzde 60’a çıkardı.
-General Motors (GM) da, İzmir’e yatırım yapan önemli yabancı sermaye grupları arasında yer alıyordu. Ancak, 2000 yılında Avrupa'da hayli sıkıntılı günler geçiren ve 427 milyon euro zarar eden Opel'deki tasarruf tedbirleri çerçevesinde, İzmir'in Torbalı İlçesi'ndeki dev fabrika kapatıldı. Yıllık 10 bin Vectra üretim kapasiteli fabrika, 2001 yılındaki bu operasyonun ardından, 6 milyon dolarlık yatırımla yedek parça deposu haline getirildi. Opel’in İzmir’de yeniden üretime geçmesi konusunda talepte bulunan İzmir işadamlarına GM’den gelen yanıt herkesi şaşırttı. Çünkü, GM yetkilileri, ilk fırsatta İzmir’deki üretimi yeniden başlatmak istediklerini açıklıyordu.
Yunan sermayesinin İzmir aşkı
Yunan sermayesinin İzmir’deki yatırımları da son dönemde hız kazandı. Bu yatırımların ilk adımı, Yunanistan’ın ünlü gruplarından Mihalides’in, Borovalı Ailesi ile 1999 yılında kurduğu Boromik adlı şirket ile atıldı. Buna şimdi yenileri ekleniyor. Kentteki diğer Yunan serayeli şirketler arasında ise Albatros Dış Ticaret, Amiral Dış Ticaret, Asos İç ve Dış Ticaret, Atko Dış Ticaret ve Fioritex Tekstil’i saymak mümkün.
Türkiye’nin ilk misina fabrikasını, İzmir Organize’de, İzmirli Hisar Balıkçılık ile Yunanlı Maroungas firması kuruyor.
Ayrıca, Foça’da yolda 350 ton çipura ve levrek üreten bölgenin önemli balık çiftliklerinden birine sahip olan Elektrosan Deniz Ürünleri şirketi de Yunan Koronıs firması tarafından satın alındı.
2. İZMİR’İN HIZLI ŞİRKETLERİ
ARKAS’IN HIZLI ÇIKIŞTI İzmir’in son dönemde adından en çok söz ettiren şirketi, hiç kuşkusuz Arkas Holding. 1902 yılında Gabriel J. B. Arkas tarafından kurulan ve üçüncü kuşaktan Lucien Arkas’ın 1964 yılında yönetime geçmesiyle önemli atılımlar yapan şirket, uluslararası taşımacılıkta bir ekol olarak kabul ediliyor. Arkas’ın asıl büyük hamlesi ise 2000'li yılların başında Arkas Holding'in kurulmasıyla başladı.
Grubun bugün 32 şirketi ve 3 bin 500 çalışanı var. Filosunda 17 gemisi bulunuyor. Holding’in 2004 yılı cirosu 519 milyon dolar idi. Bu büyümede, 868 bin TEU olan deniz taşımacılığı rakamını 1 milyon 172 bine çıkarması etkili oldu. Kara taşımacılığındaki sevkıyat hacmini 11 bin 082 TIR'la 157 bin 562 tona yükseltti Aynı dönemde, hava taşımacılığında yüzde 15 büyüdü.
Arkas Holding’in son aylarda yoğunlaştığı en önemli gündem maddesi ise İzmir Limanı’nın özelleştirilmesi… Bu amaçla İzmirli işadamlarıyla bir araya gelerek çok ortaklı bir oluşum kurma çalışmalarını sürdüren Arkas Grubu, İzmir limanının en önemli taliplisi konumunda.
ÖZKAN AİLESİ’NE DİKKAT Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın 2004 yılı üretimden satış rakamlarına göre belirlediği “en büyük sanayi kuruluşları” listesinde en iyi çıkış yapanların başında Özkan Demir Çelik geliyor. 2003 yılında listede 26. sıradayken, geçtiğimiz yıl 11 basamak birden yükselerek 15. sıraya yükselen Özkan Demir Çelik Sanayi A.Ş…
İzmir’in başarılı aile şirketlerinden birisi. Profil çelik üretiminde Türkiye’nin önemli kuruluşları arasında yer alıyor. 53 yıl önce baba Kenan Özkan tarafından kuruldu. Üç erkek kardeşin temsil ettiği üçüncü jenerasyon, 1980’li yıllardan itibaren yönetimi üstlenmeye başladı. 40’ı aşkın ülkeye ihracat gerçekleştiren Özkan Demir Çelik’in dış ticaret hacmi 50 milyon dolar.
EGEKOOP’UN BAŞARISI İzmir ekonomisine sıcak para girişi sağlayan ve son dönemde büyük çıkış yapan kuruluşlardan birisi hiç kuşkusuz Ege-Koop.
1984 yılında kurulan ve o tarihten bu yana kentte 15 bine yakın konut yapan bu kooperatifler birliği, her ay ortalama 1 trilyon 200 milyar liralık harcama yapıyor. Kriz dönemlerinde bile projelerine ara vermeyen Ege-Koop, şimdi de Avrupalı emeklilere pazarlamak üzere Seferihisar’da yeni bir proje için çalışıyor.
Ege-Koop Genel Başkanı Hüseyin Aslan, yılda ortalama 15 trilyon liralık harcama yaparak inşaat sektörü ve 200 yan sektöre katkı sağladıklarını söylüyor. Halen 850 işçi çalıştırdıklarını belirten Aslan, “Sektör dibe çökeren biz tavan yapıyoruz” diye konuşuyor.
3. İZMİR HAVAYOLLARI’NIN 1 MİLYON HEDEFİ
İzmir Ticaret Odası’nın öncülüğünde kurulan İzmir Havayolları, aslında İzmirli sanayici ve işadamlarının THY tarifesine tepkisinden doğdu. İzmir’e uçuşlarını azaltan ve dış hatlara direkt seferleri kaldıran THY’ye karşılık “yerel” havayolu şirketini kurma yoluna gittiler. Böylece, kendi ihtiyaçlarına yönelik yurtiçi ve yurtdışı sefer düzenlemeyi planlıyorlar.
Avrupa’nın potansiyel merkezlerine uçmak için 5 orta büyüklükte, yurt içi için de yolcu sayısı daha az olan uçaklar almayı planlayan İzmir Havayolları, bu amaçla Kadanalı uçak şirketi Bombardier ile 10 uçak alımına ilişkin 275 milyon dolarlık bir anlaşma imzaladı. Aktarmasız uçuşlar ile İzmirli yolculara kolaylık sağlayacağı açıklanan İzmir Havayolları’nın bölgedeki hava kargo taşımacılığından önemli bir pay alması planlanıyor.
İzmir Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, dış hatlarda, Londra, Paris, Frankfurt, Münih, Berlin, Hamburg, Moskova, Viyana, Milano, Tel Aviv, Atina, Amsterdam, Düsseldorf, Brüksel ve Zürih’e uçuş düzenleyeceklerini belirtiyor ve “İlk seferimiz Atina’ya olacak” diyor. Demirtaş, iç hatlarda ise İstanbul, Adana, Gaziantep, Trabzon, Antalya, Ankara ve talep gelecek diğer illere uçacaklarını belirtiyor. Demirtaş, “Yılda yaklaşık 8 bin 500 sefer yapmayı, 1 milyon yolcu ve 2 bin ton kargo taşımayı planlıyoruz” diye konuşuyor.
Ekrem Demirtaş, “Pazardan veya rakiplerden pay almak gibi bir ticari amacımız yok. Ege’nin dünya ekonomi merkezleri ile doğrudan ulaşımını sağlamayı hedefliyoruz. Amacımız, bunu, ekonomik ve iyi bir tarzda gerçekleştirebilmek” diyor.
Hazırlanan plana göre, Kanadalı Bombardier firmasından alınacak 3 adet 75 kişilik CRJ 900 ile 2 adet 70 kişilik Q400 Turbo Profits Jet, 2006 yılının Nisan – Mayıs aylarında İHY’ye teslim edilecek. Diğer 5 uçak ise Bombardier tarafından yeni üretilecek olan C Serisi uçaklar olacak. Kısa mesafe uçakları ile Airbus – Boeing tipleri arasında yer alan yaklaşık 130 kişilik bu yeni modellerin denemesi 2008’de başlayacak, teslimatı ise 2010 yılında tamamlanacak.
İzmir Havayolları A.Ş.’nin, aralarında Hüsnü Özyeğin, Gürel Ailesi, Hüseyin Özdilek, Ege Serbest Bölgesi ESBAŞ, Elda İçecek, İşbirliği Holding, TÜRSAB, Dalan Kimya, İdol, İnci Holding ve Ahmet Küçükbay (Orkide Yağları) ile önemli nakliyat firmalarının yer aldığı 100 ortağı bulunuyor.
4. GÖZLER İZMİR LİMANI’NDA
Uzun süredir İzmir iş dünyasının gündeminde olan “limanın özelleştirilmesi” işinin önümüzdeki Kasım ayında sonuçlanacak olması, kentteki sermaye hareketlerine hız kazandırdı. Özellikle Kipa’nın İngiliz Tesco’ya satışından elde ettikleri gelirle yeni yatırım alanları arayan İzmirli sanayici ve işadamları, liman ihalesi için iki ayrı oluşum birden başlattı.
Türkiye’nin ikinci büyük limanı olarak dikkatleri üzerinde toplayan İzmir Limanı'nın özelleştirilmesinde en güçlü adaylardan birisi, Arkas'ın da içinde bulunduğu Egeli sanayici ve işadamlarının oluşturacağı konsorsiyum. Bu çalışmayı, Erdemir ihalesine hazırlanan yerli sanayici ve ihracatçıların oluşturduğu ortak girişim hareketine benzetmek mümkün.
Kipa Yönetim Kurulu Başkanı Şinasi Ertan’ın başı çektiği Alsancak Liman İşletmeleri A.Ş.’nin en büyük destekçisi, şirkette yüzde 25 paya sahip olan Arkas Holding. Alsancak Liman İşletmeleri’nin kuruluşunda Kipa modelini örnek aldıklarını söyleyen Şinasi Ertan, “Kurucu ortaklar, yönetim kurulunu seçme yetkisine sahip olacaklar ve böylece bütün ortaklar arasından farklı seslerin çıkması sağlanacak” diye konuşuyor.
Deniz Ticaret Odası İzmir Şube Başkanı Geza Dologh ise “Bu iş İzmir’de kalmalı” diyor. İzmirlileri liman konusunda birlik beraberlik içinde olmaya çağıran Dologh, “Bugüne kadar bankalarımızı, EGS gibi büyük kuruluşlarımızı kaybettik. Limanımızı da elimizden kaçırmayalım” diye konuşuyor.
TİM’le işbirliği yapan İzmirli bir grup ihracatçının ise İzmir Limanı konusunda Hong Kong merkezli Hutchison Whampoa ile ortaklık görüşmeleri sürüyor. TİM İcra Kurulu Başkan Vekili Eli Alharal, Mersin Limanı ihalesini kaybeden bu dev şirketin, İzmir’e gelmesinin çok büyük bir olasılık olduğunu ve grubun Türkiye yatırımları için önemli bir basamak sayılacağını belirtiyor.
İzmir Limanı için adı geçen diğer yabancı kuruluş Dubai Port. Birçok ülkede liman işletmesi gerçekleştiren ve filosunda 900 geminin yer aldığı Japon sermayeli NYK Grubu da, bir süre önce İzmir Limanı ile ilgilendiğini açıkladı. Firmanın Türkiye acenteliğini yapan Catoni Deniz İşleri A.Ş'nin Genel Müdür Vekili Serdar Ayırtman, “NYK Grubu, başta İzmir Limanı olmak üzere, özelleştirmesi gündemde olan bütün limanlarla ilgileniyor” diye konuşuyor.
Ayrıca Hollandalı Rotterdam Liman İşletmesi ve İngiliz P&O’nun bu limanına uzunca bir süredir ilgi duyduğu biliniyor.
5. EGS’YE DENİZ AŞ FORMÜLÜ
Bir zamanlar İzmir’in ve Ege bölgesinin gururu olarak tüm dünyada konuşulan EGS modeli, TMSF’nin 9 Temmuz 2001 tarihli kararından sonra, yani EGS Bank’ın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na (BDDK) devredilmesiyle çökmüştü. Aradan geçen birkaç yıllık süreçte, EGS görüşmelerinde devletin karşısına “muhatap” olarak çıkan Deniz A.Ş. (Denizli İzmir Giyim Sanayicileri Dış Tic. A.Ş.), TMSF yönetimine sunulan çeşitli protokol tekliflerinden henüz olumlu bir yanıt alamadı.
Bu arada İzmir’deki KOBİ’lere kol kanat gerecek yeni ve etkin bir sektörel dış ticaret sermaye şirketine duyulan ihtiyaç da giderek arttı. Deniz A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Mısırlı, TMSF ile yeni bir protokole imza atılması durumunda, bu ihtiyacın rahatlıkla karşılanabileceğini açıkladı.
1980’lerin sonunda peş peşe ortaya çıkan sektörel dış ticaret şirketlerinin, “ortakları KOBİ’lere ağabeylik etmek, onların ihracatlarını ve pazarlarını geliştirmek” şeklinde özetlenebilecek kuruluş amaçlarından uzaklaştığını hatırlatan Fikret Mısırlı, “EGS dışındaki sektörel dış ticaret şirketleri, bu amaca hizmet etmedi. Zaten EGS de farklı alanlara girince bu yapısını muhafaza edemedi. Aynı durum bugün de geçerli. Sektörel dış ticaret sermaye şirketlerinin bugün yaptıkları şey, ihracattaki yüzde 18’lik KDV’nin KOBİ’lere geri verilişinde komisyon almak ya da kredilendirmek… Yani KOBİ’ler tarafından oluşturulan bir güç, yine KOBİ’lerin kendi öz alacakları olan bir parayı öderken komisyon alıyor. Aslında varlık nedenleri bu değil” dedi.
Bu şirketlerin, sadece KDV’nin geri ödemesinde bir takım imtiyazları olduğu için bu avantajdan yararlandıklarına dikkat çeken Mısırlı, KDV’nin yüzde 8’lere inmesi durumunda ya da nakit iadesinin olduğu bir dönemde, bu şirketler varlıklarını sürdüremeyeceklerini iddia etti. Asıl amacına uygun davranmayan dış ticaret şirketleri yüzünden sektörün ve KOBİ’lerin zarar göreceğini belirten Mısırlı şöyle devam etti:
“Deniz A.Ş. çıkışımız, işte bu sıkıntının ortadan kaldırılmasında bir alternatif olacaktı. Ancak, İzmir’deki çok ortaklı oluşumların yaşadığı olumsuzluklardan dolayı, bu sistemi yeniden tesis etmek zaman alıyor. Çünkü, bu iş güven unsuru. Gerçek anlamda hizmet verecek bir sektörel dış ticaret şirketinin yeniden hayata geçirilmesi imkansız değil, ama zor. Eğer EGS Holding, TMSF ile yeni bir protokole imza atarsa, bu işler hız kazanır. Deniz A.Ş. formülü işte o zaman devreye girer. İpekyolu Serbest Şehri’ne ilişkin dava bizim lehimize sonuçlandı. Protokol bu şirket üzerinde yapılabilirse, daha mantıklı olur. İşte o zaman, KOBİ’lerin özlemini duyduğu güçlü bir sektörel dış ticaret sermaye şirketine sahip olabiliriz. Sektören EGS olayındaki mağduriyetini bir ölçüde telafi edebiliriz.”
6. İzmirli sanayiciler “organize” oluyor
İzmir’de 5’i faal, 2’si inşaat, 4’ü proje ve 5’i de etüt aşamasında olmak üzere toplam 16 organize sanayi bölgesi bulunuyor. Bunlar içinde en büyük ve tek özerk olanı ise İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi (İAOSB)…
İAOSB, kentin kuzeybatısında 7 milyon metrekarelik bir alana kuruldu. Bölgede 318 adet büyük, 177 adet de küçük sanayi parseli yer alıyor. Bu parsellere ilave olarak, bölgenin güneyinde imara açılan yeni sanayi alanında 100 sanayi parseli daha tahsis edildi. Bu parsellerin üretime geçmesiyle bölgedeki tesis sayısı 595’e ulaşacak. Bölgedeki dış ticaret hacmi yılda 2 milyar doların üzerinde. Bölge tesislerinde istihdam edilen işçi sayısı ise 25 bin. Bölge tam kapasite ile faaliyete geçtiğinde 40-50 bin kişinin istihdamının sağlanacağı tahmin ediliyor. İzmir çevresindeki KOBİ’lerin yüzde 6’sını bünyesinde barındıran bölge, toplam İzmir işgücünün de yüzde 2’sini oluşturuyor.
Gıda, tekstil, kağıt ve zeytinyağı sektörlerinin yoğunluklu olarak yer aldığı Tire Organize Sanayi Bölgesinde doluluk oranı yüzde 58’e ulaştı. Aralarında Batıçim, British American Tobacco, ve Güçbirliği Tekstil’in de bulunduğu 23 firma faaliyete başladı. Avusturya firması Mayr-Melnhof Graphia İzmir Kutu Sanayii ve Naturel Food gibi firmaların da içinde bulunduğu 14 kuruluş ise yatırımını sürdürüyor.
Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki firmaların dağılımı içinde ilk sırada makine imalatçıları (yüzde 14) geliyor. Onu sırayla maden, gıda ve tarım ile otomotiv yan sanayii izliyor. Coca Cola, Pepsi, Schneider, Tetrapak, Socotab, Rultrans ve Constar gibi yabancı yatırımcıların yer aldığı bölgenin 650 Milyon dolarlık ithalat hacmi, 950 Milyon dolarlık da ihracat hacmi bulunuyor.
Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı EBSO eski başkanı Atıl Akkan’ın üstlendiği Aliağa Organize Sanayi Bölgesi de, İzmir’in son dönemde öne çıkan merkezlerinden birisi. Üç yatırımcının Eylül ayından itibaren faaliyete geçmesini bekleyen bölgede ODC ve Ersa Döküm olmak üzere yabancı sermayenin ortaklığında iki firma bulunuyor. Bölgenin yatırımcıları arasında NKM Dış Ticaret, Lio Yağ, M.S.A İlaç, Delta Cıvata, Löher ve Öz Cıvata gibi firmalar bulunuyor.
Halen parselasyon çalışmaları devam eden Menemen Plastik Organize Sanayi Bölgesi ise hayli iddialı projeleriyle dikkat çekiyor. Yönetim Kurulu Başkanlığını yine EBSO’nun eski başkanlarından biri olan Salih Esen’in üstlendiği bölgenin en büyük avantajları olarak, güçlü alt yapısı ve plastikçilerin hammadde sağladıkları Petkim’e yakınlığı gösteriliyor. İlk etapta 80-100 fabrikanın faaliyet göstermesi ve 3 bin kişilik istihdam yaratması beklenen bölgenin, üç yıl içinde “sektörün silikon vadisi” haline geleceğini söyleyen Salih Esen, “Sanayicilerimiz yıllardır özlemle bekledikleri bu projeye sahip çıktı. Menemen Plastik Organize Sanayi Bölgesi, İzmir’in kalkınma hamlesine büyük bir ivme kazandıracak” die konuştu.
7. BÜYÜME, VERGİLERDEN DE GÖRÜNÜYOR
İzmirli müteşebbislerin yılardır beklettikleri yatırımlar, Türk ekonomisinde esen olumlu rüzgarlara paralel olarak, yeniden hız kazandı. Uzunca bir süredir kabuğuna çekilen İzmirli sanayici, işadamı ve yatırımcılarının peş peşe kurdukları yeni güçbirliği oluşumları, bu hızlı çıkışın lokomotifi oldu.
Ege Sanayici ve İşadamları Derneği (ESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kasalı, “O yüzden Anadolu’daki gibi yatırıma hızlı yönelme ve hızlı kaçış bizde olmaz” dedi.
İzmir ekonomisindeki hareketliliğin, son dönemde Türkiye ortalamasının çok üzerine çıktığını belirten ESİAD Başkanı şunları söyledi:
“2004 sonunda yayınlanan vergi tabloları, Türkiye’deki oranların yüzde 7-8’lerde gezerken, İzmir’de yüzde 30’un üzerine çıktığını gösteriyor. İstanbul gibi çok büyük bir ekonominin mutlak değer olarak artışı bile İzmir’in gerisinde kaldı. 5-6 yıl öncesine kadar 5-6 milyon dolarlık üretim yapanlar, bugün 50-60 milyon dolarları yakaladı. Kentteki bu büyüme artarak devam edecek. AB sürecinde yabancı sermayenin İzmir’e daha büyük ilgi göstereceğini umuyorum.”
Mehmet Ali Kasalı, “çok ortaklılığın” İzmir’in ticari gelenekleri içinde önemli bir özellik olarak öne çıktığını hatırlataak, Cumhuriyet sonrasındaki oluşumların çoğunda bu özelliğin görüldüğünü belirtti ve “O yüzden (İzmirliler ferdi davranır, hep zeybek oynar) türündeki eleştirileri kabul etmiyorum. Türkiye için çok önemli güçbirliği örnekleri bu kentten çıktı. Yenileri başarılı olursa, önümüzdeki dönemde bu model yeniden popüler olacak ve çığ gibi büyüyecek” dedi.
8. ZİYARETÇİ SAYISI ARTIYOR
Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Taşkın, İzmir’in yurt dışından gelecek müteşebbise ve sermayeye ihtiyaç duyduğunu söylüyor. Uygun iş alanları bulunduğunda, İzmirli sanayicilerin yeni yatırımlara girişebileceğini kaydeden Taşkın, “Örneğin otomotiv sanayinin başarısı ve ihracat potansiyeli, ülkemizi Avrupa, Ortadoğu ve Afrika için üretim ve ihracat üssü yapıyor. Şu anda Türkiye’de bulunmayan otomobil fabrikaları var. Onları İzmir’e çekmenin yollarını arıyoruz” diye konuşuyor
Otomobil fabrikalarının Bursa ve Kocaeli’nde yoğunlaştığını, İzmir’de ise sadece BMC’in bulunduğunu hatırlatan Taşkın şöyle devam etti:
“Örneğin ülkemizde büyük pazarı olan Volkswagen, Türkiye’ye yatırım imkanlarını araştırıyor. Onu İzmir’e kazandırabilirsek, ihracat gücümüz de artar, istihdam olanaklarımız da… İzmir’de teknik açıdan çok iyi yetişmiş, dil bilen kalifiye eleman çok fazla. İzmir’i bu yönüyle pazarlamaya çalışıyoruz.”
Bugüne kadar yurt dışından gelen heyetlerin, İstanbul dışındaki kentlerle fazla ilgilenmediğine de dikkat çeken EBSO Başkanı, “Birçok büyük girişimci sadece İstanbul’u görüp gidiyordu. Ama bu dönem artık kapandı. Şimdi İzmir’e de çok sayıda heyet ve yatırımcı geliyor. Sanayici arkadaşlarımızla bölgemizin tanıtımı konusunda etkin çalışmalar yapıyoruz. Temel hedef de İzmir’i ziyaret eden yabancı delegasyon sayısını artırmak.
Sanıyorum büyük ölçüde bunu başardık. Yurt dışı fuarlara da büyük ağırlık vererek eksiğimizi hızla kapatacağız. Yeterli potansiyeli olan tüm firmalarımızı ihracata yönlendiriyoruz. Çünkü, çok iyi biliyoruz ki, gelişen rekabet ortamında üretim artık konu olmaktan çıktı. Başarıya ulaşmak için pazarlama ve satışta fark yaratılması gerekiyor.”
İZMİRLİ HALA RİSKTEN KAÇINIYOR
Türkiye’nin en büyük konteyner üreticilerinden Med Union Containers’in Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Çolakoğlu’nu kamuoyu, daha çok Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın geçmiş dönem Meclis Başkanı ve TOBB’un geçen dönemki Sanayi Odaları Konsey Başkanı unvanlarıyla tanıdı. Ama Çolakoğlu, İzmir’in yıllardır çok yakından tanıdığı bir isim. O da İzmirli’yi, İzmirli sanayici ve işadamlarını çok iyi tanıyor. İşte size Kemal Çolakoğlu’nun gözüyle İzmir iş dünyası:
“Devletle ilişkimiz sınırlıdır. Ankara’ya sabah gider, akşam döneriz. Risk almayı sevmeyiz. Öyle ki, 10 kuştan 8’ini vuracağımızın garantisi olmadan kolay kolay atış yapmayız. Rantiye geleneğimiz var. Rahatımıza düşkünüz. Bölgemizi fanatikçe sever ve dobra konuşuruz. Bu ikisi belki kötü özellik sayılmaz ama zaman zaman başımızı ağrıtıyorlar. Bir de bizde çekememezlik sendromu var. Sanıyorum bu, İzmir’in çok lider yetiştirmesinden kaynaklanıyor. Bunların arasında tatlı rekabetler olacak elbet.”