Dolar: 1,8320
Euro: 2,3380
Sterlin: 2,8980
İsv. Frank: 1,9490
Altın: 93,8575
İMKB: 56539,64
EKONOMİ
Keşke Daha Önce Asıl İşimize Dönseydik
Ahmet Yiğitbaşı / Yaşar Grubu Yöneticisi  Ahmet Yiğitbaşı, Yaşar Grubu’nun tepe yöneticilerinden… Boya ve kimya grubu başkanlığını yürütüyor. “Yaşar, işe boyayla başladı. Biz...

Ahmet Yiğitbaşı / Yaşar Grubu Yöneticisi  
Ahmet Yiğitbaşı, Yaşar Grubu’nun tepe yöneticilerinden… Boya ve kimya grubu başkanlığını yürütüyor. “Yaşar, işe boyayla başladı. Bizim için çok önemli bir sektör” diye konuşuyor. Bu alanda çok önemli bir büyüme potansiyeli olduğunu söylüyor. Nakit yaratmayan işkollarından çekilip, bu alana önem vereceklerine dikkat çekiyor ve şöyle devam ediyor: “Bizim niyetimiz core business’a dönüş demek yanlış olmaz. Belki biz biraz geç bile kaldık. Daha önce bunu yapsaydık daha da iyi olabilirdi.”  
 
Türkiye’de boya sektörü, 2000 yılında, 400 bin ton dolaylarındaki tüketimle en parlak dönemlerinden birini yaşadı. Ancak 2001 krizi ile birlikte pazar yüzde 35 küçülerek 260 bin tona kadar geriledi. 2002 yılında ise sektör ciddi bir toparlanma sürecine girdi ve tüketim yüzde 27 artarak 330 bin ton seviyelerine yükseldi.  
 
Türkiye’nin önde gelen holdingleri arasında yer alan Yaşar Grubu’nun iş dünyasına girişi boya işiyle oldu. Baba Durmuş Yaşar’ın yarattığı DYO markası Türkiye boya pazarının vazgeçilmez isimleri arasına girdi. Bugün Yaşar Boya ve Kimya Grubu, Yaşar Ailesi’nin damadı Ahmet Yiğitbaşı’na emanet. Yiğitbaşı, “Boya grubunun holding içinde çok önemli bir yeri var. Bildiğiniz gibi Yaşar Topluluğu işe boyayla başladı. Ana iş kolu olarak boya ve gıdada büyümek istiyoruz” diyor. Nakit yaratamayan işkollarından da zaman içinde yavaş yavaş çıkmayı hedeflediklerini belirtiyor. Ege Gübre’yi ve Tuborg’u bu nedenle sattıklarını söyleyen Yiğitbaşı, “Bizim niyetimiz core business’a dönüş demek yanlış olmaz. Belki biz biraz geç bile kaldık. Daha önce bunu yapsaydık daha da iyi olabilirdi” yorumunu yapıyor.  
Yaşar Boya ve Kimya Grubu’nun 2003 yılı toplam net cirosu 230 milyon dolar. Bunun 20 milyon dolarlık kısmı ihracattan geliyor. Ancak Ahmet Yiğitbaşı boyada fazla uzak mesafelere gidilemediği için ihracatın bölgesel kaldığının altını çiziyor. “Boyayı taşıyarak o ülkelerde rekabet edemiyorsunuz” diyor ve ekliyor, “Bu nedenle o ülkelerde yatırım yapmak gerekiyor.”  
 
Ahmet Yiğitbaşı, Capital’e, Yaşar Boya ve Kimya Grubu’nun gelecek planlarını, Türkiye ve dünya boya sektörünü ve Türk tüketicisinin boya tüketim alışkanlıklarını değerlendirdi. Bu söyleşiyi sunuyoruz.  
 
Boya grubunun bugünkü durumundan bahsedebilir misiniz? Kaç şirketiniz var? Cironuz nedir?  
 
Türkiye tüketimi içinde bizim 120 bin tonluk üretimden satışımız var. Bin 500 kişi çalışıyor. 2003 yılı itibariyle tüm boya grubu olarak 230 milyon dolarlık satış hacmimiz var. Boya grubunda 4 şirketimiz var. Amiral gemimiz DYO Boya Fabrikaları. Yasaş ve Bayraklı birleşmesinden sonra 2003 yılı itibariyle 110 milyon dolar net iş hacmine sahip. İnşaat boyaları, mobilya boyaları, metal boyaları gibi ürünleri DYO Boya Fabrikaları’nda üretiyoruz. Daha sonra DYO Sentetik var. Orada oto tamir, OEM, tekstil ve deri boyaları üretimimiz var. Bir de Yaşar BASF ile otomotiv boyaları ile yüzde 50-50 ortaklığımız var. Ayrıca matbaa mürekkeplerinde de varız. 4 ana şirketimiz var.  
 
İşkolu olarak baktığınızda Türkiye’deki tüm sektörlere hitap eden tek grup Yaşar Boya Grubu. İnşaat boyalarından mobilya, deniz, deri ve tekstil boyalarına kadar her alanda varız. Rakiplerimizin hiçbiri bu sektörlerin tümünde bulunmuyor. Kimisi sadece inşaat, kimisi otomotiv sektöründe yer alıyor. Bu da bize pazarda rekabet anlamında bir avantaj sağlıyor.  
 
Şu andaki pazar payınız nedir? Bu payı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce yeterli mi?  
 
İnşaat boyalarında yaklaşık yüzde 25 civarında bir pazar payımız var. Bu tabii sektörden sektöre farklılık gösteriyor. Sanayi boyalarında yüzde 25, oto tamir boyalarında yüzde 35, otomotiv boyalarında yüzde 45, matbaa mürekkeplerinde yüzde 45 pazar payımız var. Aslında baktığınızda Türkiye’de satılan her 3 litre boyanın bir litresi bizim tarafımızdan satılıyor diyebiliriz.  
 
Sektördeki rekabet nasıl şekilleniyor? En önemli oyuncular kimler?  
 
Genel olarak baktığınızda belki 2001-2002 yıllarında çok daha yoğun bir rekabet yaşandı ama 2003 yılında taşlar daha yerine oturdu. İnşaat boyalarında ana oyuncular DYO, Marshall, Caparol, Betek, Polisan ve ÇBS olarak sayılabilir. Otomotiv ve metal boyalarında yine DYO ile birlikte Akzo ve Dupont var.  
 
Boya grubu holding içinde nasıl bir yere ve paya sahip? Holding stratejileri içindeki yeri nedir?  
 
Boya grubunun holding içinde çok önemli bir yeri var. Bildiğiniz gibi Yaşar Topluluğu işe boyayla başladı. Ana iş kolu olarak boya ve gıdada büyümek istiyoruz. Nakit yaratamayan işkollarından da zaman içinde yavaş yavaş çıkmayı hedefliyoruz. Ege Gübre’yi ve Tuborg’u sattık. Bizim niyetimiz core business’a dönüş demek yanlış olmaz. Belki biz biraz geç bile kaldık. Daha önce bunu yapsaydık daha da iyi olabilirdi.  
Boya işi Yaşar Topluluğu’nda aynı zamanda en yüksek katkı payına sahip. Katkı payı oranı diğer iş kollarının 10 puan üzerinde. Dolayısıyla grubun hiçbir zaman bırakmayacak olduğu bir işkolu diyebilirim.  
 
Boya grubunun şu anda nerelerde yatırımları bulunuyor? Yeni yatırım planları var mı?  
 
Boya grubu olarak aslında yatırımlarımızı tamamladık diyebilirim. İnşaat boyalarını tamamen İstanbul’da Gebze’de üretiyoruz. Endüstriyel boyalar Çiğli, otomotiv boyaları da Bornova’daki tesislerimizde üretiliyor. Dolayısıyla üç ana tesiste faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Kapasite açısından bir sorunumuz, herhangi bir yatırım ihtiyacımız yok. Bu bir kaldıraç çünkü herhangi bir harcamanız olmuyor. Mevcut durumda yüzde 30 bir ciro artışı daha sağlayabiliriz. Kapasitelerimizi şu anda yüzde 60 oranında kullanıyoruz. Gideceğimiz yer var.  
 
Yeni bir ürün çıkarılması düşünülüyor mu?  
 
Yeni ürünler olarak baktığımızda 2003 yılında teflon bazlı ürünümüz çıktı. O ürünümüz hakikaten çok tutuldu. Beklentimizin üzerinde gelir elde etti ve performans gösterdi. Onun dışında Sigma ile yapmış olduğumuz bir anlaşma çerçevesinde inşaat boyalarında DYO Lipolin diye yeni bir ürün seti çıkardık. Poliüretan ayakkabı tabanı ve suni deride kullanılan bir ürün var. O ürünü de 2004 yılında piyasaya çıkarıyoruz. Bu yepyeni bir alan. Boya sektöründe rekabet çok yoğun. Bu rekabet içinde pazara yüklendiğinizde fiyatlar ve kârlılık düşüyor. Dolayısıyla herkesin kendi yerini bilmesi gerekiyor. Aşırı hareket gösterenler, çok hızlı bir büyüme içine girenler kaybediyorlar. Çünkü fiyatlar düşüyor.  
Bu anlamda büyümede yeni sektörlere yönelmemiz, açılım yapmamız gerek. Bir süre sonra yurt dışına da gideceğiz. Çünkü yurt içindeki büyüme yeterli bir büyüme getirmiyor. İnşaat sektörü lokomotif ve bu sektörün büyümesi gerekli. 150 milyon dolarlık bir pazar olan inşaat boyalarında bizim de 3 yıl içinde 15 milyon dolarlık bir ciro hedefimiz var. Bunu yine mevcut tesislerde, herhangi bir yatırım yapmadan üretebileceğiz.  
 
Üç ana ürün olarak bunları sayabilirim ama detay olarak pek çok ürün var aslında. Biz bu üç ürünümüzle Türkiye'nin ilk 500 sanayi kuruluşu içine boya şirketlerimizden üçünü de sokmuş olduk. Hem DYO Boya Fabrikaları, hem matbaa mürekkepleri ve hem de Yaşar BASF şirketimiz bu sıralamaya girdi.  
 
Ar-Ge yatırımı yapıyor musunuz?  
 
Elbette yapıyoruz. Daha çok insan kaynağı anlamında bir yatırım oluyor bu. Teknik olarak herhangi bir sıkıntımız yok. Ürünlerimizi kendimiz geliştiriyoruz. Örneğin, teflon boyada Dupont'un hammaddesini kullanıyoruz ama tüm formülasyon bizden. Biz sadece binde birlik bir teflon maddesini kullanıyoruz ama adaptasyonun tümünü biz yapıyoruz.  
 
Hangi pazarlara ihracat yapıyorsunuz?  
 
Boyada çok uzağa gidemediğiniz için ABD, Çin gibi pazarlara girmek çok olanaklı değil. İhracatımız daha bölgesel kalıyor. Doğu Avrupa, Ukrayna, Rusya, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, İran, Ortadoğu ülkeleri, Kuzey Afrika gibi yerlere ihracatımız var.  
Irak ile ilgili ciddi düşüncelerimiz var ama Irak'ın şu anda içinde bulunduğu ortamda maalesef çok fazla hareket etme şansımız yok. Şu anda bağlantılarımız devam ediyor, oradaki şirketlerle görüşüyoruz, Irak'ta daha önceden kurmuş olduğumuz çok iyi ilişkiler var. O pazar açıldığı anda orada ilk biz olacağız.  
 
Bizim Kazakistan'da bir ortak kuruluşumuz var. Şimdi Kazakistan'ın yol çizgi boyalarını bizim vermemiz söz konusu. Türkiye'de yol çizgi boyalarının ihalesini almıştık. Şimdi oranın da benzer ihalelerini almayı umuyoruz. Aslında bölgesel olarak ciddi bir varlığımız var denebilir.  
 
Şu anda izlediğiniz büyüme stratejisinden bahsedebilir misiniz? Geleceğe yönelik stratejileriniz neler olacak?  
 
Önümüzdeki 5 yıl içinde hedefimiz 230 milyon dolar net cirodan 400 milyon dolar net ciroya ulaşmak. Bunun da yüzde 20'sini yurt dışından sağlanan gelirler olarak görüyoruz. 5 yıl sonra yurt dışından 80 milyon dolarlık bir ciro bekliyoruz.  
 
Sektörde konsolidasyon beklentileri var mı? Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Boya grubu olarak satın alma ya da birleşme düşünür müsünüz?  
 
Türkiye'de yerli oyuncular anlamında pazarda taşlar oturmuş durumda. O nedenle yurt içinde ana oyuncular arasında konsolidasyon olacağını tahmin etmiyorum. Ancak daha küçük oyuncularla bir konsolidasyona gidilebilir. Ana oyuncular onları alabilir.  
 
Yurt dışından girişler anlamında baktığınızda da şu anda sektörde bir atıl kapasite var. Bu yeni yatırımları da çok gerekli görmüyoruz, zamansız buluyoruz. 2001 krizinde bizim de bir yatırımımız oldu ama daha sonra bu kapasiteleri doldurmakta zorlanıyorsunuz. Sektörde bu kadar oyuncu varken ve kapasiteyi de yüzde 60 civarında kullanırken yeni yatırımlar ya da yurt dışından giriş beklemiyoruz. Türkiye'de olabilecek herkes var zaten.  
 
Tek başına kimsenin gelmesini beklemiyoruz ama mevcut ana oyuncularla ortaklık kurulabilir. Tabii bu yakın zamanda olacak bir şey değil. Ancak biz her zaman için, en fazla yüzde 50-50 olmak üzere, stratejik ortaklıklara açığız. Bunu da Yaşar BASF'da gösterdik. Bununla birlikte biz şu anda Renault'da ve Mercedes'te tek, Ford'da ise lider tedarikçiyiz. Otomotivde yüzde 45 gibi ciddi bir pazar payımız var.  
 
Türkiye’de boya pazarının potansiyeli nedir? Boya kullanımı nasıl artırılabilir?  
 
Boya pazarının potansiyelini artırmak için sektör olarak faaliyet gösteriyoruz. 2003 yılı haziran ayında 11 kurucu üyeyle Boya Sanayicileri Derneği'ni (BOSAD) kurduk. Şu anda 30'un üzerinde üyemiz var. Biz Türkiye'de ciddi bir potansiyel olduğuna inanıyoruz. Ancak, burada hükümet politikaları çok önemli. İnşaat sektöründe en ufak bir kıpırdanma tüketimi de artıracaktır. Dolayısıyla, önümüzdeki 5 yıl içinde en azından kişi başına 9 litre boya tüketen Yunanistan'ı yakalamamız gerek. Bizim de BOSAD olarak hedefimiz bu.  
 
Türkiye'de kayıt dışı ekonomi çok fazla. Boya sanayinde daha kaliteli boya tüketimini özendirmek, boyanın koruyucu özelliğini ön plana çıkarmak gerekiyor. Türkiye'de herkes evini baharda boyar. Ama ben ne zaman Yunanistan'a gitsem eylül-ekim ayında harıl harıl boyama faaliyetleri başlıyor. Çünkü kışa hazırlanıyorlar. Dış cepheler boyanıyor, içeride rutubete karşı koruyucu önlemler alınıyor. Türkiye'de bu yok. Dolayısıyla biz BOSAD olarak boyanın koruyucu özelliğini de vurgulamak istiyoruz. Hedef elbette tüketimi özendirmek ve artırmak. Çünkü bir ülkenin kültürel yapısı ve zenginliği bu şekilde belli oluyor.  
 
Boya pazarında rekabet gelecekte nasıl şekillenecek? Yerli ya da yabancı yeni oyuncu girişleri bekleniyor mu? Olursa, bu durum rekabeti nasıl etkiler? Hangi yabancı oyuncular gelebilir?  
 
Dünyanın en büyük inşaat boyaları üreticisi olan Sherwin-Williams Türkiye’de yer almıyor henüz. Ancak ABD’li bu şirket, Avrupa’da da yok. Bu nedenle Türkiye’ye başka ciddi bir giriş beklemiyoruz. Zaten yeni bir oyuncunun girdiği zaman çarpacağı çok duvar var. Ancak var olan oyunculardan biriyle girebilir.  
 
Şu anda boya sektöründe yatırıma açık ürün ya da alanlar hangileri? Bu alan ya da ürünlerde ne gibi eksiklikler ve potansiyel var?  
 
Şu aşamada tabii bizim 2004 yılı planlarımız içinde var olan ürünler bunları kapsıyor. Bu nedenle onlarla ilgili yorumda bulunmayayım. Ama evet yeni alanlar var. Yatırım yapmak gerekmiyor. Boya sektörü çok ilginç bir sektör. Bu tamamen bir formülasyon ve yaratıcılık olayı. Ar-Ge farkı oluyor. Farklı formüller kullanarak o ürünü aynı yerde üretiyorsunuz.  
Tabii bu demek değil ki her yerde aynı. Gebze'de daha çok su bazlı üretim varken Çiğli'de solvent bazlı üretim var. Tabii teknolojiler giderek gelişiyor. Çiğli tamamen otomasyon üzerinedir. Bornova ise daha yarı otomatiktir. Prosesten prosese de fark ediyor ve bu da artı değer katıyor.  
 
Şu anda bizim Çiğli'de 35 bin ton kapasiteli bir reçine üretim tesisimiz var. Türkiye'de tektir. Biz o tesisi açtıktan sonra inşaat boyalarındaki boya kalitemiz de arttı. Dolayısıyla orada boyanın hammaddesini de biz kendimiz üretiyoruz. Ama bunu herkes yapamıyor ve dışarıdan satın alıyor. Kendinizin üretmesi size rekabette bir avantaj sağlayabiliyor. Ayrıca kalitenizi istediğiniz gibi dengeleyebiliyorsunuz.  
 
Türkiye’de boya tüketim alışkanlığının analizini yapabilir misiniz? Genellikle nasıl bir profil izliyor?  
 
Boya tüketimi genelde ev hanımları tarafından yönlendiriliyor. Türkiye'de korumadan çok bakıma yönelik boyalar kullanılıyor. Boyaya hala ustalar karar veriyor. Boya tüketiminin artması biraz da hane halkının eğitilmesine ve bilinçlenmesine bağlı. Bu anlamda biz kadınların anahtar rolde olduğunu düşünüyoruz. Bunun için çalışmalarımız var.  
 
ABD ve Avrupa’da kişi başına düşen boya tüketiminin bu kadar yüksek olmasının bir nedeni de evin hanımının da eline ruloyu alıp boyamaya başlayabilmesi. Bizde asla öyle bir şey göremezsiniz. Bizim Rusya’daki televizyon reklamlarımızda bir erkek ve kadın birlikte ruloyla boya yapıyorlar. Ama Türkiye’de böyle bir alışkanlık yok.  
 
Sektörde ürün çeşitlendirmesine gidilmesi gerekiyor mu? Nasıl bir çeşitlendirme olmalı?  
 
Aslında sürekli yeni ürünler geliştiriliyor. Ürün çeşitlendirmesi elbette ki gerekli. İç cephelerde sağlığı öne çıkaran, silinebilir olan, dış cephelerde koruyucu özelliğe sahip ürünlere ihtiyaç var.  
 
Boyada teknoloji sürekli değişiyor, yeni ürünler ortaya çıkıyor. Burada trend ne yöne doğru gelişiyor? Hangi tür boyalar ön plana çıkıyor?  
 
Genel olarak çevreye duyarlı, su bazlı ürünlere doğru bir yöneliş var. Bu tüm dünyada da böyle. Geçmişte solvent bazlıların tüketimi yüzde 60’lardayken bugün su bazlıların tüketimi yüzde 60’lara çıktı. Biz su bazlı ürünlere kayma eğilimini kendi ürünlerimizde de görüyoruz.  
Solvent ve su bazlı boyalar kullanım yerlerine göre farklılık gösterebiliyor. İnşaat boyalarında, iç cephelerde giderek daha fazla su bazlı boya kullanılıyor.  
 
Boyada kategorilere göre nasıl bir potansiyel var? Analiz edebilir misiniz?  
 
Endüstriyel boyalarda ciddi bir büyüme potansiyeli var. Hızlı büyümeyi endüstriyel boyalarda görüyoruz. Bu potansiyel de Türkiye’nin ihracatıyla doğru orantılı. Örneğin, otomotiv boyalarının satışlarında tonajda yüzde 40-45 civarında artış sağladık.  
 
Metal boyalarında, beyaz eşya ve televizyon çerçeve boyaları yapıyoruz. Televizyon satışları ve ihracatı arttıkça sizin de payınız artıyor. İnşaat boyalarındaki yavaş büyümeyi diğer alanlarla kapatıyoruz.  
 
Her ne kadar çok fazla yeni inşaat yoksa da ertelenmiş olan pek çok ev inşaatı var. Bu anlamda da ciddi bir potansiyel var. 2001’deki krizden beri sektör hala bir iyileşme süreci yaşıyor. İnsanların parası var belki ama onun tüketime gitmesi başlamadı henüz. Dolayısıyla inşaat boyalarında bugün satılanın yaklaşık yüzde 30 üzerinde bir satış gerçekleşebilir aslında. Böyle bir potansiyel hala bekliyor.  
 
Boyada en hızlı hangi kategori gelişiyor peki?  
 
Bu yıllara göre değişiyor ama 2003 yılında en hızlı gelişen, otomotiv boyası oldu. Daha sonra endüstriyel boyalar dediğimiz metal ve mobilya boyaları geldi. Son olarak da inşaat boyaları var. Bizim de içinde bulunduğumuz matbaa boyaları ise daha durağan bir konumda.  
 
Sektörün ihracat potansiyeli nedir?  
 
Sektörün ihracat potansiyeli, çevre ülkelerdeki yerel üretimlerin giderek artması ve yerel üreticilerin giderek güçlenmesi nedeniyle kayboluyor. Beyaz eşya, televizyon gibi ilerlemiyor. Özellikle su bazlı boyalarda gerçekten su taşımanız gerekiyor. İstanbul’dan gemilere su yükleniyor. Bu nedenle bizim Bornova’da “pigment pasta” diye bir üretim tesisimiz var. Burada da yaklaşık 2 bin tonluk bir üretim kapasitemiz var ve Türkiye’de tek. Pasta boyanın özü demek. Boyanın özünü üretiyoruz ve daha sonra bunu su ya da solventle karıştırdığımızda boya çıkıyor. İhracatta da bu pastanın ihracatı öne çıkıyor.  
 
“BOYADA HERKES LİDERİM DER”  
 
Boya sektöründe oyuncular nasıl sıralanıyor? Sizin yeriniz nedir? Bu konuda herkes ben liderim diyor. Bu nasıl oluyor?  
 
Herkes ben liderim diyebilir. Çünkü, pazar paylarındaki farklar çok küçük. Bu iç cephelerde, dış cephelerde fark ediyor. Neyi neye kattığınıza bağlı. Dolayısıyla, sektörde uzak arayla liderim diyecek bir firma yoktur. Bu nedenle pek çok firma kendisini lider olarak görebilir. Arada yüzde 1-2'lik farklar var. 4-5 ana oyuncu zaten sektörün yüzde 80'ini elinde bulunduruyor. Bu da pazar payları yüzde 20'ler civarında, artı-eksi oynuyor demektir. Biz de DYO olarak kendimizi lider görüyoruz. DYO ile birlikte Marshall, Caparol ve Polisan olarak ana oyuncuları sayabilirim.  
 
“2000 YILI DÜZEYİNİ, ANCAK 2005’DE YAKALARIZ”  
 
Dünyada ve Türkiye’de boya sektörünün profilini çizer misiniz? Boya pazarının mevcut durumu nedir?  
 
Dünya boya pazarı 55 milyar dolarlık bir pazar. Ortalama kişi başına tüketim Avrupa’da 18, ABD’de 20 litre. Yunanistan’da bile bu tüketim 9 litre civarında. Ancak Türkiye’de 4,5-5 litre arasında gerçekleşiyor. Son derece küçük bir rakam.  
 
Türkiye pazarına baktığımızda, 2000 yılında toplam boya tüketimi 400 bin ton civarındayken 2001’de yaşanan krizin ardından yaklaşık yüzde 35 küçülme oldu. Dolayısıyla 260 bin tona doğru düştü. 2002’de ciddi bir toparlanma ve yüzde 27 civarında bir büyüme oldu. 330 bin tona ulaşıldı. Boyadaki büyüme inşaat sektörü endeksli. İşin yüzde 50’sinde inşaat boyaları hep sürükleyici oluyor. İnşaat pazarındaki bir daralma diğer pazarları, özellikle mobilyayı da doğrudan etkiliyor.  
 
2003 yılına baktığımızda toplam büyüme yüzde 6 civarında gerçekleşti. 2003’te inşaat pazarında bir daralma yaşanmış olması nedeniyle büyüme az oldu. 330 bin tonlardan 350 bin tonlara geldi. Dolayısıyla sektör olarak 2000 yılındaki 400 bin tonları yakalamakta zorlanıyoruz. 2004 yılında da 370 bin tona çıkacağını tahmin ediyorum. 2000 yılının rakamını ancak 2005’te yakalayabiliriz diye düşünüyorum.  
 
2003 yılı için 350 bin ton yaklaşık 650 milyon dolarlık bir değer ifade ediyor. Dolayısıyla dünya boya pazarıyla Türkiye’yi karşılaştırdığınızda Türkiye’nin daha katedecek çok mesafesi var.  
 
“ASIL BÜYÜMEYİ YURT DIŞINDA HEDEFLİYORUZ”  
 
Boya Grubu’nun gelecek planlarından bahsedebilir misiniz? Hedefleriniz neler?  
 
Yeni Ürünler Var  
 
2004 yılı için çok yeni ürünler tasarlıyoruz. Onları şimdi söyleyemem ama ciddi anlamda yeni ürünlerle geliyoruz. Ancak biz asıl büyümeyi yurtdışında hedefliyoruz. Çünkü Türkiye'nin boya ihracatı hiçbir zaman 90-100 milyon doları geçmedi. Son 10 yıldır bu böyle gidiyor.  
 
İhracat Yeterli Değil  
 
Su bazlı ürünlere giderek daha fazla ağırlık veriliyor. Boyayı taşıyarak o ülkelerde rekabet edemiyorsunuz. Bu nedenle o ülkelerde yatırım yapmak gerekiyor. İhracat yaparak belirli bir ciroya ulaşıyorsunuz. Bizim şu anda Rusya'da 6, Romanya'da 5 milyon dolar ciromuz var. İhracatla bu rakamların daha fazla üzerine çıkamıyorsunuz.  
 
Dyo Markası Biliniyor  
 
Belirli bir hacme geldikten sonra pazara penetre olmuş oluyorsunuz. Pazar penetrasyonunu ve bayi organizasyonunu kurduktan sonra artık diyorsunuz ki markam da oturdu. DYO özellikle Romanya ve Güney Rusya'da çok bilinen bir marka. Televizyon ve basın reklamlarımız var. Romanya'da biz yaklaşık 8 aydır üretimdeyiz. 2004 yılında orada yerel üretimden gelen 5 milyon dolarlık bir ciro hedefimiz var.  
 
Mısır’da Ortaklık Kurduk  
 
Romanya, Rusya ve Mısır'ı bir üçlü sacayağı olarak düşünebilirsiniz. 2004 sonunda Rusya'daki bir yatırımımızı da devreye sokacağız. Mısır daha riskli bir pazar olduğu için daha farklı bir sistemle gittik. Orada yerel bir ortakla yüzde 50-50 bir şirket kuruyoruz. Daha az bir yatırım yapacağız. Üretimi DYO markasıyla ortağımızın tesislerinde yapacağız. Tüm bunlarla markamızı bu bölgelerde yaygınlaştırma olanağına sahip oluyoruz.  
 
“TÜKETİMİ ARTIRMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”  
 
Dyo Kervanı Geziyor  
 
Biz tüketimi artırabilmek için DYO Kervanı adlı bir hareket başlattık. Gezici bir aracımız var, şimdi bir yenisini daha alacağız. Bu gezici aracımızla 2003 yılı içinde yaklaşık 2 milyon hane halkına ulaştık. Aracımızın kapakları açılıyor, gidilen yerlerde herkesi toplayıp demostrasyon yapıyorlar. Tüketiciyi bilinçlendirme ve markanızı yaygınlaştırma çalışması diyebilirim. Bu çalışma özellikle küçük şehirlerde dikkat çekti.  
 
Belediyelerle Projeler Var  
 
Ayrıca büyük şehirlerle başlattığımız bir proje var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile “Evimiz İstanbul Kadar Güzel” projemiz var. Burada Fatih, Eminönü, Üsküdar, Kartal, Beyoğlu gibi ilçelerde dönemin başkanının da katıldığı seremoniler düzenledik. Şimdi Bursa’da yapıyoruz. Bu projeler de boya tüketimini artırmaya ve halkı daha fazla bilinçlendirmeye yönelik çalışmalar.  
 
Televizyon Yeterli Değil  
 
Televizyon elbette önemli bir mecra ancak boyada gıdadaki kadar etkili değil. Marka bilinirliği olarak DYO bir numara. Bunda elbette televizyon reklamlarının etkisi çok büyük. Ama örneğin Pınar’ın kaymaklı yoğurdunun reklamını yaptığınızda satışlarının hemen arttığını görüyorsunuz. Televizyonda boya reklamını yaptığınızda ise satışları hemen artmıyor.  






Haber : Capital Online / 01 Haziran 2004 Salı
YORUMLAR (0)
Haber'e ait yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapın.

Yorum ekleyebilirsiniz!
Kayıtlı isminizin görüntülenmesini istiyorsanız, yorumunuzu yazmadan önce üye girişi yapınız.

Kulis

Bu Blog'a ait yazı bulunmamaktadır.

Para & Borsa

Bu Blog'a ait yazı bulunmamaktadır.

Emlak

Bu Blog'a ait yazı bulunmamaktadır.

İş Dünyası

Bu Blog'a ait yazı bulunmamaktadır.
Sizce 2011 'de ekonomide iyileşme görülecek mi?
İş kitapları özetleri +TÜMÜ

Hoop!

Amerika'yı şekillendiren 20 fiyaskodan hayat dersleri
Otomotivdeki Gizli Şampiyon
Allah yollarını açık etsin.
Misafir tarafından gönderildi
İspanya Pazarı Onlardan Sorulur
TEBRİKLER GERCEKTEN DOĞRU İLETİŞİMİN NASIL YAPILDIĞINI BİZE GÖSTERİYOR.
Misafir tarafından gönderildi
En büyük şansım
Portföyler yenileniyor
Sıralamayı önemsemiyorum
Ne kadar global?
Yeni alımlar peşindeyiz

Dergi içeriğini görmek için tıklayın...
>> EKONOMİ
>> İŞ DÜNYASI
>> SEKTÖRLER
>> PİYASALAR
>> KOBİ
>> MORTGAGE
>> FİNANS
>> YÖNETİM
>> İLLER


CEO'ların en keyifli kent önerileri
İş insanlarının kentlere dair en keyifli seyahat önerileri...

İronik haberleri biriktiriyorum
TNT Express'in Genel Müdürü Turgut Yıldız ile hobilerini konuştuk...

Neşeli tekneci
"Deniz olmadan yaşayamam"
Bu yıl yapılmakta olan yeni halka arzlar borsada yatırımcı sayısını artırır mı?



Anadolu'nun yıldızları
Devamı için Tıklayın
"İzmir'e yön verenler" ödüllerine kavuştu
Devamı için Tıklayın
Başarıya Yürüyenler yarışıyor
Devamı için Tıklayın
Genç Aslanlar için geri sayım başladı
Devamı için Tıklayın
Başarıya yürüyenler yarışması başlıyor!
Devamı için Tıklayın
En başarılı emlak yatırımları
Devamı için Tıklayın
Ekonominin geleceği masaya yatırıldı
Devamı için Tıklayın
CFO'lar dış kaynağı konuştu
Devamı için Tıklayın
Türkiye'nin en büyükleri ödüllerini aldı
Devamı için Tıklayın
"Anadolu500" Ödülleri sahiplerini buldu
Devamı için Tıklayın
Girişimci gençler yarıştı
Devamı için Tıklayın
Trabzon'da "Biz bize sohbetler"
Devamı için Tıklayın
Kadın liderler ekonomiyi değerlendirdi
Devamı için Tıklayın
VOB şampiyonları ödüllerini aldı
Devamı için Tıklayın
CEO club perakende devlerini ağırladı
Devamı için Tıklayın
Girişimcilik haftası çıtayı yükseltti
Devamı için Tıklayın
Yarının yönetim kurulu üyeleri için workshop
Devamı için Tıklayın
Sürdürülebilir şehir yolculuğu
Devamı için Tıklayın
İzmir'e yatırım sözü
Devamı için Tıklayın
Biz bize sohbetler Eskişehir'de gerçekleşti
Devamı için Tıklayın
Yarışma sanal VOB piyasası gerçek
Devamı için Tıklayın
Bu kez üniversiteli girişimciler yarışıyor
Devamı için Tıklayın
CEO'lar sahnede
Devamı için Tıklayın
En başarılı turizmciler ödüllendirildi
Devamı için Tıklayın
CEO'lar buluştu
Devamı için Tıklayın
Tenis dünyasının gözü İstanbul'da
Devamı için Tıklayın
CEO'lar "Yeni normalde rekabeti"konuştu
Devamı için Tıklayın
Emlak Oscar'ı geliyor
Devamı için Tıklayın
Anadolu'nun en etkili iş insanları
Devamı için Tıklayın
Kobi'ler Antalya'da Ergun Özen'i ağırladı
Devamı için Tıklayın
En Beğenilenler ödüllerine kavuştu
Devamı için Tıklayın
"Yılın İş İnsanları"nın Ödül gecesi
Devamı için Tıklayın
Anadolu Markaları’nda 5. Durak Konya oldu
Devamı için Tıklayın
Global kobi Bursa’da toplandı
Devamı için Tıklayın
Hugo Boss'un CEO'sunu perakendeciler ağırladı
Devamı için Tıklayın
Anadolu'da marka yarışı başladı
Devamı için Tıklayın
Antep gelecek için toplandı
Devamı için Tıklayın
Başarıya Yürüyenler'de karar anı
Devamı için Tıklayın
CEO Club gelecek 10 yılı tartıştı
Devamı için Tıklayın
Anadolu Markaları yarışıyor
Devamı için Tıklayın
Büyük yarışta finale doğru
Devamı için Tıklayın
Capital 500'ün ödül gecesi
Devamı için Tıklayın
Anadolu 500'ün en büyükleri ödüllerini aldı
Devamı için Tıklayın
En etkili 50 iş insanı aranıyor
Devamı için Tıklayın
Chip en iyileri ödüllendirdi
Devamı için Tıklayın
Anadolu markaraları yarışması başladı
Devamı için Tıklayın
Başarıya yürüyenler yarışıyor
Devamı için Tıklayın
Capital dev CEO'ları ağırladı
Devamı için Tıklayın
Başarıya yürüyenler başlıyor
Devamı için Tıklayın
'Ceo club'da enerji konuşuldu
Devamı için Tıklayın
Mango'nun yaratıcısından Ceo'lara tavsiyeler
Devamı için Tıklayın
Global kobi Gaziantep'teydi
Devamı için Tıklayın
CEO'lar Godiva'nın öyküsünü dinledi
Devamı için Tıklayın
İş dünyası sinemada buluştu
Devamı için Tıklayın
CEO'lar 'fazla mesai'ye kaldı
Devamı için Tıklayın
Perakendenin liderleri buluştu
Devamı için Tıklayın
Asım Kocabıyık'tan CEO'lara yönetim dersi.
Devamı için Tıklayın
KOBİ'lerin e-dönüşümü Adana'dan başlıyor!
Devamı için Tıklayın
Sanal VOB'da ödül töreni
Devamı için Tıklayın
CEO CLUB ÜYELERİ BAKANLA BULUŞTU
Devamı için Tıklayın
En başarılı “gençler” ödüllendirildi
Devamı için Tıklayın
“Yılın iş insanları” ödüllerini aldı
Devamı için Tıklayın
100. YIL HESAPLARI
Devamı için Tıklayın
GELECEĞİNİ EDUCATURK’LE KAZAN
Devamı için Tıklayın
YATINIZ İÇİN DE YER VAR
Devamı için Tıklayın
ROCK’N DARK YOLA ÇIKTI
Devamı için Tıklayın
GLOBAL KOBİ ERZiNCAN’DA TOPLANDI
Devamı için Tıklayın
ALİ TARAN’DAN, “VESTEL’İN ROBOTU ARÇELİK’İN ÇELİK’İNİ YENER” YORUMU!
Devamı için Tıklayın
Son dönemece girildi
Devamı için Tıklayın
Club'a davet
Devamı için Tıklayın
Global KOBİ Kayseri'nin nabzını tuttu
Devamı için Tıklayın
“Konut almak için en iyi dönemdeyiz”
Devamı için Tıklayın
Kriz nedeniyle yönünü yurtdışına çevirdi
Devamı için Tıklayın
Global KOBİ platformu Denizli'deydi
Devamı için Tıklayın
İzmir buluşması umut verdi
Devamı için Tıklayın




Bizden haberdar olmak için.

E-posta adresiniz


Gelecek için akıllı çözümler
Ağlarla birbirine bağlı, aktif ve mobil!

Harekette esneklik
Otomobil 2050 yılında hala bizimle birlikte olacak ama sadece birçok ulaşım şeklinden birisi olarak...

Kendi treninizi yapın
Metro ve tramvaylar kentsel trafik sıkışıklığının azaltılmasında çok önemli bir rol oynuyor.