Capital'e abone olun.
HEDEFTEKİ OBİ'LER

Hedefteki OBİ'ler

OBİ’ler Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip. Ciroları büyük ölçekli sınıfına giremeyecek kadar düşükse de marka değeri ve pazar payında büyüklerle yarışıyorlar. Son dönemde bankaların ...

Son Güncelleme: 01.05.2004

OBİ’ler Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip. Ciroları büyük ölçekli sınıfına giremeyecek kadar düşükse de marka değeri ve pazar payında büyüklerle yarışıyorlar. Son dönemde bankaların da gözdeleri arasındalar. Dışbank Genel Müdür Yardımcısı Bülent Nur Özkan, OBİ’ler için “Pazardaki konumları, iş yapış biçimleri ve müşteri profili açısından büyüme büyümeye daha yakın yapılar” yorumunu yapıyor. Capital, Türkiye’nin önde gelen OBİ’lerini derledi.  
 
Onlar Türkiye ekonomisinin gizli güçleri… Bazıları marka değeri ve pazar payında büyüklerle yarışıyor. Küçük ölçeklilerin arasından sıyrılmışlar. Ancak, ciroları henüz büyük ölçekli sınıfına giremeyecek kadar düşük. Son dönemde bankaların da özel önem vererek eğildikleri OBİ’ler, “orta ölçekli işletmeler” olarak sınıflandırılıyor. Avrupa Birliği tanımına göre ciroları 5-25 trilyon TL arasında değişiyor. İstihdam sayıları da 50-250 kişiyle sınırlandırılıyor. Türkiye ekonomisinde cirodan yüzde 32, istihdamdan ise yüzde 20 pay aldıkları düşünülüyor.  
 
Dışbank Genel Müdür Yardımcısı Bülent Nur Özkan, OBİ’lerin pazardaki konumları, iş yapış biçimleri ve müşteri profili açısından büyüme potansiyeline çok daha yakın yapılar olduğunu söylüyor.  
 
Türkiye’de OBİ diye tarif edilen firmaların büyük çoğunluğu uluslararası ticaret yapıyor veya büyük sanayi kuruluşlarının tedarikçisi konumunda bulunuyor. Özkan, “OBİ’ler yıllık ciroları, istihdam ettikleri personel sayısı ve hizmet aldıkları tedarikçileri ile ülke ekonomisinin canlılığı açısından kritik bir yerde duruyorlar. Kısacası OBİ’ler Türkiye’nin ekonomik yapısında ‘denge unsuru’ oluşturuyorlar” diye konuşuyor.  
 
Ancak, diğer yandan büyük yapılara nazaran gelişmelere ve değişikliklere daha hızlı bir şekilde uyum sağlayabiliyorlar. Böylelikle bazı zamanlarda yakaladıkları bu uyum onlara birkaç yıl gibi kısa bir sürede kendilerini büyütebilme imkanını tanıyor. Biz de ekonomide önemli yeri olan OBİ’lere Türkiye’den önemli örnekleri araştırmamızda bir araya getirdik.    
 
LINEADECOR’UN HEDEFİ BÜYÜK  
 
Lineadecor markasını yaratan Dekor AŞ’nin temelleri bundan 13 yıl önce 900 metrekarelik bir atölyede atıldı. Markanın doğum tarihi ise 1996. Bugün modüler mutfak sektörünün en bilinen isimlerinden. Üst ve orta üst gelir düzeyi mutfak pazarının ise lideri. Bu pazarın yaklaşık yüzde 30’una sahip. 23 ilde 40, yurtdışında ise 4 ülkede 60 showroom’u bulunuyor.  
 
Şirketin Yönetim kurulu Başkanı Ercan Ecemiş tarafından temelleri atılan şirket, son 5 yılda yüzde 70 büyüdü. 2003 yılında 14.1 trilyon TL olan cirosunu, 2004 yılında yüzde 32 artışla 18.7 trilyon liraya çıkarmayı hedefliyor.  
 
Genelde ithal malzeme kullanan şirket, alımlarına kaynak yaratmak için ihracata önem veriyor. İhracatını geçen yıl yüzde 80 artırarak 362 bin euro’ya çıkardı. 2002 yılında Kıbrıs ve Bulgaristan’da 2 satış noktasıyla başlayan ihracat noktaları geçen yıl 5’e çıktı. Hedef, 2004’te 7, 2005’te ise 13 noktaya ulaşmak. 2005 yılı sonunda ihracatın cirodan yüzde 10 pay alması hedefleniyor.  
 
Şirketin yatırımları da sürüyor. Adapazarı Organize Sanayi Bölgesi’nde yeni bir tesis için hazırlıklar başladı. 100 bin metrekarelik arazinin 25 bin metrekarelik kapalı alanında üretim yapılacak. Şirketin hedefleri de büyük. Gelecek 2 yılda yüzde 100 büyüme hedefleniyor. 2005 yılı sonuna doğru 5 bin adetlik satış yapılması planlanıyor.  
 
Ercan Ecemiş, modüler mutfak sektöründe kısa zamanda lider bir marka olmayı, üretim, yatırım ve satış kararlarında esnek ve hızlı hareket edebilme yetenekleriyle kazandıklarını söylüyor.  
 
Lineadecor, ortaklık teklifleri de alıyor. Ancak Ecemiş, OBİ düzeyinde satın alma ve ortaklıkların çok zor olduğunu düşünüyor.  
 
GALSAN İLK 5 İÇİNDE  
 
Kuşkusuz OBİ’lere en iyi örneklerden bazıları yan sanayi firmaları. Özellikle lokomotif sektörlere parça desteği veren şirketler diğerlerinin arsından sıyrılıyor. Beyaz eşya ve otomotive plastik enjeksiyon komponent üretimi yapan Galsan Plastik ve Kalıp Sanayi de bunlardan biri. Alanında ilk 5 içinde yer alıyor. Geçen yılki cirosu 15 milyon dolar.  
 
Şirketin ortaklarından Kerem Ünal, rekabet güçlerinin yüksek kalite ve uygun fiyattan geldiğini vurguluyor. Ünal, “Bu hususları özellikle ön plana alan bir değerlendirme sonucu firmamız Otomotiv Sanayicileri Derneği tarafından 2003 yılında Yan Sanayi Başarı Belgesi ne layık görüldü. Esneklik ve hızlı karar verebilme yeteneğimiz de önemli özelliklerimizden biri” diye konuşuyor.  
 
Ünal, hedefleriyle ilgili olarak da şu açıklamayı yapıyor: “Yakın ve orta vadede yıllık yüzde 15 büyüme en önemli hedeflerimizden biri. Hizmet verdiğimiz kuruluşlarda meydana gelen talep artışlarına uyum sağlama, tasarım kabiliyetlerini artırma ve teknolojik yenilikleri takip ederek uygulama da diğer hedeflerimiz.”  
 
İNCİ DERİ DÜNYAYA AÇILIYOR  
 
İnci Deri’nin hikayesi 1947 yılında, Fatih’te küçük bir dükkanda başlıyor. Murat ve A.Nuri Kızıltaş tarafından kurulan bugünün ünlü ayakkabıcısı, 1987’den beri üçüncü kuşağın yönetiminde. İnci Deri Mamulleri Sanayi’nin başında bugün Ali Murat Kızıltaş var. Mağaza sayısını 1990’dan itibaren artırmaya başlayan şirketin Türkiye genelinde 26 mağazası bulunuyor.    
 
Bir aile şirketi olarak büyümeye devam eden İnci, Avrupa’dan sonra şimdi de Japonya’ya açılmaya hazırlanıyor. Yurtdışı pazarlarında kullanılacak markanın adı da Balans olarak belirlenmiş. Yurtiçi büyüme planları da sürüyor. Hedefte bu yıl İstanbul’da 4 mağaza açmak var. Ayrıca geçen yılki 18 milyon dolarlık ciroyu artırmak da bir diğer önemli hedef.  
 
Ali Murat Kızıltaş, rekabet güçlerinin uygun fiyat ve koleksiyon zenginliğinden geldiğini söylüyor: “En önemli rekabet gücümüzün, müşterilerimize, mağazalarımızın bulunduğu farklı bölgelerdeki tüketici taleplerine uygun değişik koleksiyonları, en yüksek kalitede, en iyi fiyatla sunabilmemiz olduğunu düşünüyorum. Bunun yanı sıra, kaliteden ödün vermemek ve ürünlerimiz üzerindeki kalite kontrolünü  kaybetmemek adına İnci ayakkabılarını sadece kendi mağazalarımızda satmayı uygun buluyoruz. OBİ olmanın en büyük avantajı, ölçeğin vermiş olduğu hareket kabiliyeti. Özellikle sektörümüzde son yıllarda çok önemli olan, sezon içerisinde koleksiyon yenileme gibi uygulamalar OBİ'lerde çok daha rahat ve  
hızlı gerçekleştirilebiliyor.”  
 
İnci Deri, ortaklık teklifleri de alıyor. İsviçre'de uzun yıllardır ayakkabı perakendeciliği sektöründe faaliyet gösteren bir firmadan, İsviçre, Almanya ve Avusturya’da ortak mağazalar açma konusunda gelen teklif hakkında görüşmeler sürüyor. Toplam üretiminin yüzde 40’ını ihraç eden firmanın yeni gözde pazarı ise Japonya. 2003 yılında 3 milyon dolar civarında olan ihracatın bu yıl 4 milyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Buna dayanarak da üretim kapasitesi yüzde 50 civarında artırılıyor.  
 
HİPOKRAT İHRACATA ODAKLANDI  
 
Ortopedik cerrahi implantları üretmek için 1972 yılında kurulan Hipokrat AŞ, tıbbi malzemeler sektörünün CE işaretli üretim yapan ilk ve tek şirketi. Sektörünün ikinci yerli şirketi olarak Dr. İsmail Cevdet Alptekin tarafından kurulan Hipokrat, geliştirdiği özgün ürünlerle de sektörde öne çıkıyor.  
 
İlk yerli diz protezi üretimi bunlardan biri. Bunu da Çinli bir firmayla ortak üretim yaparak gerçekleştirmişler. Hipokrat Yönetim Kurulu Başkanı Alptekin, yaptıkları üretimin önemini anlatırken şunları söylüyor:  
 
“1997-2000 yılları arasına kapsayan bir çalışma yaptık. Buna göre, 4 yıllık periyotta, spinal cerrahi, kalça ve diz protezi satışlarımızla SSK’ya dolaylı olarak kazandırdığımız tasarruf 56 milyon mark’tı. Yani bu ürünleri bizden değil de ithalatçı firmalardan temin etselerdi 81 Milyon mark tutarında bir ödeme yapmak zorunda kalacaklardı.”    
 
Bugün yarısı AB ülkeleri olan 40’ı aşkın ülkeye ihracat yapan Hipokrat, ihracatta 2 milyon dolarlık rakama ulaştı. 2 yıl içinde de rakamın ikiye katlanması hedefleniyor. Toplam ciroları ise 10 trilyon TL. Sektörün lideri olarak tüm Batılı ülkelerle rekabet eden şirket aynı zamanda bir okul. Çoğu daha önceleri Hipokrat’ta çalışan kişilerin kurduğu irili ufaklı 20’den fazla firmanın kökeni bu şirket.  
 
Bugüne kadar yürüttüğü tescil çalışmalarının sonucunda 3 marka, 7 patent ve 11 faydalı model çalışması şirket adına tescil ettirilmiş durumda. 1 patent ve 2 faydalı model de yeni çalışma olarak onaylanma aşamasında. Bugüne kadar pek çok sektör devinden ortaklık ve satın alma teklifi alan şirket, satın almaya kapalı.  
 
Ancak, İsmail Cevdet Alptekin, zaman içinde ortaklık tekliflerine markanın korunması şartıyla sıcak bakabileceklerini belirtiyor. Şu anda Çin’de satış ofisi olarak bulunan Hipokrat, yıllık 1 milyon dolarlık ihracat rakamına ulaştığında, oradaki ortak üretim projesine de start verecek.  
 
STEP HALI MARKAYA DÖNÜŞTÜ  
 
Aslında bir marka olan Step Halı, artık pek çoğumuzun zihninde bir ürün çeşidini temsil ediyor. Modern evlerin önemli bir aksesuarı haline gelen bu halının tarihi oldukça eskiye dayanıyor. İlk halı firmasını 85 yıl önce Kapalıçarşı’da kuran Şengör Ailesi’nin üçüncü kuşak tek temsilcisi Cem Şengör, Step markasını 1998 yılında yarattı. Şirkette 1986 yılında çalışmaya başlayan bugün Şengör Halıcılık’ın sahibi Şengör, yarattığı markayla halı ve halı alışverişini yeniden tanımladı. Bugün Step’in Türkiye’de 18, Moskova’da 3 ve Beyrut’ta 1 mağazası var.  
 
Ayrıca TepeHome, Çarşı mağazaları, YKM gibi mağazalardaki satış noktalarının haricinde toptan olarak satış yaptığı bayileri de mevcut. 2003 yılında Isparta’da yaptığı yatırımla ihracatını da artırmayı hedefleyen firma Japonya, Güney Kore, Fransa, İngiltere, Belçika, Kanada ve Avustralya’ya ilk sevkıyatlarını gerçekleştirdi. 2003 yılında 13 milyon dolar satış yapan Step’in 2004 yılı hedefi 20 milyon doları aşmak. Cem Şengör, başarılarıyla ilgili şu değerlendirmeleri yapıyor:  
 
“Halı sektörü tüm dünyada yıllardır büyük bir kriz yaşıyor. Sebebi de tüm dünyadaki arz fazlası. Step, bu ortamı fırsata dönüştürmüş dünyadaki tek marka. Step markasının sistemine özellikle Avrupa’daki halı üreticileri büyük ilgi gösteriyor. Kendi yarattığımız pazarda şu an rakibimiz yok. Herkesin korkulu rüyası olan Çin’deki halı üretimi de Step markasının tüm dünyaya halı satması için rekabette kullandığımız bir avantaj. Kendi tasarımımız bazı ürünleri yüksek kalite standartlarında Çin’de ürettiriyor, bu fiyat avantajını hem ihracatta hem de yerli perakende piyasada kullanıyoruz. Çin’in üretemediği farklı dokuları ise Isparta’da üretiyoruz.”  
 
Yabancı yatırım fonlarından büyümeyi finanse etme amacıyla ortaklık teklifleri alan şirket, Beyrut mağazasını açtıktan hemen sonra da Ortadoğu’dan yatırım teklifi aldı. Ancak, ortaklık konusunu henüz düşünmüyorlar. Hedef, Ortadoğu ve de önümüzdeki yıl Avrupa pazarında da markayı yaygınlaştırdıktan sonra stratejik bir alıcıya Step’i satmak veya ortak olmak. Bu nedenle yurtdışında toplam 14 mağaza açılacak.  
 
DEVLERİ ZORLAYAN OBİ’LER  
 
Tekstüre Çorap  
 
1978 yılında kuruldu. Uzmanlaştığı alanlar lycra’lı ve lycra’sız bayan çorabı.Italiana markasıyla üretim yapan şirket, İstanbul’da üretim yapıyor. Günlük yaklaşık 12 bin düzine üretim yapan Tekstüre Çorap, üretiminin yüzde 55’ini ihraç ediyor.  
 
Trakya Et Ve Süt  
 
Polonez markasıyla işlenmiş et ürünleri pazarında giderek pazar payını büyütüyor. Yaklaşık 28 trilyonluk ciroya sahip şirket, 18 yıl önce kuruldu. 70’i aşan ürün çeşidine sahip şirket, yeni yatırımla kapasitesini artıracak.  
 
Dönmezler Tekstil  
 
1995 yılında çorap üretimine başladı. Haramidere’de üretim yapan şirket, 2002 yılı ortalarından bu yana iç ve dış giyim imalatı da yapıyor. Yıllık 4 milyon sterlin ciroya sahip şirketin 200 çalışanı bulunuyor.  
 
Hobi Kozmetik  
 
Pazarın önemli yerli oyuncularından biri.Yıllık cirosu 15 milyon dolar düzeyinde. Özellikle jöle deyince ilk akla gelen markalardan biri olan şirket, jölede yüzde 50’dan fazla pazar payına sahip. 1974 yılından beri faaliyette. Aile şirketi. Yönetim Ilıca Ailesi’nin üçüncü kuşağında.  
 
Ceylan Giyim  
 
Üç kuşaktır faaliyette olan bir aile şirketi. Çocuk giyiminin önemli isimlerinden biri olan şirket Ceylan Grup’a bağlı. Şirketin yüzde 20’si halka açık. Grubun diğer şirketleri de Ceylan Giyim ve Topkapı Boya.  
 
“STRATEJİK ROL OYNAYACAKLAR”  
 
Seymur Tarı –Turkven/Advent Ortağı  
 
Turkven/Advent Türkiye’nin ilk girişim sermayesi şirketi. Yönettikleri uluslararası fonlarla şirketlere yatırım yapıyorlar. İlgilendikleri firmaların yarısını ise OBİ'ler oluşturuyor.  
 
Şirket ortaklarından Seymur Tarı, “Biz özellikle büyümeye yönelik yatırım aradığımız için OBİ’ler ile çok çalışma fırsatı çıkıyor” diye konuşuyor.  
 
Tarı’nın OBİ’lere ilişkin değerlendirmeleri şöyle: “Alman ekonomisinin temel taşı olan OBİ’lerin Türkiye için de yaratıcılık ve istihdam açısından stratejik rol oynayacağına inanıyoruz. Bizim misyonumuz bir OBİ ile ortak olduktan sonra, şirketi büyütüp, kurumsallaştırıp, uluslararası bir şirketle ortaklık yapacak seviyeye getirmek. OBİ şirketin büyümesinde bir basamak olarak görülmeli. Bu sebeple OBİ'lerin daha büyük ve küçük şirketlere karşı yapısal avantajı olduğunu söylemek doğru değil. Her OBİ, işlerini nasıl 50-100 trilyon mertebesine çıkaracağının planlarını yapmalı. Şirket çalışanlarının ve hissedarlarının mutluluğu için tüm şirketler büyümeyi hedef almalı. Kaliteli ve çalışkan profesyoneller büyüyen şirketler içinde daha mutlu olabiliyor. Bizim amacımız da ortaklarımızla birlikte bu tarz hızlı bir gelişime katkıda bulunmak. Cesur büyüme planları olan OBİ'lere kapımız her zaman açık.”  
 
“VERİMLİLİĞE DİKKAT”  
 
Bülent Nur Özkan/Dışbank Genel Müdür Yardımcısı  
 
Dışbank Genel Müdür Yardımcısı Bülent Nur Özkan, OBİ’lerin avantajları yanında bazı unsurlara dikkat etmeleri gerektiğini dile getiriyor ve şu değerlendirmeyi yapıyor:  
 
Kurumsal Yapı  
 
OBİ’lerin büyüme atılımını gerçekleştirmesi için doğru bir biçimde organize olmuş, kurumsal bir yapı kazanmaları gerekiyor. Bu süreçte verimliliğe de, rekabet açısından dikkat etmeleri şart. Böylelikle sektör içerisinde bir adım öne geçerken, beklenmedik durumlarda da daha fazla direnç sahibi olabilirler.  
 
Bankacılık İhtiyacı  
 
Yapılan araştırmalar Türkiye’de bulunan 40 bin OBİ’nin temel bankacılık hizmetlerine gereksinim duyduğunu söylüyor. Ancak, bu firmaların büyük çoğunluğu iş yapış biçimlerini dünya standartlarına taşırken paralarının yönetimini ise halen geleneksel yöntemler ile yapıyorlar. Bu saptama şirketlerin kredi temininde güçlük çektikleri, öz kaynak veya piyasa kaynağı kullanmayı tercih ettikleri anlamına geliyor. Piyasa kaynakları da genellikle vadeli alışverişler şeklinde gerçekleşiyor, teşviklerden neredeyse hiç yararlanmıyorlar.  
 
Sıçramanın Taşıyıcıları    
 
Sıçramanın ekonomideki en önemli itici gücü ve taşıyıcısının OBİ’ler olacağını düşünüyoruz. Ekonomideki istikrar ve olumlu gidişat OBİ’lerin daha da büyümelerine ve büyük ölçekli firmalar arasında yer almalarını sağlayacak. OBİ’ler gelişmek ve büyümek için gerekli her şeye sahipler. En önemli eksiklerinden biri ise yeterli finans desteği alamamaları. Türk bankacılığı henüz OBİ’lerin önemini ve ihtiyaçlarını anlayabilmiş değil.  
 
Yatırım Gerek  
 
Şu an OBİ’lerin finans sektöründen aldığı pay oldukça düşük. Bu payın artması ile birlikte OBİ’lerin gerçek potansiyellerini ortaya çıkarabileceğini düşünüyorum. Çünkü tıpkı her kurum gibi OBİ’lerin de verimlilik için yatırım yapmaları gerekiyor. Bu anlamda bankaların bakış açılarını değiştirerek OBİ’lere bir danışman gibi hizmet vermeleri lazım. Finansal desteğinin yanı sıra ticari bankacılık hizmet ve ürünleri sunmaları gerekiyor.  
 
Borçlarına Sadıklar  
 
OBİ’ler oldukça güvenilir işletmeler. Borçlarına sadıklar. Bu nedenle sunulan hizmet ve ürünleri verirken çok özel kriterler aramıyoruz. Bankacılık işlemlerinde aranan standart prosedürü uyguluyoruz. Şu anda OBİ’lerde öne çıkan somut bir sektör yok ama KOBİ’lerden yola çıkarak ticaret, ulaştırma, depolama, imalat ve yan sanayi sektörlerinde gözde OBİ’lerin var olduğunu söyleyebilirim.  
 
  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER