Capital'e abone olun.
GELECEĞİN REKABET DÜNYASI

Geleceğin rekabet dünyası

Yönetim kurulları geleceğin rekabet dünyasını belirleyecek

Son Güncelleme: 01.08.2009

Türkiye’nin önemli şirketlerinden birinin eski CEO’sundan dinlemiştim. Bir aile şirketinde CEO olmak, kurumsallaşma ve hepsinden önemlisi, yönetim kurulunu çalıştırma konusunda çok kritik olduğu için onun görüşlerine yer vermek istiyorum. Çalıştığı aile şirketiydi ve işin başında babanın yanı sıra çocuklar da vardı. Yönetim kurulunda, CEO ve baba ile oğlunun yanı sıra birkaç bağımsız üye de görev alıyordu. Görünüşte, iyi bir yönetim kurulu profili vardı. Toplantı içerik, sıklık ve işleyiş kuralları da hayata geçirilse, rahatlıkla dünya çapında bir performans gösterebilirdi. Ancak öyle olmadı. Yönetim kurulu, kurucu ve çocuklarının talepleri doğrultusunda çalıştı, CEO’yla işbirliği yapmak yerine, aileyi tercih etti. Sonunda CEO da dayanamadı, işi bıraktı. CEO’dan, şu değerlendirmeleri dinlemiştim:
“Yönetim kurulu toplantılarını not ediyor, hatta sesleri kaydediyorduk. Çok önemli olmayan bir konuda, aile ile anlaşmazlık çıktı. Oysa o konuda yönetim kurulunda karar almış ve uygulama konusunda anlaşmıştık. Ben de karar doğrultusunda işleri yürüttüm, piyasaya açıkladım.
Ancak aldığımız karar, basında yer alınca sorun yaşandı. Ben de konuyu yönetim kuruluna getirdim, hatta toplantı kayıtlarını dinlemeyi önerdim. Bağımsız yönetim kurulu üyeleri de ailenin yanında yer aldı, onların talepleri doğrultusunda davrandı. Hatta yönetim kurulu karar defterlerini açmayı önerdim, onu da kabul etmediler. Yönetim kurulu üyeleri, ‘Biz patronun hatırladığı gibi hatırlıyoruz’ deyip onun yanında yer aldılar, beni ortada bıraktılar.”
CEO, yaşadıklarını anlatırken “Tam anlamıyla 1960 model bir yönetim anlayışı vardı” değerlendirmesini yapıyor.
BU ŞİRKET YALNIZ DEĞİL
Evet, bu bir örnek. Ancak Türkiye’de, kurumsallaşma ve yönetim kurulunu çalıştırma konusunda onlarca başarılı örneğe rastlamak zor. Daha doğrusu Türkiye’de, yönetim kurulunu oluşturma ve çalıştırma, yakın zamanda gelişmeye başladı. Daha 10 yıl önce, yönetim kurulu üyeleri aileden, biraz da üniversiteden oluşturulurdu. Buna, bir dönem de generaller ve albaylar eklenmişti.
1980’lerde yönetim kurulu üyeliği yapan bir yöneticiden dinlemiştim: “Patron dışında kimsenin sözü geçmezdi. Çoğu zaman karar defterleri bize gönderilir, imzalardık. Kimsenin olup bitenden haberi yoktu” diye yaşadıklarını aktarmıştı.
Son dönemde bu konuda ciddi çalışmalar yapılıyor. Örneğin Koç, Sabancı ve Doğan Holding, yönetim kurullarına, ailelerin yanı sıra Türkiye’den ve dünyadan bağımsız yönetim kurulu üyeleri dahil ediyorlar. Üstelik aynı sektörden değil, çapraz alanlardan, farklı deneyimlere sahip yöneticilerle çalışmayı tercih ediyorlar.
ÇOK ULUSLU YÖNETİM KURULLARI
Temmuz ayı içinde Yıldız Holding’in başkanı Murat Ülker’den Godiva’yla ilgili stratejilerini dinlerken, özellikle yönetim kurulu konusunda söylediklerine dikkat ettim. Murat Bey, tam da dünyada yükseldiği gibi “çok uluslu-multinational” yönetim kurulu yapısını öne çıkaran bir strateji belirlediklerinin altını çiziyordu. Sanıyorum, en azından büyük şirketler ve holdingler için de bu strateji gerekecek. O nedenle Murat Ülker’in sözlerinin ana hatlarına dikkat etmekte yarar var:
  •  Godiva’da, Ülker’den katılanların yanı sıra bağımsız yönetim kurulu üyelerimiz de var. Bağımsız üyelerin olmasını özellikle rica ettim. Çünkü patron olduğunuzda, toplantıda sizin söylediğiniz oluyor. Amerikalılar, ‘Sizin dediğiniz olacaksa toplantının anlamı yok’ diyorlar.  
  •  Yönetim kurulu üyesi bulmaya karar verdiğimizde, bir arama sürecine girdik. Önce detaylı bir inceleme yaptık. Tabii üyeler de bizi inceledi. Sonra mülakat yaptık, onlar da bizimle mülakat yaptı. Yönetim kurulu üyeliğini teklif edeceğimiz şahıs, sizi mülakata tabi tutuyor.   
  • 1
  • 2

  • Etiketler:

    İsminiz:

    Yorumunuz:


    FOTO HABER