Capital'e abone olun.
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKE ŞİRKETLERİNİN KADERİ

Gelişmekte olan ülke şirketlerinin kaderi

Japon şirketleri, otomobilden elektroniğe, lastikten finansa kadar her alanda hızla büyüdü.

Son Güncelleme: 01.10.2010

Çok değil 20 yıl önce dünyanın önde gelen ekonomi ve iş dergilerinin kapaklarında, “Japonlar Geliyor” başlıkları olurdu. Japon şirketleri, otomobilden elektroniğe, lastikten finansa kadar her alanda hızla büyüdü. Avrupalı ve Amerikalı şirketler, kendi ülkelerinde, Asya’dan gelen rakiplerle başa çıkmakta zorluk çekmişti. Kendi kültür ve yönetim tarzlarıyla Japon şirketleri, bütün dünyada büyük bir rüzgar estiriyordu.

JaponlarIn gücünün fotoğrafı
Bunu, ‘Dünyanın En Büyük 500 Şirketi’ (Global500) araştırmalarında da görmek mümkündü. 15 yıl önce Japon şirketleri, Dünyanın En Büyük 500 şirketi içinde 141 temsilci bulunduruyordu ve gelirlerin yüzde 35,2’sine sahiplerdi. 2000 yılında payları yüzde 20,8’e geriledi. 2009 yılında pay yüzde 11,2’ye düşerken sayıları da sadece 68 idi. Aynı dönemde Amerikan şirketlerinin payı, yüzde 28,4’ten küçük bir artışla geçen yıl yüzde 30’a yükseldi. AB ile İsviçre firmalarının payı yüzde 31’den yüzde 36 düzeyine çıktı.  Japonların kaybettiği payın önemli bölümünü gelişmekte olan ülke şirketleri aldı. 1995’te gelirler içinde yüzde 0,9 olan payları yüzde 10,4’e ulaştı.

Şimdi sıra gelişmekte olanlarda mı?
1980’lerde Japonlar tarafından estirilen rüzgarın benzeri, Türkiye’nin de içinde olduğu gelişmekte olan ülkeler cephesinde esiyor. Insead’dan Stewart Black ve Allen J. Morrison, geçmişte Japon şirketlerinin başına gelen düşüşün benzerini, şimdi yükselişte olan gelişen ülke şirketlerinin yaşayıp yaşamayacağını sorguluyor.
İki yazar, bu konuda şu saptamaları yapıyor:
- Geçen 25 yılda Japon şirketlerinin yükselişine ve düşüşüne tanık olduk. Bu tek değil, birkaç faktörden kaynaklandı.
- Japon şirketleri, kendilerini “zirveye çıkaran” faktörün, onları tepede tutabileceğine inandı. Ancak yanılıyorlardı.
- Bir başka önemli sorun ise onları ihracat liderliğine taşıyan iş yapma kültürünü ve süreçlerini dönüştürmede başarısız olmalarıdır. Aynı hataya düşmek istemeyen gelişen ülke şirketlerinin de iş modellerini gözden geçirmesi gerekecek. Bu şirketlerin iş modelleri, “korunan iç pazar”, “düşük işçi ücretleri” ve yerel liderliğe dayanıyor.
- Japonlar, 1980’lerde ölçek ekonomisi yaratma ve maliyetleri aşağıya çekmede çok başarılı oldu. Bu da onları dünya ihracat şampiyonluğuna taşıdı. Öyle ki 1986 yılında Japon şirketleri tarafından dünyanın herhangi bir yerinde satılan ürünlerin yüzde 95’i Japon yapımıydı.
- Bunu başaran Japon şirketleri etkin üretim sistemleri, güçlü kurumsal politikalar, düşünce yöntemleri ve davranışlar geliştirmişti. Şirket kuralları o kadar katılaşmıştı ki yöneticiler, kendilerini ifade ederken örneğin, “Biz Toyotayız, Toyota Tarzı Yönetiriz” diyorlardı. Bu şirket çalışanları için “Biz mükemmeliz” mesajı anlamına geliyordu.

Japonlar nerede hata yaptı?
İhracatta başarılı olan Japonlar, dış pazarlara girdiklerinde sıkıntı yaşadı. Kendi yöntemlerinin ve yönetim anlayışlarının her ülkede işleyeceğine inanıyorlardı. Üstelik yönetim ekibini de ağırlıklı olarak Japonlardan seçiyor, onlara kendi “yollarını” öğretiyor, “çok fazla Japon” olmalarını istiyorlardı. Bu nedenle 2000’lerin başında Sharp, Panasonic, Fujitsu ve NEC gibi şirketler, Avrupa pazarında, handset telefonda başarısızlığa uğradı.   
  • 1
  • 2

  • Etiketler:

    İsminiz:

    Yorumunuz:


    FOTO HABER