Capital'e abone olun.
MARKALARA RUH ÜFLEMENİN SIRLARI

Markalara ruh üflemenin sırları

Serdar Erener’le pazarlama dünyasındaki değişimi, markaların neler yapması gerektiğini, sosyal medyayı ve içerik üretimini konuştuk.

Son Güncelleme: 01.10.2012

Geçen ay ünlü reklamcı Serdar Erener’le pazarlama dünyasındaki değişimi, markaların neler yapması gerektiğini, sosyal medyayı ve içerik üretimini konuştuk. Erener’in yorumları başlıklar halinde şöyle:

OLDUĞUN VE GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL
İnsani özelliklere tahvil edilmemiş, tercüme edilmemiş hiçbir şeyin, diğer insanlar tarafından anlaşılamadığını düşünüyorum. Buna “Antropomorfik” diyorlar. Fark ederek veya etmeyerek çevremizdeki nesneleri bir insanmış gibi algılıyoruz...İnsan kafasında her şeyi insani sıfatlara çevirerek anlayabiliyor. O yüzden markalar da aslında bir isim, bir hizmet, bir ürün veya bir işaret olmaktan öteye, biz fark edelim etmeyelim, insani bir sıfata doğru dönüşüyorlar. Reklamcının bütün yapmaya çalıştığı, o sıfatın istenen sıfat olmasını sağlamak. Bence bunu yapmanın en kolay yolu, o markanın bizzat bir insani karşılığının olması. Bu kimi markalar için bir ünlü oluyor, kimi markalar için bir kurucu oluyor, kimi marka için bizim bulduğumuz bir işaret, Michelin’in Lastik adamı, Arçelik’in Çelik’i, Turkcell’in Selocan’ı oluyor. Bu işaretleme, bu insani vasıflar kazanmış işaretleme olmayınca, aslında iş zayıflıyor.

MARKALARIN İNSANİ YÜZLERİ

İnsanoğlunun en önemli melekelerinden birisi karşı tarafın söylediğinin doğru olup olmadığını anlamakmış. Bunu bize “neuroscience” söylüyor. Karşı tarafın söylediği doğru mu? Gerçek mi? Sahte mi? Samimi mi? Bunu anlamaya çalışıyoruz. Yani bir tür doğruluk, hakikat detektörü olarak yaşıyoruz. “Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol” erdemi, şirketler için de geçerli. Büyük şirketlerin işi çok zor. Büyük şirketler anonim bir düzenekte, profesyonellik zırhının ardında, aslında markalarının müşterileriyle, toplumla bir insanın bir başka insanla ilişkisini kurar gibi bir ilişki kurmaya çalışıyorlar. O yüzden de çok zorlanıyorlar. Ni-ke’ı düşünün. Nike dediğiniz marka Michael Jordan’dır. Michael Jordan diye bir insan olmasaydı, bence Nike gibi bir marka da bugünkü yerinde olmazdı. Neden kozmetik markaları, her sene gidip başka bir güzel kadını alıyor ve karşımıza koyuyor? O kadındaki vasıfların, o tüzel kişiliğe, o hükmü şahsiyete sinmesini istiyoruz.

EMPATİ-SEMPATİ ÖNEMLİ
Empati ve sempati.İşte bu iki silahı iyi kullanan iyi satıcı oluyor. Bunu bazen o markanın kurgulanmış temsilcileri, bazen o markanın kendi temsilcisi, onu yaratan adam yapıyor. Bazende o markaya ruh üflesin diye kiralanmış birisi yapıyor. Markaya eninde sonunda empati-sempati denklemini kuracak bir insanlık üflemek gerekiyor. Bu yüzden de bence insanların tercihleri çoğalmış gibi görünüyor. Yine bize iktisatın öğrettiği şey, aslında o seçeneklerin tümü de ayakta kalamıyor. Son araştırmalar gösteriyor ki süpermarket raflarındaki seçenek bolluğu karşısında insanların kafası karışıyor.  
  • 1
  • 2
  • 3

  • Etiketler:

    İsminiz:

    Yorumunuz:


    FOTO HABER