Capital'e abone olun.
YENİ BİR BALON MU OLUŞUYOR?

Yeni bir balon mu oluşuyor?

merkez bankaları soğukkanlı önlemlerle ekonomiyi taburcu etmeye çalışıyor.

Son Güncelleme: 01.09.2009

Piyasalar ve merkez bankalarının değerlendirmelerinin çeliştiği bugünlerde, modern ekonominin kurucularından Keynes’in yukarıdaki değerlendirmesi bize ışık tutabilir. Piyasalardaki yükseliş krizden çıkılmakta olduğu inancını yansıtırken merkez bankaları, sıfıra yakın faizlerle ekonomiye serum tedavisi uygulamaya devam ediyor. Yani piyasalar, insan doğasının kısa vadeli iyimserlik ve para kazanma hırsını yansıtırken merkez bankaları soğukkanlı önlemlerle hala ekonomiyi taburcu etmeye çalışıyor.
Konuya önce global açıdan baktığımızda şu soru önem kazanıyor: Acaba ABD başta olmak üzere gelişmiş ülke merkez bankaları, sıfıra yakın faizlerle piyasalarda yeni bir balon mu yaratmak istiyor? Bizce bu sorunun yanıtı hayır. ABD, İngiltere ve Avrupa merkez bankaları, faizleri düşük tutarak küresel ekonominin 1929 benzeri bir mali buhrana düşmesini engellemeye çalışıyor. Yani asıl amaçları kredi kanalları açılsın ve ekonomilerde büyüme başlasın. Piyasalarda yaşanan hızlı yükseliş ise merkez bankalarının asıl amacının bir yan sonucudur.
TCMB GLOBAL REÇEYİ TÜRKİYE’YE UYGULUYOR
Türkiye’nin durumu da bu şablona uyuyor. Hatırlarsanız Türkiye ekonomisi, 2009’un ilk çeyreğinde yüzde 14’e yakın rekor bir daralma göstermişti. TCMB de ekonomideki çöküşün önüne geçmek için gelişmiş ülke merkez bankalarına uyarak sıradışı önlemler aldı: Kısa vadeli faizleri sürekli düşürmenin yanında, faizlerin ileride de düşeceğini ve düşük kalacağını açıklayarak bono faizlerinin bir aylık bir sürede yüzde 11,5’ten yüzde 9,5’e kadar düşme sürecini başlattı. TCMB’nin asli amacı, düşük faizler yoluyla ekonomiyi canlandırmakken bu politikanın iki önemli yan etkisi oldu:
1) Hazine’nin artan bütçe açığını düşük faiz oranlarıyla finanse edebiliyor.
2) Borsada banka hisselerinde 2-3 kat artışlar oldu.
Geçen ay da değindiğimiz gibi düşen faizlerin en doğal sonuçlarından biri, olması gereken döviz kurlarında yükseliş Türkiye’de henüz ortaya çıkmadı. Bu garip durumun karmaşık nedenlerini analiz etmek yerine, geleceğe yönelik şu saptamayı yapmakta yarar var: Marttan beri süregelen ekonomik düzelme, global risk iştahını yeniden artırarak TL’ye talebi arttırdı. Ancak küresel ekonomide yeni bir dalgalanma olursa faizlerin iyice düşmesi nedeniyle Türkiye’de döviz kurları yeniden artabilir.
İMKB’DE BANKA RÜZGARI  DEVAM EDER Mİ?
Son bir ayda dünya borsaları yatay ve dalgalı bir seyir izlerken İMKB endeksi hızlı bir çıkış ile 47.000 seviyesine yükseldi. İMKB’deki çıkış büyük ölçüde banka hisselerindeki sıçramadan kaynaklandı. Bunun da nedeni, TCMB’nin faiz indirimini takiben bono faizlerinin tek haneye düşmesi ve bankaların elindeki tahvil portföyünde yaşanan değer artışıdır.
Faizlerdeki bu düşüş sayesinde bankaların 3’üncü çeyrek kârları da yüksek gelecek ancak bunun bir defalık bir kazanç olduğunu görmekte fayda var. Yüksek kârların devam etmesi için kredi talebinin olması gerekiyor. Ocak-ağustos rakamları ise Türkiye bankacılık sektöründe kredi büyümesinin yüzde 0,4 ile aslında sıfıra yakın olduğu görülüyor.   
Gelinen değerlemelerde Türk banka hisseleri defter değerlerinin yaklaşık 1,5 katında işlem görüyor ve bu aslında benzer ülke bankalarına göre pahalı değil. Ancak banka hisselerinde çok kısa zamanda yaşanan yükselişin bir süre konsolide olması gerekir. Eğer kredilerde bir büyüme başlarsa yeni bir yükseliş daha yaşanabilir. Ancak kredi talebi düşük kalırsa ilerleyen aylarda banka hisseleri liderliğinde İMKB’de bir düşüş yaşanma ihtimalini unutmamak gerek.    
  • 1
  • 2

  • Etiketler:

    İsminiz:

    Yorumunuz:


    FOTO HABER