Capital'e abone olun.
GETİRİ DEĞİL KORUMA DÖNEMİ

Getiri değil koruma dönemi

Notus Portföy Genel Müdürü Murat Sağman sorularımızı yanıtladı.

Son Güncelleme: 01.08.2013

Artık piyasalar yeni bir döneme giriyor. 2008 kriziyle başlayan düşük faiz-bol likidite dönemi sona yaklaşıyor. Bunun sinyalleri bile piyasalarda yeni denge arayışını, fiyat hareketlerini beraberinde getiriyor. Bu yeni süreci değerlendiren Notus Portföy Genel Müdürü MURAT SAĞMAN, artık yeni süreci ‘getiri arama’ değil, ‘varlıkları koruma’ dönemi olarak değerlendiriyor. Sağman, risk almak isteyenlere de hisse oranlarını düşük tutmalarını tavsiye ediyor.913’te kurulan ve 2008 krizine kadar 600 milyar dolar aktif büyüklüğe ulaşan Amerikan Merkez Bankası (FED), 2008 krizinden sonraki 5 yıllık süreçte, bu büyüklüğü yaklaşık 5 kat artırarak 3,5 trilyon dolara çıkardı. Sadece FED değil, Japonya ve Avrupa’da da parasal genişlemeler yaşandı. İşte 22 Mayıs’ta FED Başkanı Bernanke’nin açıklamalarından piyasalar, bu parasal genişlemenin sonuna gelindiği yönünde bir mesaj çıkardı. FED, parasal genişlemenin azaltılması ihtimalini gündeme getirdi. Azaltmanın sonrasında mutlaka sıkılaştırma da gelecek. Bu gerçek, tüm dünyada dengeleri değiştirdi.

Likiditenin bir dönem sonra şimdiki gibi olmayacağına ilişkin sinyallerin alınması, özellikle cari açığı yüksek ve fonlama tarafında parayı daha çok kullanan ülkelere ilişkin riskleri artırdı. Bunun sonucunda da Türkiye gibi gelişen piyasalardan para çıkışı gözlenmeye başladı. Borsada, döviz kurunda, faizde, emtialarda yeni FED olgusuyla birlikte ‘yeni denge’ arayışları gündeme geldi. İşte bu yeni denge arayışı sürecini ve yatırım stratejilerini, Notus Portföy Genel Müdürü Murat Sağman ile konuştuk. Notus Portföy, 1,5 yılda 150 milyon TL portföyü yönetir hale geldi. Hedefi, bu yılın sonunda 200 milyon TL, üç yıl içinde ise 500 milyon TL.

Artık gelecek dönemde, parasal genişlemenin yerine parasal genişlemenin yavaşlaması, daha sonra da parasal sıkışlaştırma bekleneceğini söyleyen Sağman, sorularımıza şu yanıtları verdi:

Capital: Parasal genişlemenin sonuna gelinmesinin yanında Gezi Parkı eylemleri de yaşandı. Bu hareketler, Türkiye piyasalarını nasıl etkiledi?
- Böyle dönemlerde gelişen piyasalardan para çıkışı olması normal. Gelişen piyasaları da ikiye ayırmak lazım. Cari açık verenler ve vermeyenler. Türkiye, cari açık veren bir ülke. GSMH/Tasarruf oranı yüzde 12, GSMH/Yatırım oranı yüzde 21. Yani aradaki fark olan cari açığı, yurtdışından finanse ediyoruz. Bu dönemlerde finans kaynağı bulma konusunda olası sıkıntılar nedeniyle para çıkışı olması normal. Gezi Parkı eylemlerinin çok büyük etkisi olmadı. Olsaydı bir süre sonra ortam sakinleşmişken fiyatların yeniden döviz için yükseliş, borsa için de düşüş olmasını beklerdik.

Yine Türkiye son dönemde gelişen piyasaların çok üzerinde bir perfomıans sergilemişti. Bunda not artırımı beklentisi, birinci sıradaydı. Not beklentisi, düzeltmeleri sınırlıyor, yukarı hareketi destekliyordu. Cari açık problemleri gibi somn yaşayan Türkiye, en çok satış yiyen borsalardan biri oldu.

Capital: Borsa’da 93.000 sonrası 70.000’lere düşüş oldu. Yeni denge nerede kurulur? Borsa beklentileriniz nedir?
- Faizlerde 9 seviyelerinin üzerine yeni bir ha-reketlenme olmaması durumunda 70.000-77.000 aralığı yeni denge seviyeleri. Endeksin 70.000 seviyesini alternatif piyasalardaki tansiyon yüksekken bile aşağı yönlü geçmediği görüldü. Genel olarak risklerin arttığı ve endekslerin zayıf kalabileceği bir dönemdeyiz. 70.000 seviyesinin kırılması durumunda 63.000-65.000 endekslerin görülebileceğini düşünüyoruz. Tekrar BİST-100’de yükseliş trendinin başladığını söyleyebilmemiz için, 77.500-78.000 seviyelerini geçmemiz lazım. Bu seviyeler, 93.000 tepe noktasının yüzde 20 düşüşün seviyeleri. Bu seviyenin altı genellikle ayı (düşüş) piyasası denilir. 78.000’i yukarı yönlü geçersek, tekrar boğa (yükseliş) piyasasına geçiş yaptığımızı söyleyebiliriz.

Capital: Dip noktada veya trend dönüşünde hangi hisseleri tercih etmek lazım?
- Bu dönemde faize ve talebe duyarlılığı daha az olan nakit yaratma kapasitesi yüksek ve makul ölçüde finansal borcu olan şirketlere yatırım yapmak tercihim olacaktır. Risk almak isteyen yatırımcılar, hisse senedi almak istiyorsa VOB’da hedge yaparak piyasadan alım yapabilir. Ama bence çok para kazanılacak dönem yerine daha muhafazakar, varlıkları koruma döneminde olacağız. Endeks dip seviyelere gelirse bankaların hisseleri düşünülebilir ama yine de sanayi hisselerinden de düşünülerek portföyü dengeli hale getirmek gerekir.

Capital: Döviz piyasasında beklentiniz nedir? Kur için 2 TL hedefleri gerçekçi mi?
- Bundan sonra 1,75-1 ,80 seviyelerinin 2013 yılı içerisinde test edilmesini beklemiyorum. Bunun birkaç nedeni var. En temel sorun, ekonominin yapısı. Çok yüksek bir cari açık veren bir ekonomik yapımız var. Cari açıktan feragat ettiğimiz dönemlerde de büyümeden feragat ediyoruz. Yapısal sorunların TL’nin değerlenmesinin önünde bir engel oluşturduğunu düşünüyorum. Ayrıca özellikle 2008 yılı ile birlikte artan neredeyse maliyetsiz para politikasının geride kalabileceğine ilişkin sinyalleri alıyoruz. Bundan sonraki süreçte 1,80’in altı seviyeler zorlaştı. Dolar kuru için 1,75-1,85 seviyeleri dengeyken yeni denge seviyeleri 1,85-1,95 bandında kuruluyor.

Yeni denge seviyesinin yukarı yönlü kırılma ihtimali, aşağı yönlü kırılma ihtimaline göre çok daha yüksek. Burada dünyada doların daha da güçleneceğini de öngörüyoruz. Euro/dolarda 1,35 parite yerine yeni dönemde yıl sonu için 1,27 parite seviyelerini öngörüyoruz. Bu da dolar kurunun 1,90’ın altına inmesini engelliyor. İnilebilecek en dip seviye bu ortamda 1,85 seviyeleri.

Capital: Altında yatırımcı mağduriyeti sürüyor. Ciddi kayıplar var. Altında bundan sonra ne olur?
- Altın fiyatlarında olası tepki yükselişleri, sert düşüşler sonrası görülebilir. Ancak dünyada yeniden bir risk algısı oluşmadığı sürece, genel trend aşağı yönlü kalmaya devam edecek. 1.300 dolar/onsun üstünde kaldığı sürece 1.400-1.450 doları, görebilir. Eylül ayı Hindistan’daki düğün sezonundan dolayı altın da mevsimler yükselişler görebiliriz. 1.300 seviyesinin altında kalırsa 1.100 dolar seviyeleri görülebilir. Sonuçta 1.500 dolar yukarı yönlü kırılmadan altında yeniden yükseliş dönemi beklememek lazım. Aşağı yönlü riskler, altında daha fazla.

Şunu da unutmamız lazım, altın, sadece fiziki ihtiyaç için alınmıyor, korku piyasalarının da yatırım aracı. Dünyada ciddi çalkantı olursa altına talep de artar. Ancak böyle bir ortamda önceden altında yüzde 15-25 bandında portföy önerisi verirken şimdi yüzde 5-10 seviyelerinde altın tavsiye ediyoruz.

Capital: Faizde yüzde 4,6’lardan yüzde 9’lara yükseliş yaşandı? Faizde yeni denge nerede kurulur?
- Açıkçası Merkez Bankası’nın kura karşı faizden başka silahı da yoktu ve geçen ay faiz silahını kullandı. Faizi yüzde 6,5’ten 75 baz puan artırarak yüzde 7,25’e çıkardı. Bundan sonra faizde yeni dengeyi MB belirleyecek. Şu aşamada denge yüzde 8,5 seviyelerinde oluşmuş gibi. Enflasyon bu yıl 7-7,5 olabilir. Bu enflasyonla faiz de yüzde 8-8,5 seviyelerine oturabilir. MB faizi çok da yükseltmez, çünkü bu durumda büyüme verileri de olumsuz etkilenebilir.

Capital: Yatırımcılar bu şartlar altında dengeli nasıl bir portföy hazırlamalı?
- İçinden geçtiğimiz dönemi getiri aramak mı yoksa varlıkları korumak için mi değerlendirmeli konusunda ben biraz daha varlıkları korumak gerektiğini düşünenler arasındayım. TL varlıkların yatırım fırsatı sunabileceği bir dönem gelecek, ama bunun için biraz daha beklememiz gerek. Kısa vadeli devlet bonoları, mevduat, iyi analiz edilmiş değişken faizli özel sektör tahvilleri ve dövizden oluşan dengeli bir portföy hazırlanmalı. Portföylere şu aşamada az hisse senedi koyuyoruz. 70.000-65.000 bandına gelirse dip olması nedeniyle hisse senedi düşünülebilir. 77.000-78.000’i geçersek, trend dönüşü olacağı kanaatiyle hisse senedi alınabilir. Çünkü bu seviyeler ayı piyasasından, boğa piyasasına geçiş seviyeleridir.

Capital: FED’in bundan sonra ne yapmasını bekliyorsunuz?
- Bunun için şöyle bir örnek vermek gerekiyor. Parasal genişlemeyle uçak havalandı, şimdi pilot “Kemerlerinizi bağlayın iniş başlıyor” dedi. İniş, her zaman vaktinde olmasa da bir şekilde oluyor. Ancak eylül ayında konu biraz daha netleşecektir. Bu süreçte gelecek işsizlik, büyüme ve enflasyon rakamları, FED’in takvimini belirleyecek. FED’in bir taahhüdü var. İşsizlik yüzde 6,5’e düşmeli, enflasyon yüzde 2,5’e çıkmamalı. Bu noktalara geldiğinde FED, parasal genişlemenin sonlandırılması konusunda daha net takvim verecek.

Capital: FED politikasındaki değişikliği piyasalar nasıl olumlu algılayabilir? Etki nasıl daha sınırlanabilir?
- FED, kendisi bu yönde mesajlar vererek piyasa aktörlerine pozisyonlarını ayarlamaları konusunda zaman kazandırıyor. Çünkü varlık fiyatlarının gerilemesi, FED’in politikalarına uygun düşmeyecektir. Bir şekilde servet etkisi ya da diğer faktörlerle büyüme ve istihdam yaratması gereken bir ekonomi var ellerinde. Burada belki bir nokta ekonomistlerin parasal genişlemenin hangi verilere dayanarak sonlandırılacağına ikna olmamış olmaları. FED, ekonomide işlerin iyiye gittiği için durma sinyalleri verirken bunu daha somut verilere dayandırarak yatırımcıları ikna edebilirse volatilitenin daha az olacağını görebiliriz. Sonuçta bir politika değişikliği sinyali verildi.

Piyasalar için kritik rakamlar
1- Borsa, faizlerde 9 seviyelerinin üzerine yeni bir hareketlenme olmaması durumunda 70.00077.000 aralığında hareket eder.
2- 70.000 seviyesini alternatif piyasalardaki tansiyon yüksekken bile aşağı yönlü geçmediği görüldü.
3- BÎST-100’de yükseliş trendinin başladığını söyleyebilmemiz için, 77.500-78.000 seviyelerini geçmemiz lazım.
4- Dolarda 1,75-1,80 seviyelerinin 2013 yılı içerisinde test edilmesini beklemiyorum.
5- Euro/dolarda 1,35 parite yerine yeni dönemde yıl sonu için 1,27 parite seviyelerini öngörüyoruz.
6- Altın 1.300 dolar/onsun üstünde kaldığı sürece 1.4001.450 doları görebilir. Eylül ayı Hindistan’daki düğün sezonundan dolayı altında mevsimler yükselişler görebiliriz.
7- Faizde denge yüzde 8,5 seviyelerinde oluşmuş gibi. Enflasyon bu yıl 7-7,5 olabilir. Bu enflasyonla faiz de yüzde 88,5 seviyelerine oturabilir.
8- ABD 10 yıllık tahvilleri 1,60’lardan 2,60’lara kadar yükseldi. Beklentimiz ABD’de faizlerin yıl sonuna kadar yüzde 3 seviyelerine kadar yükselebileceği yönünde.

Borsa, faizlerde 9 seviyelerinin üzerine yeni bir hareketlenme olmaması durumunda 70.00077.000 aralığında hareket eder.

2 70.000 seviyesini alternatif piyasalardaki tansiyon yüksekken bile aşağı yönlü geçmediği görüldü.

3BÎST-100’de yükseliş trendinin başladığını söyleyebilmemiz için, 77.500-78.000 seviyelerini geçmemiz lazım.

4 Dolarda 1,75-1,80 seviyelerinin

2013    yılı içerisinde test edilmesini beklemiyorum.

5Euro/dolarda 1,35 parite yerine yeni dönemde yıl sonu için 1,27 parite seviyelerini öngörüyoruz.

6 Altın 1.300 dolar/onsun üstünde kaldığı sürece 1.4001.450 doları görebilir. Eylül ayı Hindistan’daki düğün sezonundan dolayı altında mevsimler yükselişler görebiliriz.

7 Faizde denge yüzde 8,5 seviyelerinde oluşmuş gibi. Enflasyon bu yıl 7-7,5 olabilir. Bu enflasyonla faiz de yüzde 88,5 seviyelerine oturabilir.
ABD 10 yıllık tahvilleri 1,60’lardan 2,60’lara kadar yükseldi. Beklentimiz ABD’de faizlerin yıl sonuna kadar yüzde 3 seviyelerine kadar yükselebileceği yönünde.

“GELİŞEN PİYASALARDAN CIKIS SÜRECEK"
Capital:
FED faizleriyle ilgili beklentiniz nasıl? Daha yükseliş olur mu?
- ABD 10 yıllık tahvilleri 1,60’lardan 2,60’lara kadar yükseldi. Türkiye faizleri yüzde 4,60’lardan yüzde 8,5’lere geldiği sürecin nasıl gerçekleştiğini, bu tablo da açıklıyor aslında. ABD tahvillerindeki yükselişin bize yansımaları bu anlamda normal. Benim beklentim ABD’de faizlerin yıl sonuna kadar yüzde 3 seviyelerine kadar yükselebileceği yönünde. Bu da gelişen piyasalardan para çıkışını devam ettirecek en önemli unsur. Ancak piyasanın bu beklentiyi şimdiden fiyatlamaya başladığını da kaydedelim.

“MAKRO HEDEFLERİN TUTTURULMASI İMKANSIZ"
OYUN DEĞİŞTİ

5-5-5 hedefi yerine (Yüzde 5 büyüme, yüzde 5 cari açık, yüzde 5 enflasyon) yerine oyunun adı değişti. Sapmalar olmakla birlikte 3-5-8’i daha gerçekçi buluyorum. (Yüzde 3 büyüme, yüzde 5 cari açık, yüzde 8 enflasyon). Yeni konjonktür, makro hedeflerin de tutturulmasını imkansız hale getiriyor.
RİSKLER ÇOK
Ek olarak global dünyada büyümeye ilişkin kuvvetli bir görünüm yok ve uzun bir süre potansiyel büyüme hızının altında kalma riski var. Cari açık bakımından enerji ithal eden bir ülke olarak jeopolitik risklere bağlı yüksek enerji maliyetlerinin etkisinden olumsuz etkileniyoruz. Bu aynı zamanda enflasyona olumsuz yansıyor. Enflasyona olumsuz yansıyan başka bir gösterge de kur artışı. Son gördüğüm kur artışının enflasyona yansıması yüzde 15-20 olacak gibi.

BORSAYI YÜKSELTEN 4 NEDEN
SPESİFİK BEKLENTİ

Türkiye’de ikinci bir kuruluştan ‘yatırım yapılabilir ülke’ notu beklentisi vardı. Moddy’s’den bu not geldi ve Türkiye piyasalarını yukarı taşıyan, düzeltmeleri engelleyen en önemli faktörde beklenti bitmiş oldu.
BÜYÜME BEKLENTİLERİ
Türkiye, büyüme sorunları yaşayan dünyada, büyüme verileriyle dikkat çeken bir ülkeydi. 2013’ün ilk çeyreğinde yüzde 3 büyüme açıklandı. Ancak bu büyümenin ağırlıklı kısmı kamu kaynaklı gerçekleşti.
DÜŞÜK FAİZ ORTAMI
Düşük faiz ortamında alternatif getiri arayan yatırımcılar için hisse senedi önemli bir alternatifti. Ancak gelinen noktada faiz tekrar yükseliş eğilimine girdi. Gösterge faiz yüzde 4,60’lardan yüzde 9’ları test etti. TCMB, faiz oranını yüzde 6,5’ten 75 baz puan yukarı yönlü artırdı. Yükselen faizler, borsaya ilgiyi azaltıcı etki yapar.
ŞİRKET KÂRLILIKLARI
Borsanın lokomotifi bankalar, yüksek 4kârlılıklarıyla dikkat çekiyordu. Ancak faiz yükselişleri ve gelirlerine getirilen sınırlamalar, bankaların kârlılıkları üzerinde sınırlayıcı etki yapacak.

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER