Capital'e abone olun.
FORWARD KURLA RİSKLERDEN KORUNUN

Forward Kurla Risklerden Korunun

Son zamanlarda piyasalarda en çok konuşulan konuların başında dolardaki değer kaybı geliyor. Doların ne olacağı, düşüşün devam edip etmeyeceği üzerine sürekli tartışmalar yapılıyor. Özellikle ihrac...

Son Güncelleme: 01.10.2003

Son zamanlarda piyasalarda en çok konuşulan konuların başında dolardaki değer kaybı geliyor. Doların ne olacağı, düşüşün devam edip etmeyeceği üzerine sürekli tartışmalar yapılıyor. Özellikle ihracatçılar, dolardaki düşüşün durması konusunda önlem alınması için sürekli açıklama yapıyorlar. İhracatçıların dolardaki düşüşten olumsuz etkilenmeleri son derece normal. Ancak bunun önüne geçmeleri ve kendilerini fiyat dalgalanmalarından korumaları da mümkün.  
 
Bunun için yapmaları gereken ise forward sözleşmelerini kullanmak. Forward, vadeli işlemler piyasalarında kullanılan ilk yatırım enstrümanı. Ancak, Türkiye’de vadeli işlemler piyasaları yaygınlaşmadığı için bu sözleşmeleri kullananların sayısı da bir hayli az.  
 
Oysa dünyada hem para ve sermaye piyasaları enstrümanlarına, hem de tarım ve doğal kaynaklara dayalı vadeli işlem sözleşmeleri yapılıyor. Böylece de ileride oluşabilecek risklere karşı üretici ve yatırımcılar kendilerini büyük ölçüde korumuş oluyorlar.    
 
Ancak, Türkiye’de bu konu biraz geri kalmış durumda. İMKB ve İzmir Ticaret Borsası, türev ürünler piyasalarını başlatmak için ciddi bir hazırlık içinde olsa da, uygulamanın ne zaman başlayacağı bilinmiyor.  
 
Sonuçta Türkiye’de şu anda sadece döviz konusunda vadeli işlem yani forward sözleşmesi yapmak mümkün. Bu sözleşmeler, alım satım işlemlerinde taraflar arasındaki karşılıklı güvene ve anlaşmaya dayanıyor.  
 
Ancak,Türkiye’de bir banka belirli bir vadedeki forward kurunu açıkladığında, herkes bunu kur tahmini olarak algılıyor. Oysa forward kur, bugünkü kur üzerine TL ve döviz faizi eklenerek oluşturuluyor. Dolayısıyla, söz konusu gün için tersi yapılıp hedge edilebilen, ancak bağlayıcı olmayan kur olarak tanımlamak gerekiyor.  
 
Ayrıca bu sistemi bir kar-zarar mekanizması olarak düşünmemek şart. Forward kur, ithalatçı, ihracatçı veya üretim yapan bir fabrikanın, gelecekteki bir gün için dövizle ilgili girdisini, çıktısını, yükümlülüğünü ya da alacağını belli bir kurdan bankayla bağlaması olarak algılanmalı. Şirket böylece, söz konusu gündeki döviz akışıyla ilgili fiyatlamasını bu kur üzerinden yapma imkanına kavuşuyor. Söz konusu güne gelindiğinde kurun daha aşağıda ya da daha yukarıda olması ise hiçbir şekilde şirketi ilgilendirmiyor. Böylece şirket piyasadaki dalgalanmalardan etkilenmemiş oluyor. Zaten tüm dünyada da ithalatçı veya ihracatçılar risklerini bankalara devrederek, kur riski taşımaktan kaçınıyorlar. Bunu da forward kurla yapıyorlar.  
 
Türkiye’deki şirketlerin de kurdaki dalgalanmalardan korunmak için yapması gereken forward kuru kullanmaları. Böylece olası riskleri bankalara devrederek, piyasalardaki dalgalanmalardan korunacaklar.  
 
BORSA  
 
14.200 direnci önemli  
 
- Borsada ağustos ayında başlayan yükseliş eylülde de sürdü. 24 Eylül itibariyle endeks 13.798 puandan kapandı.  
 
- Genel beklentiler olumlu. Bu nedenle borsadaki yükselişin olası kâr realizasyonlarına rağmen devam etmesi beklenebilir.  
 
- Endeksin önündeki en güçlü direnç 13.900 seviyesinde. Buranın aşılması halinde 14.200 direnci yeniden denenecek.  
 
- Yüksek işlem hacmiyle 14.200’deki direnç aşılırsa, endeksin yükselişini 14.700-14.800 bandına taşıma ihtimali kuvvetli. Ancak, bu seviyeler için yabancıların piyasada daha aktif hareket etmesi şart olarak görülüyor.  
 
- İlk destek ise 13.750’de. Seans içi kar realizasyonları nedeniyle kısa süreli de olsa bu noktanın altına düşme ihtimali göz ardı edilmemeli.  
 
- DEHAP’a ilişkin belirsizlik de borsa yatırımcısını rahatsız ediyor. Bu konuyla ilgili olumsuz gelişmeler olması halinde, endeks 13.500’deki desteğine kadar düşebilir.  
 
Ayın önerisi: Anadolu Yatırım Ekonomisti Ersan Ulusavaş, ekim ayında yatırımcılara TL cinsi enstrümanları öneriyor. Portföyde hisse senedine ağırlık verilmesini, tercihin ise banka ve holdinglerden yana kullanılabileceğini söylüyor. Kalan kısmın ise Hazine bonolarına ayrılmasını tavsiye ediyor.  
 
FAİZ  
 
İlk direnç yüzde 32’de
 
 
- Faiz cephesinde ise düşüş trendi yüzde 36 seviyesinin kırılmasıyla yeni bir ivme kazandı. 24 Eylül itibariyle piyasada en çok işlem gören 18 Ağustos 2004 vadeli bononun faizi yüzde 34 seviyesindeydi.  
 
- Faizin önündeki ilk direnç yüzde 32’de. Bu seviyelerde kâr satışlarıyla karşılaşma ihtimali son derece kuvvetli.  
 
- Kâr satışlarının ilk desteği ise yüzde 36’da. Satışların artması halinde ise faizlerin yüzde 38’lere kadar gitmesi beklenebilir.  
 
- Kısa ve orta vadeli göstergeler düşüş yönlü hareketini sürdürüyor. Bu nedenle yüzde 32 seviyesine dikkat edilmeli. Alımların devamı halinde yüzde 28’lere kadar bir düşüş kaçınılmaz olacak.  
 
Ayın önerisi: Pamukbank Menkul Kıymetler Müdürü Nalan Böcügöz, ekim ayında da dövizi yatırım olarak düşünmemek gerektiğini söylüyor. Yatırımcıların ellerindeki bonodaki pozisyonlarını korumalarını, borsadaki çıkıştan yararlanmak için de A tipi yatırım fonlarını portföylerine katmalarını tavsiye ediyor.  
 
DÖVİZ  
 
Alım için uygun görünüyor  
 
- Döviz cephesindeki düşüş hareketi eylül ayında da devam etti. 24 Eylül itibariyle dolar 1 milyon 355 bin lira, Euro ise 1 milyon 553 bin lira seviyesindeydi.  
 
- Dolarda 1 milyon 370 bin desteğinin kırılmasıyla ivme kazanan satış baskısının ilk destekleri 1 milyon 300 bin lira ile 1 milyon 290 bin seviyesinde.  
 
- Buranın altında ise 1 milyon 250 bin lirada güçlü bir desteği bulunuyor. Ancak temel olarak doların bu seviyeye düşmesine Merkez Bankası’nın izin vermeyeceği göz ardı edilmemeli.  
 
- Mevcut seviyelerde tepki alımları gelir ve dolar 1 milyon 370 bin lirayı aşabilirse, yukarı yönlü trendini de başlatmış olacak. İlk hedef ise 1 milyon 410 bin lira olarak görülüyor. Bu noktanın kırılması halinde ise 1 milyon 450 bin lirayı deneme olasılığı bir hayli fazla.  
 
- Euro ise 1 milyon 500 bin liranın üzerinde tutunmaya çalışıyor. Tepki alımlarıyla 1 milyon 560 bin liradaki direnci kırabilirse, 1 milyon 600 bin liranın üstüne çıkma ihtimali kuvvetli.  
 
- Dövize yatırım yapmak isteyenler için bu seviyeler alım için uygun görünüyor. Ancak destek noktalarını takip etmekte yarar var.  
 
Ayın önerisi: Alternatifbank Döviz Masası Dealer’ı Güray Uray, ekim ayında elinde döviz olan yatırımcıların tutmasını öneriyor. Uray’a göre bu seviyeler alım için uygun. Bu nedenle yeni alım yapmayı planlayan yatırımcılar da portföylerinin üçte birini dövize ayırabilir.    
 
Eurobondlara ilgi sürüyor  
 
Türkiye ekonomisindeki olumlu gelişmeler Eurobond piyasasına da yansıdı. Türkiye’nin en çok işlem gören 2030 vadeli Eurobond’u eylül ayında 116,500 seviyelerine kadar yükseldi.  
Beklentiler Eurobond cephesindeki bu olumlu havanın devam etmesi yönünde.  
 
DEHAP davasına ilişkin belirsizlik bu piyasada da tedirginliğe neden oluyor. Ancak yapılan reformlarla ekonominin daha sağlam temellere oturtulması ve AB konusunda alınan yol bir hayli ümit verici. Bu da Türkiye riskinin alınmasında etkili oluyor.  
 
Önümüzdeki dönemde Eurobond piyasasında kısa vadeli düzeltme hareketlerinin olması kaçınılmaz. Ancak olumlu seyrin devam etmemesi için şimdilik bir neden görünmüyor. TL’deki değerlenmeye paralel olarak kur riskinin de yükseldiği düşünülürse, Eurobond yatırımı özellikle parasını uzun vadede değerlendirmek isteyen yatırımcılar için cazip görünüyor. Tavsiyemiz 2030 vadeli Eurobond’lar. Daha kısa vadede ise 2013 vadeli Eurobond iyi bir tercih olabilir.  
 
Aksa’ya dikkat!  
 
Haziran ayında yeni yatırımını devreye sokan Aksa kapasitesini 254 bin tona yükseltti. Ayrıca en büyük rakibi İtalyan Montefibre’nin bir tesisini kapatmasıyla dünyanın en büyük akrilik elyaf üreticisi konumuna geldi. Euro’unun güçlenmesi ve yavaşlayan ekonomik büyüme nedeniyle Avrupa’da akrilik talebini olumsuz etkiledi. Aksa’nın Avrupalı rakiplerinin daralan marjları, uzun vadede şirketin operasyonlarının Avrupa’ya doğru genişlemesini sağlayabilir.  
Yılın ilk yarısı 7 milyon dolar kârla kapatan şirket, söz konusu dönemde 177 milyon dolarlık satış gerçekleştirdi. HSBC Yatırım’ın yaptığı analize göre, şirketin mevcut piyasa değeri 250 milyon dolar seviyesinde. Hedef piyasa değeri ise 350 milyon dolar. Yani yaklaşık yüzde 40’lık bir yükseliş potansiyeli var. Bu nedenle de dikkatle izlemekte yarar var.  
 
Anadolu Cam’ın hedef değeri 256 milyon dolar  
 
Türkiye'deki cam ambalaj sektöründe yüzde 95 pazar payıyla monopol bir konuma sahip olan Anadolu Cam, ihracatta da oldukça iddialı. 2000 yılında Topkapı Şişe'yle birleştiğinden beri satışlarında patlama yaşayan şirketin net satışları 1999 yılında 67 milyon dolardı. Bu rakam birleşmenin de etkisiyle 2002 yılında 165 milyon dolara ulaştı. Verimlilik artırıcı çalışmaları nedeniyle kârlılığında da ciddi bir artış yaşandı.  
 
Yurtdışındaki yatırımlarına da hızla devam eden şirket, Rusya’da Pazar lideri olmayı hedefliyor. Garanti Yatırım Araştırma Bölümü’nün yaptığı analize göre, şirket 2003 yılında yurt için satışlarını yüzde 12, ihracatını yüzde 20, net satışlarını ise yüzde 14 oranında artıracak. Net kârı ise yüzde 10’luk büyümeyle 24 milyon dolara yükselecek.  
 
Anadolu Cam, borsadaki yükselişe rağmen, uluslararası benzer şirketlere göre iskontolu işlem görüyor. Hedef piyasa değeri 256 milyon dolar olan şirketi alım için izlemekte yarar var.  
 
 
  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER