Capital'e abone olun.
DEVLERİN YAT KEYFİ

Devlerin Yat Keyfi

Türkiye’nin ilk marinası 1976 yılında işletmeye açıldı. Bu ilk yatırım Koç Holding’e aitti. Ardından Turban ve Turizm Bankası’nın yatırımları geldi. 1980’lerden sonra ise bu alana özel sektör yatır...

Son Güncelleme: 01.03.2003

Türkiye’nin ilk marinası 1976 yılında işletmeye açıldı. Bu ilk yatırım Koç Holding’e aitti. Ardından Turban ve Turizm Bankası’nın yatırımları geldi. 1980’lerden sonra ise bu alana özel sektör yatırımı teşvik edildi. 1990’larda büyük gruplar bu işi keşfetti. Şimdi bazıları işletmede, bir bölümü önümüzdeki dönemde tamamlanacak çok sayıda yatırım var. Kimi şirketlerin yatırımları ise bürokratik ve çevre engellerine takıldı. İlgi hala devam ediyor…    
 
Bodrum Karada Marina’nın genel müdürü Ömer Karacalar, sektöre yönelik büyük ilginin nedenini ortaya koyan önemli bir saptama yapıyor. Karacalar, “Akdeniz çanağında her yıl 700 bine yakın yat ve tekne süzülüyor. Türkiye, bütün güzelliklerine rağmen bunun ancak binde 7’sine hizmet götürebiliyor”.  
 
Bu önemli saptamaya, başka bir gelişme eşlik ediyor. O da İspanya ve Fransa’ya yönelik ilgi, son yıllarda Doğu Akdeniz’e, yani Türkiye’ye doğru geliyor. Bu da beraberinde Türkiye’de marina işletmeciliğinin öneminin artacağı konusunda güçlü mesajlar getiriyor.  
 
Son yıllarda büyük holdinglerin ve yabancıların marina işletmeciliğine girmesinin arkasında da bu gelişmeler var. Sektördeki büyük potansiyel ve gelecek, irili ufaklı çok sayıda şirketi etkiledi. Bazıları izin aldı, faaliyetine başladı. Bir bölümü onay bekliyor, bazı şirketler ise çeşitli bürokratik engellere ve çevre konusuna takıldılar.  
 
Marina Yatırımcıları Derneği Başkanı Çağlayan Artun, büyük grupların bu ilgisinin marina yatırımının cazibesinden kaynaklandığına dikkat çekiyor  ve  “Yatırıma ayırabileceğin 20 milyon doların varsa, yaz, kış kullanılabilecek sağlam bir yatırım” diyor.  
 
Mavi yolculuk fitilledi  
 
Marina işletmeciliğinin cazibesini tam olarak ortaya koyabilmek için gelişimine bir göz atmakta fayda var. Türkiye’de Marina işinin geçmişi 1970’lere gidiyor. İlk marina 1976 yılında, o zamanki  Çeşme Altınyunus Oteli’nin önündeki alana yapıldı. İşletmesini ise bugün çok sayıda yat limanı olan Setur üstlendi. Ardından da devlet tarafından Turban ve Turizm Bankası kanalıyla Bodrum ve Kuşadası yat limanları faaliyete geçti.  
 
Devlet, bu alandaki hakimiyetini uzun yıllar sürdürdü. Ancak, 1983 yılında 2634 sayılı Turizm Teşvik Yasası’nın yürürlüğe girmesiyle, yat limanları özel sektöre açıldı. Yat limanları özel sektöre açıldıktan sonra bu işe ilk olarak Net Holding girdi.  
 
Mavi yolculuk kavramı ise adeta yat limanı işletmeciliğini başka bir boyuta taşıdı. Marinacılar Yatırım Derneği Genel Sekreteri Artun Çağlayan şöyle konuşuyor: “ Mavi yolculuk olarak adlandırılan bir gezi var. 1980’li yılların başında Halikarnas Balıkçısı tarafından başlatılan bu yolculuk zaman içerisinde yat turizmi haline dönüştü. 1983’de bu işin özel sektörün girmesiyle, marina işletmeciliği uluslararası boyuta taşındı. Tam bir uluslararası rekabet ortamı oluştu. İngiliz bayraklı yatlar da işletme belgesi alarak Türk bayraklı bir yatın yaptığı işi yapar hale geldi. İngiltere de kendi pazarındaki müşterisini Bodrum’a gönderdi. Bodrum’da duran yatlara bindirdi ve mavi yolculuğa çıkardı. Türkiye’deki yat işletmesi İngiltere’ye gitti. Onun pazarında yatını sattı.”  
 
Uluslararası rekabetin etkisi  
 
Yat limanlarının özel sektöre açılması, yabancı şirketlerin de bu pazardan yararlanmasına neden oldu. Mavi yolculuğa çıkan yabancı bayraklı yatlar, Türkiye’de marina işiyle yeni tanışan girişimcileri geliştirdi. Sektör standartları uluslararası rekabetin gereklerini karşılayacak düzeyi yakaladı.  
 
Türk şirketleri de Avrupalılardan daha iyi olmak, fark atmak için kolları sıvadı ve bu hedefi yakaladı. Bu yarışla birlikte sektör de gelişti. Yeni şirketler, yeni gruplar bu alana girdi. Ataköy Marina Genel Müdürü Sedat Altunay, şöyle konuşuyor:  
 
“Türkiye’deki yat limanlarının kalitesi Avrupa ile boy ölçüşebilecek durumda. Ataköy Marina’nın, dünya çapında 19 bin marina arasında 27’sinin sahip olabildiği beş altın çıpa ödülü var. Bu ödül uluslararası marinacılar tarafından 3 yılda bir veriliyor. Ataköy Marina çoğu zaman kapasitesinin yüzde 100’ünü kullanıyor. Önümüzdeki 5 yıl içinde sektörün kapasitesinin artırılması gerekiyor.”  
 
2.5 milyar dolarlık sektör  
 
Türkiye’de yat turizminin toplam büyüklüğü 2,5 milyar doları buluyor. Turizm Bakanlığı’nın kayıtlarına göre, işletme belgesi almış yatların toplam yatak kapasitesi 5 bin. Bu rakamın içinde Türkiye’de çalışmak için izin almış yabancı bayraklı yatlar da var. Ancak işletme belgesi olmayan Türk bayraklı yatların yatak kapasitesi de 30 bini buluyor.  
 
Yatırımcıları Derneği Genel Sekreteri Artun Çağlayan, yat limanı ve yataklarıyla ilgili şu bilgileri aktarıyor: “Türkiye’de ortalama 35 bin civarında yat yatağı var. Belediyeler de dahil 15 bin civarında da yat limanı bağlama kapasitesi mevcut. Yani 15 bin yat bağlanabiliyor. Yat limanı sayısı da yaklaşık 10 civarında.”  
 
Türkiye’de 1990’dan beri faaliyete geçen iki tane yat limanı var. Bu yıl ise iki marina işletmeye alınacak. Biri Doğuş Holding’in Turgutreis Yat limanı, diğeri de Profilo Holding’in Yalıkavak Limanı. Yetkililer, yeni marina yatırımı olmamasını, bürokratik etkenlere bağlıyorlar. Artun Çağlayan, “Planının onaylama süresi yaklaşık beş yıl. Onaylanıp onaylanmayacağı belli olmayan bir alana yatırım yapmayı beklemek de bir hayale bel bağlamak olabiliyor” diyor.  
 
Yatırım maliyeti ne kadar?  
 
Özellikle son 5 yılda büyük gruplar yat limanı işletmeciliğine girmeye başladı. Koç’tan Doğuş Holding’e kadar bir çok güçlü kuruluş bu alanda faaliyet gösteriyor. Çağlayan Artun, grupların ilgi gördüğü bu işte ortalama yatırımın 20 milyon dolar düzeyinde olduğunu söylüyor.  
 
Yat limanı olan büyük gruplar arasında Koç, Doğan, Park, Profilo, Net Holding ve Çukurova Grubu var. Bir çoğu 5-6 yıldan beri bu alanda faaliyet gösteriyor. 1994’de Tansu Çiller döneminde Yüksek Planlama kararıyla 9 tane yat limanı yapılmasına karar verildi. Doğuş  
Holding ise bu ihalelerden 5 tanesini aldı. Ancak, sadece 1’inin planları onaylatılabildi. Diğerleri ise onay bekliyor.  
 
Bu alanın en eski yatırımcıları arasında Koç Holding var. Çukurova Grubu’nun Marina Marmaris ve Port Göcek yatırımları bulunuyor. Park Kemer Marina ise Park Holding’e ait.  
Doğuş Holding’in Turgutreis Marina Müdürü Ali Erkan Bezirgan, “1995 yılından beri bürokrasideki engelleri aşmaya çalışıyoruz. Turgutreis Marina bu yıl mayıs ayında işletilmeye alacağız. Diğerleri ise beklemede” diyor.  
 
Doğan neden sektöre girdi?  
 
Eski adı “Bodrum Karada Marina” olan Milta Bodrum Marina, Doğan Holding’e ait. Milta Bodrum Marina Müdürü Ömer Karacalar, sektör ve kendi işletmeleri hakkında şu değerlendirmeyi yapıyor:  
 
“Akdeniz çanağında yaklaşık her yıl 650 ile 700 bin civarında yat ve tekne seyrediyor. Türkiye, kıyılarının bütün güzelliklerine rağmen, bu trafiğin binde 7’sinin ihtiyacını karşılayacak durumda. İspanya ve Fransa gibi Batı Akdeniz ülkeleri büyük kapasitelere sahip olmalarına rağmen doyum noktasına ulaştığı için, yat trafiği Doğu Akdeniz kıyılarına kaymaya başladı. Bu fikirden yola çıkarak, Türkiye yat turizminin ağırlıklı merkezi Bodrum’da bu yatırımı yapmaya karar verdik. 1997 yılında Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın açtığı ihaleye katıldık, sonuçta marinacılık konusunda ilk adımımızı attık”.    
 
Türkiye’nin en önemli rakibinin Hırvatistan olduğuna değinen Ömer Karacalar, “Ülkemizde marina işletmeciliğine büyük darbe vurabilecek Hırvatistan’daki marina yatırımlarının hızlanması gerçeğini göz ardı etmemiz gerekiyor. Kuzey ülkeleri ile otoban bağlantısı olan Hırvatistan, marina işletmeciliği açısından en kısa zamanda Türkiye’nin en tehlikeli rakibi olacak.”  
                                                                                                                          
“BİR MARİNA YATIRIMI İÇİN 4 YIL BEKLEMEK GEREKİYOR”  
 
Ömer Karacalar/Milta Bodrum Marina Müdürü
 
 
Yat turizmi, Türkiye’nin turizm gelirinin yüzde 25’ini oluşturuyor. Akdeniz yat turizminde yaşanan hareketlilik ise Türkiye’nin önüne yeni fırsatlar çıkarıyor. Doğan Holding’e ait Milta Bodrum Marina Müdürü Ömer Karacalar, fırsatların değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şöyle konuşuyor:  
 
“Batı Akdeniz’in dolu olması, yat trafiğinin doğuya kaymasına neden oluyor. Türkiye’nin turizm gelirlerinin yüzde 25’ini deniz turizmi karşılıyor. Bu nedenle, Türkiye önüne çıkan bu fırsatı iyi değerlendirmek zorunda. Yani Akdeniz genelinde binde 7 kapasiteyi yüzde 5’lere çıkarmak için çalışmalıyız.  
 
Peki bu nasıl olacak? Türkiye’deki en büyük problem bürokrasi. Bu duvarı yıkarak yatırımcının önünü açmalıyız. Bu vesileyle yabancı yatırımcıyı teşvik etmek gerek. Bu şartlarda bir marina yatırımında ilk kazmayı vurmak, izni alabilmek en iyi şartlarda 4 yıllık bir zaman gerektiriyor.  
 
Yabancı yatların Türkiye’ye giriş işlemlerini basite indirerek tanıtım faaliyetlerini iyi hazırlayabiliriz. Bütün bu konular çözüldüğü takdirde, Marina işletmeciliği gelişir. Türkiye yabancı kaynaklardan zorla alınan kredilerin yerine, kendi imkanları ile kaynak sağlar duruma gelir.”  
 
“10 MİLYAR DOLARIN ALTINA İMZA ATARIM”  
 
Artun Çağlayan/Marina Yatırımcıları Derneği Genel Sekreteri
 
 
Marina Yatırımcıları Derneği Genel Sekreteri Artun Çağlayan’ın Türkiye’nin denizlerinden yeterince yararlanamadığına dikkat çekiyor. Diğer Akdeniz ülkelerinin bu konuda önemli mesafe aldığını belirten Çağlayan, şu saptamaları yapıyor:  
 
YÜKSEK  POTANSİYEL Türkiye’nin potansiyeli çok yüksek. Ancak, bunun çok küçük bir bölümünü kullanabiliyoruz. Sektör olarak yatırımlarımızı hızlandırmamız gerekiyor.  
 
YOĞUN BÜROKRASİ Önümüzdeki bürokratik engelleri aşalım. Devleti bir tarafa koyamayız. Tabi ki böylesine önemli bir konuda devletin hakimiyeti olmak zorunda. Bu otoriteyi koruyarak yatırımların plan ve projelerini 3 ya da 6 ayda onaylatabilirsek ben sektörüm olarak 10 milyar dolarlık çekin altına imza atarım.  
 
GECİKMENİN FATURASI Geçen yıl kaybettiğimiz para 7,5 milyar dolar. Bu paraya Türkiye’nin ihtiyacı var. Biz de yatırımlara devam etmek zorundayız.  Türkiye denizlerinden para kazanmak zorunda.  
 
DİĞER MARİNA PROJELERİNDE SON DURUM  
 
DATÇA GERENCE TALİ
1987 yılında 49 yıllığına kiralandı. Ancak, Özel Çevre Müsteşarlığı’nca durduruldu.  
 
BODRUM YALIKAVAK Plan ve projeleri 1991 yılında onaylandığı halde yatırımın bulunduğu alan Fok Koruma Bölgesi olarak ilan edildi.  
 
ANTALYA BELEK Beş yıl önce Aska İnşaat tarafından 49 yıllığına kiralandı. Yatırım alanı kaplumbağa koruma sınırında olduğu için dava konusu oldu.      
    
DATÇA Özel Çevre Koruma Başkanlığı’ndan onay bekliyor.  
 
KÖYCEĞİZ DALAMAN 1995’de Doğuş Holding ihaleyle aldı. Yatırımın kaplumbağa koruma sınırı içinde kaldığı gerekçesiyle Çevre Bakanlığı onay vermiyor.  
 
BODRUM TURGUTREİS İhalesi 1997’de onaylandı. Doğuş Holding’e ait olan marinanın mayıs ayında tamamlanması bekleniyor.  
 
DİDİM İmar planları onaylandığı halde, detay projeleri hala onay bekliyor.  
 
ANTALYA Birinci derece doğal SİT alanı olduğu gerekçesiyle Kültür ve Çevre Bakanlığı ile ilgili sorunları var.  
 
BODRUM 1995’de ihale edildi. Ancak, Bodrum Belediyesi imar planı tadilat kararını bekletiyor.  
 
FETHİYE ÇAVUŞLU 1996 yılında Veziroğlu Şirketler Grubu ihaleyi aldı. Ancak, CED raporunun tamamlanması bekleniyor.  
 
BOZBURUN İhalesini Aska İnşaat aldı. Belediye karşı çıktığı için Danıştay’dan onay verilmesi gerekiyor.  
 
KAŞ BUCAK Metiş İnşaat ait. İmar planının onaylanması aşamasında.  
 
BODRUM YALIKAVAK Tamamen özel bir girişim. Bu yılın Mayıs ayında işletmeye açılacak.  
 
BODRUM KIYIKIŞLACIK Murat Kıncal’a ait özel bir girişim. Ancak, ekonomik nedenlerden dolayı yatırıma ara verildi.  
 
BODRUM GÜLLÜK Yatırımcısı Almanya’da doktor olarak çalışıyor. İmar planı onaylandı.  
 
“TÜRKİYE’DE POTANSİYEL ÇOK BÜYÜK”  
 
Bruno Meıer/Port Gocek Genel Müdürü
 
 
HEDEF TURİZMDE ENTEGRASYON Port Göcek Marina 1999 yılının haziran ayında hizmete girdi.Grubumuzun bu sektörde yer almasının en önemli sebeplerinden birisi, Enternasyonal Turizm Yatırımlar AŞ’nin turizm yatırımları alanındaki uzmanlığıdır.      
Özellikle yüksek kalite standardı ve cevre dostluğuna verdiği önem ile bilinen grubumuz, turizm sektöründe otel, kulüp, havayolu gibi alanlarda hizmet veriyordu. Bu şirketlerine marina işletmeciliğini de eklemesiyle, sahibi olduğu turizm alanlarını da tamamlama yoluna  gitmiştir.  
 
TEKNE SAYISI HIZLI ARTIYOR Türkiye’de yatçılık sektörünün büyük potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Bunu söylerken yerli ve yabancı tekne sahiplerinin sayısını dikkate alıyorum. Çok sayıda tekne, daha çok marina anlamına geliyor. Ancak, servis kalitesi yüksek, tekne sahiplerinin her ihtiyacını karşılayabilecek, çevre düzenlemesi planlanmış marinaların Türkiye’de bir geleceği olduğunu da düşündüğümü belirtmek isterim.  
 
HEDEF HIZLI BÜYÜMEK Grubumuzun bu alandaki beklentisi sektörde hızlı büyümektir. Port Göcek dışında başka marinaların da grubumuzca işletilmesini hedeflemekteyiz. Ayrıca, çekek yeri ve teknik servis alanlarında, uluslar arası regatta organizasyonlarında ve promosyonal aktivitelerde ise gelişmeyi arzuluyoruz.  
 
 
  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER