Capital'e abone olun.
DIŞ TİCARETE BÜYÜK İLGİ

Dış Ticarete Büyük İlgi

Rakamlar gerçeği ortaya koyuyor. İhracat müthiş, ithalat ise istikrarlı artıyor. Tahminler, 2005 yılında ihracatta 70, ithalatta 110 milyar doların yakalanacağını gösteriyor. Bu tablo, nedeniyle ba...

Son Güncelleme: 01.02.2005

Rakamlar gerçeği ortaya koyuyor. İhracat müthiş, ithalat ise istikrarlı artıyor. Tahminler, 2005 yılında ihracatta 70, ithalatta 110 milyar doların yakalanacağını gösteriyor. Bu tablo, nedeniyle bankacılığın yükselen rekabet alanlarından biri de dış ticaret olmaya başladı. Orta ölçeklilerden büyüklere, bütün bankalar şimdi artan dış ticaret işlemlerinden daha fazla pay almanın peşinde. Ardı ardına gelen sendikasyon kredileri de bunun göstergesi. Bankacılar, 2005’den sonra KOBİ’lere de yöneleceklerine belirtiyorlar.

Türkiye, ocak-ekim ayları arasında 128 milyar 727 milyon dolarlık dış ticaret hacmi gerçekleştirdi. Bu rakam da bir önceki yıla göre yüzde 36,1’lik artışı ifade ediyor. Söz konusu dönemde ihracat bir önceki yıla göre yüzde 30,7 oranında artarak 50 milyar 568 milyon dolara, ithalat ise yüzde 39,9’luk artışla 78 milyar 159 milyon dolara ulaştı.

Dış ticaretteki bu hızlı büyüme de hem reel sektörü hem de diğer ekonomi çevrelerini sevindirdi. Çünkü, bu performans, ekonomiye de direkt olarak yansıdı.

Bankalar da bu büyümede dış ticareti daha etkin finanse ederek önemli rol üstlendi. Ekonomideki toparlanma ve AB’ye uyum çerçevesinde atılan olumlu adımlar yurtdışında Türk bankalarının kredibilitesini önemli ölçüde yukarı çekti. Bu sayede de bankalar ağırlıklı olarak dış ticaretin finansmanında kullandıkları sendikasyon kredilerini hızla artırdılar.

Türk bankaların 2000 yılında aldığı 6 milyar dolarlık sendikasyon kredisiyle önemli bir başarıya imza atmıştı. Ancak, 2001 yılında yaşanan kriz nedeniyle bankalar geçen yıla kadar net ödeyici konumundaydı. 2004’te ise bu trend tersine döndü ve bankalar sendikasyon, seküritizasyon ve sermaye benzeri kredi kapsamında yurtdışında toplam 8,7 milyar dolar borçlanmayı başardı.

Bu rakam, Türk bankalarının dış piyasalarda bir yıl içinde aldığı en yüksek kredi olma özelliğini de taşıyor. Dış ticaretin yüzde 80’lik bölümünü finanse ettikleri iddia edilen bankaların sendikasyon kredilerini artırmaları da, dış ticaret konusunda zorlanan şirketlerin işini kolaylaştırıyor

En çok krediyi İş Bankası aldı

2004 yılı toplamında bankaların aldığı dış kredilerin 8 milyar 705 milyon dolara ulaştı. 2003’ün toplamında ise bu rakam 4 milyar dolar civarındaydı. Yani dış kredilerde yüzde 100’ün üzerinde artış yaşandı. Buna rağmen bankalar maliyetlerini de önemli ölçüde düşürdüler. Bunda da ekonomideki olumlu gelişmeler dolayısıyla Türkiye’ye olan ilginin artması bir hayli etkili oldu.

7,3 milyar dolarlık dış kredi pazarını banka bazında baktığımızda, İş Bankası’nın 1,6 milyar dolarlık kaynak ile birinci sırada olduğunu görüyoruz. Ancak, bankanın aldığı toplam sendikasyon kredisi tutarı 850 milyon dolar. Bu da geçen yıl sendikasyon yoluyla sağladıkları kaynağa göre yüzde 60’lık bir artışı gösteriyor. Ancak, banka ağustos ve aralık aylarında aldığı iki sendikasyon kredisinin yanı sıra, seküritizasyon yoluyla da dış piyasalarda 750 milyon dolar almıştı.

İkinci sırada ise 1 milyar 570 milyon dolarlık kredi ile Akbank bulunuyor. Genel Müdür Yardımcısı Eyüp Engin, bu miktarın 1 milyar 50 milyon dolarlık bölümünün sendikasyon kredilerinden kaynaklandığını söylüyor. Kredilerin maliyetinde de 55 baz puanlık düşüş olduğunu dile getiriyor. 

Garanti Bankası ise 1 milyar 475 milyon dolar ile sektör üçüncüsü konumunda. Garanti Bankası Finansal Kurumlar Müdürü Kudret Akgün, “Sendikasyon kredilerine yabancı bankalar yoğun ilgi göstermeye başladılar” diye konuşuyor. 

Finansmana büyük katkı

Dış piyasalardan sağlanan krediler, genel olarak bankaların müşterilerinin dış ticaret işlemlerinde kullandırmak üzere alınıyor. Bankalar da kullandıkları sendikasyon kredisinin tamamını bu amaca uygun olarak kullandıklarını söylüyor. Ancak, bu konuda farklı yaklaşımlar olduğu da ifade ediliyor. Bunların başında da döviz tevdiat hesaplarında vadenin kısa olması nedeniyle bankaların pozisyon açmak için sendikasyon kredilerini tercih etmesi geliyor.

Bu varsayımların temelinde ise bankaların aldığı sendikasyon kredilerinin ne kadarının dış ticaretin finansmanında kullanıldığı konusunda istatistiki bilgilerin olmaması yatıyor. Bankaların verdiği rakamlar toplandığında da dış ticaret hacminin oldukça üstünde bir sonuç ortaya çıkıyor.

Yapı ve Kredi Bankası Finansal Kurumlar Bölge Yönetmeni, Umut Çetintaş, söz konusu kredilerin Türk bankaları tarafından sevk önceki ihracat kredisi kullandırmak amacıyla düzenlendiğini söylüyor. Bankaların da bu amaca uygun hareket ederek, tamamını dış ticaret işlemlerinde kullandığını ifade ediyor.

Garanti Bankası Finansal Kurumlar Müdürü Kudret Akgün de sendikasyon kredilerinin alınma amacının dış ticareti finanse etmek olduğunu hatırlatıyor. Bu doğrultuda da sendikasyon aracılığıyla sağlanan kredilerin, özellikle ihracatçılara, sevk öncesi kısa vadeli ihracat kredisi olarak kullandırdıklarını söylüyor.

Rekabet giderek çetinleşiyor

Dış ticaret konusunda özellikle sektörün büyük bankaları yoğun bir rekabet içinde. Bireysel ve ticari bankacılık tarafında göz önünde olan rekabet, dış ticarette ise kapalı kapılar ardında yapılıyor. 

Akbank Genel Müdür Yardımcısı Eyüp Engin, Akbank’ın 2004 yılında dış ticaret işlemlerindeki pazar payının yüzde 10’a ulaştığını söylüyor. Pazar paylarının şubelerindeki yeniden yapılanma ve başarılı pazarlama politikasının etkisiyle arttığını, önümüzdeki yıllarda da bu trendin devam etmesini beklediklerini ifade ediyor. 

Bu yıl aldığı dış kredilerle kredileriyle önemli bir çıkış yakalayan Finansbank’ın genel müdür yardımcısı Yağmur Şatana da Türkiye’nin dış ticaretinden yüzde 10’un üzerinde pay aldıklarını ifade ediyor. Rusya, Romanya, Hollanda ve İsviçre’de de bankaları olduğunu hatırlatan Şatana, bu bankaların faaliyetlerinin işin içine katılmasıyla söz konusu rakamın yüzde 15’lere yükseldiğini vurguluyor. 

İş Bankası’nın Türkiye dış ticaretindeki payı ise yüzde 10’lar düzeyinde. 2000 yılından bu yana dış ticaretteki pazar payını sürekli artıran Garanti Bankası’nın payı ise yüzde 15’lerde. 2004 yılında dış borçlanmaya gitmeyen Yapı ve Kredi Bankası’nda ise dış ticaret işlemlerinin yüzde 14’ü gerçekleştiriliyor.

Tekstil ve demir çelik önde

Bankalar dış ticaret konusunda sektörel bir tercih yapmıyor. Ağırlıklı olarak kendi kriterlerine uygun, ihracat yapan firmalarla çalışıyorlar.

İş Bankası Dış İşler Müdürü Turgay Atalay, genel bankacılık prensipleri dahilinde, ihracat yapan firmalara herhangi bir ayırım yapmadan hizmet verdiklerini söylüyor. 2003 yılı sonuçlarına göre, toplam ihracatın yüzde 80’ini gerçekleştiren firmalara hizmet verdiklerini dile getiriyor. 2004 yılı için de benzer bir tablonun ortaya çıkacağını ifade ediyor.

Garanti Bankası’ndan Kudret Akgün ise dış ticaret konusunda 35 bin civarında müşteriye hizmet verdiklerini söylüyor. Bu müşterilerin sektörel dağılımının Türkiye’nin dış ticaretindeki sektörel dağılıma paralellik gösterdiğini ifade ediyor.

Öne çıkan sektörleri ise, tekstil, demir çelik, kimya, nakil araçları, elektrikli ve optik aletler olarak açıklıyor. Dış ticaret şirketlerinin de ihracatta ön plana çıktığını vurgulayan Kudret Akgün, “Bu sektörlerin yanı sıra, dış ticaret hacminin artmasına katkıda bulunacak lojistik ve bilişim gibi yardımcı sektörler de, bankamızın ‘gelişmeye açık’ olarak gördüğü ve öncelik verdiği sektörler arasında yer alıyor” diye konuşuyor.

Yapı Kredi Bankası Finansal Kurumlar Bölge Yönetmeni Umut Çetintaş ise, dış ticaret işlemi yapan hemen her firmayla yollarının kesiştiğini söylüyor. Son dönemlerde özellikle KOBİ’lerin bu alandaki etkinliğinin arttığını ifade ediyor. Buna bağlı olarak da bu kesimle yoğun bir şekilde çalışmaya başladıklarını dile getiriyor.

En fazla işlem Avrupa’yla

Dış ticaret verileri de net olarak gösteriyor, Türkiye’nin ihracat ve ithalatında en yüksek pay Almanya’ya ait. Almanya’yı ithalatta Rusya, İtalya, Fransa ve ABD, ihracatta ise İngiltere, ABD, İtalya ve Fransa takip ediyor. Ancak, bavul ticareti dikkate alındığında Rusya’nın da en önemli ticaret ortaklarımızdan biri olduğunu unutmamak gerekiyor.

Dolayısıyla, ülke grupları itibariyle bakıldığında, dış ticarette en büyük partnerimizin AB olduğu da net olarak görülüyor. AB ülkeleri ithalatımızda yüzde 47,2, ihracatımızda ise yüzde 54,5 pay sahibi olarak karşımıza çıkıyor. Bankalar da bu çerçevede ağırlıklı olarak bu ülkelerle çalışıyor.

İş Bankası Dış İşler Müdürü Turgay Atalay, ağırlıklı olarak Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü üyesi ülkelerle çalıştıklarını söylüyor. Atalay, “Bunun yanı sıra Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bulgaristan, Cezayir, Çin Halk Cumhuriyeti, Fas, Irak, İran, İsrail, KKTC, Kazakistan, Kuveyt, Libya, Mısır, Romanya, Rusya Federasyonu, Slovenya, Suriye, Suudi Arabistan, Ukrayna ve Yunanistan’da da yoğun olarak işlem yapıyoruz” diye konuşuyor.

Garanti Bankası Finansal Kurumlar Müdürü Kudret Akgün ise Türkiye’nin dış ticaretinden büyük pay alan Almanya başta olmak üzere, Avrupa ülkeleri, ABD ve komşu ülkelerde yapılan ticaretin, toplam hacmin önemli bir kısmını oluşturduğunu söylüyor.

Dış ticaret hacmi büyüyecek

Yapı ve Kredi Bankası’ndan Umut Çetintaş, 2005 yılında hem ihracat hem de ithalattaki büyümenin süreceğini söylüyor. 2005 yılında ithalattaki büyümenin yüzde 17, ihracattaki büyümenin ise yüzde 15 seviyesinde olacağını tahmin ediyor.

İş Bankası Dış İşler Müdürü Turgay Atalay, 2005 yılında Türkiye’nin ihraç pazarlarındaki büyümesini devam ettireceğini söylüyor. Bunu da iç talepteki artışın sınırlı düzeyde kalma beklentisine bağlıyor. Çünkü bu durum ihracata yönelimi teşvik edecek. Atalay’a göre, düşük kur politikası ve ucuz işgücünün de etkisiyle dünya ticaret hacmindeki payını artırmaya devam eden Çin’in yarattığı olumsuz rekabet etkisi de bu yıl içinde ortadan kalkacak. Buna neden olarak da Çin nedeniyle yeni pazarlara gidilecek, petrol ihracatçısı ülkelerle ticari ilişkilerin geliştirilecek. Euro’nun değerlenmesi de buna katkı sağlayacak.

Turgay Atalay, ithalatta ise TL’nin güçlü görünümünü sürdürmesinin önemli olduğunu söylüyor. Üretimde kullanılan ara ve yatırım malı talebindeki artışa bağlı olarak devam etmesi beklenen özel sektör yatırımlarının ve petrol fiyatlarındaki artışın da ithalat rakamlarını artıracağını ifade ediyor ve ekliyor:

“Bu çerçevede, ihracatın 70,7 milyar dolara, ithalatın 111,5 milyar dolara ulaşacağını tahmin ediyoruz. Dolayısıyla dış ticaret hacmimizdeki genişlemenin devam edeceğini öngörüyoruz.”

KOBİ’lere pazarlama başlıyor

Dış ticaretteki bu olumlu beklentiler de bankaların bu konudaki pazarlama faaliyetlerini biraz daha artırmasına neden oluyor. Daha önceki yıllarda dış ticaret konusunda çok etkin olmayan, ancak 2004 yılıyla birlikte söz konusu işlemlerde de kendini gösteren KOBİ’ler de hedef müşteriler arasında yer alıyor. Bunun yanında da ihracattaki lokomotif sektörlere yönelik pazarlama çalışmalarına da hız verileceği söyleniyor.

Garanti Bankası Finansal Kurumlar Müdürü Kudret Akgün, temel ilkelerinin Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerine öncelik vermek olduğunu söylüyor. Bu kapsamda da finansal desteğe ihtiyaç duyan verimli projelerin yanında olacaklarını ifade ediyor. Kudret Akgün sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Yurtdışından aldığımız kısa, orta ve uzun vadeli fonları sektör ayırımı olmadan verimli bulduğumuz projelere aktaracağız. 2005 yılında KOBİ’lere yönelik projelerle biraz daha ön planda olmayı planlıyoruz. Bu arada, dış ticarete ışık tutma ve bilgi birikimini paylaşma politikamızı bu yılda sürdüreceğiz. Bu çerçevede de “Dış Ticaret Toplantıları” ve “Mevzuat Seminerleri”ne devam edeceğiz.”

Yapı Kredi Bankası’ndan Umut Çetintaş ise, bu kapsamda muhabir portföylerini daha da geliştirmeyi planladıklarını söylüyor. Bu süreçte müşteriye özel dış ticaret enstrümanları geliştirme yolundaki adımlarla müşteri memnuniyetini artıracaklarını ifade ediyor.

İş Bankası’ndan Turgay Atalay ise, öncelikli hedeflerinin bankanın dış ticaret işlemlerinde aldığı payı artırmak olduğunu söylüyor. Bu hedefe yönelik olarak önümüzdeki dönemde, dış ticaret işlemlerinin Merkezi Operasyon Projesi kapsamında ele alınacağına dikkat çekiyor. Bu sayede de şubelerdeki operasyonel işlemlerin merkeze aktarılacağını, pazarlama ve satış faaliyetlerine ağırlık verileceğini ifade ediyor.

GELENEKSEL PAZARLARIN DIŞINA ÇIKILACAK

Garanti Bankası Finansal Kurumlar Müdürü Kudret Akgün, 2005 yılında dış ticaretteki büyümenin devam edeceğini söylüyor. Akgün, konuyla ilgili görüşlerini şöyle anlatıyor:

YENİ PAZARLAR GELECEK 2005’te de son yıllarda olduğu gibi dış ticaret hacmi artmaya devam edecek. Türk ihracatçısının alışık olduğu geleneksel pazarlar dışında yeni pazarlar da gündeme gelecek. Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından 2000 yılında başlatılan “Komşu ve Çevre Ülkelerle Ticareti Geliştirme Stratejisi” çerçevesinde yapılan çalışmaların ve buna bağlı görülen gelişmelerin, 2005 yılında da devam edeceğini düşünüyorum.

70 MİLYAR DOLAR HEDEFİ 2005 yılı için beklentimiz, ihracatın 70 milyar dolar civarında gerçekleşeceği yönünde. İthalatta ise 100 milyar doları yakalayacağımızı düşünüyorum.

REEL FAİZLER DÜŞECEK AB ile müzakere sürecinde bir sorun yaşanmaması, IMF ile ilişkilerin devam etmesi, güven ortamını zedeleyici beklenmedik bir gelişme olmaması önümüzdeki 3 yılda Türkiye ekonomisi ve siyasetiyle ilgili belirsizliklerin azalmasını sağlayacak. Söz konusu gelişmeler neticesinde, reel faizlerdeki düşüş devam edecek. 2004 yılında yatırım harcamalarında gerçekleşen patlama, 2005 yılının büyüme rakamları üzerinde pozitif etki yaratacak.

HEDEF EN UYGUN MALİYETLE, EN İYİ HİZMET

DIŞ KAYNAKTA HAZİNE’NİN ARKASINDAYIZ Yurtdışından sağlanan krediler açısından Türkiye'de Hazine'den sonra en fazla dış kaynak yaratan kurum Akbank oldu. 3 Aralık 2004 itibariyle Akbank'ın yurtdışı kredilerinin toplam tutarı 3.1 milyar dolara ulaştı. 2004 yılı sonunda Akbank'ın yurtdışından sağladığı kredilerin toplamın 3.5 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu tutarın 1.3 milyar doları yurtdışından sağlanan uzun vadeli kaynaklardır.

ORTA ÖLÇEKLİ ŞİRKETLER DE VAR Geçmişte ağırlıklı olarak kurumsal firmalar ve yabancı ortaklı büyük kurumlar ile çalışıyorduk. Ancak, artık ticari şubelerimizin katkılarıyla, orta ölçekli kuruluşlar ile de yoğun bir şekilde çalışmaya başladık. Bu da iş hacmini büyüttü.

AVRUPA AĞIRLIKLI ÇALIŞIYORUZ Ülkemizin dış ticaret hacmi ile paralel olarak, Batı Avrupa ülkeleri, ABD ve Uzakdoğu ülkeleri ile dış ticaret işlemlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Ancak müşterilerimizin tüm  ülkeler için yaptığı talepleri dikkatle inceliyoruz.

2005’TE İŞLEM HACMİ ARTACAK 2005 yılında dış ticaret işlemlerinde Avrupa Birliği ile ilgili olumlu beklentiler çerçevesinde işlem hacminde ve sayısında artış bekliyoruz. Türkiye'deki firmalara yönelik pazarlama stratejimiz devam edecek. Firmalarımıza en uygun fiyatla, en uygun hizmeti sağlamayı hedefliyoruz.

BELGİN BAYIR LEVENT
blevent@capital.com.tr

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER