Capital'e abone olun.
DÜŞÜK MALİYET İSTEYEN 5 KITADAN ALIM YAPIYOR

Düşük Maliyet İsteyen 5 Kıtadan Alım Yapıyor

Global kaynak kullanımı, bütün dünyada hızla artıyor. Beyaz eşyadan elektroniğe, telekomünikasyondan hazır giyime kadar birçok sektörde şirketler, yurtdışından ürün ve hizmet almaya yöneliyor. ABD’...

Son Güncelleme: 01.04.2006

Global kaynak kullanımı, bütün dünyada hızla artıyor. Beyaz eşyadan elektroniğe, telekomünikasyondan hazır giyime kadar birçok sektörde şirketler, yurtdışından ürün ve hizmet almaya yöneliyor. ABD’deki uluslararası şirketlerin yüzde 70’i, yakın gelecekte global kaynak kullanımına daha fazla ağırlık vermeyi planlıyor. Bu trend Türkiye’de de giderek güçleniyor. Beyaz eşyada yüzde 20 civarında olan global kaynak kullanımı oranı, hazır giyimde yüzde 50’ye kadar çıkabiliyor. Maliyetlerde önemli miktarda azalma getiren bu yöntemin, zorlaşan rekabet koşullarına paralel olarak daha da yaygınlaşması öngörülüyor.

Son yıllarda hemen her sektörden üreticilerin en önemli şikayeti, kâr marjlarındaki düşüş. Yoğun rekabet baskısı nedeniyle fiyatları yüksek tutarak para kazanmak artık mümkün değil. Bu nedenle şirketler, kâr edebilmek için, akılcı yöntemlerle maliyetlerini düşürmeye çalışıyorlar. Ucuz ara malı ve hammadde bulmak, bu açıdan büyük önem taşıyor. Bu arayış, satın almacıları yurtdışına artık daha fazla yöneltiyor. Tüm dünyada global kaynak kullanımı büyük bir hızla yaygınlaşıyor.

hedArizona State University’den Prof. Robert M. Monczka başkanlığında yapılan bir araştırma, bu trendi rakamlarla ortaya koyuyor. Araştırmaya katılan uluslararası şirket yöneticilerinin yüzde 70’i, global kaynak kullanımına yakın gelecekte daha fazla ağırlık vermeyi planladıklarını söylüyor.

Globalizmin gündeme getirdiği bu kavram, dünyanın herhangi bir yerinden ürün ya da hizmet almayı içeriyor. Genelde maliyetleri düşürmek için kullanılan global kaynak kullanımı, aslında şu aralar Uzakdoğu ile anılsa da üretici şirketler dünyanın her ülkesine yöneliyor. Elektronik sektörü bazı ara ürünlerini Amerika’dan alırken tekstilciler Uzakdoğu’ya ya da dünyanın moda başkentlerine gidebiliyor.

Dünyada giderek yükselen bu trend, artık Türk şirketleri için de önemli stratejik uygulamalardan biri. Peppers&Rogers Direktörü Tülay İdil, “Globalleşmenin etkisi ile artan rekabet koşulları, Türkiye’de de işletmeleri ürün ve servislerinin kalitesini yükseltmeye, bunun yanında daha ucuz üretime zorluyor” diye konuşuyor. Beyaz eşyadan elektroniğe, hazır giyimden elektrikli cihazlara birçok sektörün bu yöntemi kullandığını söylüyor.

Beyaz Eşya Yan Sanayicileri Derneği (BEYSAD) Başkanı Murat Önay, Türkiye’de yan sanayinin güçlü olmasına karşın, beyaz eşya üreticilerinin global kaynak kullandığına dikkat çekiyor. Sektörde global kaynak kullanımı yüzde 20 düzeyinde. Önay, “Bizim sektör alımlarını 2000 yılına kadar daha çok Avrupa’dan yapıyordu. Son 5 yıldır ürün alımında ülke sayısı çeşitlendi, Uzakdoğu’nun payı artmaya başladı” diye konuşuyor.

Beyaz eşyanın fiyat endişesi
Yurtdışından ara mal ya da hammadde alımının kuşkusuz en önemli nedeni daha ucuz fiyat. Maliyetleri düşürmek isteyen üretici, alım için ara malın en ucuza üretildiği ülkeyi tercih ediyor. Bu sektörlerden biri de beyaz eşya… Örneğin, Türkiye’de çamaşır makinesi amortisörü ve valf üretimi yapılıyor. Ancak, buna üreticiler, zaman zaman Çin’den de ithalat yapıyorlar. Aynı sektörden bir başka örnek ise “buzdolabı kondanseri”… Şimdiye kadar yüzde 100 Türkiye’den sağlanan bu ürün, fiyat avantajı nedeniyle bazı şirketler tarafından ithalat yoluyla karşılanmaya başlandı.

Murat Önay, “Türkiye’de çok güçlü bir beyaz eşya yan sanayi var” diyor ve ardından devam ediyor:

“Şu anda yerli üretimin payı buna rağmen yüzde 80 düzeyinde. Aslında geri kalan yüzde 20’lik oran teknik yetersizlikten değil, özellikle Uzakdoğu rekabetinin bir neticesi. Özellikle Çin’in komponent bazındaki ucuz işçilik ve devlet desteği ile avantajlı duruma geçmesi, üreticilerin de maliyet bazlı tercihleri nedeniyle yurtdışından alım yapılıyor. Diğer yandan Avrupa’ya ihracatla birlikte global kaynak kullanımı bizim üzerimizden sağlanmaya başladı.”

Kalite için de giden var”
BSH Ev Aletleri Sanayi Satın Alma Alan Yöneticisi Orhan Çavuşoğlu, sektörün hammadde ve yarı mamulde toplam global kaynak kullanımının yüzde 40’lara gerilediğini söylüyor. 10 yıl önce ürünlerin yüzde 80 kadarının dışarıdan sağlandığını söyleyen Çavuşoğlu’nun yorumları şöyle:

“Genelde Avrupa ve Uzakdoğu ülkelerinden hammadde temini yapılıyor. Bunların arasında soğutucu gazlar, seran camlar gibi çeşitli ürünler bulunuyor. Ayrıca, yarı mamul ve bitmiş mamul temini de yapılıyor. Bunlar da kompresörler, baskılı devre, gaz valfları ve benzeri ürünlerden oluşuyor.”

Global kaynak kullanımına, genelde Türkiye’de temin edemedikleri ürünlerde gittiklerini belirten Çavuşoğlu, “Bazen de kalite ve miktar nedeniyle başka arayışlara yöneliyoruz. İstediğimiz kalitede ürün bulamadığımızda, hemen global arayışlar başlıyor” diye konuşuyor ve devam ediyor:

 “Ayrıca uluslararası bir şirket olduğumuzdan, eğer bir tedarikçi BSH’nin bulunduğu diğer bir ülkeye kaliteli ve düşük maliyetli ürün verebiliyorsa, o zaman bu tedarikçi BSH’nin global tedarikçisi haline geliyor. Türkiye’de de çalıştığımız ve tüm BSH grubuna bağlı şirketlere tedarik yapan yan sanayicilerimiz var.”

Telekomun tedarik merkezi
Global kaynak kullanımına, telekomünikasyon sektörü de önemli ölçüde başvuruyor. En önemli kaynak merkezi ise Uzakdoğu ülkeleri. Ancak, Güney Amerika da sektör için bir adres olarak yükselmeye başladı.

 Nortel Netaş Türkiye İşletmeler Direktörü Baha Sipahi,telekomünikasyon sektöründe yer alan global yan sanayi şirketlerinin, Avrupa ve Kuzey Amerika’daki üretim merkezlerini, Uzakdoğu’ya ve Meksika’ya taşıdıklarını söylüyor. Sipahi, “Bizim ana şirketimiz olan Nortel de Ar-Ge faaliyetlerini Kuzey Amerika ve Avrupa’dan Türkiye’ye, Çin’e ve Hindistan’a kaydırdı” diye konuşuyor.

Nortel Netaş Türkiye olarak yerli üretime büyük önem verdiklerini vurgulayan Sipahi, yerli üretimi mümkün olduğunca desteklediklerini belirtiyor. “Ancak sektörün ihtiyaç duyduğu ürünleri ilk geliştiren olmadığınız takdirde, yeni teknolojiyi dışarıdan alma ihtiyacı da artıyor” diyor.

Şirket, Kuzey Amerika ve Avrupa’dan telekom cihazları alıyor. Yan sanayi firmaları da yerli üretimde kullanmak üzere elektronik komponentleri yurtdışından temin ediyor. Sektörde yurtdışından alınan hazır ürünlerin toplam satışa oranı son yıllarda yüzde 40’lardan yüzde 60’lar seviyesine çıktı. Ayrıca yerli kökenli satışlarda ürün bazlı satışlara göre servislerin payı da arttı.

Büyük şirket etkisine dikkat
Alarko Carrier Gebze Fabrika Müdürü Murat Çopur, global kaynak kullanımının artmasını destekleyen önemli bir hedtrende dikkat çekiyor. Ona göre, bu eğilimin arkasında, küçük ve orta ölçekli üreticilerin, büyükler tarafından satın alınması da yer alıyor. Çopur, bu düşüncesini şöyle ortaya koyuyor:

“Özellikle hammadde üreticilerinde bu kendini açıkça gösteriyor. Örneğin, demir-çelik, bakır, alüminyum, petrol ve petrol türevi ürünlerinde üretici firmalar dünya pazarlarına hitap eden büyük üretimler yapıyorlar. Global tedarikçilerin üretim miktarları artıkça, kullanıcılar da global kaynaklara yöneliyorlar.”

Çopur, eskiden yerel tedarikçilerden aldıkları bazı ürün, parça veya ham malzemeleri, artık global üreticilerden aldıklarını söylüyor. Bu tür kaynak değişikliklerinde hedef ise hem maliyeti düşürmek hem de kalite güvenirliğini sağlamak. Çopur, “Büyük şirketler, satın almalarla üretim hacimlerini artırırken, maliyet avantajı nedeniyle, daha düşük fiyatla satış yapabiliyorlar. Bu da bizim için önemli bir avantaj” diyor.

Çopur, Alarko Carrier’ın 2005 yılındaki global alımlarının 2004 yılına oranla yüzde 12 civarında arttığını dile getiriyor. Sektördeki diğer şirketler ise alımlarını genelde Avrupa’dan yapıyor. Ham malzemeler Almanya, İsviçre, Hollanda ve Rusya’dan, parça ve mamuller ise İtalya, Fransa, ABD ve Çin’den alınıyor. Çopur, “Hedefimiz Alarko Carrier kalitesini üretime en uygun fiyatlarla taşıyabilmek. Yukarıda anlattığım nedenlerden dolayı, büyük oranda global tedarikçiler ile işbirliği yapmaya devam edeceğiz” diye konuşuyor.

Hazır giyimde neler oluyor?
Bir hazır giyim şirketinin yöneticisi, “Son birkaç yıldır ciddi bir değişim var. Artık Türk hazır giyim perakendecilerinin raflarında, başka ülkelerde üretilmiş ürünler görebiliyorsunuz. Marka Türk, üretim Uzakdoğu gibi” diye konuşuyor. Ona göre, Türk şirketleri de artık işin farkında. Oyunu, rakipleri gibi oynamaya başladılar. Maliyetleri eşitlemek için, iplikten diktirme aşamasına, birçok süreci yurtdışından alma yoluna gidebiliyorlar.

Şirket yöneticileri, hazır giyimde bu eğilimin, son birkaç yılda arttığına dikkat çekiyorlar. Orka Group Koordinatörü Osman Arar, fiyat rekabeti nedeniyle global kaynak kullanımının yaygınlaştığını söylüyor. Kullanım oranının firmalara göre değiştiğini söyleyen Arar, “Bazı firmalarda global kaynak kullanımı, toplam kaynak kullanımı içinde yüzde 50 paya kadar ulaşıyor” diye konuşuyor.

Orka Group’un da global kaynak kullandığına dikkat çeken Arar, sektör genelinden daha farklı bir amaç taşıdıklarının altını çiziyor:

“Yani bizimki fiyat rekabeti için maliyetleri düşürme amaçlı değil. Güçlü markalara sahibiz. Temel felsefemiz bir dünya markası olmak. Bu anlayış kapsamında eğer ben kendi ülkemde markam için gerekli olan tedariği sağlayamıyorsam, o zaman dışarıya yöneliyorum. Global bir oyuncu olabilmem için bana gerekli teknolojiyi, ürünü nereden alabiliyorsam oraya gidiyorum.”

“Türkiye’de olmayanların peşindeyiz”
Osman Arar, Türkiye’de olmayan teknik ve ürünler için yurtdışına yöneldiklerini özellikle vurguluyor. Örneğin, Türkiye’de uygulanamayan dikiş tekniği ya da örmeler konusunda yurtdışından ürün ya da hizmet alınıyor. İnce trikolar konusunda Türkiye’de çok fazla yatırım yok. Bunun için normalde kullanılandan farklı bir makine kullanmak gerekiyor. Buna çok fazla talep yok, ama bütün güçlü markalar bu ürünü koleksiyonuna alıyor. Arar, rekabette yer alabilmek için bu ürünü yurtdışından aldıklarını söylüyor. Uzakdoğu da bu konuda uzmanlaşmış olduğu için o ülkelerden alım yapılıyor. Kravatta da İtalya’dan ürün alınıyor. Burada da desen ve kumaş ihtiyacı öne çıkıyor. Arar, “Bizim global kaynak kullanımımız, tedariğimizin ancak yüzde 5’ini oluşturuyor. Çok fazla kullanmamaya çalışıyoruz. 1996 yılından beri kullanım oranımız bu. Önümüzdeki yıllarda da bu mantığı korumayı düşünüyoruz” diyor.

Tekstil sektöründeki bir diğer global kaynak kullanıcısı da Altınyıldız. Altınyıldız Tekstil Üretim Grup Direktörü Zeki Çaputlu, sektörün ürün aldığı ülkeleri Avustralya, İtalya, Almanya, İsviçre, İngiltere, Fransa, Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan ve Romanya olarak sıralıyor. Yün hammaddesi, boya/kimya ürünleri, makine ve işletme malzemeleri ise alınan ürünleri oluşturuyor.

Ekrem Akyiğit / Akyiğit Tekstil Ceo’su
“Maliyette Yüzde 48 Avantaj Sağlıyor”

Son Yıllarda Yüzde 30 Arttı Tekstilde aksesuar grubu ve ağır el işçiliği gerektiren işlemeli ürünler çoğunlukla yurtdışından sağlanıyor. Niteliği yüksek kumaş ve işçiliği yüksek maliyetli ürünler, ağırlıklı olarak Çin’den alınıyor. Yurtdışından yapılan alımlarda son yıllarda yüzde 30 civarında artış gözleniyor. İthalatta ülke sıralamasına bakılığında örme ve aksesuar grubunda Çin, örme üründe Bangladeş, Endonezya, ev tekstili, takı ve örmede Hindistan öne çıkıyor.

Son 3 Yılda İvme Kazandı Geçen yıl tekstil ithalatı 237 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. Global kaynak kullanımı son 3 yılda özellikle bir artışa sahne oldu. Dikkati çeken ürün grupları; nitelikli diye adlandırdığımız kumaş alımları, aksesuar grubu olarak nitelendirdiğimiz takı, kolye vb ürünler, bol nakışlı ve el işçiliği ön plana çıkan tişört, gömlek, bol cepli ve farklı dikim tarzları olan pantolonlar ve benzeri ürünler.

Uzakdoğu Dikkat Çekiyor Daha önceleri hazır ticari üründen ziyade kumaş ve iplik alımları ön plandayken günümüzde hazır ticari mamul, aksesuar grubu ayakkabı, kemer, çanta, takı tarzı ürünler alınmaya başlandı. Bunların yüzde 80’i yurtdışından tedarik ediliyor. Biz de tasarımını yaptığımız birçok üründe dış kaynak kullanıyoruz. Endonezya, Malezya, Bangladeş, Hindistan, Filipinler ve Çin Halk Cumhuriyeti üretim yaptırdığımız ülkeler. Ülkemizde üretimi veya servisi pahalı olan hizmetleri farklı ülkelerden temin etmek, maliyetlerde ortalama yüzde 48’e varan kârlılık ve verimlilik sağlıyor.

Karaca Kastelli/Prıme Consultıng Ortağı
Global Kaynak Kullanımı Neden Yükselişte?
Çin’in Payı Büyük
Global kaynak kullanımı ile ilgili elimizde detaylı istatistik olmamakla beraber, dünya ticaret hacmi son 10 yıl içerisinde Dünya Ticaret Örgütü (WTO) verilerine göre yılda ortalama yüzde 7,8 arttı. Bu rakam kendi başına oldukça büyük olmakla beraber alt parçalarda ucuz mal üretip diğer ülkeleri zora soktuğu sıkça konuşulan Çin gibi ülkelerde daha da yüksek. Örneğin, dünyada toplam ihracat pazarının yüzde 6,4’ünü oluşturan Çin aynı zamanda son 10 yıl içerisinde yüzde 17 gibi bir ihracat büyüme hızına da sahip.

İki Sektörde Yoğun Global kaynak kullanımı ile yakalanan en önemli artılar maliyet avantajı ve kısıtlı da olsa kalitede standartlaşmayı sağlamak yönünde oluyor. Global kaynak kullanımının genel hatlarıyla iki tür sektörde ağırlaştığını görüyoruz: Birinci türde hammaddenin ülkede kaliteli veya rahat bulunmaması ile global kaynağa yönelim artıyor. İkinci türde ise rekabetin ve kârlılık baskısının arttığı şirket ve sektörler var. Maliyetleri düşürerek kendilerine rekabetçi kuvvet yaratmaya çalışan şirketler, satın alınan mal ve hizmetlerde gittikçe daha fazla oranda dış dünyaya açılıyorlar.

Organizasyon Yapısı Değişiyor Özellikle ikinci türe giren şirketlerde bu eğilimin son yıllarda arttığını görüyoruz. Bu değişimin göstergelerinden birisi de satın alma birimlerinin organizasyon yapısı. Eskiden daha çok ithalat işlemlerinin tek elde toplanması sebebi ile iç pazar ve dış pazar şeklinde organize olan satın alma birimlerinin, şimdilerde satın alınan malzeme bazında organize olmaya yöneldiği gözlemleniyor ve her malzeme sorumlusunun tüm dünyadaki tedarikçileri ile ilgili bilgi sahibi olması bekleniyor.

İki Unsura Dikkat! Bu konuda iki tane ana konuda oldukça dikkatli olmak gerekiyor. Bunlardan birincisi tedarik zincirinin zamanlamasına uyulması, ikincisi ise toplam maliyet olgusunun aktif olarak yönetilmesi. Türkiye’deki tedarik zinciri yönetimlerinin çoğunlukla kısa vadeli olduğunu ve çok kısa zaman dilimleri için planlama yapıldığını görüyoruz. Global kaynak kullanımını var olan zaman dilimlerine verimli bir şekilde uydurmak birinci konu oluyor. İkinci faktörde ise toplam maliyetin içerisine mal bedeli, navlun, vergi ve harçlar gibi görünen kalemlerin yanı sıra, yok satış, satın alma terminlerinde günün şartlarına göre değişiklik yaşanmasından doğan maliyetleri de göz önüne almak gerekiyor.

Tülay İdil/Peppers&Rogers Direktörü
“Dış Kaynak Kullanımı Önem Kazanıyor”

Servis Bürolarıyla Başladı Dış kaynak kullanımı, firmaların odaklanmaları gereken temel iş konuları üzerinde yoğunlaşarak, bazı dahili iş süreçlerini ilgili konularda profesyonelleşmiş şirketlere devretmesi anlamına gelir. Bilişim sektöründe bundan 25 yıl öncesinin “servis büro”ları, dış kaynak kullanımının ilk örneklerini oluşturuyorlardı. 1989-90 yıllarında ise BP ve Kodak gibi büyük çokuluslu kuruluşlar bilgi sistemleri hizmetlerinin gerçekleştirilmesinde dış kaynak kullanımına yöneldiler. Geleneksel dış kaynak kullanımının temelinde ise bir ürünün hammaddesinin dışardan temin edilmesi söz konusuydu.

Her Alana Girdi Günümüzde, yalnız bilgi sistemleri hizmetlerinin ve hammaddenin değil, satın alma, planlama, üretim, lojistik, yönetim, pazarlama, vb. birçok temel etkinliğin, tek kuruluşun çeşitli işlevsel birimleri yerine farklı “uzman” kuruluşlar tarafından gerçekleştirilmesi yaygınlık kazanıyor. En başta bir firmanın bu gibi alanların etkin yönetimi için geniş kadrolar ve iş bölümleri oluşturması gerekmektedir. Bu durum, iş yoğunluğu fazla olmayan bir firma için elbette bir sorun yaratmazken, iş yoğunluğu yüksek firmalarda, iş süreçlerinin giderek karmaşıklaşması, firma yönetiminin asıl faaliyet alanına odaklanmaktan uzaklaşarak diğer alanlara fazla enerji harcaması sonucunu getiriyor.

Avantajlar Ve Riskler Sonuç olarak; asıl faaliyet alanında konsantrasyon kaybı ve bunun sonucu üretim verimliliği ve kalitenin düşmesi, zaman ve kaynak israfı, aşırı iş yüklenmesi nedeniyle firmanın hantallaşması şeklinde özetlenebilir. Dış kaynak kullanımı, büyük fırsatlar sunmasının yanında birtakım riskleri de beraberinde getiriyor. Dışarıdan kullanılan kaynak yeterli kalitede olmadığı zaman, firmanın zararı da aynı oranda artar. İşletmeler, farklı yeteneklere sahip kişileri bünyesine kattığı sürece yeni bakış açılarına ve yeni çözümlere ulaşabilir. Önemli olan dış kaynağın doğru alanda, doğru şekilde ve doğru zamanda kullanılmasıdır. Bu durumda, risk oranı oldukça düşük seviyelerde kalmaktadır.

İnsan Kaynakları Bugün Amerika’daki firmaların yüzde 65’i insan kaynakları faaliyetlerini dış kaynak kullanımı ile temin ediyor. Dış kaynak kullanımının, insan kaynakları için bir çok avantajlı yönü bulunuyor. Dünyada uygulaması çok daha eskilere dayanan çağrı merkezi faaliyetlerinin dış kaynak kullanımı aracılığıyla gerçekleştirilmesi, Türkiye’de henüz gelişmeye başlayan ve geleceği parlak alanlardan birisi. Türkiye’deki son 5-8 yıllık gelişime bakıldığında ilk kapsamlı ve katma değerli çağrı merkezi organizasyonlarının genelde bankacılık sektöründe ve bu sektöre dayalı geliştirilen akıllı kart uygulamalarında faaliyetlerine başladığını görüyoruz.

Globalleşmenin Şartı Sonuç olarak globalleşmenin etkisi ile artan rekabet koşulları, işletmeleri ürün ve servislerinin kalitesini yükseltmeye, bunun yanında daha ucuz ve çabuk üretime zorluyor. Bu sayede pazardaki rekabet avantajlarını korumak için işletmelerin temel faaliyetleri üzerine yoğunlaşmaları son derece kritik. Temel faaliyet alanları üzerinde yoğunlaşma ve dış kaynak uygulamalarının yaygınlaşmasıyla “Downsizing”, “Şebeke Organizasyon” ve “Sanal Organizasyon” gibi yeni organizasyon yapıları da ortaya çıkıyor.

YASEMİN BALABAN
ybalaban@capital.com.tr

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER