Capital'e abone olun.
EN ETKİLİ 10 YARATICI DİREKTÖR

En Etkili 10 Yaratıcı Direktör

Ayşe Bali Sarç, Barış Akbaş, Deniz Barlas, Derya Tambay ve diğerleri… Çok fazla ön plana çıkmasalar bile Türkiye’deki çok sayıda reklam kampanyasına hayat veriyor, yaratıcılıklarıyla sektörü peşler...

Son Güncelleme: 01.03.2006

Ayşe Bali Sarç, Barış Akbaş, Deniz Barlas, Derya Tambay ve diğerleri… Çok fazla ön plana çıkmasalar bile Türkiye’deki çok sayıda reklam kampanyasına hayat veriyor, yaratıcılıklarıyla sektörü peşlerinden koşturuyorlar. Ajansların “yaratıcı direktörlerinden” söz ediyoruz. Capital, çok sayıda önemli kampanyaya imzasını atan, unutulmaz reklamlara hayat veren bu isimlerden “en etkin 10”unu, sektördeki geniş kapsamlı bir araştırmayla belirledi. İşte, dünün çırağı, bugünün usta adayı 10 reklamcı…
 
Reklamda bugüne kadar ön plana çıkanlar hep “dahi”ler oldu. Ali Taran, Serdar Erener, Paul McMillen, Haluk Mesci, Yavuz Turgul, Hulusi Derici ve diğerleri… Ünleri sektörlerini de aşan bu ustaların meslekteki başarılarını artık bilmeyen yok gibi… Peki ya henüz starlaşamamış, ustalık payesine ulaşmamış ama sektörün kalbi olan diğer yaratıcı direktörler? Onları sektörleri ve bire bir çalıştıkları şirketler dışında henüz tanıyan yok. Oysa markalara kattıkları değer ile sektörde en büyük takdiri onlar hak ediyor. Üstelik sayıları da çok fazla değil.

Capital olarak gölgede kalan bu yıldızları gün yüzüne çıkarmak için bir araştırma yaptık ve reklam sektörünün en etkin yaratıcı direktörlerini belirledik. Bunu da sektörü en iyi bilenlerle, sektördeki ustalar arasında yaptığımız bir anketle gerçekleştirdik. Aldığımız yanıtlar doğrultusunda da sektörün ortaya koyduğu işlerle en etkin olan 10 yaratıcı direktörünü ortaya çıkardık.

Araştırma sonucu ortaya çıkan isimler alfabetik sırayla şöyle; Ayşe Bali Sarç, Barış Akbaş, Deniz Barlas, Derya Tambay, Kurtcebe Turgul, Murat Çetintürk, Ozan Varışlı, Tibet Sanlıman, Uğurcan Ataoğlu, Yaşar Akbaş.

Sektörün yaratıcılık çıtasını yükselten bu isimlerin nasıl yarattıklarına gelince… Bu konuda her birinin ayrı yöntemi, ayrı bir bakış açısı var. Etkilendikleri ve örnek aldıkları isimler de tümüyle farklı. Başarılı çizgileri ve dinamizmleri dışındaki en büyük ortak özellikleri ise reklam sektörünün performansına dair yaptıkları yorumlar. Onlara göre yaratıcılıkta reklam sektörünün performansı “vasat” …Taklitçilikten de şikayetçiler. Hemen hepsi yaratıcı fikirlerin “riskli” olur korkusuyla hayata geçirilemediğini dile getiriyor.

İşte reklamın en yaratıcıları, reklam serüvenleri ve reklama bakış açıları…

Serdar Erener’den büyük iltifat
Şu anda 3. Kuşak’ta çalışan Barış Akbaş’ın reklam serüveni okulla birlikte başladı. İlk çalıştığı ajans ise Lowe Adam. Okul boyunca 3 gün ajansa, 2 gün de okula gitti. Lowe Adam’ın ardından Akbaş’ın çalıştığı ikinci ajans; Y&R/Reklamevi. Orada Garanti Bankası’nın metin yazarlığını yaptı. 3-4 yıl sonra da birkaç gruptan sorumlu yaratıcı direktör oluyor ve 2 yıl bu görevi sürdürdü. Serdar Erener ve Uğurcan Ataoğlu ajanstan ayrılınca, Memed Erdener’le beraber ajansın yaratıcı direktörlüğünü üstlendi. İki yıl kadar sonra da ayrılıp 3’üncü Kuşak’a katıldı.hed

Barış Akbaş’ın yazmış olmaktan en fazla gurur duyduğu iki ilan var. Bunlardan biri Garanti Bankası için hazırladığı “Osmanlı Tokadı”, diğeri ise Hürriyet Gazetesi için “Ben Kör Oldum Sen Gör Diye” başlıklı ilan… Akbaş bu ilanla ilgili bir anekdotu şöyle aktarıyor: “Serdar Erener bu ikincisini okuduğunda Orhan Pamuk’un yazdığını sanmıştı. Daha büyük bir iltifat olabilir mi!”

Y&R/Reklamevi’nden Garanti Bankası, Arçelik ve Oyak Bank için yapılan işler de Barış Akbaş’ın en beğendikleri arasında. 3. Kuşak’ta yaptığı çalışmalar arasında da İstikbal’e Sevgililer Günü için yapılan filmi ve Kia için yapılan çalışmaları beğeniyor. Bu markaların kampanyalarının elde ettiği sonuçlar ile ilgili de, “İstikbal için yaptığım film çok iyi iş yaptı. Kia en çok reklamları konuşulan, hatırlanan marka oldu. Kia için geri dönüşler muhteşemdi” değerlendirmesini yapıyor. Ama muzipçe “Bunun bize geri dönüşü daha ucuza çalışacak bir ajans arayışı oldu! Komik ve garip!” demekten de kendini alamıyor.

Tam 130 kişi arasından seçildi
 “Bu işe gireceğimin ilk belirtisi, reklamlara bakıp ‘ben bundan daha iyisini yaparım’ diyerek ukalalık etmeye başlamamdı. 1989 yılında Cenajans’ın bir eleman ilanını gördüm. Başlığı ‘Reklam yazarı olacak çocuk nesinden belli olur?’ idi. O ilana 130 kişi başvurmuş, biz o zaman 4 kişi seçildik ve başladık. 3 ay sonra sadece ben kalmıştım.”

hedDeniz Barlas, reklamcılığa başlama öyküsünü bu anekdotla anlatıyor. Tam 17 yıldır reklam sektöründe olan Barlas, bu süre içinde Markom Leo Burnett, Admar, Pars Mc Cann, Reklamevi, ATCW’de çalışmış. Son 5 yıldır da Manajans/JWT’de çalışıyor. Yıllar içinde bu mesleği kendisine çok sevdiren pek çok ustayla çalışma fırsatı bulduğunu belirten Deniz Barlas, bu ustaları da şöyle sıralıyor: “Bülent İlterberk, Gül Evrin, Arsun Erdal, Haluk Mesci, Serdar Erener, Ali Taran ve Eli Acıman.”

Ürettiği işlerden en çok hatırladıkları arasında Garanti Bankası için yapılanlar yer alıyor. “Şubeler Yenilendi” kampanyası, “Taksi” filmi ve “Yarına 4 Işık” kampanyasından çok etkilendiğini belirtiyor. Son dönemdeki “Lipton Bitkisel Çay”, “Ülker Rodeo” ve “Hakan Plastik” reklamları da beğendikleri arasında…

Deniz Barlas, diğer meslektaşlarından farklı olarak da sektörde son zamanlarda yaratıcılık anlamında her türlü örneğin bulunduğunu düşünüyor. Deniz Barlas, bu konuyla ilgili de şöyle konuşuyor: “Özgün ve taze işler de var, Batı özentisi işler de, eski günlerdeki başarılarından, miraslarından yiyen işler de…”

Beş ajansta çalıştı ama yetmedi
Yaratıcı direktörler ele avuca sığmayan insanlar olarak bilinir. O nedenle iş yaşamları boyunca çok sayıda ajans değiştiriyorlar. Bu konuda en yoğun trafiğe sahip olanlardan biri ise Kurtcebe Turgul… Medina Turgul DDB’nin Yaratıcı Direktörü Kurtcebe Tugrul, iş hayatına, çokuluslu ve yerel ajanslarda metin yazarı olarak başlamış. Lowe Adam, Ultra ve RPM Radar’dan sonra Medina Turgul DDB’ya katılmış. Son 6 yıldır da bu ajansta çalışıyor.hed

“Bilinçli bir tercih miydi bilmiyorum ama her birinde 2 yıl kadar çalıştım” diyor. Arada ATCW, 3. Kuşak ve Reklamevi’yle de iş görüşmesi yaptığını belirten Turgul, sözlerine şöyle devam ediyor. “Ali Taran, bana ‘Gençsin, bana daha deneyimli biri lazım’ dedi ya da ben öyle anladım, diğerleriyle zamanlamayı pek tutturamadık, ama şimdi düşünüyorum da bu ajanslarda çalışmış olmayı da isterdim.”

Kurtcebe Turgul, geçmişte yaptığı tüm reklam kampanyalarını unutmaya çalışıyor. “Böylesi daha sağlıklı oluyor. Ama marka sorarsanız Volkswagen ve Bridgestone ile çalışırken kalbim hep pır pır etmiştir, hala da ediyor. Bugünlerde Mercan ve Fasıl rakıları için yaptığımız işleri seviyorum” diyor.

Turgul’un reklamda örnek aldığı değil ama etkilendiği birçok isim var. Öncelikle bazı tarihi figürleri anıyor. DDB’nin B’si Bill Bernbach onun has adamı, sanat yönetmeni Helmut Krone da en çok etkilendiği ikinci isim.

Sektörün yeni dönemdeki performansına ilişkin düşüncelerine gelince; Kurtcebe Turgul, dönemleri birbirinden ayırmayı beceremediğinden yakınıyor. Ancak, bugün dünyayı takip etmek daha kolay olduğu için elalemin yaptıklarını anında görüp, daha kolay pozisyonladıklarını söylüyor. Turgul’un bu konudaki son sözü ise şu oluyor: “Ama yaratıcılık, onların yaptığından farklı bir şeyler yapmaksa, o konuda cihanın en iyisi olmadığımızı rahatlıkla söyleyebilirim.”

Reklamı Susurluk gündemiyle örtüştü
hedYaratıcı direktörlerin hepsinin ilginç bir işe giriş öyküsü var. Çok istekli oldukları için tabiri caiz işe reklamcılığa “balıklama” dalmışlar. Örneğin, Rafineri’nin yaratıcı direktörü Murat Çetintürk, ilk işine, 1990 yılında üniversiteden mezun olduktan tam 2 gün sonra küçük bir reklam ajansında başlamış. Orada edindiği 6 aylık deneyimin ardından da o zamanki adı Alice olan Alice BBDO’ya geçmiş.

Yeni adımlar atması gerektiğini hissettiği anda da “8 yıllık çok zevkli ve yoğun bir hayat” olarak tanımladığı Alice BBDO günlerini sonlandırmış. RPM’de çalışmaya başlamış. RPM günleri Ayşe Bali Sarç’ın Total’da çalışma teklifiyle kısa sürmüş. Total’daki yolculuğu ise Rafineri’nin kurulmasıyla sona ermiş.

Reklamın en yaratıcıları arasında yer alan Murat Çetintürk’ün en beğendiği çalışmaları arasında ilk sırada “Bosch” için yaptığı “insanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim” kampanyası geliyor. Çetintürk, “Bu siyah beyaz reklam ve yine o kampanyaya dahil olan ‘hırsızlar’ reklamları çok ses getirdi. Susurluk hadisesiyle de üst üste gelince, Robert Bosch’un bu sözleri Türkiye’nin gündemine oturdu. Bir akşam ATV ana haberlerde Ali Kırca’nın bu sözlerden alıntı yaptığını zevkle ve heyecanla izlediğimi hatırlıyorum” diyor.

Murat Çetintürk’ün favori reklamları listesindeki diğer kampanyalar da şöyle: “Shubuo”, Hürriyet için yapılan “Hürriyet hürriyettir” filmi, Profilo’nun “dayanıklı ev aletleri” kampanyasının ilk filmi…

Grafikten yükselen reklamcı!hed
Yaratıcılılık hamurunuzda varsa hangi işi yaparsanız yapın, fark yaratırsınız. Alametifarika Yaratıcı Direktörü Uğurcan Ataoğlu’nun hayatında da bu kural işlemiş. Ataoğlu, reklamcılık serüvenine grafiker olarak başlamış. Bir dönem grafik ürünleri yarışmalarında o kadar çok ödül alıyor ki, zamanın genç tasarımcıları, ödül almak için artık onun yarışmalara katılmaması için şikayetlerde bulunmuşlar. Bir süre sonra kağıt üzerinde iki boyutlu grafik tasarımla yetinmeyen Ataoğlu, reklam dünyasının yazı bölümüyle ilgilenmeye başlamış. Ardından da masaüstü film yönetmenliğine yönelmiş. Ataoğlu, o dönemi şöyle anımsıyor:

“Animasyon film yönetmenliği, bazen de oyunculu reklam filmi yönetmenliği yaptım. Şimdiki yazar ve çizerlerden doğal olarak beklediğimiz görevler, o zamanlar benim üstüme vazife olmadan yaptığım işlerdi.”

Uğurcan Ataoğlu’nun grafik tasarımdan reklama geçişi ise bugün “en beğendiğim, en iyi meslek arkadaşım” dediği Serdar Erener sayesinde oluyor. Ataoğlu, “Beni reklama iten Serdar Erener oldu. Bana hem örnek hem destek oldu. Onunla 20 yıl birlikte çalıştık.” diyor.

Uğurcan Ataoğlu’nun en beğendiği çalışmaları arasında Hazır Kart’ın “Ben Özgürüm”, Cola Turka’nın Newyork’ta çekilen “Chevy Chase” filmleri ve Arçelik için çekilen “Bekçi Sırrı ile Robot Çelik” kampanyaları ilk sıralarda yer alıyor.

Peki Ataoğlu nasıl yaratıyor? İşte sorunun yanıtı: “Çok çalışıyoruz. ‘Bu bir fikir bağımlılığı’ deyip kendimizi ikna ediyoruz. ‘Bu fikir nedir’ derseniz, bizi çevreleyen her şeyi, sıkılmadan, yorulmadan güzelleştirmek isteği. Her problemin içine beden ve ruhumuzla atlayarak çözme oyunu. Aman sığ olmasın, kafamız gözümüz yarılmasın diye problemleri derinleştirme çabası. Böyle çalışıyoruz.”

İlk günkü kadar heyecanlı
Yaşar Akbaş’ın reklam sektöründe sanat yönetmenliği, yaratıcı grup direktörlüğü ve yaratıcı yönetmenlikle geçen 17 yıllık bir geçmişi var. 2000 yılından bu yana da Markom Leo Burnett’de yaratıcı reklam yönetmeni olarak çalışıyor. “Bunca yıldır, her gün ilk günkü heyecanı duyduğum, büyük bir tutku ve aşkla bağlı olduğum bir işi yapıyor olmak müthiş keyifli” diyor. Türkiye’deki yaratıcıların işi çok erken bıraktıklarına değinen Akbaş, şu anki enerjisiyle bu işi 20 yıl daha yapabileceğini söylüyor.

hedYaşar Akbaş’ın bugüne kadar yaptığı işler içinde en beğendiği çalışmalardan biri McDonald’s için hazırlanan “Tavukçuzade Niyazi Efendi/Tavuk Kanatları” kampanyası… Onun dışında “Çocuk da yaparım kariyer de” jingle’ı ile hatırlanan Orkid’in 25’inci yıl kampanyası ve “Çoook çalışmam lazım anne çoook” sloganlı Alo Automat kampanyaları da Akbaş’ın beğendikleri arasında.

Reklamcının yaratıcılıklarıyla takdir edip kendisine örnek aldığı isimler arasında Marcel’in kurucuları Fred ve Farid ve aynı zamanda Crispin Porter-Bogusky’nin yaratıcı direktörü ve kurucusu Alex Bogusky baş sırada.

Akbaş’a “Sektörde en şikayetçi olduğunuz konu ne” diye sorunca Türkiye genelinde hakim olan yaratıcı işlerin taklit edilmesinden çok rahatsız olduğunu anlıyoruz. Akbaş görüşlerini şöyle aktarıyor: “Mesela yaratıcı bir işletmeci ‘simit sarayı’ diye bir kavram yarattı. Ortalık taklitleriyle doldu. Siz hiç Amerika’da 5 bin tane ‘Starbucks’ taklidi gördünüz mü? Ülkemizin şiddetle mimaride, şirket yönetiminde, politikada, şehir planlamada ve elbetteki reklamda yaratıcı beyinlere ihtiyacı var.”

AYŞE BALİ SARÇ/RAFİNERİ YARATICI DİREKTÖRÜ
“FAZLA TECRÜBE YARATICILIĞI  OLUMSUZ ETKİLİYOR”

SEKTÖRE 13 YIL ÖNCE GİRDİ Ayşe Bali Sarç, reklam sektörüne ilk adımını 13 yıl önce Alice BBDO’da attı. Ardından Güzel Sanatlar’a katıldı. Güzel Sanatlar’da birlikte çalıştığı ekip Total’i kurunca, bu kez Total kadrosuna dahil oldu. Sıfırdan kurulan bir ajans olan Total, başarılı işler ortaya koydu, ödüller aldı ve kısa zamanda adı duyuldu.hed

RAFİNERİ’NİN KURUCULARINDAN Ancak, Sarç, bu kez de Total’den ayrılan ekiple yeni bir yolculuğa çıktı, birlikte Rafineri’yi kurdular. Sarç, o döneme ilişkin, “Ama burada işimiz biraz daha kolaydı. Çünkü hem bizimle birlikte hareket eden müşterilerimiz vardı. Hem de Total’de kendini kanıtlamış bir ekiple yola çıkmıştık” diyor.

FAVORİ REKLAMI ADVANTAGE CARD Ayşe Bali Sarç’ın reklam kariyerinde en beğendiği çalışmalar arasında Advantage Card’ın balkondan eşyalar atma ve canavar hikayesi filmleri yer alıyor. Bu kampanyaları sevme nedenini de şöyle açıklıyor: “Advantage Card reklamlarının hem basında hem televizyonda kendine has bir ses tonu, bir kişiliği vardı. Bu sebeple yeni iş üretirken hem müşteri hem de biz ‘Evet, bu Advantage reklamı olmuş veya olmamış’ı rahatlıkla söyleyebilirdik. Bu bir markanın başına gelebilecek en iyi şeylerdendir.”

FİKİR BULMAK İÇİN Ona göre fazla tecrübe yaratıcılığı olumsuz yönde etkiliyor. Tecrübenin insana bir problemin nasıl çözüleceğini öğrettiğini belirten Sarç, “Halbuki her seferinde yepyeni çözümler üretmeye çalışmak lazım. Fikir bulmak için yapılacak en iyi şey sanırım böyle bir ruh halini yakalamaktan geçiyor” diyor.

REKLAMDA VASATIN EGEMENLİĞİ Sektörün yaratıcılık performansı konusunda ise reklamcının görüşleri diğer meslektaşlarıyla aynı doğrultuda: “Ben 13 yıldır bu işi yapıyorum. Sektörün insan kalitesi hiç de azımsanacak gibi değil. Fakat reklam kuşağına baktığınızda vasatın egemenliğini görüyorsunuz. Sanırım sistem yaratıcılığı törpülüyor.”

TİBET SANLIMAN/OGILVY&MATHER İSTANBUL YÖNETİCİ DİREKTÖRÜ YARATICILIĞINI ESNAF LOKANTASINDA BESLİYOR

MENGÜ ERTEL’İN ÇIRAĞI Tibet Sanlıman, tam 22 yıldır reklam sektöründe. Bu nedenle, “Geçmişi anımsarken epey eskilere gitmek gerekiyor” diyor. Sanlıman , reklamcılığa, okul yıllarında Mengü Ertel’in çıraklığını yaparak başlamış.

hedSonra RPM yılları gelmiş. Paul McMillen ile reklamcılığın Türkiye’deki altın çağlarını yaşadığını söylerken, “Zaten en uzun çalıştığım yer de RPM oldu” diye ekliyor. Şimdi de Ogilvy&Mather İstanbul’un Executive Creative Director’u olarak kariyerine devam ediyor.

“KAFALAR DEĞİŞİRSE HERŞEY DEĞİŞİR” Sanlıman’ın en beğendiği reklam çalışmaları arasında ilk sırada Turk Nokta Net markasının lansman filmi yer alıyor. İkinci sırada ise Petrol Ofisi’nin özelleştirme sonrası ilk lansman filmi geliyor. Sanlıman, bu filmi şöyle hatırlatıyor: “Film bir futbol antrenörünün devre arasında futbolcularını gaza getirmesiyle başlıyor ve ‘Kafalar değişirse her şey değişir’ sloganıyla devam ediyordu.”

REKLAMI 44 ÜLKEDE YAYINLANDI Ford için hazırlanan 5 saniyelik futbol jenerikleri de reklamcının en beğendiği çalışmalar arasında. Bu filmin 44 ülkede yayınlandığını da belirtiyor.
 “Kendinize örnek aldığınız isimler oldu mu” sorusuna yanıtı ise:”Dönem içinde değişen isimler var tabii. Ama bu soru için egom ‘sus’ diyor. Onu mazur görün.”

“YARATICILIK İŞGÜZARLIK DEMEK” Yaratıcılığı biraz “işgüzarlık” olarak tanımlıyor. “Herkesin ‘Neden’ dediğine ‘Neden olmasın’ diyen işgüzarlarız biz” diyor. Reklamcı yıllar içinde deneye yanıla geldiği noktada iyi fikri de 3 soruyla seçer hale gelmiş.

İYİ FİKRİ 3 SORUYLA SINIYOR Bu sorular da şöyle: “Diğer işlerden farklı mı”, “Markaya uygun mu”, “İzleyene ve yapana zevk veriyor mu”…
22 yıllık reklamcının yaratıcılığını nasıl beslediğini gelince: “Sık sık çeşitli bahanelerle yurtdışına çıkarak ve döner dönmez Gültepe’deki esnaf lokantasında yemek yiyerek.”

 “YENİ VE ÇARPICI FİKİRLER RİSK OLARAK ALGILANIYOR”

AŞK’LI MERCEDES REKLAMI Ozan Varışlı, reklamcılık deneyimini 1995 yılında, Repro’da edindi. Kısa süre sonra da Reklamevi’nde çalışmaya başladı. Reklamevi’nin ardından da sırasıyla Pars McCann, Saathci Saatchi ve en sonunda da Alice BBDO’da çalıştı. Varışlı’nın bugün mutlulukla anımsadığı reklam filmlerinin başında “Mercedes Benz” için iki yıl önce yaptığı “aşk” başlıklı sevgililer günü ilanı geliyor. Bu reklam filminde kendi imkanlarıyla 1920 model bir Mercedes otomobili yeniden yapan Düzceli bir amcanın hikayesini anlatılıyor.hed

ÖRNEK ALDIĞI İSİMLER ÇOK Varışlı, Doritos Alaturka, Ruffles ve yine Mercedes için yapılan bazı ilanların da ekip olarak kendilerini çok heyecanlandırdığını söylüyor.

Ozan Varışlı’nın reklamda kendisine örnek aldığı pek çok isim var. Bunların en başında saydığı isim ise Marcello Serpa geliyor. Serpa, Brezilya’daki BBDO’nun yaratıcı direktörü. Varışlı, Serpa’yı beğenme nedenini de şöyle açıklıyor. “Mükemmel bir ekibi var. Yaptıkları işlerin çoğunda derinliği olan fikirler görüyorsunuz. Körü körüne yaratıcılık yapmıyorlar. Ateşli ve sahici işler yapıyorlar. Bir de bize göre çok çalışkanlar.”

ARAŞTIRMAYLA YARATICILIK OLMUYOR Peki yeni dönemde yaratıcılığa dair reklamcı ne düşünüyor? … O da diğer meslektaşları gibi pek umutlu konuşmuyor: “Yeni dönemde yaratıcılık araştırmalara ve fokus gruplara göre tanımlanıyor. Ekonomik kriz işleri bu hale getirdi. Çoğu yeni ve çarpıcı fikir risk olarak algılanıyor. Vasatın hakimiyeti var. Haliyle sektörün yaratıcılık performansı da darbe yiyor bu durumdan. Çöpe gitmiş kimi fikirleri eşe dosta anlattığımızda hayretler içinde kalıyorlar.”

DERYA TAMBAY/FRÖG YARATICI DİREKTÖRÜ
“IZDIRAPLI BİR ÇİFT USTA-ÇIRAK İLİŞKİSİ ÜRÜNÜYÜM”

“EN İYİ USTALARLA ÇALIŞTIM” Derya Tambay, 15 yıldır reklam sektöründe. Sektörün bildiği en iyi hocalarla Haluk Mesci ve Yavuz Turgul’la çalışmış. Kendini “şanslı” olarak nitelendiriyor. “Yani ızdıraplı bir çift usta-çırak ilişkisinin ürünüyüm. Kılı kırk yarmayı, işine çok kızmayı, çok sevmeyi öğrendim galiba” diyor.

hed“BİR SÜRE AJANS AJANS GEZDİM” Bugüne kadar JWT, Leo Burnett, Pars McCann, DDB gibi büyük ölçekli ajanslar çalışmış. Bir süre ajans ajans gezen Tambay, TBWA-İstanbul’la birlikte durulmuş. Burada tam 6 yıl yaratıcı yönetmen ve genel müdür yardımcısı olarak çalışan reklamcı, şimdi ise yeni kurulan Frög ekibinde.

BEKO’YLA BİRÇOK ÖDÜL ALDI Onun 15 yıllık reklam geçmişinde en beğendiği çalışmalar arasında Omomatik ve Beko için yaptığı kampanyalar geliyor. Tambay, Beko markası için pek çok ödül de almış. Bunlar arasında onun için en anlamlısı ise metro-dizüstü bilgisayar filminin getirdiği Effie-Reklam Etkinliği ödülü. Bu etkinliği de şöyle açıklıyor: “Markanın tüm bilgisayar satışlarında yüzde 78’lik bir artış sağlamakla kalmayıp, kategorinin en çok hatırlanan reklamı olmuş ve markanın imaj parametrelerinde de ciddi artış sağlanmıştı.”

KALDIRIM YAPAR GİBİ İLETİŞİM YAPIYORUZ Sektörün yaratıcılıkta sergiledi performansı sorunca Tambay’ın bam teline basıyoruz. Ona göre sektörün performansı şehircilik performansından farklı değil. “Nasıl kaldırım yapıyorsak, öyle iletişim yapıyoruz. Aceleci, köşe dönücü ve yüzeysel. Markalar hemen, bir iki filmle konuşulsun istiyoruz. Ama biraz daha stratejik düşünmeye, uzun vadeli bakmaya, sebat ve cesarete ihtiyacımız var.”


Nilüfer Gözütok
ngozutok@capital.com.tr

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER