Capital'e abone olun.
HEDEFTEKİ 35 ŞİRKET

Hedefteki 35 Şirket

Türkiye’ye yabancı ilgisi, şimdiye kadar görülmedik düzeyde artmaya başladı. Bir yandan şirket satışları gerçekleşiyor, diğer yandan da yabancılar yeni görüşmeler peşinde… İlginin daha da artacağın...

Son Güncelleme: 01.06.2005

Türkiye’ye yabancı ilgisi, şimdiye kadar görülmedik düzeyde artmaya başladı. Bir yandan şirket satışları gerçekleşiyor, diğer yandan da yabancılar yeni görüşmeler peşinde… İlginin daha da artacağını tahmin edenler, şimdiden hangi sektörden, hangi şirketlerin öne çıkacağının hesabını yapıyor. İşte böyle bir ortamda Capital’in yaptığı araştırma, değişik sektörlerden 35 şirkete dikkat çekti. Yönetici ve danışmanlara göre, yabancıların satın alma listesinin ilk sıralarında bu şirketler yer alıyor ya da yer alacak.

Türkiye şekerleme pazarının lideri Kent Gıda’nın çoğunluk hisselerini 2002’de şekerleme devi Cadbury Schweppes aldı. Aslında, bu evlilik birçok nedenden dolayı sürpriz olmadı. Çünkü, Kent’in şekerlemede yüzde 60’ı aşan, sakızda ise yüzde 15’e ulaşan pazar payı vardı. Yani, pazarda söz sahibiydi ve öncü konumdaydı. Olips, Tofita, Jelibon ve Relax gibi kendi segmentinde çok güçlü markalara sahipti. Üstelik şekerleme ve sakız pazarı kişi başına düşen tüketimleri ile de gelecek vaat ediyordu. Dolayısıyla, Kent, bu alanda yatırım yapmak isteyen yatırımcıların ilgisini fazlasıyla hak ediyordu. Cadbury hızlı davrandı ve Kent sayesinde pazara güçlü ve iyi bir giriş yaptı.

Benzer şekilde Dışbank da orta ölçekli bankalar içinde hızlı büyümesi ile dikkat çekiyordu. Bu performans ise Hollandalı Fortis’in gözünden kaçmadı. Örneklerden de görüldüğü gibi, pazarda ağırlığı olan, finansal yapısı sağlıklı şirketler yabancı yatırımcının ilgisini çekiyor. Yabancı sermaye yatırımlarının gündemde olduğu bu dönemde Capital, finansal yapısı, kârlılığı, pazardaki konumu ve markası ile yabancı ilgisini hak eden yıldız şirketleri araştırdı. Araştırmaya sektörlerden üst düzey yöneticiler, bankacılar, danışmanlar ve analistler destek verdi. Capital yazarları konum, kârlılık, ürün çeşitliği gibi kriterleri baz alarak öneriler arasından yabancı ilgisini hak eden “Hedefteki 35 şirketi” seçti.

hed

Finansta 3 yıldız var

Finans sektörü yabancı sermaye açısından son derece bereketli bir dönemden geçiyor. 2005 ile birlikte sektöre olana yabancı ilgisi tavan yaptı. Yılın ilk evliliği Türk Ekonomi Bankası ile Fransız BNP Paribas arasında gerçekleşti. Uni Credito ise ortağı Koç Holding ile birlikte Yapı Kredi’yi satın aldı. Yılın en çok konuşulan evliliği ise Fortis ile Dışbank arasında yaşandı. Hollandalı Rabobank ile Şekerbank arasındaki görüşmeler ise sürüyor. Ancak, gelişmelerin bu kadarla kalmayacağı konuşuluyor. Bu ortamda ise hangi bankaların yabancıların ilgisini hak ettiği merak ediliyor.

Sabancı Holding’in amiral gemisi Akbank ile Doğuş Holding’in itici gücü Garanti Bankası yabancı ortaklıklar çerçevesinde en güçlü adaylar arasında gösteriliyor.

Ayrıca, orta ve küçük segmente yabancı yatırımcının ilgisini hak eden başarılı bankalar bulunuyor. Bu grupta yıldızı parlayanlardan biri Denizbank. Zorlu Holding’in ana hissedarı olduğu Denizbank, son yılların hızlı büyüyen orta ölçekli bankalarından biri durumunda. Yıldızı parlayan bir diğer banka ise Finansbank. Bankanın kredi kartı pazarından aldığı pay büyüyor. Sahip olduğu KOBİ müşteri tabanı da bankayı yıldızlaştırıyor.

Abank, yabancıların hedefi arasında yer alabilecek bir diğer banka. Anadolu Grubu’na ait banka, kurumsal bankacılığa odaklanarak ihtisaslaşma stratejisini benimsedi. Bu nedenle odaklanma stratejisini benimseyen yabancı yatırımcıların hedefi olabilir.

Perakende de yıldız çok

Perakende pazarı yabancıların en yoğun ilgilendiği alanlar arasında başı çekiyor. Metro, Carrefour ve Tesco gibi üç dev Türkiye yatırım yaptı. Geçtiğimiz aylarda ise Asya’nın perakende devi Watson, Cosmo Shop’u alarak pazara girdi. Dünya perakende devi Wal-Mart’ın ise Migros ile olan görüşmeleri olumsuz sonuçlandı. Pazardaki son atak ise Fransız Carrefour’dan geldi. Son yılların hızlı balıklarından olan Gima, Carrefour tarafından satın alındı. Sektördeki bu hareketin önümüzdeki günlerde de ivme kazanarak sürmesi bekleniyor.

Migros, Türk perakende pazarının yıldız oyuncularından biri. Pazardaki gelişmeler karşısında Migros’un yeni bir atak yapması bekleniyor. Bunun dışında yabancıların ilgisini çekebilecek hedef şirketlerden biri de Tansaş. Doğuş Grubu’nun gözdesi olan bu şirketin üst yönetimi yabancı yatırımcılarla diyalogunu sürdürüyor.

Sektörün yıldız şirketlerinden BİM ise 1995 yılında Zapsu ailesinin girişimiyle faaliyete geçti. Şirket, hard discount(Büyük indirim) modeliyle hızlı bir büyüme süreci yaşadı. Dünyanın en büyük yatırım bankalarından Merill Lynch, şirkete sermaye koyarak ortak oldu. Ancak, bu ortaklık yatırımcıların BİM’e olan ilgisini kesmedi.

Perakende pazarının department store(Çok katlı mağazacılık) ayağında ise iki tane yıldız şirket büyümelerini sürdürüyor. Bunlardan ilki Boyner. Yaklaşık 60 bin m2 satış alanına sahip Boyner, Türkiye'nin en büyük gıda dışı perakendecisi durumunda. Bu kategoride YKM de çıkışını sürdürüyor. 1950’li yıllarda kurulan YKM, 33 şehre yayılmış durumda.

Gıdada yıldız kim?

Türkiye gıda ve içecek pazarı sadece yerli yatırımcılara değil, yabancı sermayeye de heyecan veriyor. Bu heyecanın temelinde kişi başına gıda tüketimlerinin gelişmiş ülkelere göre 4-5 kat düşük olması yatıyor. Bu gerçek bazı yabancı yatırımcılar tarafından erken keşfedildi. Bu nedenle Nestle, Unilever, Kraft, Danone, Calsberg, Pepsi, Coca-Cola, Cargill gibi uluslararası  devler Türkiye pazarına yatırım yaptı.

Uzmanlar, Türkiye'nin AB sürecinde beklediği yabancı sermaye girişi için en cazip sektörler arasında tarım ve gıdanın da yer aldığına dikkat çekiyorlar. Ayrıca, Türkiye’nin gıdada Orta Asya'ya ve Ortadoğu'ya geçiş için önemli bir köprü durumunda olduğunu söylüyorlar. Dolayısıyla bu alanda yabancı sermaye hareketinin devam edeceği öngörülüyor.

Gıda pazarında ise bu ilgiye fazlasıyla layık onlarca şirket yer alıyor. Uzmanlar, gıdanın yıldız şirketleri içinde Pınar’ı ilk sıraya koymak gerektiğini söylüyor. Marka gücü, süt ve sütlü ürünler ile işlenmiş et kategorisindeki konumuyla Pınar, yabancı sermayeyi etkiyebilecek durumda. Bisküvi kategorisinin iki numaralı ismi Eti de bu ilgiyi hak ediyor. Eti, dağıtım gücü ve ürün portföyü ile oldukça cazip. Ayrıca, geçtiğimiz yıl çikolata kategorisine giriş yapan şirket, bu alandaki performansıyla da göz doldurdu.

Gıda da dikkat çeken şirket arasında Tukaş da yer alıyor. Oyak Holding’e bağlı olarak çalışan Tukaş, yenilikçiliği ve sağlıklı finans yapısıyla hedef şirketler arasında gösteriliyor.

Çimsa çimentonun yıldızı

Global çimento şirketleri kendi ülkelerinde edindikleri tecrübe ve fonlarla dünyaya açılıyor. Global şirketler 1997-2001 arasında dünya çapında 30 milyar dolar satın alma gerçekleştirdi.

Türkiye çimento pazarı ise özellikle Avrupalı yatırımcıların ilgisini çekiyor. Avrupa’nın önemli çimento şirketlerinin Türkiye’ye yatırım yapması da bu ilgiyi doğruluyor. Türkiye’ye gelen yabancı yatırımcılar arasında Fransız Lafarge, İtalyan Set Italcementi, Fransız Vicat ve Alman Heidelberg bulunuyor. Sektöre olan yabancı ilgisi bunlarla sınırlı kalmayacak. Çünkü, Meksikalı Cemex gibi önemli uluslararası şirketler henüz Türkiye’ye yatırım yapmadı. Üstelik çimento pazarında henüz bir ortaklık gerçekleştirmemiş yıldız Türk şirketlerinin sayısı da bir hayli fazla. Bu şirketler finansal yapıları, lokasyonları veya ürün çeşitlilikleri ile yabancıların ilgisini hak ediyor. Sektörden üst düzey bir yetkili, “Yabancılar hangi şirketlerle ilgilenebilir?” sorumuzu şöyle yanıt verdi:

“Doğrusu bugün Türkiye’de yabancıların Akdeniz havzasında sahip olmak istedikleri 2 tane çimento şirketi var. Bunlardan birincisi ürün çeşitliliği, ihracat imkanları ve finansal yapısıyla güçlü olan Çimsa, ikincisi ise konumu nedeniyle Nuh Çimento’dur.”

Beyaz çimentoda toplam yurt içi tüketimin yüzde 60’ını karşılayan Çimsa ve toplam üretimin yüzde 7’sini gerçekleştiren Nuh Çimento sektörün yıldız şirketleri arasında gösteriliyor. Ayrıca, Bursa Çimento, Göltaş, Denizli Çimento ve Batıçim de hedef şirketler arasında.

Lojistikte hedef şirketler

Son yıllarda birçok yerel lojistik firması uluslararası şirketlerle ortaklığa gitti. Birçok yabancı lojistik şirketi Türkiye’ye bulunuyor. Bunlar arasında TNT, Exel, Tibet&Britten, DHL, Fed-Ex gibi uluslararası devler de var. 

Görüldüğü gibi ilgi yoğun. Bu ilginin devam etmesi bekleniyor. Sektörden bir yetkili de bunu doğruluyor. Kendisinin yaptığı değerlendirme şöyle:

“Lojistikte yurt içi birleşmeler olduğu kadar yabancı satın almaları da gündemde. Henüz Türkiye’ye gelmemiş birçok şirket araştırma yapıyor. Şirket sahipleri ise cazip bir talep olursa iyi bir fiyata satarım diye düşünüyor. Pazarlıklar başlayınca da sermaye, alt yapı, yönetim, pazar sürekliliği ve ölçek yönünden pek çok eksikliklerinin olduğu ortaya çıkıyor ve istenen bedel uygun bulunmuyor.”

Buna karşılık sektörde yabancı yatırımcının ilgisini çekme potansiyeline sahip birçok şirket yer alıyor. Sektörden bir diğer yetkili Arkas Lojistik, Balnak, Borusan, Ekol ve Omsan’ın yabancı yatırımcıyı ortaklık için cezp edecek özellikler taşıdığını söylüyor. Buna karşılık Adahan, Alişan, Boyut, Gökbora, Horoz, İmsan Lojistik, İnci Lojistik, Mars, Naklog, Reysaş, Tezel ve Türksped’in ise sahip olduğu özellikler itibariyle yabancı yatırımcının satın alabileceği hedef şirketler arasında yer aldığı konuşuluyor. Bunlar içinde ise ihtisaslaşma ve büyüme kapasitesi ile Adahan, Reysaş ve Tezel’in yıldızının parladığı düşünülüyor.

SATIN ALMADA HANGİ UNSURLARA BAKILIYOR?

ŞİRKETİN SEKTÖRDE AĞIRLIĞI OLMALI Ülkenin ekonomik ve politik açıdan stabilize olması gerekiyor. Yatırımcı şirketlerin yüzde 99’u kendi sektöründen firmaları alır. Bundan sonra ki aşamada ise alacakları şirketin pazardaki konumu önem kazanır. Alınacak şirketin sektörde ağırlığı olması, öncü bir pozisyonda olması önemli. İlgilenilen firma, pazarda ilk ikide olmayabilir, ama sektörde ağırlığı varsa değerlendirmeye alınır. Yatırımcı pazara girdiği zaman hemen bir şeyleri başlatabilmeli.

OPERASYONEL KÂRLILIK ÇOK ÖNEMLİ Şirketin belli bir kârda olması da önemli. Operasyonel seviyedeki kârlılık düşükse bu olumsuz etki yapar. Çünkü, yabancı yatırımcının operasyonel anlamda yoğun bir çalışma yapması çok kolay değil. Bunun dışındaki durumlar ise para konularak düzeltilebilir. Yatırımcı kârlılığının devamlılığına da önem verir. Bu kârlılık sürdürülebilir mi, yoksa piyasadaki anormal bir duruma bağlı olarak mı yüksek? Bugün kâr çok iyi olabilir, ama gelecek için de potansiyelinin olması gerekiyor.

YÖNETİM SONUÇTA ÖNEM KAZANIR Kârlılık ve pazar durumu iyi ise o zaman yönetime bakılır. Zaten iyi bir yönetim olmadan bu iki unsurun oluşması kolay değil. Şirketin sahibi ben satıp çalışmayacağım diyebilir. Şirketin sahibi o projede önemliyse yatırımcı için işin hiçbir önemi kalmaz kalkıp gider. Sırf yönetimi iyi diye performansı kötü bir firma da satın almazlar. Ama şirketin performansı iyi ise yönetim kalırsa alırız gibi önemli bir şart getirebiliyorlar. Yönetim, görüşmelerde önemli olmasa bile sonuç için ciddi bir kriterdir.

AİLE BİREYLERİ İLE YABANCI YÖNETİM SORUN YAŞIYOR

KURUMSAL YÖNETİM ÖNEMLİ OLACAK Bence önümüzdeki dönemde yabancıların satın alma sürecinde üzerinde en çok duracakları husus yönetişim kültürü olacak. Kurumsal yönetim ilkeleri dünyada son derece önemli hale geldi. Halka açık uluslararası şirketlerin operasyonlarında şeffaflık, dürüst yönetim, etik değerler gibi konularda taviz vermeden ve kesintisiz olarak çalıştıklarını raporlamaları zorunlu oldu. Dolayısıyla, aldıkları kurumun kültüründe de bu özelliklerin olmasına dikkat edeceklerdir.

YÖNETİŞİM FARKLILIĞI AYRILIK GETİRİYOR Yabancı yatırımcı, yerli bir aile şirketini aldığı zaman firmayı yoktan var edip o günlere getiren aile bireylerinin yönetimde kalmalarını isteyebilir. Ancak, genellikle daha sonraki aşamalarda aile bireyleri ile yabancı şirket yönetimi arasında sorunlar yaşanmaya başlandığını görüyoruz. Çoğunlukla da aile bireylerinin şirketten tamamıyla ayrılmaları ile süreç bitiyor. Bu tür sonuçlara neden olan en önemli nokta da yönetişim farklılığıdır.

SÜRTÜŞME ÇIKMAMASI MÜMKÜN DEĞİL Bir yanda kurumsal yönetim ilkeleri ile yönetilen dev bir uluslararası yapı öte yanda son derece esnek davranabilen, şirketin tek sahibi iken herhangi bir hesap verebilme durumu olmadan karar almaya alışmış bir yerli yönetim… Yabancı şirket böyle bir yönetim anlayışını riskli olarak nitelendirecektir. Bunu önlemek amacıyla önceden öngörülmeyen önlemler alacaktır. Bu farklı yapılar arasında sürtüşme çıkmaması pek mümkün değil.

YEREL ŞİRKETLER NASIL HAZIRLANMALI ?Bence yerli şirketlerin yapması gereken en önemli şey kurumsal yönetim açısından kendilerini hazırlamaları olacaktır. Bunu gerçekleştirebilmenin pratik yolu da şeffaflık ve hesap verebilirlik üzerine kurulmuş, etkin dahili kontrol kültürü ile donanmış bir yönetim yapısı oluşturabilmektir. Bu sayede satın almayı düşünen yabancı şirketin güvenini kazanmada en önemli adım atılmış olacaktır.

YÜKSEK FİYAT BEKLENTİSİ OLUMSUZ ETKİLİYOR

YABANCILARIN GÖZÜ HANGİ ALANDA? Yabancı sermaye Türkiye’ye artık kendi ülkelerindeki yüksek işçilik maliyetleri nedeniyle gerçekçi olmayan üretimlerini taşımak ve büyüyen pazarımızdan pay almak için geliyor. Bazı sektörlerde her iki faktör de kendini gösterebiliyor. Doğulu firmalar ise Türk şirketlerinin dağıtım kanallarını kullanmak için gelebiliyor. Hızlı büyümeye açık, kârlılık oranları yüksek, belli büyüklükte şirketlerin olduğu sektörler cazip. Rekabetçi Türk firmaları yurt dışında artık önemli pazar payları elde ediyorlar ve yabancı sermaye için cazip hale geliyorlar. Gündemde olan bankacılık ve perakendenin dışında gıda, ambalaj, çimento, inşaat malzemeleri, mobilya, tersane gibi sektörlerin de önümüzdeki dönemde yabancı sermayenin ilgisini çekeceğini tahmin ediyoruz.

YABANCILARIN KARARINI NELER ETKİLİYOR? Kurumsal yapı eksikliği, şahısa bağımlılık yabancıların yerel şirketlere olan ilgisinde dezavantaj yaratıyor. Yönetim bilgi sistemlerinin yeterli olmaması, bilgilerin toplanmasındaki zorluklar, verilen bilgilerdeki tutarsızlıklar veya diğer nedenlerden dolayı güven zedelenmesi de süreci olumsuz etkiliyor. Açığa satışlar, kayıtlardaki eksiklikler, müşteri ve tedarik ilişkilerindeki kişisellik, anlaşmaların eksikliği, yüksek değerde gayrimenkul veya faaliyet dışı diğer varlıklar da dezavantaj oluşturuyor. Geçmiş firma performansı ile şirket tarafından yapılan projeksiyonlardaki ciddi farklılıklar da olumsuz yansıyabiliyor.

HANGİ ŞİRKETLER İLGİ GÖRMÜYOR? Çok yüksek fiyat beklentisi, düşük kârlılık da yabancıların karar almasında etkili oluyor. Bunun dışında şirketin belli büyüklüklerin altında olması yabancı şirketinin inceleme, satın alma ve daha sonra kontrol etme için harcayacağı zaman ve masrafı çıkarmasını engelliyor.

Şirket sahiplerinin imajlarının olumsuz olması da yabancıları çekinmesine neden oluyor. Satış sonrasında satan ortağın alıcıyla rekabet edebilecek olma potansiyeli de olumsuzluk yaratıyor. Şirketin satışları, maliyeti kontrol altında tutması, yaratıcılığı, vizyonu hep bir kişiye bağlıysa ve bu değer yaratan unsurları devretmek kolay değilse bunlarda cazip olmuyor.

EBRU FIRAT
efirat@capital.com.tr

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER