Capital'e abone olun.
İHTİYAÇ LİSTESİ ÇOK KABARIK

İhtiyaç Listesi Çok Kabarık

Daha savaş sona ermeden hesaplar başlamış, hazırlıklar yapılmıştı. Herkesin hesabı farklıydı. Bazıları 10, bazıları 100 milyar dolarlık bir bütçe öngörüyordu. Ancak, ne olursa olsun Irak’ın yeniden...

Son Güncelleme: 01.05.2003

Daha savaş sona ermeden hesaplar başlamış, hazırlıklar yapılmıştı. Herkesin hesabı farklıydı. Bazıları 10, bazıları 100 milyar dolarlık bir bütçe öngörüyordu. Ancak, ne olursa olsun Irak’ın yeniden yapılanması büyük bir proje… ABD’de oluşturulan “Irak’ın Geleceği Projesi” (Future of Irak Project) de konuya böyle yaklaşıyor, ülkenin yarını için planlar üretiyor. Bu projenin liderlerinden yatırım bankası sahibi Rubar Sandi, Irak’ın yol inşaatından, fabrikaya; otomobilden, teknolojiye onlarca alanda yatırıma ihtiyacı olduğuna dikkat çekiyor. Ona göre, bu alanda Türkiye’nin şansı da çok büyük. Hatta bazı şirket ve işadamlarıyla görüşmeye başlamışlar bile… Sandi, “Türk işadamları bizimle temas kurabilirler, bekliyoruz” diyor.  
 
Basra’dan Bağdat’a Irak operasyonu tüm hızıyla sürerken, kilometrelerce ötede, ABD’nin çeşitli eyaletlerinde ise farklı bir çalışma yürütülüyordu. ABD hükümetinin liderlik ettiği bu hareket, savaş sonrasını hedefliyordu. Merkezi ise Washington idi. Kaliforniya’dan Teksas’a, onlarca Iraklı’nın katkıda bulunduğu “Irak’ın Geleceği” (Future of Iraq) adlı proje, savaşın sona yaklaşmasıyla iyice hareketlendi. Amaç, insan kaynaklarından, altyapıya; teknolojiden, fabrikalara Irak’ı yeniden yaratmak…  
 
Bu projede kendilerine “Özgür Iraklılar” (free Iraqis) diyen bir grup Iraklı insanda aktif olarak çalışıyor. Tahmin edeceğiniz gibi bunlar Saddam Hüseyin yönetimine muhalif olan kişiler. Bu proje kapsamında Saddam Hüseyin sonrası Irak’ın izleyeceği ekonomi politikalarından tutun hava, kara ve demiryolu taşımacılığının restore edilmesine, Irak’ın borç ve tazminatlarının yönetiminden para reformuna çok farklı konular tartışılıyor, planlar hazırlanıyor.  
 
Yabancı yatırım, yeni iş olanaklarının yaratılması, bankacılık sisteminin kurulması gibi konularda “Irak’ın Geleceği” adlı projenin gündem maddeleri arasında. Bu projenin detayları önümüzdeki 5 yıl içinde Irak’ta ne gibi ekonomik faaliyetlerin başlayacağı konusunda önemli ipuçları veriyor.  
 
Proje kapsamında neler var?  
 
Iraklı bir yatırım bankacı olan Rubar Sandi de bu grupta çalışan lider yöneticilerden biri… Saddam Hüseyin sonrası Irak’ın nasıl bir ekonomi ve para politikası izlemesi gerektiği konusunda düşünce üretiyor.  
 
Sandi’ye ulaştık ve ABD hükümeti ile birlikte üzerinde çalıştıkları yeniden yapılanma planının detaylarını konuştuk. Sandi, bu konuda şöyle bir analiz yapıyor:  
 
“Savaş sonrasında Irak’ın petrol gelirleri fiyatlara ve üretime bağlı olarak yaklaşık 15 ile 20 milyar dolar arasında olacak. Bu tutarın 11 milyar doları maaşlar, eğitim, sağlık gibi rutin hükümet harcamalarına gidecektir. Yeniden yapılanma çalışmaları için geriye 4 ile 9 milyar dolar arası bir para kalıyor.”  
 
Irak’ın yeniden yapılanmasının toplam maliyeti konusunda çeşitli tahminler var. Elbette, maliyet yeniden yapılanma çalışmalarının kapsamına göre değişiyor. The Council on Foreign Relations (Dış İlişkiler Konseyi) adındaki bağımsız araştırma kurumu, Irak’taki altyapının ayağa kaldırılması ve modernleştirilmesinin toplam maliyetinin 25 ile 100 milyar arasında olduğunu tahmin ediyor.  
 
Bu sadece altyapı yatırımları için gereken tutar. Savaş sonrasında yapılması gereken gıda, ilaç ve tıbbi malzeme gibi insani yardım malzemelerini maliyetinin ise 2 ile 10 milyar dolar arasında olacağı tahmin ediliyor.  
 
İhtiyaç listesi kabarık  
 
Yeniden yapılanma çalışmalarında her türlü inşaat malzemesine, taşıt araçlarına, iş makinelerine, kısacası iğneden ipliğe her türlü şeye ihtiyaç olacak. Irak’taki sanayi alt yapısı ise bunları karşılayabilecek durumda değil.  
 
Irak’ta son 10 yılda hiç yatırım yapılmadı. Kanalizasyondan telekom sistemine, elektrik dağıtım hatlarından karayollarına her şey eskidi ve yıprandı. Savaşta bombalanan havaalanları, zarar gören binalar da onarıma muhtaç. Rubar Sandi, “Kanalizasyonların ve arıtma sistemlerinin acilen onarılması gerek. Nehirler bile kirlendi” diyor.  
 
Sadece Rubar Sandi değil, Irak’ı son yıllarda ziyaret Türk işadamları da Irak’taki altyapının Birleşmiş Milletler ambargosu döneminde yenilenemediğini, eskidiğini söylüyorlar. Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Nihat Özdemir, “Karayolu altyapıları iyi ama asfaltları tamamen elden çıkmış vaziyetteydi” diyor. Savaş başlamadan önce hemen her ay Irak’a gittiğini söyleyen Metiş Kas Pazarlama Murahhas Azası Mithat Geri, “Günde en az 6 saat elektrik kesintisi yapılıyordu. Maddi gücü olan her aile evine jeneratör alıyordu” diyerek gözlemlerini aktarıyor.  
 
Savaş sonrasında ilaçtan gıdaya, makine ve ekipmandan tekstile çok farklı ürünlere talep doğacağı da kesin. Rubar Sandi, “Geçen yıl Irak’tan gelen bir arkadaşım buzdolabı bozulduğunda yedek parça bulamadığını ve bu yüzden tamir ettiremediğini anlattı. Yıllardır halk aklınıza gelebilecek her türlü şeyin yokluğunu çekiyor” diyerek tüketim malları alanındaki potansiyele işaret ediyor.  
 
Yatırımların yol haritası  
 
Ülkenin yeniden yapılanması için en büyük kaynak petrol geliri olacak. Bu nedenle, muhtemelen önce işe petrol kuyularının rehabilitasyonu ile başlanacak. Rubar Sandi, “Petrol endüstrisinin rehabilitasyonu ve üretim kapasitesini günde 2,6 milyon varile ulaştırmak için ilk yıl 1,5-2 milyar dolarlık yatırım yapılmalı. İkinci yıl içinde de 1,5-2 milyon dolarlık yatırım yapılırsa üretim kapasitesi 3 milyon varile yükselebilir” diyor.  
 
Elektrik sistemi de acilen onarım ve yeni yatırım bekleyen bir başka alan. Bu alanda yapılacak projelerden Türk firmaları, özellikle de kablo ve elektrik teçhizatı üreticileri de pay alabilir. Sandi, “Sadece elektrik sistemini 1991’deki düzeyine getirebilmek için gereken yatırımın tutarı 8-10 milyar dolar. Yeni santraların kurulmalı ve dağıtım hatlarının yenilenmeli” saptamasını yapıyor.  
 
Bombalanan havayolları, bozulan asfaltlar ve demiryolu projeleri içinde önemli miktarda yatırım gerekiyor. Ancak, uzmanlar, bu konuda sağlıklı tahmin yapmanın güç olduğunu söylüyorlar.  
 
Tofaş yetkilileri, Irak’taki araç parkının ortalama 20 yaşında olduğunu, özellikle taksi olarak kullanılan araçların çok eski olduğunu vurguluyorlar. Bu da istikrar ortamı oluştuğunda araç talebinde ciddi bir patlama olacağını gösteriyor.  
Teknoloji altyapısı yetersiz  
 
Irak, iletişim ve bilgi teknolojileri alanında çağın en az 30 – 40 yıl gerisinde kalmış durumda. Mevcut telekomünikasyon altyapısını sadece işler hale getirebilmek için 2 milyar dolara ihtiyaç olacağı tahmin ediliyor. Altyapıyı geliştirmek için ise çok daha fazla yatırıma ihtiyaç var. Çünkü, Irak’ın sadece 2 analog hattı ve 3 eski uydusu var.    
 
Ülkede bilgisayar sahipliği ise “sıfır” denebilecek kadar düşük. İnternet ve bilgisayarı ise bugüne dek sadece az sayıda hükümet görevlisi kullanabiliyordu. Sandi, “2004’te bilgisayar sahipliğinin yüzde 4’e yükseltilebilmesi için yaklaşık 800 milyon ile 1.2 milyar dolar arası bir kaynağa gereksinim var” diyor.  
 
Irak’ta sabit telefon hatlarında her 100 kişiden 10’unun telefon sahibi olabilmesi için 2-2,5 milyar dolar altyapı harcaması yapılmalı.  
 
Nüfusu 23 milyon olan ülkede cep telefonu sahipliği henüz 10 binler düzeyinde. Her 100 Iraklı’dan 1’inin cep telefonu sahibi olabilmesi için gereken yatırım tutarı 150 milyon dolar. Rubar Sandi basit bir hesap yaparak cep telefonu altyapısı kurmak için gereken yatırımı şöyle hesaplıyor: “Eğer her ailenin 5 kişiden oluştuğunu düşünürsek, her aileye 1 cep telefonu düşmesi için 20 milyar dolarlık altyapı yatırımı yapılmalı.”  
 
Rubar’dan Türkiye’ye davet  
 
Türk şirketleri, Irak’taki yeniden yapılanma projelerinde rol almak konusunda istekli. Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi ve Müteahhitler Birliği bu konuda harekete geçti, bir takım hazırlıkları başlattı.  
 
Irak’ta savaş sonrası işlerin nasıl yürüyeceği tam olarak bilinmiyor. Bu konuda Birleşmiş Milletler’in rolü de kesin değil. O nedenle ihalelerin açılması ve yönetilmesinde izlenecek yol hakkında işadamlarının pek fikri yok. Ancak, genel kanı, ihalelerin ağırlıklı olarak Amerikan şirketlerine verileceği yönünde. Tutarı 1 milyar dolara yaklaşan bazı temel altyapı projelerinin Amerikalı Bechtel Group’a verildiği açıklandı bile.  
 
Türk firmalarının da ABD’li firmalarla joint-venture yaparak veya taşeron olarak bu ihalelerden pay alabilmesi mümkün. Çimento, cam, demir-çelik ve benzeri inşaat malzemelerinin taşımacılık maliyetleri göz önünde bulundurularak bu bölgeden sağlanacağı düşünülürse, Türk şirketleri ciddi fırsatlar yakalayabilir. Irak pazarında Ürdün, Mısır, Suriye gibi bölge ülkelerinin şirketleri Türk firmalarına rakip olabilir.  
 
Rubar Sandi, “Türk iş dünyası hangi alanlarda Irak’ın yeniden yapılanmasında rol alabileceğini şimdiden planlamaya başlamalı. Bizimle kontak kurabilirler” diyor ve şu ana dek Nurol İnşaat, Metiş ve Koç ailesinin sahip olduğu Amerikan hastanesi ile temaslarda bulunduğunu sözlerine ekliyor.  
 
Ticaret hacmi ne kadar artar?  
 
Körfez savaşı öncesinde Irak, Türkiye’nin dış ticaretinde yıllık 2-2,5 milyar dolar civarında hacme sahipti ve ilk 4 ülke arasındaydı. Rubar Sandi, “Türkiye-Irak arasındaki ticaret hacminin kısa sürede Körfez savaşı öncesindeki düzeye ulaşması, hatta bu seviyeyi aşması mümkün” diyor.  
 
“Çok büyük beklentilere kapılmamalıyız” diyen Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Nejat Koçer ise şöyle devam ediyor:  
 
“Biz Irak’a en yakın ve en büyük sanayi bölgesiyiz. Gaziantep ve yöresindeki şirketler şu an tüm dünyaya yılda 1 milyar dolarlık ihracat yapıyor. Irak’a da bebek bezinden battaniyeye, mercimekten makarnaya, tekstilden ayakkabıya kadar en az 50 çeşit mal satabiliriz. Üretim kapasitemiz buna uygun”.  
 
Koçer’den Birleşmiş Milletler bünyesindeki FAO’nun (Food And Agriculture Organization- Gıda ve Tarım Organizasyonu) Gaziantep Serbest Bölgesi’nde bir depo kiraladığını öğreniyoruz. Bu gelişmeyi Birleşmiş Milletler’in savaş sonrasında Türkiye’den de alım yapmaya hazırlandığının bir göstergesi olarak yorumlamak mümkün.  
 
“TÜRKİYE’NİN İHRACATI AMBARGO ÖNCESİNİN 2-3 KATINA ÇIKABİLİR”  
 
Rubar Sandı/Corporatebank Busıness Group Ceo
 
 
CorporateBank Business Group’un kurucusu ve CEO’su olan Rubar Sandi, ABD’de politika ve iş dünyasında çok sayıda kontağı olan, etkin bir Iraklı. Geniş çaplı uluslararası projelerin finansal ihtiyaçları konusunda danışmanlık veriyor. Irak’taki tüm muhalif grupların liderleri ile iyi ilişkileri var.  
 
Sandi, Saddam sonrası Irak’ın yeniden imarı için ABD hükümeti liderliğinde düzenlenen çalışma gruplarında yer alıyor. “Irak’ın geleceği” adlı projeye ekonomi, para politikası gibi konuların şekillendirilmesinde katkıda bulunan Sandi’nin önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri şöyle:  
 
Irak’ta yeniden yapılanma ve ekonomik hayatın canlanması ne zaman başlar?  
 
Önümüzdeki bir-iki ay içinde en azından insani yardımların başlayacağını umut ediyorum. Üç-dört ay içinde de bazı ticari aktiviteler başlayabilir. ABD hükümetinin sözleşme yaptığı şirketler Irak’ta rehabilitasyon çalışmalarına başlayabilir.  
 
Türk şirketlerinin Irak’ın yapılanmasında rol alıp, alamayacakları tartışılıyor. Sizin görüşünüz nedir?  
 
Türk şirketlerinin Irak’ın yeniden yapılandırılmasında rol almasını ben kişisel olarak istiyorum. Metiş, Nurol ve Koç Ailesi’nin ortak olduğu Amerikan Hastanesi yetkilileri ile görüştüm. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Mark Paris, beni Nurol yetkilileri ile tanıştırdı. Türkiye, Körfez Savaşı’nda da şimdi de Irak’taki savaş nedeniyle çok zarar gördü. Komşu bir ülke olarak ortak noktalarımız var.  
 
Müteahhitlik ve inşaat alanında Türkiye önemli bir kapasiteye sahip. Telekomünikasyon alanında da Türkiye, Siemens ve benzeri üretici firmalarla işbirliği yaparak yeniden yapılanma projelerinin uygulanması konusunda iş alabilir.  
 
Konut, devlet binalarının yapılması, gıda ihracatı, yapı malzemeleri ihracatı gibi konularda ise işbirliğine ihtiyacı kalmadan doğrudan işlere talip olabilir.  
 
Körfez savaşı öncesinde Irak, dış ticaretimizde 2-2,5 milyar dolarlık ticaret hacmi ile ilk dört ülke arasındaydı. Bu düzeye ulaşmak ne kadar zaman alır?  
 
Türkiye ve Irak arasındaki ticaret hacmi, önümüzdeki yıllarda ambargo öncesinin 2-3 katına çıkabilir. Çünkü, Irak’ın ihtiyaçları eskiye göre çok fazla.  
 
Otomotiv, elektronik eşya ve diğer tüketim malları konusunda iş yapmak isteyen firmalara tavsiyeleriniz var mı?  
 
Bu alanlarda Türk şirketleri Irak’a ürün sağlamalı. Yapmaları gereken Irak’ta önceden iş yaptıkları kişilerle iletişime geçmek veya Irak İş Konseyi’ne başvurmak. Türkiye’de tekstil ve elektronik eşya üretimi çok iyi düzeyde. Otomobil üretimi kapasitesi de var. Bu konularda Irak’a satış yapabilir ve yedek parça gönderebilir.  
 
Türk iş camiası hangi alanlarda Irak’ın yapılanmasına katılabileceklerini planlamaya başlamalı. Bizimle kontak kurabilirler.  
 
İNŞAAT SEKTÖRÜ NE KADAR PAY ALABİLİR?  
 
Nihat Özdemir/Müteahhitler Birliği Başkanı
 
 
Müteahhitler Birliği Başkanı Nihat Özdemir, “Türkiye’nin Irak’taki inşat ve altyapı projelerinden yüzde 20 oranında bir pay alabileceğini düşünüyoruz” diyor. Özdemir’in geleceğe ilişkin beklentileri ve değerlendirmeleri şöyle:  
 
ORTAKLIK VEYA TAŞERONLUK SEÇENEĞİ ABD’li 15 kadar şirket Irak’ta etkin olacak. Bunların isimleri de basında çıktı. Türk müteahhitleri kendi başına ihalelere girebilir. Dünya Bankası, Asya Kalkınma Bankası ve Arap fonları da Irak’ta ihale açacaktır. Ayrıca, Türk firmaları ABD’li, İngiliz veya İspanyol şirketlerinin aldığı işlere ortak olarak veya taşeronluk yaparak etkin olabilirler.  
 
BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN ROLÜ Benim kişisel izlenimlerin, bu ihaleleri ABD ve Irak’ta yeni kurulacak yönetim birlikte yapacağı yönünde. Almanya ve Fransa ihalelerin düzenlenmesi işinin Birleşmiş Milletler’e verilmesini istiyor ama ABD’nin bu işi BM’e bırakacağını sanmıyorum.  
 
TÜRKİYE’NİN OLASI RAKİPLERİ En ciddi rakip olabilecek ülke, Ürdün. Ambargo döneminde Ürdün, Irak’a çok mal sattı. Ürdünlü şirketler bu şekilde gelişti. Suudi Arabistanlı, Kuveytli, Dubaili firmalarda ihalelere katılmakta istekli olacaklardır.  
 
DİĞER ALANLARA ETKİSİ Ciddi Türk müteahhitleri orada iş alabilirse, mühendisten formene, ustabaşından işçiye çok sayıda eleman götürür. Orada Türk malı kullanmaya çalışır. Türk malzemelerini tanıyoruz. Üstelik nakliyesi de kolay. Böylece nakliyeciye de ihracatçıya da iş olanağı yaratırız.  
 
“IRAK’A NE SATABİLECEĞİMİZİ BİLİYORUZ”  
 
Nejat Koçer/Gaziantep Sanayi Odası Başkanı  
 
KOŞULLAR İSTİKRAR GELİNCE NETLEŞECEK
 
 
Biz yöre olarak 1991’den sonra yönümüzü önce Rusya’ya çevirdik. 1998’den sonra ise Avrupa pazarlarını hedef aldık. Bizim şu anda yıllık 1 milyar dolara yakın olan ihracat rakamımızın içinde, özellikle Avrupa ülkeleri ağırlıkta. Ancak, Irak ile ticari ilişkilerimiz şu anda mal satmamamıza rağmen çok iyiydi. İşadamlarımız oraya çok gidip, geldi. Fakat şu anda orada düzen bozuldu. Muhataplar yaşıyor mu, ayakta mı, neler kaybetti? Belli değil.  
 
TALEPLERE CEVAP VERMEYE HAZIRIZ  
 
Savaştan önce Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nden aldığımız talimatla savaş sonrasında orayla iş yapabilecek sanayicilerin listesini hazırladık. Neler satabileceğimizi biliyoruz. Irak sınırına en yakın en büyük sanayi bölgesiyiz.  
 
Kuzey Irak nedeniyle Habur sınır kapısı sorunlu bir kapıydı. Bu sorunlar aşılırsa, Irak’ın komşuları içinde bu ürünleri en hızlı biçimde teslim edebilecek ülke Türkiye’dir. Yeter ki masa başındaki siyasi ilişkiler sıcak olsun. Yıllardır kaybettiğimiz rakamları kurulacak iyi ilişkiler ile geri kazanabiliriz.  
 
FAO GAZİNANTEP’TE DEPO KİRALADI  
 
Irak’a dağdan bayırdan götürülen çok sayıda Türk malı vardı. Bu kayıt dışı ticaretin boyutu belli değil. Gaziantep’te üretilen battaniyelerin, gıda malzemelerinin Irak’a gittiğini biliyorum.  
 
Savaş sonrasında Irak’a Gaziantep yöresinden yapılabilecek ihracatın tutarı hakkında bir tahmin yapmak istemiyorum. Ancak, BM’in FAO örgütü Gaziantep Serbest Bölgesi’nde ambar kiraladı. Türkiye’den aldığı gıda ürünlerini oraya sevk edecek. Bu bile olumlu bir gelişme.  
 
BELİRSİZLİK KALKINCA HAREKET BAŞLAR  
 
Orada şu anda her şeyin kıtlığı var. Ama şu anda bankacılık sistemi işlemiyor. Akreditif açamayacaksınız. Ödemeleri kimden alacaksınız? Tüm bunların açıklığa kavuşması gerek. Bu ihaleleri BM mi verecek? Kim parasını nereden alacak? Ödemeler nasıl yapılacak?  
 
ÇİMENTO VE HAZIRBETON’DA TALEP OLUR MU?  
 
2002 yılı itibariyle Irak’a 154 bin ton çimento ihraç edildi. Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği’nin savaş sonrasına ilişkin projeksiyonları şöyle:  
 
* Savaş sonrası Irak’ın yeniden yapılandırılmasında ülkemizin aktif olarak yer alamayacağından hareketle, 6-8 milyon tonluk çimento üretimi olan Irak’ın savaş sonrasında Türkiye’den yıllık 1-2 milyon tonluk miktarda çimento talebi ihtiyacı doğabileceği tahmin edilmektedir.  
 
* Sınıra yakın fabrikalarla karşılanabilecek bu miktarın, sektörün mevcut iç talep sıkıntısının çözümünde çok büyük bir katkı sağlamayacağı açıktır.  
 
*Irakta iş fırsatı yakalayabilmek için doğrudan çimento sektörü olarak ortak bir girişim ve temaslarımız söz konusu değildir.  
 
*Bu bölgedeki fabrikalarımızın çimento ihracatı hususunda, özellikle ABD ile ilişkileri olumsuz bulunan Suriye ve İran fabrikalarına oranla daha avantajlı görünmekte. Ancak, koalisyon güçlerini oluşturan ülkelerin yanı sıra, Suudi Arabistan, Ürdün ve Pakistan fabrikaların da ihracat şansları bulunmaktadır.”  
 
Sabancı Çimento Grup Başkanı Erhan Kamışl ise “Hasar gören çimento fabrikalarının çalışır hale getirilmesinde dol oynayabiliriz. Özelleştirme olursa fabrika alımı imkanı doğabilir. Irak’ta hazır beton konusunda yatırım düşünülebilir” diyor.  
 
Kaynak ve aslan payı tartışmaları  
 
Çok sayıda ülke Irak pazarı ile yakından ilgili. Japonya ve Avustralya, Irak’ın yeniden inşasına katılmak istediklerini açıkladılar. Center for Strategic and International Studies’den Bathsheba Crocker, “Şimdilik bu işten aslan payını ABD alaca gibi gözüküyor” yorumunu yapıyor.  
 
Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Nihat Özdemir ve Irak’ta önemli iş bağlantıları bulunan Metiş Kas Pazarlama Murahhas Azası Mithat Geri ise Türk şirketlerinin iş alabileceğini düşünüyorlar. Bu konuda ümitsiz değiller.  
 
Pentagon yetkilileri, Irak’ın yeniden imarında ülkenin dondurulmuş kaynaklarının kullanılacağını açıklamıştı ve Başkan George Bush, Hazine Departmanı’na Irak’a ait olan 1,7 milyar dolarlık dondurulmuş varlığın serbest bırakılması konusunda talimat verdi ve ardından bazı altyapı projelerinin ABD’li firmalara verildiği duyuruldu. Irak’ın dünya çapında dondurulmuş varlıklarının toplam tutarının 5,5 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.  
 
Irak savaş öncesinde petrol gelirlerinin yüzde 72’sini “Petrol Karşılığı Gıda Programı” kapsamında insani ihtiyaçlar için harcıyordu. Mevcut petrol gelirleri ile yeniden imar çalışmalarına ancak yılda 4 – 5 milyar ayrılabileceğini iddia edenler var. Irak’ın yeniden inşası için kaynak yaratabilmek için petrol üretim kapasitesinin artırılmasına  bağlı. Petrol üretim kapasitesinin 1990’lar seviyesine ulaşabilmesi için yaklaşık 5 milyar dolarlık yatırım gerekiyor.  
 
  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER