Capital'e abone olun.
IRAK PAZARINDA TÜRKİYE ŞANSLI

Irak Pazarında Türkiye Şanslı

Vural Akışık / Türk-Amerikan İş Konseyi Başkanı    Savaş bitti, gözler Irak’ın yeniden yapılandırılmasında… Doğal olarak Türk iş dünyası da bu yeni pazarı yakından izliyor, olası fırsatl...

Son Güncelleme: 01.06.2003

Vural Akışık / Türk-Amerikan İş Konseyi Başkanı  
 
Savaş bitti, gözler Irak’ın yeniden yapılandırılmasında… Doğal olarak Türk iş dünyası da bu yeni pazarı yakından izliyor, olası fırsatları değerlendirmek istiyor. Ancak, ABD ile gerginlik nedeniyle iş alamama endişesini taşıyanlar da var. Türk-Amerikan İş Konseyi Başkanı Vural Akışık ise çok umutlu. Irak’ın yıllık petrol geliri olan 20-40 milyar dolarlık bir pazarda Türkiye’nin de şansının olacağını düşünüyor. Özellikle inşaat ve gıda sektörlerini şanslı buluyor. Bunun yolunun ise ana müteahhitlerin alt şirketleri olmaktan geçtiğini söylüyor.  
 
Aslında hesaplar daha savaş startı verilmeden başlamıştı. ABD’de harekat planlarıyla birlikte yeniden yapılanma, savaş sonrası işlerin nasıl yürüyeceği de planlanmıştı. Hatta “Irak’ın Geleceği” (Future of Iraq) adlı bir projeyle, işin daha da detaylarına inilmişti. Bu konudaki çalışmamızın ayrıntılarını geçen ayki dergide okumuştunuz. Future of Iraq, ABD’nin diğer devlet kurumlarıyla işbirliği içinde, insan kaynaklarından inşaata, her alana yönelik çalışmalar yapıyor.  
 
İşin püf noktasını da bu çalışmalar oluşturuyor. Dünyanın dört bir yanındaki şirketlerin gözü bu yeniden yapılanmanın ortaya çıkaracağı pazarda. İnşaattan, telekomünikasyona; tekstilden, gıdaya çok sayıda sektörü ilgilendiren bu pazardan pay alacakları ise doğal olarak ABD belirleyecek. Bu konuda görevlendirilen kurumlar ve liderler var.  
 
Türk iş dünyası ise ABD ile olan gerginliğin yarattığı endişe nedeniyle bu pazar konusunda çok umutlu görünmüyor. ABD’nin Türk şirketlerine seviyeli yaklaşacağını düşünenler var.  
 
Ancak, bu ülkeyi ve ilişkileri çok yakından tanıyan Türk-Amerikan İş Konseyi Başkanı Vural Akışık biraz daha iyimser konuşuyor. Akışık, Türk-Amerikan ilişkilerinin eski düzeyinde olmasa bile gelecekten son derece iyimser olduğunu söylüyor. Çünkü Akışık’a göre, her 2 ülkenin birbirlerine halen ihtiyacı devam ediyor.  
 
İnşaat alanında Türkiye’yi çok avantajlı gören Vural Akışık, Irak’la iş yapmak isteyen Türk şirketlerine çok önemli mesajlar verdi.  
 
Amerikalılar, Türk-Amerikan ilişkilerinin zedelendiğini ve hayal kırıklığına uğradıklarını söylüyorlar. Bu hayal kırıklığı, Irak’ın yeniden yapılandırılmasında Türkiye’ye yansıyacak mı?  
 
Irak olayında Türkiye’nin ikinci tezkereyi geçirmemesi nedeniyle, Amerikalılar’ın, “Beklenmedik durumlarda, bu ortaklığa, işbirliğine, her zaman kayıtsız koşulsuz bir ittifak olacaktır” biçiminde bakmayacakları görüldü. Dolayısıyla, bu ittifak, o anlamda bir stratejik işbirliği olmaktan çıkmıştır.  
 
Ancak, Amerika’nın, Ortadoğu’da çıkarlarını koruyabilmesi, 3 ülkeden en az birisiyle, fakat mümkünse üçü, değilse ikisiyle bir görüş birliğinde olması gerekiyor. Bu 3 ülke, İran, Irak ve Türkiye’dir. Bu 3 ülke, Amerika’nın Ortadoğu stratejisi açısından temel ülkelerdir.  
 
Amerika’nın İran ile olan durumunu biliyoruz. Irak da ne olacağını bugünden yarına tam göremiyoruz. Dolayısıyla, Amerika’nın Ortadoğu’da hala ciddi anlamda Türkiye’ye ihtiyacı vardır. Irak’ta bir temel kurduğu zaman, bu ihtiyaç dünkü kadar çok olmayacaktır. Ama kesinlikle ihtiyacı vardır.  
 
Bir de Türkiye’nin kalkınmasında ve ekonomik sıkıntılarda destek sağlamada, Amerika her zaman önemli yardımcı olmuştur. Bundan sonra da Türkiye’nin bu kuruluşlardan destek ihtiyacı olacaktır. Dolayısıyla, Türkiye’nin Amerika’ya, Amerika’nın da Türkiye’ye ihtiyacı vardır.  
 
Bir de Türkiye’nin kuzeyi ve kuzeydoğusu var. Kafkaslar bölgesi, Türki cumhuriyetleri var. Türkiye’nin buradaki stratejik konumu da, Amerika için vazgeçilmez bir önemdedir. Bu ülkeler, Amerika’nın dış politikasında “pivot” rol oynayacaklardır. Türkiye de, uluslararası ilişkiler tanımıyla “pivot” ülkedir. Amerika’nın da böyle bir ülkeyle yakın bir ittifak içerisinde olması, kendi çıkarınadır.  
 
İlişkilerin düzeyi, Irak’ın yeniden yapılanmasına nasıl yansıyacak?  
 
Irak’ın yeniden yapılandırılmasında söz sahibi olan Amerika, resmi açıklamalarıyla durumu netleştirmiştir. Irak’ın yeniden yapılandırılması, geçici olarak 3, kalıcı olarak 2 kuruluş tarafından biçimlendiriliyor.  
 
Geçici olan, önümüzdeki 6 aylık süre için geçerli olacak BM gıda yardımıdır. Irak’ın petrol satışından BM’de 3.2 milyar dolarlık parası vardır ve önümüzdeki 6 ay içerisinde, bu parayla Irak’a ilaç ve gıda yardımı yapılacaktır.  
 
Bu harcamaların beşte biri, Türkiye üzerinden Kuzey Irak’a yapılacaktır. Ve bu da önümüzdeki 6 ay için 600 milyon dolarlık bir tutardır. Tabii Türkiye, 600 milyon dolarlık malın sağlandığı ve taşındığı ülke konumundadır. Bu program önümüzdeki 6 ay devam edecek ve bitecek.  
 
Kalıcı yeniden yapılanma nasıl işleyecek?  
 
Kalıcı olarak da, Irak’ın yeniden yapılandırılması 2 ayrı konuda olacak. Bunlardan bir tanesi, petrol ve petrolle ilişkili olanlar. Petrol kuyularının yeniden yapılandırılması, yeni kuyularının açılması, petrol rafinerilerinin kurulması ve boru hatları vs. Bu işler, Amerika Savunma Bakanlığı’na bağlı Army Corps. of Engineers diye bir kuruluş tarafından yönlendirilecek.  
 
Diğer bayındırlık işleri, kentlerin yeniden yapılandırılması, tarımsal alanların, kanalların, barajların onarılması ve  telekomünikasyon gibi işler, Amerikan Dışişleri Bakanlığı’na bağlı AID denen kuruluş tarafından organize edilecek.  
 
AID’nin yönlendireceği işler için 6 tane ana müteahhit seçildi. Bunların tamamı Amerikalı kuruluşlar. Bunlara bir İngiliz şirketi de eklenebilecek. Bu 6-7 şirket, idareyle anlaşmalarını yapacaklar ve kendi koordinasyonları altında işleri alt müteahhitlere verecekler.  
 
Yine bugün Amerika’nın kararına göre, bu ana müteahhitler, ancak koalisyon ülkeleri müteahhit şirketleriyle çalışabilecekler. Türkiye’yi de burada kabul ediyor.  
 
İkinci bir kısıtlama da, Irak’tan iş alacak, almak isteyen firmaların AID’ye kaydolmaları gerekiyor. Bu kayıtları yaptırmış olan firmalar, gidip ana müteahhitlerle görüşerek, onların ihalelerinde taşeron olarak işe alabilecekler. Koalisyon üyesi olmayan ülkelere ait şirketler ise iş almayacaklar. Örneğin, bir Fransız, bir Alman şirketi, bugünkü kurallar çerçevesinde iş alamayacak. Bir başka kısıtlama da şöyle, Amerikalı müteahhitler, ancak işlerin yarısını taşeronlara verebilecek.  
 
Koalisyon ülkeleri de belli. Tür şirketlerinin buradaki şansı nedir?  
 
Koalisyonda Türkiye dışında, Polonya, İspanya, Yeni Zelanda gibi ülkeler var. Lojistik konuma bakıldığında, iş yapmada Türk müteahhitleri kadar avantajlı başka ülke kuruluşu yok. Türkiye’nin koalisyon içerisinde kabul edilebilir olması önemliydi.  
 
Bundan sonrası artık ana müteahhit ile alt müteahhit arasındaki ticari anlaşmalara kalmış. Bu ticari anlaşmalarda Türkiye lojistik olarak avantajlı.    
 
Irak’ı bilen, kültürünü bilen, orada iş yapmasını bilen Türk ekiple mi çalışacaksınız, yoksa Yeni Zelanda inşaat ekibiyle mi çalışacaksınız? Onların da alt müteahhit olma hakkı var ama malzemeler ta oralardan taşınmayacak.  
 
En çok iş, inşaat sektöründe mi gözüküyor?  
 
Evet, öyle ve uzun yıllar sürecek işler var. Büyük cirolar olacak ve Türkiye, bu pazardan ciddi miktarda pay alacak.  
 
Diğer sektörlerin rekabet avantajı için ne diyeceksiniz?  
 
Aynı durum söz konusu ama inşaat sektöründe olduğu gibi rekabetçi avantajımız yok. İnşaat sektöründe rekabetçi bir üstünlük durumu var. Telekomünikasyonda öyle bir üstünlüğümüz olursa, orada da iddialı oluruz. Diğer sektörleri çok iyi bilmiyorum ama inşaatta Türk şirketlerini çok avantajlı görüyorum.  
 
Gıda sektörü de inşaat kadar avantajlı mı?  
 
Gıda sektöründe de kesinlikle avantajlı olduğumuzu söyleyebilirim. İnşaat sektörünün sadece yapımı değil, inşaat malzemelerinde de aynı avantaja sahip olduğunu söylemek gerekiyor.  
 
Irak’ın yeniden yapılanmasında pay almak isteyen şirketlere siz konsey olarak ne tür bir hizmet veriyorsunuz?  
 
Bütün bu söylediklerimize konseyin web sayfasında yer veriyoruz. Başvuru yöntemlerini anlatıyor, ortak toplantılar düzenliyoruz.  Amerika’da yapılan toplantılarının içeriğini, çıkan sonuçların duyurularını yapıyoruz.  
 
Bir de Türk-Irak İş Konseyi’ni de unutmamak gerekiyor. Amerikan makamlarının karar verici oldukları için burada biz devrede oluyoruz ama bunu da Türk-Irak İş Konseyi’yle yakın bir işbirliği içerisinde yapıyoruz. Bir süre sonra bu kararlar, demokratik Irak makamları tarafından verilmeye başlandığı zaman, DEİK bünyesi altında çalışan Türk-Irak İş Konseyi, aynı hizmeti Türk işadamlarına vermeye devam edecek.  
 
Ne tür toplantılar organize ediyorsunuz?  
 
İş Konseyi’nin alt birimleri var. Özellikle inşaatın başında başkan yardımcısı arkadaşlarımızdan Süreyya Yücel Özden var. O yıllarca Amerikalı ve Türk müteahhitleri arasındaki ortak iş alanlarını belirlemekte çalışıyor. Bu birim gayet etkin çalışıyor ve Türk müteahhitlere yardımcı oluyor.  
 
Şu ana kadar somut bir iş alımı oldu mu?  
 
Şu ana kadar Amerika’nın verdiği bir proje var. Onu da Bechtel’e verdi. Bu da yapılacak işlerin envanterini, bütçesini çıkarmak ve fizibilitelerini yapmakla sınırlı. Şu anda proje çalışmaları yapılıyor ve alt işlemler henüz müteahhitlere verilmiş değil. Daha işlerin çok başındayız.  
 
PAZARIN YILLIK BÜYÜKLÜĞÜ 40 MİLYAR DOLARA ULAŞABİLİR  
 
Irak’ın yeniden yapılanmasının yaratacağı parasal büyüklük konusunda bir tahmin yapmak mümkün mü?
 
 
Bugünkü OPEC kotalarıyla bakıldığında, Irak’ın petrol satışlarından elde edeceği yıllık tutar 20 milyar doların üzerinde. OPEC kotalarının aşılması durumunda, bu rakam 30-40 milyar dolara çıkabilir. Irak, bu paranın önemli bir bölümünü yeniden yapılanmaya harcayabilir. Burada yıllarca sürecek bir yapılanmadan bahsediyoruz.  
 
Türkiye’nin Irak’la ticaret hacmi 1991 savaşı öncesinde milyarlarca dolar düzeyindeydi. Sizce yeniden eski düzeyler yakalanabilir mi?  
 
Her ülkenin en büyük ticari ortağı, yandaki komşularıdır. Alım gücü yüksek, zengin bir Irak, Türkiye’nin de çok büyük bir ticari ortağı olacaktır. Biz Irak’la, BM ambargo koyduğu için ticaretimizi azaltmıştık. Irak’ın doğal ticari partneri Türkiye olacaktır. Körfez Savaşı öncesindeki ticari hacmin, önümüzdeki dönemde 2-3’le çarpılması hiç sürpriz olmaz.  
 
“ABD TÜRKİYE’YE HER ZAMAN YARDIM EDER”  
 
Türkiye’nin ekonomik sorunları ve dolayısıyla dış yardıma ihtiyacı var. Önümüzdeki dönemde IMF ve Dünyası Bankası’ndan destek konusunda ABD Türkiye’ye yardımcı olacak mı?
 
 
Tabii olacak… Amerika’nın çıkarı, Türkiye’nin istikrarlı olmasıdır. Türkiye, istikrarsız olursa, bölge istikrarına da önemli etkide bulunur. Zaten çok istikrarsız olan bölgeye daha da büyük bir istikrarsızlık getirir. Dolayısıyla, Amerika, Türkiye’nin istikrarının bozulmaması için her türlü politik ve ekonomik desteği verecektir.  
 
Kaldı ki, 1 milyar dolarlık hibe veya 8.5 milyar dolarlık kredi desteği de krizin en ağır günlerinde, savaşın nasıl biteceğinin belli olmadığı bir dönemde Amerikan kongresinden geçmiştir. Bunun çıkmasının tek nedeni, Türkiye’nin istikrarlı kalması için Amerika’nın verdiği destektir.  
 
 
 
  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER