Capital'e abone olun.
OYUNCU SAYISI NASIL DEĞİŞECEK?

Oyuncu Sayısı Nasıl Değişecek?

Türkiye’de sektör büyüklükleri gelişmiş ülkelere göre daha küçük olmasına rağmen, oyuncu sayısı çok daha yüksek. Ancak, uzmanlar, bu durumu, gelişme sürecinin bir sonucu olarak değerlendiriyor. Öze...

Son Güncelleme: 01.07.2007

Türkiye’de sektör büyüklükleri gelişmiş ülkelere göre daha küçük olmasına rağmen, oyuncu sayısı çok daha yüksek. Ancak, uzmanlar, bu durumu, gelişme sürecinin bir sonucu olarak değerlendiriyor. Özellikle dengelerin kimi sektörlerde büyük oyuncuların gücünü artırması ve küçük oyuncu sayısının azalması, kimi sektörlerde de büyük oyuncuların arasına yenilerinin katılması bekleniyor. Türkiye’de havayolu taşımacılığına 3-4 şirketin ayakta kalacağı öngörülüyor. Sigortada ise 5 büyük şirketin yanı sıra varlığını sürdürebilecek küçük oyuncu sayısının iki elin parmaklarını geçmeyeceği tahmin ediliyor.

Pegasus’un yönetim kurulu başkanı Ali Sabancı, Capital’e verdiği bir söyleşi de “1985’ten bu yana 26 havayolu şirketi batmış, kapanmış…Türkiye’de şu anda 14 lisanslı havayolu taşıyıcısı var. Bir konsolidasyon olabilir. Bu alanda en fazla 3-4 oyuncunun ayakta kalacağını düşünüyoruz. Biz satın alınan değil satın alan şirket olmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz” diyerek sektörün kaldırabileceği ideal şirket sayısına dikkat çekiyordu.

Benzer bir durumun teknoloji marketleri işinde de geçerli olduğunu Teknosa’nın genel müdürü Mehmet Nane de şu şekilde ifade ediyor: “Gelişmiş pazarlarda en fazla 4-5 teknoloji marketi ayakta kalabiliyor”

Kısacası her sektörün her pazarın belli sayıda oyuncuyu taşıma kapasitesi var… Çünkü, globalleşme oyunun kuralını hemen hemen her sektörde değiştirdi. Rekabet finansman yapısı kuvvetli olmayan şirketler ayakta kalmakta zorlanıyor. İstatistiklere göre de Türkiye’de günde ortalama 150 işletme kuruluyor. Bu işletmelerin yüzde 80’i ise ilk 5 yıl içinde yok oluyor.

Aslında Türkiye’de hemen hemen her sektörde şirket sayısı, Avrupa ülkelerinin oldukça üstünde. Uzmanlar bu durumun yanıltıcı olduğunu düşünüyor. Onlara göre Türkiye’de sektör büyüklükleri gelişmiş ülkelere göre daha küçük olmasına rağmen, şirket sayısının fazla…Ve onlara göre bu durum gelişme sürecinin bir sonucu.

Son dönemde Türkiye’nin konjontürel açıdan olumlu sinyaller vermesi de Türkiye’de sektörlerin cazibesini artırıyor. Bu nedenle hemen hemen her sektörde oyuncu sayısı oldukça fazla ve şirketler pastadan pay alabilme yarışında. Ancak henüz dengelerin tam oturmadığı sektörlerde, şirket sayısının konsolidasyon yoluyla azalacağı görüşü hakim.

Sektörlerdeki oyuncu sayısının önümüzdeki dönemde nasıl değişeceğini ve hangi şirketlerin ayakta kalacağını araştırdık.

Perakendenin Yarını
Türkiye’de perakende sektöründeki oyuncu sayısı aslında gelişmiş ülkelerle paralellik gösteriyor. Ancak, gelişmiş ülkelerde sektörün 3-4 oyuncusu pazarın yüzde 70 ya da 80’nine hakim olurken, Türkiye’de 4 büyük oyuncunun toplamı pazar payı yüzde 6’lar seviyesinde. Bu durum sektörde dengelerin henüz tam oturmamasından kaynaklanıyor. Metro Group Türkiye Temsilcisi Nurdan Tümbek Tekeoğlu da perakende sektörünün doygunluğa ulaştığı ülkelerde de Türkiye’de olduğu gibi 3-4 büyük oyuncunun olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Ancak orada önce çok ciddi hareketler yaşandı, pazardaki oyuncu sayısı 10’ların üzerine çıktı. Sonra nihai olarak 3-4 büyük oyuncu pazara hakim oldu.”

Türkiye’de bu anlamda henüz ciddi bir rekabet yaşanmadığına değinerek “Önümüzdeki dönemde perakendecilikte rekabetin çok daha çetin bir hal almasını ve oyuncu sayısının artmasını bekliyoruz” diyor. Gıda perakendeciliğinde irili ufaklı 60 kadar market zinciri var. Gelecekte bunlar arasında konsolidasyon yaşanması ve oyuncu sayısının azalması ihtimali yüksek.

Organize perakende Türkiye’de hala bakir alanlardan biri olarak dikkat çekiyor. 4 büyük oyuncunun faaliyet gösterdiği sektörde, yeniliklerin yaşanması bekleniyor. Türkiye’de Avrupa standartlarında harcama yapan yaklaşık 12 milyon kişilik bir tüketici grubunun olması da bunu destekliyor. Tekeoğlu, bu kitlenin tamamının Türkiye’nin büyük şehirlerinde olduğunu düşünmenin yanlış olduğunu belirtiyor. Anadolu’nun da keşfedileceğine değinerek şunları söylüyor: “Anadolu’daki müşteri potansiyeli yabancıların ilgisini çekiyor. Yabancı yatırımcıları Türkiye’de daha çok göreceğiz. Pazarda bugün var olan denge uzun süre devam etmeyecek.”

Beyaz Eşyada Neler Olacak?
Beyaz eşya sektörü son yıllarda çok daha rekabetçi bir yapıya kavuştu. Özellikle inşaat sektöründeki hareketlilikle ve ankastre ürünlerin öne çıkması, üst gelir grubunda rekabeti artırdı. Ancak her ne kadar pazar hareketli olsa da yeni oyuncuların sektörde yer edinmesi pek kolay olmadığı için beyaz eşyanın 3 büyük oyuncu ile yoluna devam etmesi bekleniyor.

BSH İcra Kurulu Başkanı Norbert Klein “Türk beyaz eşya sektörünü, 3 büyük kuruluşun markaları elinde bulunduruyor. Önümüzdeki dönemde de bu 3 şirketin pazara hâkim olmaya devam edeceğini düşünüyoruz” diyor. Gelişmiş ülkelerde de benzer bir yapının olduğunu belirtiyor. Klein, “Türkiye’de pazarın yaklaşık 4’te 1’ini elinde bulunduran BSH olarak yalnız Almanya’da değil, Avrupa’da da pazarın lideriyiz” diye konuşuyor.

Beyaz Eşya sektörün dünya çapında ise 10 kadar önemli oyuncu var. Electrolux, BSH, Whirpool, Haier, Miele bu global oyuncular arasında öne çıkan bazıları.

Beyaz eşya gibi oyuncu sayısının azalmayacağı bir diğer sektör ise kozmetik… Kozmetik dünyada da irili ufaklı çok sayıda marka ve şirketin yarıştığı bir sektör. Türkiye’de de sektör şirket ve marka açısından zengin. FlorMar Pazarlama Müdürü İlke Aksoy, Türkiye’de kozmetik sektöründe majör denebilecek 10 oyuncu olduğunu dikkat çekiyor ve ekliyor: “Kozmetikte bizim tespit edebildiğimiz 400’e yakın marka mevcut ancak, FlorMar’ın bulunduğu segmenti yaklaşık 9 büyük oyuncu paylaşıyor. Şu anda pazarın doygun bir yapısı var.” Kozmetik sektöründe majör oyuncuların yerlerini koruyacakları düşünülüyor. Kozmetik pazarından küçük de olsa pay alan 400’e yakın ithal ve yerli markanın ise yakın gelecekte de varlığını sürdüreceği düşünülüyor.

Temizlikte Yerli Farkı!
Kimi sektörlerde ise uluslararası oyuncuların gücüne rağmen yerel oyuncular yaratıcılık, fiyat gibi silahları iyi kullanarak varlıklarını sürdürebiliyorlar. Örneğin, temizlik ürünleri uluslararası şirketlerin hâkim olduğu bir sektör. Dünya çapında organizasyonu sahip bu şirketler sadece Türkiye’de değil, faaliyet gösterdikleri ülkelerde de pazarın büyük bir bölümüne hitap ediyor. Türkiye’de temizlik ürünleri pazarının yüzde 60’ına Unilever, P&G, Reckitt Benciser sahip. Geriye kalan yüzde 40 ise yerel şirketler tarafından bölüşülüyor. Yerel şirketler private label ürünlerde öne çıkıyorlar. Ancak private label ürünlere ilgi artsa da temizlik ürünlerinde oyuncu sayısının değişmesi beklenmiyor.
Uzay Kimya Satış ve Pazarlama Müdürü Erkan Özdemir, detarjan kategorisinde ise P&G, Unilever ve Henkel’in pazarın yüzde 60’ını elinde bulundurduğuna değinerek şöyle konuşuyor: “Bu kategoride de pazara yeni bir markanın girmesi olası değil. Uluslararası şirketlerin yüksek bütçeli, agresif pazarlama faaliyetleriyle rekabet etmek yeni oyuncular için çok zor. Temizlik ürünlerinde ancak birleşme satın almalarla oyuncu sayısında değişiklik olabilir.” Temizlik ürünleri sektöründe oyuncu sayısının yakın vadede değişmeyeceği düşünülüyor.

Yine uluslararası oyuncuların hâkim olduğu reklâm sektöründe ise tam tersi bir durum söz konusu. Reklâmcılıkta yerel şirketlerin yıldızı parlıyor. MARKA İletişim Hizmetleri Başkanı Hulusi Derici, sadece reklâmda değil bütün sektörlerde şirket sayılarında bir azalma olmayacağı görüşünde. Ona göre, reklâm sektörüne de şirket sayısı azalmayacak. Özellikle yerel şirketlerin yaratıcı ve hızlı karar alabilen yapıları sonucunda elde ettikleri başarılardan cesaret alan yeni şirketler kurulacak.

İçecekte Artış Beklenmiyor “
Türkiye meyve suyu ve nektar pazarında da büyük oyuncuların hâkimiyeti var. Coca Cola (Cappy), Dimes, Tamek ve Aroma’nın toplam pazar payı yüzde 75’i buluyor. Türkiye’de 8 litre olan kişi başı yıllık ortalama tüketim miktarının, Avrupa’da 22 litre civarında olduğu düşünüldüğünde sektörün büyüme potansiyeli ortaya çıkıyor. Ancak Türk toplumunun tüketim alışkanlıkları, gelir düzeyi, içecek kültürü, sosyal yaşam biçimi gibi değerler göz önüne alındığında bu potansiyelin açığa çıkmasının zaman alacağı düşünülüyor.

Dimes Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Ozan Diren, şu an için olması gereken seviyenin çok altında olan pazar hacminin, daha fazla büyük oyuncuyu kaldırmasının mümkün olmadığına değinerek şöyle konuşuyor: “Pazar payları yüzde 1 ile 10 arasında değişen 10’dan fazla şirket var. Rekabetin arttığını ve meyve suyu sektöründeki kurulu kapasitenin, tüketimi en az 2-3 yıl daha karşılayabilecek durumda olduğunu düşünürsek ortaya çıkan tabloyu okumak çok da zor değil. Dolayısıyla şu anda orta ve küçük hacimde üretim yapan diğer oyuncular pastadan daha fazla pay alamıyor, daha ziyade bölgesel kalıyorlar. Kişi başı yıllık tüketim miktarı 15 litre seviyelerine yükselmedikçe, pazara yeni giren şirketlerin pazarda çok fazla şansı olmayacağını düşünüyoruz.”

Havada Kapasite Hesabı
Özel havayollarının faaliyete geçmesiyle havayolu taşımacılığında yeni bir dönem başladı. Birbiri ardına kurulan havayolu şirketleri, pazardan pay alma yarışına girdiler. Yakın gelecekte, Türkiye’de çok daha fazla sayıda ilin hava yoluyla birbirine bağlanacağı tahmin ediliyor. SunExpress Genel Müdür Yardımcısı Hacı Say, pazarının gelişmesini çok dikkatli incelemek gerektiğini belirterek şöyle devam ediyor: “İç hatlarda faaliyete geçen ilk özel havayolları yoğun bir rekabetle karşılaşmadığı için normal bilet fiyatlarıyla uçmaya başladılar. Sektörde yer alan firmaların ve dolayısıyla rekabetin artmasıyla birlikte işletmeler low-cost dediğimiz ucuz bilet stratejisine kaydı. Bu açıdan baktığımızda ve Türk Hava Yolları’nı ana oyuncu olarak sayarsak, 4 büyük oyuncu olduğunu görüyoruz; SunExpress, Atlas Jet, Pegasus ve Onur Air.”

Avrupa’daki Ryanair, Air Berlin gibi büyük ve low-cost (düşük fiyat) şirketlerin Türkiye’ye ilgi duyması bekleniyor. EasyJet’in de yakın bir zaman önce Türkiye’de uçmaya başlaması bu görüşü destekliyor. Pazara yakın gelecekte birkaç yabancı oyuncunun daha katılabileceği belirtiliyor. Ancak pazarın şu an için taşıyabileceği şirket sayısı “bir elin parmakları kadar”…Yani iç pazarın büyüklüğü 5’ten fazla oyuncuyu taşıyabilecek hacimde değil. Pazarda 5’ten daha fazla oyuncuya yer açılabilmesi ancak Türkiye’nin büyümesi ve insanların refah düzeyinin artmasıyla mümkün.

Kuyuma 15 Şirket Yeter mi?
Kuyumculuk aslında Türkiye’de en eski sektörlerden biri. Ancak bundan 10 yıl öncesine kadar çok fazla gündeme gelmiyordu. Küçük atölyelerin hakim olduğu bir sektör görünümündeydi. Şirketlerin markalaşmaya yatırım yapması ve koleksiyonlarını çeşitlendirmesiyle sektör ön plana çıkmaya başladı. Sektörde iç pazarın büyüklüğünün 10 milyar dolara yaklaştığı söyleniyor. İhracatın ise 1 milyar 200 milyon dolara ulaştığı tahmin ediliyor. Turistlerin yaptığı alışverişler ve bavul ticareti de hesaba katıldığında dış pazara yapılan satışlar 2,5 milyar doları aşıyor.

Sektörün en önemli markaları arasında Goldaş, Gülaylar, Atasay, Favori, Altınsay, Arpaş bulunuyor. Goldaş CEO’su Sedat Yalınkaya, binlerce kuyumcu dükkânı içinde daha büyük ölçekli firma sayısının 100 ile 150 arasında olduğunu söylüyor. Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu arasında Goldaş’ın başı çektiği 4 mücevherat şirketi olduğuna değinerek şöyle konuşuyor: “Bu önemli bir gösterge ve bu sayı önümüzdeki dönemde daha da artacağını tahmin ediyorum. Çünkü Türkiye’de mücevherat özellikle de altına talep çok yüksek. Büyük firmaların ortaya çıkmasıyla, tüketicilerin takı ve aksesuar alışverişindeki beklentileri değişti. Tasarımdan beklentileri arttı.”

Büyük firmaların sayısı hala çok fazla değil. Mücevherat Türkiye’de hızla büyüyen ve potansiyeli yüksek bir iş alanı olarak dikkat çekiyor. Sektördeki yöneticiler sektörün daha fazla büyük oyuncuyu taşıyabileceğini düşünüyor. Sektörde 10-15 büyük yerli markaya yer olduğunu tahmin ediyorlar. Goldaş’ın CEO’su Sedat Yalınkaya, “Sektörde daha yapacak çok şey var. Ancak bu konuda en önemli noktalardan biri sektöre girecek yeni firmaların kalıcı olabilmesinde markalaşmaya ve tasarıma yatırım yapmaları büyük önem taşıyor” diye konuşuyor.

Çikolata 10 Devi Taşır mı?
Çikolata ve şekerleme sektöründe her ne kadar merdiven altı üretim yapan çok sayıda küçük işletme olsa da bu şirketlerin pazardan aldığı pay oldukça düşük. Çikolata da Türkiye’de Nestle ve Milka (Kraft) olmak üzere 2 yabancı, Ülker, Eti ve Şölen olmak üzere 3 yerli oyuncu var. Pazarın toplam büyüklüğü 70 bin ton ve bu da 500 milyon dolarlık bir iş hacmine karşılık geliyor. Çikolata ve çikolata kaplı ürünler pazarının yüzde 57’sini Ülker elinde tutuyor. Onu Nestle, Kraft ve Eti izliyor. Şölen Çikolata Pazarlama Müdürü Sıtkı Seviş, “Sektördeki ilk 3 şirket toplam pazarın yüzde 80’ini oluşturuyor. Gelecekte de bu yapının süreceğini düşünüyoruz. Yine bu şirketler söz sahibi olacak.” diyor. Dünyada ise sektördeki Nestle, Mars, Ferroro, Hershey, Cadbury, Kraft gibi büyük şirketler pazarı yönlendiriyor. Seviş, “Çikolata işinde 3 büyük global oyuncu kimi ülkelerde pazarın yüzde 40’ını, kimi ülkelerde yüzde 30’unu ve kimi 10’nu kontrol ediyor” değerlendirmesini yapıyor. Ülker’in yüzde 60’ı aşan pazar payı var.

Bu nedenle Nestle, Eti, Kraft gibi şirketler pazar liderin pastasından pay koparmaya çalışıyor.
Türkiye’de 2003’te çikolata ve çikolatalı ürünler pazarının büyüklüğü 50 bin tonun üzerinde ve 350 milyon dolardı. Yani pazar 8-10 büyük oyuncuyu rahatça taşıyabilecek bir hacme sahip. Bu nedenle çok cazip. Sektördeki yöneticiler küçük oyuncuların bazılarının pazar paylarını artırabileceğini, bazı yerli ve yabancı markaların büyük oyuncular ligine tırmanabileceğini düşünüyorlar.

İnşaatta Eleme Olacak
Son yıllarda çok hızlı gelişen gayrimenkul sektörü yavaş yavaş kendi oyuncularını yaratıyor. Sektörde 100 kadar büyük ve orta ölçekli şirketin varlığından söz etmek mümkün.

Ancak Kayı Gayrimenkul Genel Müdürü Mehmet Hürbaş, Türk Yapı Sektörü 2006 raporuna göre, inşaat sektörüne girişte bir eğitim standardının veya asgari koşulların bulunmamasının, müteahhitlik firmalarının sayısının her geçen gün hızla artmasına neden olduğunu söylüyor. Türkiye’de müteahhit sayısının 200 bini aştığına değinerek şunları söylüyor: “Bu işin eğitimini almayan, referansları olmayan, kökü bu sektöre dayanmayan firmaların sayısında ciddi bir artış var. Özellikle son dönemde bu firmaların sayısı hızla tırmandı.”

Bu durumun daha önce farklı sektörlerde de gündeme geldiğini ve ekonomik krizlerde bu firmaların piyasadan silinmek durumunda kaldığına dikkat çekerek şöyle devam ediyor:

“Şu anda da inşaattaki canlılık pek çok farklı sektörde bulunan şirketlerin yönünü inşaata ve müteahhitlik sektörüne çevirdi. Ancak ben tüketicinin de deprem sonrasında edindiği konut bilinciyle hareket ederek gelip geçici firmalara prim vermeyeceğini düşünüyorum. Sektörde orta ve uzun vadede doğal bir eleme olacağını düşünüyorum. Referansları güçlü olan, tüketicinin güvenini kazanmış kendini ispat etmiş, finansal alt yapısı güçlü olan firmalar varlıklarını sürdürecektir.”

Bugün 1 milyon 300 binden fazla insana istihdam sağlayan sektörde yakın gelecekte şirket sayısının azalacağı ve ayakta kalanların hızlı büyüyeceği beklentisi hakim.

Hazır Giyime 100 Yeter
Hazır giyim son yıllarda yabancı şirketlerin yoğun ilgi gösterdiği alanların başında geliyor. Birbiri ardına Türkiye’ye gelen hazır giyim şirketleri pazardan pay almaya çalışıyor. Bu da şirket sayısını artırıyor. Hazır giyim sektöründe Koton, Boyner, Mudo, YKM, Shaya, Zara, Collins, Mango, Collezione, LCW, LTB, Mavi gibi 50’ye yakın markalaşmış şirket faaliyet gösteriyor. Önümüzdeki 10 yılda ise küçülme beklenmiyor, aksine sahaya yeni oyuncuların, özellikle yabancı markaların gireceği tahmin ediliyor. Sektör var olan firmaların en az 2 katı oyuncuyu taşıyabilecek potansiyele sahip. Sektörün önde gelen yöneticileri, yakın gelecekte hazır giyim perakendeciliğinde pazarda mağazalar zincirine sahip oyuncu sayısının 100’ü aşacağı tahmin ediyorlar.

Koton Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Yılmaz, sektörün taşıyabileceği oyuncu sayısına ilişkin şu değerlendirmeyi yapıyor: “Sektörün yüzde 50’sinin kayıt dışı olduğunu varsayarsak, daha alt segmentlere satış yapabilen firmaların Anadolu’da büyüme şansı yüksek. Pasta bu anlamda çok daha büyüyebilir. Gelişmiş ülkelerde ilk 5 büyüğün payı yüzde 80’ler seviyesinde. Ortak pazar avantajını iyi kullanıp, marka değerine yatırım yapıyorlar ve böylece yüksek penetrasyona ulaşabiliyorlar.”

Türkiye’de erkek giyiminde 20’ye yakın büyük ve orta ölçekli yerli oyuncu var. Damat, Sarar, İGS, Kiğılı, Süvari gibi bu markalar hem yurtiçi satışlarında hem ihracat rakamlarında başarılı bir performans sergiliyor. ORKA Group Genel Koordinatörü Osman Arar, konuya ilişkin değerlendirmesi ise şöyle:

“Hazır giyim sektörü gücünü iki ayrı pazardan alıyor. Birincisi kendi ülkemizin ulusal pazarı… İkincisi de 20 yıllık tecrübenin sonucunda çevre ülkelerde oluşturduğumuz pazar. Coğrafi konumu Türkiye’deki hazır giyim şirketlerinin hem Ortadoğu hem Avrupa ülkelerinde sağlam bağlantıları var. Erkek giyimindeki 20’ye yakın orta üstü ve büyük oyuncu marka mevcut. Bu iki pazarda yer alacak markalar doğru stratejilerle devamlılıklarını koruyabilirler.”

Cemal Ererdi/Axa Oyak Genel Müdürü

Sigortada Sadece 10 Şirket Mi Kalacak?
Axa Oyak Genel Müdürü Cemal Ererdi, Türkiye’de 53 sigorta şirketi olduğunu ancak pazarda ideal büyük oyuncu sayısının 5 olduğunu söylüyor ve pazarın bu kadar çok sayıda küçük oyuncuyu taşıyamayacağını düşünüyor. Bu nedenle yakın zamanda satın alma ve birleşmelerin hızlanacağını tahmin ediyor. Ererdi, konu ile ilgili değerlendirmelerine şöyle devam ediyor:

Konsantrasyon Daha Önemli
Türkiye’de 53 sigorta şirketi var. Ancak bir pazarda konsantrasyon şirket sayısından çok daha önemli. Avrupa’da her bir pazarda ilk 5 şirketin o ülkedeki toplam prim üretiminin yüzde 50’sinden fazlasını elde ettiği görülüyor. Bunu sadece hayat dışı branşlar olarak incelersek, her ülkedeki 5 şirketin ortalama pazar paylarının yüzde 58 olduğunu dikkat çekiyor.

Benzer Bir Gelişme Var
Türkiye’de de sektörde benzer gelişme olduğunu ve ilk 5 şirketin toplam prim üretiminin elementer branşta yüzde 50,56’sını elde ettiğini, hayatta ise ilk 5 şirketin ise toplam prim üretiminin yüzde 55,83’üne sahip olduğunu görüyoruz. İlk 10’da ise elementerde yüzde 77 ve hayatta yüzde 81’i aşan pazar payı elde ediliyor.

Yeni Rekabet Ortamı
 Şu dönemde görülen en önemli gelişme, orta ve altındaki şirketlerin ölçek ekonomisi kurallarının dışında kalmaları nedeni ile ya birleşme ya da satın alma hedefi haline gelmeleri. Bu gelişmelerden sonra sektöre girecek olan büyüklerin ilk 5 ya da ilk 10 şirket arasında yer almak istemeleri yeni rekabet ortamı yaratacak.

Hangi Şirketler Ayakta Kalacak?

Akaryakıt
Avantajlı oldukları faaliyet sahası paralelinde, sermayesini optimum kullanacak bölgesel şirketler güç kazanacak. Düşük sabit giderlerle maliyet avantajı yaratan veya özel fiyatlandırma anlaşmaları ile büyük müşterilere fiyat avantajı yaratabilecek şirketler başarılı olacak.

Beyaz Eşya
Rekabet arttıkça, daha yaratıcı ve tüketicilerin hayatı kolaylaştıran ürünleri sunanlar öne çıkacak. Tüketici nezdinde kendini farklılaştırabilenler ayakta kalacak. Ölçeğin önemli olduğu sektörde büyük oyuncular varlıklarını sürdürebilecek.

Demir-Çelik
 Sektörde ise üretim ve ticaret küresel değerlendirilmeye başlandı. Sadece yerel pazar için üretim yapan şirketi sayısı azaldı. İÇDAŞ Genel Müdürü Bülend Engin, “Artık lokal değil küresel oyuncuların dönemi” diyor. Bu doğrultuda Avrupa’da şirket satın alma yoluyla büyümenin devam edeceği tahmininde bulunuyor.

Havayolu
Küçük uçakla daha az ama daha yerel uçan firmalar olacak. Tüm şehirler ya da büyük şehirler yerine belli birkaç noktaya düzenli ve low-cost uçan firmalar yer alacak. Böylece hem sabit ve sadık müşteri oluşturma imkânları olacak hem de sektördeki büyük oyuncuların uçmadığı bölgelerde pazara hâkim olacaklar.

İçecek
Bilinçli müşteri artık toz içecekler ve gazlı içeceklerden uzaklaşmaya başladı. Meyve suyu ve nektarlar ile fonksiyonel sıvı gıdalar ise büyüyen bir kategori haline geldi. Hammadde tedarikini ve meyve işleme prosesini kendi bünyesinde yapan üreticiler daha kontrollü yol alabilecekler.

Hazır Giyim
 Fiyat rekabeti ile satış verimlilik dengesini çok iyi oluşturan şirketler ya da küçük ölçekli ama çevik firmalar ayakta kalabilecek. Mağaza sayısı yüksek ve yaygın, global ölçek ekonomisini kullanabilen, müşteriyi çok iyi tanıyıp analiz edebilen, fark yaratma avantajını kullanabilen şirketler başarılı olacak.

Havayolu
Küçük uçakla daha az ama daha yerel uçan firmalar olacak. Tüm şehirler ya da büyük şehirler yerine belli birkaç yere düzenli ve low-cost uçan firmalar yer alacak. Böylece hem sabit ve sadık müşteri oluşturma imkânları olacak hem de sektördeki büyük oyuncuların uçmadığı bölgelerde pazara hâkim olacaklar.

Organize Perakende
 Müşteri memnuniyetini ilke edinen, müşterini anlayan ve ona en iyi hizmeti veren ayakta kalacak. Büyük oyuncuları bir tehdit olarak değil, fırsat olarak gören ve daha özellikli perakende faaliyetlerinde bulunan KOBİ’ler başarılı olacak.
 
Serdar Senemoğlu/İpekyol Genel Müdürü

Hazır Giyimde Konsolidasyona Gidilecek

Yurtdışında da Büyük 30 Şirket Var
 Pazar Amerika, Avrupa ve Asya üçgeninde farklılık gösterse de aslında genelde 30 kadar büyük oyuncunun mücadele ettiği bir sektör olarak düşünülebilir. Burada büyük oyuncu başına birden çok sayıda marka düştüğü göz önünde bulundurulmalı. En büyük oyuncular ABD’de bulunuyor. ABD 15, Avrupa 10 ve Asya’da 10 kadar büyük oyuncunun mücadele ettiği bir sektör olarak algılanabilir.

Yabancı Oyuncu Sayısı Artacak
 Hazır giyim sektöründe Türkiye’de rekabet eden 7 büyük oyuncu, 15’e yakın büyük grup sektörde faaliyet gösteriyor. Türkiye’de henüz sektörel konsolidasyon başlamadı. Orta dönemde bu sürecin hızlanmasını bekliyoruz. Bazı dünya markalarının iç pazarda kuvvetli ve dağıtım kanalları bulunan yerel markaları satın alarak pazara giriş yapabileceklerini ve dolayısı ile sektördeki büyük yabancı oyuncu sayısında artış yaşanacağını düşünüyoruz.

Şirketlerin Ciroları Artacak
 Türk markalarından da bir kısmının kendi aralarında konsolidasyona gideceğini tahmin ediyoruz. Büyük ölçekli firmalar ise Türk sermaye grupları tarafından satın alınarak çok hızlı bölgesel büyüme eğilimine girebilir. Büyük oyuncu sayıları çok artmasa bile oyuncu başına düşen cirosal büyüklüğün çok büyük oranda artacağı öngörülüyor.

Fadime Çoban Bazzal
fcoban@capital.com.tr

  

Etiketler:

İsminiz:

Yorumunuz:


FOTO HABER